Bayrak
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 37 (2 Kayıtlı ve 35 Misafir) bulunmaktadır.

Online  drkoyuncu, su misali


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
leys
Super Moderator
(Konuyu Başlatan)
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.329


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 310
Teşekkür etti: 2.987
Teşekkür aldı: 1.112 konuda 4.085 kere
Blog-Yazıları: 2
leys - MSN üzeri Mesaj gönder
tevbemizde sabit kalmak için ne yapacağız, ki dünya fanidir şuurunu gönlümüzün ta ortasında hissedelim.
tersi olmalı..
"dünya fanidir" i gönle yerleştirebilmiş isek,
tevbede sebat elde ediliyor..

Rabbim fıtratlarımızı bilmiyor mu?
Bizi yaratan bundan habersiz midir?
Biz öleceğimizi ve de kainatın da öleceğini bilmiyor muyuz?

Geçmişe bakıyoruz büyük bir kabristan.. geleceğimize bakıyoruz akıbetleri geçmiştekilerden farklı olmayacak! Bugün her an bir tabutun içinde kabir kapısına yakın bir vaziyette hem kendimiz hem tüm sevdiklerimizle.. fani olduğunu adımız gibi bildiğimiz dünyadan göçe hazır vaziyetteyiz...

Karanlık, tek başına bir haps gibi görünen.. toprağın altında .. dünyada yaptığımız her ne varsa bizi kabrin kapısına kadar getirdi.. Kimisi oraya bile uğurlamadı bizleri..

gençlik, heveslerimiz, nefsimizin bizi mecnun ettiği hissiyatlarımız,
haram-helal tanımadan dünyada elimizi uzatıp durduğumuz, gözümüzü ve kulağımızı sakınmadığımız.. vücut libasının peşinden gittiğimiz zevklerimiz... edindiğimiz gönlün içindeki bekaya müteveccih olmuş hislerimizin aslında hiç de doymadığı mecaz sevgilerimiz.. muhabbetlerimiz.. hayatımız boyunca hiç de hayata zaruri olmadığı halde, ele geçirmek istediklerimiz.. putlaştırdıklarımız...

işte kabrin kapısı!
hiçbirinin bana faidesi yok...
çok güvendiğim gençlik bana elveda diyor.. saçlarımda ağaran her saç teli bana bunu haber vermekte!
Muhabbetiyle yanıp yakıldığım dünya hayatı bana elveda diyor!
Alaka kurduğum her noktası adeta bana gideceğimi, misafirliğimin bittiğini haber veriyor!

"Her nefs ölümü tadıcıdır!"

Ben öleceğim... dirilmek üzere!
Yeryüzü baki bir surete girmek için ölecek!
Dünya.. çok sevdiğim menzil.. ebedi hayata dönüşmek üzere o da ölecek!

Çok güvendiğim her türlü lezzeti doruklarında yaşadığım gençlik, her türlü zevksizliği ve de hüzünleri beraberinde getiren ihtiyarlıkla yer değiştiriyor..
Gayet parlak görünen hayatımın nuru sönüyor.. karanlıklı ve dehşetli ölüm yerini alıyor!
Kendisine her şeyiyle aşık olunan o dünya işte yokluğa gidiyor...

Haydi şimdi düşünsem ki, bana zevk veren yaşadığım hallerin, şan-şeref perdesi altında yaşadığım riyakarlıkların, kendimi beğenmişliklerimin, kibrimin... bana ne faidesi var?
Hangisinde bir nur
Hangisinde bir teselli var?

Halbuki müjdeler var...
tüm bu beni tedirgin eden.. sıkıntı veren.. korku veren karanlık vaziyetin içinde bir nur aramak lazım... harice çıkmaya lüzum var mı?

Ölüm, yüzündeki peçesi ile korkunç ve simsiyah iken, mümin içinse asıl siması nasıl da nuranidir... gördüm.. yok olmaktan kurtulmak.. yeni bir hayatın başlangıcı, hayatın ağır yükümlülüklerinden bir paydos ve oraya yolladığım beni de beklleyen ahbabıma ve sevdiklerime kavuşmaktır.. anladım.

Herkesin kendisine aşık olduğu.. zevk şehri gençliğin ne kadar günahlar ve sefihliklerle dolu olan gençliğin aslında ne kadar çirkin ve sarhoş ve sersem gördüm...
Bir kaç sene sarhoş edip beni güldürürken aslında 100 seneye bedel bir ağlamak bırakacak bana...

" Halbuki gençlik, eğer kalb ve huzur ehli ve aklı başında ve kalbi yerinde bulunan mü'minlerde olsa,
ibadete ve hayrâta ve ticaret-i uhreviyeye sarf edilse,
en kuvvetli bir ticaret vesilesi ve güzel ve şirin bir hayr yapmaya vasıtadır.
Ve o gençlik, vazife-i diniyesini bilip sû-i istimal etmeyenlere, kıymettar, zevkli bir nimet-i İlâhiyedir.
Eğer istikamet, iffet, takvâ beraber olmazsa, çok tehlikeleri var;
taşkınlıklarıyla saadet-i ebediyesini ve hayat-ı uhreviyesini zedeler.
Belki hayat-ı dünyeviyesini de berbat eder.
Belki bir iki sene gençlik zevkine bedel, ihtiyarlıkta çok seneler gam ve keder çeker. "
eski 01.05.2008, 13:04 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #8
leys isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:57 .