Hayâ
Âbidesi
Nureddin YILDIZ
Güneş Tutulması da Ne?
İnsanlığın efendisi, âlemlere rahmet Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin vefatı neye benzetilebilir? O insanlığın efendisi ise, insanlık ve diğer âlemlerin rahmet sebebi ise, O’nun ölümü, âlem değiştirmesi sadece bir insanın ölümü olarak düşünülemez. Getirdiği Kur’an, kurduğu düzen, yetiştirdiği nesil, nurlandırdığı Medine, fethettiği Mekke, umutlandırdığı yürekler, sevindirdiği çocuklar, ayağa kaldırdığı kadınlar, hak hukuk sahibi haline getirdiği hay-vanlar… Hepsi göz önünde bulundurularak bakıldığında O’nun ölümü bir insan ölümü gibi kalmıyor. O’nun öldüğü gün, Medine’de güneş mi tutulmuştu, gökler mi büzülmüştü? O günkü acıya, o gidişe ne denebilir?
İnsanlık o gün, insan olarak yeryüzüne indiği andan beri en büyük acısını yaşadı. İnsanlığın o gidişten ne önce ne de sonra öyle bir acısı oldu. O hüznü tasvir etmek bile mümkün değilken, O’na kalplerini kilitleyen ashabı nasıl
dayandılar o hüzne? Nasıl delirmediler?
Nurlu Medine o gün ne garipti!
Cebrail’in gelişi yoktu artık. Başı daralan kadınlar, ağlayan çocuklar, yetimler kime sığınacaklardı? Bilal şakıyıp, uyandırır mıydı artık ümmeti? Sahibinden işkence çeken develer kime şikâyet edeceklerdi hallerini? Develerin dilinden bile anlayan kim olurdu ki?
Nurlu Medine o gün garipti.
Akıllarını yitirecekti sahabiler! Güneş tutuldu deseler ertesi gün yine açılır diye beklerlerdi. O gün başlarına geleni ifade bile edemediler. Güneş tutuldu mu, söndü mü? Adı ne olursa olsun onlar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi kaybetmişlerdi.
Dostların İlk İşi
O büyük acı haber öğleden önce duyulmuştu. Dostları, O’na can ve mal feda eden ashabı, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi vefat ettiği odada bıraktılar. Ailesinden Ali bin Ebi Talib radıyallahu anh ve diğerlerini de yanında beklettiler. O acının üzerinden saatler bile geçmemişti ki cenazenin üç yüz metre kadar yakınında Beni Said isimli kabileye ait bir çardakta toplandılar. Ebu Bekirler, Ömerler, Ensar toplandılar. Toplanma nedenleri üç yüz metre gerideki cenaze idi. Ama cenazeyi konuşmuyorlardı.
Toplantı öğlen ezanı okunmadan başladı. Hem parçalanacak gibi yüreklerini teskin etmeye çalışıyor, hem konuşuyorlardı.
Konuları ise bir tek başlıktan ibaretti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra ümmeti kim idare edecek? Ensar, muhacirler ve diğerleri.
İdealleri ve hayata bakışları duygularına hâkim olmuş, uğrunda can verdikleri Peygamber aleyhisselamın mübarek cesedi ile değil, davası ve kurduğu medeniyetin geleceği ile ilgileniyorlardı.
Konuştular, tartıştılar ve anlaştılar: Sağlığında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle en yakın olan, mağara arkadaşı, hicret yoldaşı Ebu Bekir ümmetin Peygamber aleyhisselamdan sonraki ilk lideri, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Halife’si oldu.
Ölümüyle beraber Nübüvveti de O’nunla gitti. Liderliği ve kurduğu medeniyetin sürdürülme görevi ise Ebu Bekir’e kaldı.
Mescid-i Nebi’de bütün Müslümanlar Ebu Bekir’e Müslümanların ilk Halifesi olarak Bey’at ettiler.
Baş belli olduktan sonra cenaze işine dönüldü. O gece o görev de bitirildi.
devam..