|
Soru: Muhterem hocam, bir namazda hem kazaya, hem sünnete niyet edilebilir mi?
-Buna olur diyemeyiz. Bu konuda Diyanet ile bazı zümreler arasında yıllar süren ihtilaf olmuştur. Fakat şöyle deriz, zayıf bir söze göre olur. Yani, bir kimse “niyet ettim sabah namazını kaza etmeye, şimdiki vaktin sünneti ile birlikte” derse, niyeti kaza için geçerlidir. Nafile sevabını alır mı? İnşallah alır. Vaktin ihyasının sevabını almış olur. Hanefilerden Şeyh Aliyyül Kâri, Şafiilerden İbn-u Hacer el Heytemi ve daha bir çok ulema ittifakla şöyle demektedirler; “Farza borcu olan bir kimsenin faziletli vakitlerde nafile(müstehab) namazların yerinde kaza namazlarını kılması vaktin faziletini yani sevabını kazandırır. Çünkü maksat, bu vakti namaz ile ihya etmek idi. Kazanın kılınması ile de vakit ihya edilmiş olur.”
En iyisi, kazaları bir an evvel bitirmeye çalışmaktır.
Şöyle bir soru akla gelebilir; “Sünnetimi terk eden şefaatime nail olmaz” hadisi varken sünnet namazlarını terk eden şefaatten mahrum olmaz mı?
Deriz ki, bu hadisteki “terk eden” ifadesi “tereke” değil “ragabe” dir. Yani yüz çeviren manasına gelir. Peygamber ashabınca sünnet kelimesi dinin tümü manasına kullanılmaktadır. Yani buradaki ifade “dinimi terk eden” manasına olur.
Aksi takdirde, “şefaatim büyük günah işleyenleredir” hadisine ters düşer. Mesela bu takdirde, “farz namazını terk eden şefaate nail olur da, sünneti terk eden şefaate nail olmaz” demek gerekir ki, bu da akıl işi değildir.
Soru: Kasten terk edilen namazın daha kazası da olmaz diyenler var. Bu konuda ne dersiniz?
-Bu söze katılmıyoruz. İnsan, namazı ya farziyetini inkâr ederek terk eder ki, bu zaten dinden çıkmış olur. Veya gafletinden veya unutarak terk eder. Bu ikinci kısmın her zaman kazası mümkündür.
Kaldı ki, İmam Nevevi, “namazı terk eden Müslüman-açık bir inkarı olmadığı müddetçe- sefih(budala, aklı zayıf) sayılır” demektedir ki, böyle biri tövbe edip, namazlarını kaza edebilir..
üstaz ismail çetin rahimehullah
|