Mısır ve Kûfe’den toplanıp gelen üç bin kadar çapulcu ve serseri, Abdullah bin Sebe isimli Müslüman olduğunu iddia eden bir Yahudi’nin planına uyup Medine’yi bastılar. Yaklaşık kırk gün kadar Medine’yi ve Halife’nin evini muhasara altında tuttular. Medine, hac mevsimi olduğu için ve ashabın ileri gelenleri cihad bölgelerine dağılmış durumda olduğu için boş gibiydi. Çapulcular, güya sünnetten sapan Halife’yi görevinden uzaklaştırıp, daha iyi bir Müslüman’ı Halife yapacaklardı. Şeytanın bile güleceği şeye inanmışlar, bazı Müslümanları da inandırmışlardı.
Başta Ali bin Ebi Talib radıyallahu anh olmak üzere, o zaman Medine’de bulunan sahabilerin yoğun gayretleri bir sonuç vermedi. Muhasaranın kırkıncı günü dolmadan, evinde aç ve susuz bekletilen Halife ve ev halkı kılıçtan geçirildi. İçeri girdiklerinde Kur’an okuyan Halife’yi öldürdükleri gibi, okuduğu Mushaf’ı da tekmelediler. Halife’nin kanı okuduğu ayetlerin üzerine aktı. Ümmet on iki yıl içinde ikinci halifesini hainlere kurban vermişti. Medine yasa boğuldu. Ama iş işten geçmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin iki kızıyla üst üste evlenmek kendisine nasip olduğu için ‘iki nurlu’ anlamına ZÜNNUREYN olarak anılan, Allah yolunda infakın simgesi, Kur’an hafızı ve hizmetkârı, Peygamber aleyhisselamın ilk arkadaşlarından, üç defa hicretle şereflenen, meleklerin bile kendisinden hayâ ettiği hayâ âbidesi, fetihler sahibi Osman bin Affan Kur’an okurken şehid edildi.
Nurlu Medine
Neler Gördü?
Ensar ve muhacirlerden üç beş kişinin ittifakıyla ilk Halife seçilmiş, kimse ona karşı durmamıştı.
O Halife’nin atadığı da ikinci Halife olmuş, itiraz görmemişti.
Üçüncü Halife’yi atayan Ömer’in kararı da ittifakla benimsenmişti.
Ama geçen yıllar, muhacirlerin ve ensarın sözünü aşmama samimiyetini ezip geçmişti. ‘Hepimiz Müslüman değil miyiz?’ mantığı, ensardan veya Bedir ehlinden olmayı bir meziyet haline getirmiyordu. Kalabalık vardı. Gürültü yapanın gürültüsü, ihlâsı ve en öndekilerden olmayı önemsiz hale getiriyordu. Mus’ab’ın kurduğu Medine’yi Yemen’den çıkan bir İbni Sebe’nin çapulcu takımı işgal edebilmiş, Peygamber aleyhisselamın mihrabına geçip namaz kıldırma cüretini göstermişti. Medine o günleri de gördü.