11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 47,75%
yaz: 16,22%
sonbahar: 25,23%
kış: 10,81%
Katılımcı sayısı: 111. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 39 (7 Kayıtlı ve 32 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DeRCan, kardem, mutasyon, Sakallı, tayyibe MafraK, root


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

İncİler Maİl Grubu


Tekil Mesaj gösterimi
Almula
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 912


Yarışma Puanı: 700
Teşekkür etti: 2.738
Teşekkür aldı: 839 konuda 2.759 kere
Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam, deniz kenarında balık avlıyordu.Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin hükümdarı bu gariban adamla ilgilendi ve ona ,

" Ben burada iken oltana ne takılırsa sana onun ağırlığınca altın vereceğim "dedi.

Biraz sonra oltaya ortası delik bir kemik takıldı.Basit hafif bir kemikti bu . Padişah balıkçıya, "Ne yapalım,şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı " diyerek alıp sarayına götürdü. Adamlarına, balıkçıya ,elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti.Kemiği terazinin bir kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya başladılar.Beş , on, yirmi elli... diye altınları doldurdular ama kemik yerinden oynamadı. Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde onlarca altın koydular,kemik bana mısın demedi, Altını doldurmaya devam ettiler,terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kıpırdamadı.

Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olabileceğini sordular. Bilge kemiği eline alıp küçük bir tetkikten geçirdikten sonra bu açıklamada bulundu:

" Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur.Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz,çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur."

Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik hemen yukarı kalkıverdi.


“İnsanın bir vadi dolusu altını olsa ikincisini, iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister, onun gözünü ancak toprak doyurur” (Hadisi Şerifi)



ne diyelim ömrümüzün kısalmasına karşın nefsimizin açlığı artıyor...Rabbim cümlemizi ıslah etsin...
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 01.05.2008, 13:47 Almula isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #8
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:03 .