Başkalarının ikâzı ile kusurlarından vazgeçmek, dindarların en büyük arzûlarındandır. Nihâyet iş, bizim gibilerin derekesine düştü de bizim en büyük düşmânımız, bize kusurlarımızı söyleyip bizlere nasîhatte bulunan kimseler oldu. Korkarım ki, bu hâl, iman zayıflığından meydâna gelmiştir. Zirâ kötü huylar, zehirleyici yılan ve akrepler gibidir.
Biri paltomuzda akrep olduğunu bize haber verse, doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor bakmadan ve akrebin nerede olduğunu araştırmadan, akrebin tehlikesinden kurtulmak için, hemen paltoyu sıyırır, adama teşekkür eder ve ondan sonra öldürmek için akrebi aramaya koyuluruz.
Halbuki akrebin zararı bedene sirâyet eder ve nihâyet birkaç gün devâm eder. Kötü ahlâkın zararı ise kalbe ve rûhadır. Bu da öldükten sonra devâm edip gider. Ya uzun yıllar devâm eder, veyâ acı ve sancısının hiç ardı arası gelmez. Vaziyet bu merkezde iken kötü hâllerimizi bize haber verdiler diye sevinmeyiz, haber verene teşekkür etmeyiz, kötü huyların izâlesi ile uğraşmayız. Belki bizde karşılıklı olarak adama nasîhat etmeğe kalkışırız ve deriz ki;
- Sen de şöyle böyle yapıp durduğun hâlde bize öğüt mü veriyorsun?
Onun nasîhatinden istifâde edecek yerde adama husûmet göstermeğe başarız. Bu hâl, çok günahların neticesi olarak kalb katılığından meydâna geldiğinden şüphe yoktur. Daha doğrusu iman zayıflığından meydâna gelir. Kaynak: İhyâ-u Ulûmi'd-dîn - İmam-ı Gazâlî
__________________ Aşkımın gözyaşları deniz, içinde Yunus balıkları..
Ne zaman duracak bilmem kafamın dönme dolapları..
İnecek var, durdurun dünyayı !... http://mutevekkil.blogcu.com |