7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 25 (10 Kayıtlı ve 15 Misafir) bulunmaktadır.

Online   DeRCan, Efser, HamS, iklimya, kebirulcady06, nur talebesi, ramazanhos, sehle, siluet, uşaklı
Tekil Mesaj gösterimi
FIRAT
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
6-İnsanların kusurlarını araştırmamak:

Mürid, insanların kusurlarını araştırmamak onların hatalarını ortaya çıkarma çabasında olmamalıdır. Cenabı Hak Kuran-ı kerimde hucurat suresinde birbirimizin ayıp ve kusurlarını araştırmayı, zan ve gıybette bulunmayı yasakladı.

Mürid, kendi kusurlarını küçük görmemelidir. Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks) Hazretleri, siz yaptığınız büyük günahları karınca gibi görmeyin. Biz karınca gibi yaptığımız günahı Erciyes dağı kadar görüyoruz. Kusurlarım gözümün önüne geliyor. Buyuruyor: bir beytinde ise şöyle buyuruyor: az nimeti az sanma kimden geliyor ona bak, az günahı az sanma kime karşı ona bak, kusurlarımız o kadar çokki. Başkalarının kusurlarını nasıl görelim.

7-Hangi mertebeye ulaşırsa ulaşsın henüz yolun başında olduğunu düşünmek:

Bahaüddin Şah-ı Nakşıbend (ks) Hazretleri müridanına iki tavsiyede bulunmuştur:

1. Mürid, tarikat yolunda hangi mertebeye ulaşırsa ulaşsın, hangi dereceleri aşarsa aşsın daha yolun başında olduğunu düşünmelidir.

2. Mürid, tarikat-ı aliyyedeki manevi yolculuğu esnasında, en yüce mertebelere ulaşsa bile, kendi nefsini firavunun nefsinden yüz derece daha zayıf ve daha yetersiz görecektir. Eğer bu bakış açısına sahip olmazsa manevi yolculuğundan hiçbir pay alamaz.

Rasulullah (sav) buna işaretle şöyle buyurmuşlar:

“kişinin kurtuluşuna vesile olan hususlar (münciyat) üstane olduğu gibi hakkına yol açan hususlarda (mühlikat) üçtür”



Kurtuluşa vesile olan özellikler şunlardır:

1. Gizli ve aşikar, her halde Allah korkusunu taşımak

2. Hoşnut da olsa öfkelide olsa, her halükarda doğruyu, hakkı söylemek

3. Bollukta ve darlıkta her zaman iktisatlı olmak



Helake sürükleyen hastalıklar şunlardır:

1. Her isteğine boyun eğip tabi olman nefis

2. Kişiyi arzularına esir eden tamahkarlık

3. Kişinin kendini beğenip kendisinde varlık görmesi



İşte bu son hastalık bütün kalbi hastalıkların en sertin ve tedavisi en zor olanıdır.



Mürid ameline asla güvenmemelidir. Ameline güvenen yaptığı ameli büyük gören kimse helak olur. Resulullah (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurdular: Allah’ın rahmeti olmazsa hiç kimse cennete giremez. Sahabe sordular siz de mi Ya Rasullallah Efendimiz (sav) evet ben de giremem buyurdular.



8- Kötü ahlaklı kişileri terk etmek

Mürid öncelikle kötü ahlak sahibi kişilerle ilişkilerini kesmelidir. Büyüklerimiz şu tavsiyede bulundular: Allah’a asi günahkar kimselerin yüzüne bakmak kişinin basiretini köreltir ve kalbine kasvet verir. Buna karşılık hayırlı ve Salih kimselerin yüzüne bakmak ise kulun basiretini açar ve gönlüne huzur verir. Zalimlere de yaklaşmamak gerekir. Zalimlere yolu yakın olan kimse farkında olmadan onlara meyleder. Cenab-ı Hakk (cc) Kur’an-ı Kerim’de “zalimlere asla meyletmeyin yoksa size ateş dokunur diyerek bizleri uyarmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) “kişi arkadaşının dini üzeredir. Kişi kiminle arkadaşalık yaptığına dikkat etsin buyurmuştur. Kötü arkadaş insanı kötülük yapmaya sevkeder iyi arkadaş insanı iyilik yapmaya sevkeder. Ali Ramazan (ks) Hazretleri de ayak takımlarıyla oturup kalkmayın onlardan uzak durun diye bizleri uyarmıştır.



9- Büyüklük taslamamak ve Salih insanlara değer vermek:
Mürid eğer eksiklikleri ve kusurları varsa nefsine arka çıkarak iyi bir insan olduğu izlenimini vermeye çalışmamalı ve yaşamış olduğu dönemde mevcut olan Salih insanlara kusur isnad ederek onların değerini düşürmemelidir.

Ebu’l-mevahib Muhammed eş-şaneli (ks) Hazretleri şöyle buyurdular: “ “Tarikat ehli dervişler halleriyle başkalarına gösterişte bulunurken, ilim ehli fakihler de görüş ve sözleriyle insanlara gösterişte bulunuyorlar.”

