100.jpg
Cüz:5,Sûre:4
NİSÂ SÛRESİ Sayfa:100
141.Sizi gözetleyip duranlar, eğer size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, ''Si
zinle beraber değil miydik?'' derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa
(bu seferde onlara) , ''Sizi yenip (öldürebileceğimiz halde öldürmeyip) mümin
lerden korumadık mı?'' derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükme
decektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
142.Şüphesiz münafıklar Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar; halbuki Allah oy
unlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek
kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı da pek az hatıra getirirler.
143.Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (bağlanıyorlar) ne
bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir (çıkar) yol bulamazsın.
144.Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu ya
parak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
(Kafirleri ve müşrikleri dost edinmeme konusu Kur'ân-ı Kerîm'de sık sık zikre
dilen ve üzerinde durulan bir konudur. Yahudi ve hıristiyanların müminlere
dost olamayacağı, müslümanların da onları dost edinmemeleri gerektiği ısrar
la belirtilmiştir. Zaruret sebebiyle işbirliği ve dayanışma yapılabilir; ancak bu,
dostluktan farklı bir ilişkidir.)
145.Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar.Artık onlara as
la bir yardımcı bulamazsın.
146.Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sarılıp sımsıkı dinlerini (iba
detlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar (gerçekte) mümin
lerle beraberdirler ve Allah müminlere yakında büyük mükâfat verecektir.
147.Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah
şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.
(Dinin samimi bağlıları yanında her zaman, menfaatleri icabı inanmış görün
en, vaziyeti kurtarmak için zahiren müminlerin yanında bulunan kimseler var
dır; bunlara ''münafıklar'' denir. Allah, dünyada değilse ahirette münafıkların
sahte örtüsünü kaldıracak, nâmert kâfirler oldukları için onları cehennemin
dibine koyacak, haklarında hiçbir şefâati kabul etmeyecektir. 146. âyet, mü
nafıklıktan tevbe edip vazgeçenlerin üç vasfından bahsediyor ki bunlar aynı
zamanda imandaki samimiyetin şart ve alâmetleridir: 1.Yalnızca sözle yetin
meyip halini düzeltmek, 2.Allah'a ve O'nun Kitap ve Sünnet'te tecelli eden
iradesine sımsıkı bağlanmak, 3.Dini hayatını insanların rızası ve dünya men
faatleri için değil, yalnızca Allah rızası için yaşamak. İşte bunlar samimi ve
sağlam bir imanın tabiî neticeleridir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
-----------------------------------------------------------------------------
101.jpg
Sayfa:101
NİSÂ SÛRESİ Cüz:6,Sûre:4
148.Allah kötü sözün açıkca söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan
başka. Allah her şeyi işitic ve bilicidir.
(Çirkin söz, arkadan çekiştirme, söz taşıma, jurnal etme, yalan, iftira... kötü
sözler cümlesindendir. Bunlar insanın içinden geçebilirse de başkasına açık
lamak ve söylemek caiz değildir. Bir kimse diğerine bir kötülük, bir haksızlık
yaptığında bunu başkasına söylemek de kötü söze girer; ancak kötülük ve
haksızlık gören kimse, ya ıslah etmek yahut da suçlunun ceza görmesini
sağlamak maksadıyla mecburiyetindedir, buna izin verilmiştir.)
149.Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü (açıklamayıp) affed
erseniz, şüphesiz de Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.
150.Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah i
le peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip ''Bir kısmına iman ederiz ama
bir kısmına inanmayız'' diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tut
mak isteyenler yok mu;
151.İşte gerçekten kâfirler bunlardır. Ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazır
lamışızdır.
152.Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden
ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir.
Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
153.Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar
Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, ''Bize Allah'ı apaçık göster''
demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendile
rine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affet
tik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.
154.Söz vermeleri(ni takviye) için Tûr'u başlarına diktik de onlara: ''Baş eğe
rek kapıdan girin'' dedik, ''Cumartesi günü sınırı aşmayın'' dedik. Kendilerin
den sağlam söz aldık.
(Yahudi ve hıristiyanların, Hz. Peygamber'den olmayacak şeyler istemeleri
ve bir türlü hakkı kabule yanaşmamaları karşısında Allah Teâlâ ehl-i kitabın
geçmişini anlatarak bunların, başka peygamberlere de böyle davrandıklarını,
daha ağır ve olmayacak tekliflerde bulunduklarını, Hz. Musa vastasıyla kendi
lerine sunulan nice delillere rağmen yine saptıklarını anlatarak Hz. Peygam
ber (s.a.v)'i hem teselli etmekte hem de azmini desteklemektedir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