| Mü'min (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 606
Teşekkür etti: 566
Teşekkür aldı: 602 konuda 2.983 kere
|
Balatuşşüheda:
Şimdilik Planın Sonu
Bu isim Paris yakınlarında bir yerdeki savaşın adıdır. Bu savaş 12 Ekim 732’de gerçekleşti. İslam’ın Avrupa içlerindeki son ilerleme noktası burası oldu. Ondan sonra yedi asırdan fazla Endülüs’te devlet olarak İslam kaldıysa da, her gün bir değerini kaybederek kaldı. Siyasi ve askeri olarak çözülmeler yaşadı.
Abdurrahman el-Ğafikî isimli bir komutanın liderliğinde Müslümanlar, İstanbul’da soluklanmak üzere yola çıktılar. Yetmiş bin kişilik bir orduları vardı. Büyük zaferlere imza attılar. Nihayet Paris’e yüz km yaklaştıklarında Avrupa’da seferberlik ilan edildi. Bütün Avru-palılar, taş sopa ve silah ne buldularsa Balatuşşüheda’da toplandılar. İslam ordusu aylardır yollarda ve meydanlardaydı; ama azimli ve kararlı bir şekilde savaşa devam ediyordu. Ni-tekim, savaş kızıştığında İslam ordusunda yorgunluk emaresi yoktu. Ğafikî en önde büyük bir hamle içindeydi.
Bu arada farklı bir durum oluştu.
İslam ordusu Balatuşşüheda’ya gelene kadar ona yakın şehir fethetmiş, büyük bir servete el koymuştu. Mücahidler, bu servetin bir bölümünün kendilerine ganimet olarak dağıtılacağını biliyorlardı. Ğafikî, savaş başlamadan önce, ganimetler mücahidlerin aklını meşgul etmesin diye, büyük bir servete tekabül eden eşyayı müstakil bir çadıra yerleştirmişti. O çadır da güvenlik açısından ordunun gerisindeydi.
Balatuşşüheda’ da ilk hamleleri İslam ordusu yaptı ve karşı taraf, uzaktan bulut gibi kalabalık göründüğü halde sarsıldı. Ardı ardına galibiyetlerle oraya kadar gelen İslam ordusu, bir iki saat içinde yeni bir zaferi gerçekleştireceğini düşündü. Bir grup mücahid, ‘Bunları da dağıttık.’ düşüncesiyle, ordunun gerisindeki ganimetlerin bulunduğu çadıra yöneldi. Onların nereye gittiğini merak eden diğerleri onu izleyince, orduda geri kaçış gibi bir hareketlenme oldu. En önde kılıç sallayan Ğafikî, durumu fark etti. Bizzat kendisi, dönüp onlara talimatlar vermek istedi. Bu da onun etrafındakilerin de geri çekildiği gibi bir izlenim doğurdu. Karşı taraf cesaretlendi. Ok yağmuru başlattılar. Oklar, askerlerine talimet vermekle meşgul olan Ğafikî’ye isabet etti. Şehid olarak düştü.
O şehid düşünce ordu dağıldı. Cepheden geri çekildiler. İlerleme ve Osman bin Affan radıyallahu anh ile başlayan plân da o an için bitti.
Tarık bin Ziyad’ın o muhteşem girişi sona erdi. |

26.04.2008, 17:06
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| |