| Üye
Üyelik tarihi: 22.10.2006
Mesajlar: 47
Teşekkür etti: 14
Teşekkür aldı: 11 konuda 15 kere
|
ALLAH Razi olsun Bakara kardes..
Iklimya kardes amacim sizi kirmak degildi Hakkinizi helal edin yanliz bir yanda kardeslerimiz ciglik ve feryat icindeyken,siz onlarin direnisini intihar komandolugu olarak tanimladiniz ve bunun yapilmamasi gerektigini soylediniz bende bunun bir vebal oldugunu soyledim cunku tum muslumanlar olarak onlara karsi sucluyuz bari var olma mucadelelerinin sihhatini sorgulamak gibi bir suca daha imza atmiyalim....
M Islamoglundan bir yazi daha...
Sen ve Rabbin gidip savaşın, biz burada oturup sizi bekliyoruz” demiyorsak.
Yahudi sorunu hallolmadan dünyaya rahat yüzü yok
Yine içimiz kanadı. Yine insan olduğumuzdan utandık. Yine vicdanlarımızın yüzü kızardı.
Bütün bunları bize yaşatan, yine İsrail terör şebekesi.
Henüz sabah ezanları bile okunmamış Beyt Hanun’da. Seherin koynunda uyuyan insanların üzerine tank, top ve Apache helikopterleriyle bomba yağdırıyor İsrail. Bir tank 15 dakika içinde tam 6 mermi fırlatıyor. Bina yerle bir oluyor “sabahın seher vaktinde”…
Sonuç tam bir katliam.
19 can Rabbe yürüyor, bunların 13’ü bir tek aileden, ölenlerin 7’si çocuk. Çocuk canım, çocuk işte… Kimi 2, kimi 5, kimi 9 yaşında çocuklar bunlar. İnsanlar arasında çocuklar melekleri temsil ederler. Gözü dönmüş İsrail, melekleri de görebilse, onlara da böyle soykırım uygular mıydı?
Sadece bir hafta içinde İsrail’in öldürdüğü masumların sayısı 50’yi buluyor. Haziran’dan bu yana bu sayı 300’e ulaşmış durumda. Ey okuyucu, boru değil bu, tavuk da değil, inek ve at da değil, bir mevsimde 300 can.
Bunun yıllara yayılan bilânçosunu çıkarmadım. Ama mazlum Filistin halkı, tarihin kalbine tek başına 80 yıldır kan pompalıyor. Bizim şehitlerimiz hep vardı, ümmetimiz hiç şehitsiz kalmadı, fakat Filistin ve Çeçenistan sayesinde bu ümmet, artık şehit fertlere sahip olmaktan öte, şehit halklara kavuştu.
Evet, evet; Filistinliler “şehit halk”tır, Çeçenler “şehit halk”tır. Biz onların şahadetine şahidiz. Onurları ve özgürlükleri için ödedikleri bedellere şahidiz.
Onların da bize şahit olması gerekiyor. Yardımlarımıza, katkılarımıza, gayretimize, gözyaşlarımıza, hiç değilse fiili, kavli ve kalbi dualarımıza…
Hiç aklımızdan çıkmaması gereken gerçek şu: Filistinliler İsrail ile imtihan ediliyor, biz ise Filistinlilerle. Zulme seyirci kalmak zulümdür. “Ne yapabiliriz ki” sorusu, acziyyetin ifadesidir. Her halükarda yapılacak bir şeyler mutlaka vardır. Hiç kimse her işe yaramaz, fakat herkes bir işe yarar.
Gündelik tayınımızdan bir kısmını Filistin’e ayırabiliriz. Meyve aldığımız manava, “Filistin’i unutma!”, sadaka verdiğimiz dilenciye “Filistin’e dua et!” diyebiliriz. Boynumuza bir Filistin atkısı atabiliriz. Yahudi malına müşteri olanlardan birini daha caydırabiliriz. Yahudileşme alametlerinden biri bizde varsa -ki mebzul miktarda var- ondan vazgeçebiliriz.
