Hilafet Makamında İkinci Cinayet
Toplum değişmiş Halife değişmemişti. Osman bin Affan radıyallahu anh o eski Osman’dı. Değişmeye, modernleşmeğe karşı direniyordu. Kûfe, Basra ve Mısır eyaletlerinde, görünürde Halife’nin tutumlarına itiraz olan muhalif hareketler çıktı. Asıl maksat ise Hilafet makamıydı. Halife, ashabdan ileri gelenlerle istişareler yaptı. Medine, vilayetlerden gelen kargaşa haberleriyle çalkalanıyordu. Halife’nin önünde iki seçenek vardı. Ya sert kararlarla her baş kaldıran susturulacak ya da ikna edilerek, yatıştırılarak fitnenin büyümesi önlenecekti. Medine için birinci seçenek mümkün değildi. Halife, kendisini öldürmek için haftalarca evini kuşatma altında tutan eşkıya grubuyla bile ikinci seçeneği kullanarak görüştü, izahlar yaptı. Ama her şey beyhudeydi.
Sayıları üç bin civarında olan, daha yeni Müslüman olmuş eşkıya gurubu, adaleti gerçekleştirmek, yolsuzlukları önlemek gibi iddialarla Medine’de toplandılar. Önce Medine’de sahabilerden ve diğer Müslümanlardan taraftar toplamak istediler. Onu beceremeyince, ‘Ya Halife görevini bıraksın ya da öldürürüz.’ diye tehdit ettiler. Kimse bu tehdidi ciddiye almadı. Gelip geçer zannedildi.
Medine boştu. Halife ile ilgilenmek, onu desteklemek için evinin önünde toplanan sahabi sayısı yedi yüz civarındaydı. Mevsim hac mevsimi olduğu için Müslümanlar Mekke’de hac görevindeydiler. Bir grup sahabi de diğer İslam topraklarındaydı.
Halife’nin ikna çabaları onları sadece azdırdı. Kendilerine göre ciddi gerekçeleri vardı.
Mushaf yakmak, ümmetin malını akraba arasında bölüşmek, valileri akrabalardan seçmek, masum insanları cezalandırıp dövmek gibi şeyler dillendiriyorlardı. O bunları tek tek cevaplandırdıysa da dinleyen olmadı.
Halife, Medine’deki durumun ağırlığını, ancak vilayetlerden gelen destekle çözebileceğini anlayınca valilerinden yardım istedi. Valileri, bilhassa Şam’daki valisi Muaviye radıyallahu anh acil yardım gönderdi; ama faciadan önce yardım Medine’ye yetişmedi.
Eşkıyanın gözünün döndüğünü gören sahabiler, Halife’nin evine gelip onlarla savaşmayı kararlaştırdılar. Halife herkese Allah’ın adıyla konuştu. Yeminli cümlelerle, kendisi için Medine’de kan akıtılmamasını istedi. Yeminli ifadeleri üzerine sahabiler evlerine dağıldılar. Onların başında da Ali bin Ebi Talib radıyallahu anh vardı. Bu sahabiler genç çocuklarını yardımcı olmaları için Halife’nin evine gönderdiler. Bu gençler arasında Hasan bin Ali, Abdullah bir Zübeyr, Muhammet bin Talha gibileri vardı.
Komitacılar Halife’nin evine içme suyu ulaşmasını engellediler. Giren çıkanı tehdit ettiler.
Arûma kuyusunu satın alıp Müslümanlara vakfeden Osman bin Affan’dı. Medine içme suyunu ondan karşılıyordu. Ama son günlerinde o sudan içmesine engel olundu.
Hicretin 35. yılında Zülhicce’nin 18. günü eşkıya grubu Halife’nin evine girdi. İkindi namazından sonraydı. Halife Kur’an okuyordu. İçeri girenler önce bir demirle kafasına vurdular. Akan kan okuduğu Mushaf”a sıçradı. Sonra kılıçla ölmesini sağlayacak darbeleri vurdular.
Medine’de büyük bir matemle beraber, ağır bir terör estirmişlerdi. Kimse evini terk edemiyordu. Halife şehid edilmiş, cenazesinin defnedilmesine bile izin verilmemişti. Bir ara Ali bin Ebi Talib radıyallahu anh cenazeyi kaldırmaya teşebbüs etti. Onu taşladılar. Üç gün şehid naaş o evde bekledi. Sonra bir grup sahabi gizlice cenazeyi evden çıkardılar. Yıkanmadan, kanlarıyla ve elbiseleriyle Baki’ mezarlığına defnedildi.
Osman bin Affan radıyallahu anhın naaşı defnedildi; ama onun gömüldüğü yerden fitne dirildi. Ümmetin on dört asırdan beri kapatamadığı yaralar açıldı. Bölünmeler oldu. Fitne uyandı.