Osman bin Affanlı On İki Yıl
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin vefatından on iki yıl sonra Halife oldu Osman bin Affan. Hicretin ilk yıllarına göre çok şey değişmişti. Değil hicrete göre Ebu Bekirli ve Ömerli yıllara göre bile değişen şey çoktu. Bu değişen şeylerin en önemlisi nesildi. İslam toplumunu oluşturan nesil, Mekke’den Allah için hicret eden o mübarek nesil değildi. Osman bin Affan zamanında sahabilerin oranı yüzdelerin çok altına düşmüştü. Karnını doyuramayan; ama sabredip cennete koşan nesil gitmiş yerine dünyanın en büyük iki imparatorluğundan birinin serveti üzerine oturmuş nesil vardı. Hicret etmiş nesil, karnına taş bağlamış insanlar, serveti görüp Müslüman olmuş insanları yöneteceklerdi. Asla Medine, o Medine değildi. Ezan aynı ezandı; ama Bilal beyaz deriliydi artık.
Osman bin Affan radıyallahu anh, ümmetin başına gelir gelmez, kendinden önceki büyük fetih hareketine hız vererek İslam’ın ufkunu açmaya devam etti. Afrika içlerine doğru hareket yayıldı. Azerbeycan, Ermenisten, Kabil, Sicistan ve Kıbrıs fethedildi. İstanbul’u fethedip, Peygamber aleyhisselamın müjdesine nail olmak, herkes gibi onun da arzusuydu. Komutanlarına, İstanbul hedefine ulaşmak için, Avrupa’yı arkadan kuşatacak bir plân yapıp, İspanya’yı fethetmelerini önerdi. ‘Kostantiniyye, ancak denize hâkimiyetle fethedilebilir. Endelüs’ü (İs-panya) fethedin, kıyamete kadar kim Kostantiniyye’yi fethederse ecri sizin olur.’ sözü ona aittir.
Onun son dönemlerinde fetih hareketleri durakladı. Hem doğal şartlar açısından zorluk çekiliyor, hem de Medine’den binlerce kilometre uzak mesafelerde bulunan topraklara acil müdahalede sıkıntılarla karşılaşılıyordu. Ordular, karın tokluğuna işsiz bekletilir bir durumda bırakıldı.
Osman bin Affan radıyallahu anh, ikinci Halife’nin aksine yumuşak mizaçlı, merhametli, bağışlayan bir kimliğe sahipti. Bu merhametli yapısı devlet idaresine yansıdı. Ömer radıyallahu anhın ağır müeyyidelerle cezalandırdığı suçları o müsamaha dairesinde tuttu. Valileri onun bu tutumunu suistimal ettiler. Kûfe’de, Mısır’da ortaya çıkan bir yolsuzluğun bedeli Medine’de birikti. Valilerinin hataları ona yüklendi. Görevden uzaklaştırınca da neden uzaklaştırdın oldu. İslam toplumu, nefesleri bile sayan bir liderden, her şeye düzelir gözüyle bakan bir lidere intikal etmişti.
Sayıları oldukça azalan ashabın cihad ve din tebliği gibi maksatlarla Medine dışında olması da sıkıntıyı biraz daha derinleştiriyordu. Yeni nesil anlamıyordu. Halife kimin Halife’si, Medine neden Medine oldu anlamıyorlardı. Ayrıca Halife’nin yaşı da sekseni geçikti. Genç bir bedenin bile tahammülde zorlanacağı olaylar ardı ardına dizilmişti. |