Bu meyanda, bir Yahudileşme alameti olan mezhepçilik yapıyorsak, bunun Yahudi davasına hizmet, Filistin davasına ihanet olduğunu bilip vazgeçebiliriz. Dünyevileşme içindeysek, taklitçi bir Müslüman tipi çiziyorsak, imanda pazarlık demeye gelen şeyler yapıyorsak, düşmanımızın putlarına saygı gösteriyorsak… Bütün bunlardan vazgeçme ve vazgeçirme de hiç şüpheniz olmasın Filistin davasına katkıdır. Hem de kalıcı bir katkı.
Çünkü Filistinliler bir buçuk milyarlık Müslüman dünyanın gözü önünde karınca gibi öldürülüyorsa, bunun tek suçlusu onları öldürenler değildir. Onlara bu cesareti veren Müslümanlar da en az onlar kadar sorumludur. Onlar bu cesareti bizim yetersizliğimizden, bölünmüşlüğümüzden, güçsüzlüğümüzden, birbirimizi sevmememizden, tembelliğimizden, enerjimizi birbirimizle mücadelede heba etmemizden, vurdumduymazlığımızdan, sünepeliğimizden, hafızasızlığımızdan, tarihe övgü ve sövgü malzemesi olarak bakıp ibret almayışımızdan ve kalite zafiyetimizden almaktadırlar.
Eşkıya suçludur, eşkıyaya cesaret veren de suçludur. Bu mesele beş-on yılda bu hale gelmedi. Olay sadece düşmanın gücü ve dostun güçsüzlüğü ile de açıklanamaz. “Düşman neden güçlü, dost neden güçsüz, dostu güçsüz bırakan sebepler nelerdir?” gibi sorulara da kendimizi kandırmayacak cevaplar bulmalıyız.
Tabii şunu da unutmamalıyız: İçimizdeki Yahudileri ve Yahudi aşıklarını. Onlar, Filistin’de İsrail’in işlediği her cinayetten doğrudan veya dolaylı sorumludurlar. Bazen bu bayiden aldığınız bir gazete, bir mecmuadır. Bazen bu marketten aldığınız bir maldır. Bazen bu ekranda gördüğünüz, adı Müslüman adı, fakat içi pür-Yahudi bir yüzü yüzülesicedir. Onu spiker kılığında, diplomat kılığında, siyasetçi kılığında, patron kılığında, asker-sivil kılığında, resmi hizmete mahsus levhası altında görebilirsiniz.
Evet, Yahudi sorunu dünyanın sorunudur. Bu sorun ne Müslümanların, ne Ortadoğu’nun sorunudur. Zaten Batı, İsrail hançerini Filistin’e saplamakla, kucağındaki ateş topunu İslâm dünyasının kucağına bırakmıştır. Bu, Osmanlı’nın ardında bıraktığı boşlukta kotarılmış bir Batı projesidir. Nazizm, Hitler, soykırım mavalları vs. hepsi bu projenin bir parçasıdır. Batı, elindeki necaseti Filistin’e bırakarak elini yıkayıp temizlendiğini sanıyorsa, aldanıyor. Pis elleri, onları hep ele verecek. Bu yolla, bırakın Yahudi sorunundan kurtulmayı, bu sorunu küresel hale getirdiler.
Yahudi sorunu hallolmadıkça, dünyaya rahat yüzü yok. Bunu bir gün gelecek doğusuyla batısıyla, ABD’siyle AB’siyle tüm dünya anlayacak.
Kim bilir, insanlığın yüz karası İsrail’e mühlet veren İlahi İrade’nin hesabı, belki de budur. Ama bu bizi aklamaz. Tabii ki eğer Yahudileşen İsrailoğulları’nın Hz. Musa’ya dediği gibi “Sen ve Rabbin gidip savaşın, biz burada oturup sizi bekliyoruz” demiyorsak. |