14 Şevval 1429
14 Ekim 2008, Salı
14 Şevval 1429
14 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 4 (0 Kayıtlı ve 4 Misafir) bulunmaktadır.

Online  
Tekil Mesaj gösterimi
serf
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 17.01.2008
Mesajlar: 9




Teşekkür etti: 112
Teşekkür aldı: 7 konuda 52 kere
kucult  büyük
Acizane, başımızdan geçen bir anıyı da biz paylaşalım istedik.

1996 senesinin nisan ayı. Cânımıza intisabımız henüz bir sene bile

olmamış. İlimizde geleneksel kitab fuarı düzenlenecek. Fırsat bu

diyoruz arkadaşlarla ve vekilimize anlatıyoruz durumu. Abi bizde yer

alalım. Çalışalım, inşaAllah Rabbimin izni Üstazın himmetiyle başarılı

oluruz. Velhasıl vekil abimizi ikna ediyoruz. O da gereken izni aldıktan

sonra başvurulur yapılıyor ve kitap fuarında bir standımız oluyor

bizimde. Arkadaşlar la nöbetleşe duruyoruz stand da. Elhamdülillah

hareket de var. Neyse zaman geçiyor. Fuarın kapanma vaktine bir ya

da iki gün falan var. Sıra bende. Akşamüstü saatleri stand da yalnızım.

Bir ara aklıma geliyor. Kendi kendime " Çok şükür üstazı ve eserlerini

dilimiz döndüğünce insanlara anlatmaya çalıştık. Üstaz da bize bir dua

eder inşaAllah. Belki eksik kitablarımızı da tamamlar." diye içimden

geçiriyorum. Sonra da yaptığımdan utanıp " Ya oğlum sen bunu

menfaat için mi yaptın yoksa Allah rızası için mi?" deyip azarlıyorum

kendimi.

Neyse efendim fuar bitiyor emanetler yerine teslim ediliyor. Aradan

üç dört ay kadar geçiyor. Bizler üstazın yanına doğru ihvanlar la yola

çıkıyoruz. Dergah ta 3 - 4 gün kadar misafir oluyoruz. Sohbetlerinden

bereketleniyor ve faydalanıyoruz. En son perşembe akşamı hatmeye

katılıyoruz. Rabbim nasib ederse hatmeden sonra üstazdan izin isteyip

yola çıkacağız. Ben de o ara üstazın Özleşme Yolu kitabını okuyorum.

Mübareğin elini öpüp dua isterken kitabı da imzalatayım diye alıyorum

kitabı da yanıma. Hatme yeni bitmiş her taraf ihvan, ortam kalabalık.

Ben yapışıyorum Cânımın eline dua istiyorum. Mübarek dualar ediyor,

bizim içimiz eriyor, sanki cihanda değiliz o an. Kitabı

uzatıyorum "Kurban imzalarmısınız" diyorum. O akıcı, nağmeli

osmanlıca şivesiyle "bu nu mu okuyorsun" diyor ve tebessüm ediyor.

Cânım tebessüm ediyor, O na olan sevgimiz daha da katlanıyor. "Senin"

diyor "eksik kitabların varmıdır?", "vardır" diyorum.

Hemen talebelerine işaret ediyor. Bana da "hangi kitabların eksik

söyle getirsinler" diyor. Biz o zamanlar öğrenciyiz. Kitablarımızın çoğu

eksik. Ben başlıyorum saymaya şu eksik, bu eksik. Cânımın cânları

talebeleri de getiriyorlar kitabları. Başlıyor mübarek hepsini

imzalamaya. İmzaladıktan sonra elimizi tutuyor mübarek. "Bunları

okuyacaksın, bize de fatiha ve ihlası esirgemeyeceksin İnşaAllah faydalı

olacak" diyor. Tabi bana dünyaları verseniz istemem o an. Tahmin edin

ne haldeyim. İhvanların hepsi bakıyor öylece. Ben de alıyorum

kitablarımı ve çıkıyoruz yola. Kendi kendime düşünüp duruyorum yol

boyunca kitap fuarında ki o düşüncelerim den dolayı. Kâh ağlıyorum

yaşadıklarıma kâh seviniyorum.

Ancak o anın lezzeti hala dimağımda dır. Cânım çok seviyoruz seni...

Gerisine ne kelimeler ne de takat yetmez...
__________________
EHLİ DİLLER ARASINDA ARADIM KILDIM TALEB,
HER HÜNER MAKBUL İMİŞ, İLLAH EDEB İLLAH EDEB...
eski 01.05.2008, 14:17 serf isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #340
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:27 .