Acizane, başımızdan geçen bir anıyı da biz paylaşalım istedik.
1996 senesinin nisan ayı. Cânımıza intisabımız henüz bir sene bile
olmamış. İlimizde geleneksel kitab fuarı düzenlenecek. Fırsat bu
diyoruz arkadaşlarla ve vekilimize anlatıyoruz durumu. Abi bizde yer
alalım. Çalışalım, inşaAllah Rabbimin izni Üstazın himmetiyle başarılı
oluruz. Velhasıl vekil abimizi ikna ediyoruz. O da gereken izni aldıktan
sonra başvurulur yapılıyor ve kitap fuarında bir standımız oluyor
bizimde. Arkadaşlar la nöbetleşe duruyoruz stand da. Elhamdülillah
hareket de var. Neyse zaman geçiyor. Fuarın kapanma vaktine bir ya
da iki gün falan var. Sıra bende. Akşamüstü saatleri stand da yalnızım.
Bir ara aklıma geliyor. Kendi kendime " Çok şükür üstazı ve eserlerini
dilimiz döndüğünce insanlara anlatmaya çalıştık. Üstaz da bize bir dua
eder inşaAllah. Belki eksik kitablarımızı da tamamlar." diye içimden
geçiriyorum. Sonra da yaptığımdan utanıp " Ya oğlum sen bunu
menfaat için mi yaptın yoksa Allah rızası için mi?" deyip azarlıyorum
kendimi.
Neyse efendim fuar bitiyor emanetler yerine teslim ediliyor. Aradan
üç dört ay kadar geçiyor. Bizler üstazın yanına doğru ihvanlar la yola
çıkıyoruz. Dergah ta 3 - 4 gün kadar misafir oluyoruz. Sohbetlerinden
bereketleniyor ve faydalanıyoruz. En son perşembe akşamı hatmeye
katılıyoruz. Rabbim nasib ederse hatmeden sonra üstazdan izin isteyip
yola çıkacağız. Ben de o ara üstazın Özleşme Yolu kitabını okuyorum.
Mübareğin elini öpüp dua isterken kitabı da imzalatayım diye alıyorum
kitabı da yanıma. Hatme yeni bitmiş her taraf ihvan, ortam kalabalık.
Ben yapışıyorum Cânımın eline dua istiyorum. Mübarek dualar ediyor,
bizim içimiz eriyor, sanki cihanda değiliz o an. Kitabı
uzatıyorum "Kurban imzalarmısınız" diyorum. O akıcı, nağmeli
osmanlıca şivesiyle "bu nu mu okuyorsun" diyor ve tebessüm ediyor.
Cânım tebessüm ediyor, O na olan sevgimiz daha da katlanıyor. "Senin"
diyor "eksik kitabların varmıdır?", "vardır" diyorum.
Hemen talebelerine işaret ediyor. Bana da "hangi kitabların eksik
söyle getirsinler" diyor. Biz o zamanlar öğrenciyiz. Kitablarımızın çoğu
eksik. Ben başlıyorum saymaya şu eksik, bu eksik. Cânımın cânları
talebeleri de getiriyorlar kitabları. Başlıyor mübarek hepsini
imzalamaya. İmzaladıktan sonra elimizi tutuyor mübarek. "Bunları
okuyacaksın, bize de fatiha ve ihlası esirgemeyeceksin İnşaAllah faydalı
olacak" diyor. Tabi bana dünyaları verseniz istemem o an. Tahmin edin
ne haldeyim. İhvanların hepsi bakıyor öylece. Ben de alıyorum
kitablarımı ve çıkıyoruz yola. Kendi kendime düşünüp duruyorum yol
boyunca kitap fuarında ki o düşüncelerim den dolayı. Kâh ağlıyorum
yaşadıklarıma kâh seviniyorum.
Ancak o anın lezzeti hala dimağımda dır. Cânım çok seviyoruz seni...
Gerisine ne kelimeler ne de takat yetmez...
__________________ EHLİ DİLLER ARASINDA ARADIM KILDIM TALEB,
HER HÜNER MAKBUL İMİŞ, İLLAH EDEB İLLAH EDEB... |