| Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Âdem Yıldırım'ın altıncı mısra için yorumu:
Neden bir ırktan söz ediliyor? Birincisi, kâfirle çatışmayı göze alan bu insanlar arasında bizzat bu tavırlarından ötürü karabet/akrabalık peyda olmuştur. İkincisi ise, Türkiye'de "kâfirle çatışmayı göze alabilmiş Müslüman" halk 1071 den bu yana kendi arasında kan bağı oluşturmuş, yani yeni bir ırk ortaya çıkarmıştır.
Neden kahraman deniliyor bu ırka? Çünkü bu insanlar çatışmayı her halükârda göze alabilmiştir. Şiddet/şeditlik ve celâllenme kafire karşı gösterilir. Burada şiddet günümüzdeki anlamıyla kaba kuvveti değil, sertliği ifade etmektedir. Aynı şekilde celâllenme de öfkeyi değil, büyüklenmeyi ifade etmektedir. Müslümanlara karşı tavırda ise tevazu ve merhamet esastır. İçimizde yani bu vatanda şiddeti ve celâllenmeyi hakeden insanlar olsa da sonuçta "kahraman bir ırk" söz sahibidir. Söz sahibidir, çünkü hala tüm onca olumsuz şartlara rağmen kâfirle çatışmaya hazırlanmaktadır.
Diğer taraftan bayrağımızdaki şiddet ve celâllenme hep varolacaktır. Ki bu sayede diriliğimizi hep gözden geçirelim. Yine bu sayede "kahraman ırk" söz sahibi midir tekrar tekrar düşünelim. Eğer bu ırka mensup ve söz sahibi isek; bizi gör ve yüzümüze gül diyebiliriz. Doğrusunu Allah bilir.
Âdem Yıldırım bugünün birincisi sensin. Doğrusunu Allah bilir; kuluna da bildirir. İstiklâl Marşı’nın yazıldığı 1921 yılında ırk (fr. Race) denilince karakter türdeşliğine sahip olanlar anlaşılırdı. Hal ü hazırda ırk kelimesinin lugavî manâsı budur. Piyasaya henüz Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi çıkmadığı o günlerde haydi haydi öyleydi. Öylesi bir bağlamın yansıttığı anlamda dünyanın görmezlikten gelemeyeceği bir İslâm ırkı nasıl o zaman da var idiyse; şimdi de vardır. Bu ırkın kahramanlığıyla temayüz ettiği inkâr edilemeyen mensuplarına Türk denmiştir. Türklerin din gününde yüzüne bakılmayanlardan olmamaları onların yüzüne hilâlin gülmesi şartına bağlanmıştır.
İsmet Özel |