Müridin sermayesi herkese gönül hoşnutluğu içinde tahammül etmek, hakkında mukadder olan her türlü ilahi hükme rıza göstermek, zorluklara ve sıkıntılara sabretmek, hiç kimseden hiçbirşey istememek.

Allah dostlarından birisi şöyle demiştir:

“marifet iddiasında bulunduğu halde kalbini korumakta ve hallerini muhafaza etmekte ihmalkar davranan bir mürid görürsen bilki, o bir yalancıdır.”

Mürid, kibri ve böbürlenip büyüklük taslamayı etmelidir.

Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de bu hastalığın çok kötü olduğunu birçok ayetlerde bildirmiştir. Lokman suresi 18. ayet-i celilede Cenab-ı Hakk (cc) şöyle buyurdu:

“insanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme, şüphesiz Allah , kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.”

Peygamber Efendimiz (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde:

“kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunanı (insanı); Allahüteala zülcelal yüzüstü cehenneme atar.”

Kibir insanın kendisini başkalarından daha büyük olduğunu zannetmesidir.

Tekebbür ise bu düşünceyi hareketleri ile ortaya koymaktır.

Kişinin kendini beğenmesi (ucub) ondaki akıl melekesinin bozulduğunu gösterir. Cenab-ı Hakk, Kasas Suresi 83. ayet-i kerimesinde “ İşte Ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. En güzel akibet, ALLAH’ tan korkanlar içindir.” Buyurmuştur.

Ali el-Havvas (ks) Hazretleri şöyle buyurdu:

“Kul kendisinde varlık görürse, ALLAH katında ve mahlukatın indinde insanların en alt basamakta bulunanı olur. Bu özellik, ilim, fazilet ve Salih bir insan olma gibi hasletler bakımından kulun kendisini herkesten üstün görmesidir.”

Tarikat-ı aliyye adabı ile terbiye olan bir kimse, hiçbir Müslümanı küçük görmemeli hatta hiçbir günahkarı, günahları dolayısıyla değersiz ve önemsiz kişiler olarak telakki etmemelidir. Zira kul bilmelidir ki, eğer ALLAH’ın lütfu olmasa, belki de kendisi onlardan daha kötü bir durumda olacaktı.

Tarikat adabını alan bir mürid,kendi halinin isyankar kullardan daha kötü olduğunu düşünmelidir. İnsanları küçük görmek, tedavisi imkansız olan büyük bir hastalıktır.

Kibirli kimse, nasihatı kabul etmez insanların devamlı gıybetini yapar.

Kibirli kimseler tefekkürden mahrumdur. Kibirli kimsede hased hastalığı vardır. Kibir insanı helaka sürükler. Kibir insanı Allah’ın rahmetinen uzaklaştırır; azabı ilahiyyeyi celb eder.



10- Muhasebe Yapmak;

Mürid,kendini daima kontrol eder. Nefsini hesaba çeker. Manevi gelişimini takip eder. Her gün kendisine “bugün ALLAH için ne yaptın?” diye sorar. Yapması gerekirken yapmadığı ve yaptığı her şeyi düşünür. Peygamber Efendimiz (sav) “hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz” buyurmuştur. Ahiret gününün hesabı çok ağırdır. Onun için o hesap günü kolay hesaba çekilmek için her gün kendimizi hesaba çekmeliyiz. Alıp verdiğimiz nefesten bile hesaba çekileceğiz . Tekasür Suresini tefsiriyle beraber çok okumalıyız. Bu sure nazil olduğunda sahabeden birinin elinde yarım hurma tanesi vardı, Peygamber Efendimiz (sav)’e sordu Ya Rasulallah bu yarım hurma tanesindende sorulacakmıyız. Efendimiz (sav) buyurdular ki; “evet, bundan da sorulacaksınız.”

Mürid, vaktini çok iyi değerlendirmelidir. Bu dünyada bir yolcu olduğunu hiç aklından çıkarmamalıdır. Yolcu olan bir kimse bir yerde konakladığında ne kadar durabilir ki. Bir an önce menziline varmak ister. Mürid, de aynen yolcu gibi olmalı, Mevla’ya kavuşmak için acele etmelidir.

Mürid, tarikat-ı aliyyenin makamlarını birer birer aşmak için manevi yolculuğuna hiç durmadan, marifetullaha ulaşıncaya kadar devam etmelidir.

Ali el-Havvas (ks) Hazretleri şöyle buyurdular:

“Tarikat yoluna giren herkes şeyhinden aldığı nefesle canlılık kazanıp manevi yolculuğuna devam etmektedir. Ama bunlardan kimisi manevi yolculuğu ta yüreğinde hissederken, kimisi bu yolculuğun farkında bile değildir.”

İbrahim ed- Desuki (ks) Hazretleri “alıp verdiği her nefeste Allah’ı zikretmeyen ve her bir nefesinde manevi terakki kaydederek makamlar aşmayan mürid benim evladım değildir.” Buyurdular.

