|
- Allah’ın kanunu kesindir: Bir millet kendini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez. Endülüs’e gidenler niçin gitmişlerdi, ne yaptılar? Oraya gider-kenki hedeflerini değiştirince Allah da onları değiştirdi. Tarihten silindiler. Si-linip gitmek onlar için bir kurtuluş oldu mu? Onu Allah bilir elbette. Ama bu-gün orada ezan okunamıyorsa bunun hesabı kimden sorulacaktır. Saraylarında cariyelerle zevkli hayat yaşarken eriyen İslamî hayatı tali bir sorun olarak gö-renler hesap vermeyecekler midir? Ümmetin servetini kendi servetlerini, Al-lah’ın kullarını da hizmetkârları olarak gören anlayış masum mudur? İslam’ın girip de çıktığı tek yer Endülüs’tür. Bu ne kötü bir sondur.
- Endülüs’te ilim ve medeniyet çok hızlı yayıldı. Bugünkü Avrupa, ilham kay-nağı olarak Endülüs’ü inkâr edememektedir. Ancak, İbni Rüşd gibi bazı Endülüs doğumlular, felsefeyi abartarak sonuçta aklın değerini abartıp vahiyle eş hale getiren mesajlar verdi. Günün birinde cihad gerektiğinde de insanlar şehadete koşacak mecal bulamadılar kendilerinde.
- Tarihçiler ve araştırmacılar, yok oluş için çok nedenler sayarlar. Şüphesiz, tarihi incelerken kesin bilgilere ulaşmak çok zordur. Bunun için eldeki her bilgiye sarılmak gerekir. Mesela, nüfusun çok karışık olduğunu gerekçelerden sayarlar. Bağdat da karışık nüfusluydu. Sarsıldı; ama çökmedi. Asıl neden girerkenki amacın başka amaçlara dönüştürülmesinin sonucu olarak Allah’ın o kavmi cezalandırmasıdır. Bugüne kadar, Müslümanlar’ın tarihinde kadını sokağa ilk çeken kavmin Endülüs Müslümanlar’ı olduğunu kimse bir neden olarak yazmadı. Kadını sokağa çektiler, müzik okulları kurup, eğlenmede kulla-nacakları kadınlar yetiştirdiler. Evet, ilim ve fende muhteşemdiler. Sanatta ile-riydiler. Sanayi ve şehirleşme çok ileriydi. Allah’ın azabına müstahak olduktan sonra hiçbirinin yararı olmadı.
İşin aslı şudur:
Bir kavim ahdinden dönüp kendini değiştirmeyecek. Eğer bir kavim kendini değiştirirse, Allah kimseye muhtaç değildir. O kavmi kaldırır, yerine diğerini getirir. Nitekim Endülüs giderken Osmanlı geldi. Karnata düştü, İstanbul ayağa kalktı. Mülk Allah’ın, hüküm onundur.
Endülüs, Allah’ın mülkünde ne kadardır?
Endülüs gidince kim kazandı, kim kaybetti?
Endülüs tarihten gidişi bir son mudur? Yarın orada veya yanıbaşında başka bir yerde yeni bir Endülüs’e ne engel var?
Mülk Allah’ın, söz O’nun değil mi?
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
|