Büyüklerimiz şöyle buyururlar:

“yolun başında iken, ayağa kalkıp yürümeyen yolun sonunda istirahat edemez.” Daha yolun başında, gençliği, gücü kuvveti sağlığı yerinde iken yapması gereken görevlerini aksatan kimse artık yaşlanıp gücünü ve sağlığını kaybedince bu görevleri istese de ifa edemez, Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdular: “Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil. Ölüm gelmeden hayatın,ihtiyarlık gelmeden gençliğin,meşguliyet gelmeden boş vaktin,hastalık gelmeden sağlığın, fakirlik gelmeden zenginliğin kıymetini bil.”

Tarikat-ı aliyye yolu yüce ve zorlu bir yoldur. Tarikat-ı aliyye buz dağına benzer. Bu yola giren kimse buz dağına tırmanmaya başlar. Buz dağına tırmanan kimse biraz durup dinleneyim dese aşağıya kayar. Buz dağında durmak nasıl ki tehlikeli ise bu yolda duraklamak da öyledir. Hiç durmadan zirveye doğru tırmanmak gerekir.



11- Nefsin isteklerine boyun eğmemek

Mürid, manevi yolculuğu (seyr ü süluk) boyunca daima nefsinin isteklerine aykırı davranmalıdır. Mürid kemal mertebesine ulaşıp yeterli manevi olgunluğu elde edince artık nefsini terbiye ettiği için nefsi sadece hayırlı şeylere yönelir. Cenab-ı Hakk’ın sevdiği her şeyi ve herkesi sever. Onun hoşlanmadığı hiçbirşeyden ve hiçbir kimseden hoşlanmaz. İşte bu şekilde terbiye edilen ve artık ALLAH’ın emr ve aykırı taleblerde bulunmayan nefse uymakta bir sakınca yoktur. Ancak Cüneyd-i Bağdadi (ks) Hazretleri ve ona tabi olanlar bu görüşte değiller. Onlara göre kul ulaşılabilecek en yüce makama ulaşsa bile nefsine daima aykırı davranmalıdır. Şeyhü’l-İslam Zekeriya el-Ensari (ra) Hazretleri Şerhü’l-Münferice isimli kitabında şöyle dedi: alimler nefse muhalefet bütün ibadetlerin başıdır demişlerdir.

Abdülkadir Geylani (ks) Hazretleri şöyle buyurdular: amellerin en faziletlisi nefse ve hevaya muhalif davranmak ve masivadan tamamen yüz çevirip bütün varlığımızla Cenab-ı Hakk’a yönelmektir. Ebu Turab (ks) Hazretleri köy köy gezer irşadda bulunurdu. Bir gün yine irşad için yola çıkmıştır. Bir köye yaklaştı içinden şu köye gireyim önce karnımı doyurayım ve irşadda bulunayım diye geçirdi. O gün köyde bir hırsızlık olayı olmuştu her yerde hırsızlar aranıyordu. Ebu Turab’a rastladılar, hırsız zannederek onu dövmeye başladılar köylünün biri onu tanıdı ne yapıyorsunuz bu ALLAH’ın velisi Ebu Turab’dır köylüler yaptıklarına pişman oldu. Ama Ebu Turab Hazretleri yara bere içinde kaldı yemek ikram ettiler yemeği yedi nefsine hitaben ey nefis niyetini bozdun önce irşad niyetini alsaydın bu dayağı yemezdin. Bu sana ders olsun demiş. Nefsin istek ve arzuları bazen insanı zarara sürükler.

Devamlı nefsinin heva ve hevesine şehvetine tabi olan kimse nefsini ilah edinmiş olur. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de heva ve hevesini ilah edineni görmedinmi diyerek bu duruma işaret etmiştir. Firavun nefsini ilahlaştırdı ve helak oldu. Kim nefsini ilahlaştırırsa helak olur. Mevla göz açıp kapayıncaya kadar nefsimizle başbaşa bırakmasın. Züleyha Yusuf (as) ‘a aşık oldu onu odasına davet etti. Yusuf (as) neredeyse ona meyledecekti. Cenab-ı Hakk onu bir işaretle engelledi. Yusuf (as) şöyle dedi: Arapça metin

Ben nefsimi temize çıkaramam muhakkak ki nefis kötülüğü emreder. Adem (as) ‘in cennetten çıkarılmasına sebep nefsine uymasıdır. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de naziyat suresi 40-41. ayeti celilesinde şöyle buyurdular. Kim rabbinin azametinden korkup nefsini heva ve hevese uymaktan menederse, onların varacağı yer cennettir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde kendi nefislerine muhalefet edenler insanların en faziletlisidir. Buyurdular.

-------------------

[1] Sufiyye adabı M.B. Abdullah el-Hani

[2] age

[3] Taberani Beyhaki

[4] Ahmed B. Hanbel- Beyhaki
--------------------
Derleyen:Osman DOĞAN
eski 08.11.2006, 12:55  
Alıntı ile Cevapla   #2
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:31 .


Page generated in 0,26591 seconds with 13 queries