106.jpg
Cüz:6,Sûre:5
MÂİDE SÛRESİ Sayfa:106
3.Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş,
ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp
ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestik
leriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ile fal
oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün
kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir.Artık onlardan
korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi
tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha
yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebil
ir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
(Her dinde ve sistemde haramlar ve yasaklar vardır. Önemli olan bunların,
fert ve toplum menfaatine, ebedî mutluluğuna yönelik bulunması, bir hikmet
ve mana taşımasıdır. İslâm'da yasaklanan yiyecekler ve içecekler genellikle
sıhhate zararlı olduğu, bazı şekillerde hayvanlara eziyet olduğu, İslâm'ın ge
tirdiği iman ve ahlâk nizamına ters düştüğü için yasalanmıştır. Bunlardan bir
kısmının zararlı olduğu öteden beri bilinmektedir. Diğerlerinin zararı ise insan
lığın ilmî seviyesi yükseldikçe anlaşılmaktadır ve anlaşılacaktır.)
4.Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve te
miz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale
getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaldıklarından da yeyin ve üzerine Allah'
ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.
5.Bugün size temiz ve iyi işler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin
(yahudi, hıristiyan vb. nin) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara
helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap veri
lenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zi
na etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (İslâmî hükümle
re) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana
uğrayanlardandır.
(Temiz ve iyi şeyler, âyet ve hadislerin yasaklamadığı, umumiyetle insanların
iğrenç telâkki etmedikleri yiyecek ve içeceklerdir. Bâtıl da olsa semâvi olan
bir dinleri bulunduğu için, ehl-i kitabın, kendi dini inançlarına göre yenmesi
helâl olacak şekilde öldürdükleri hayvanlardan ve diğer yiyeceklerinden -do
muz gibi İslâm'ın yasakladıkları hariç olmak üzere- müslümanların da yemeleri
caizdir. Kezâ dinini değiştirmemiş de olsa ehl-i kitap kadınlar ile müslüman er
keklerin evlenmeleri caizdir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
-----------------------------------------------------------------------------
107.jpg
Sayfa:107
MÂİDE SÛRESİ Cüz:6,Sûre:5
6.Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize ka
dar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cü
nüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız,
yahut da biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi bir
leşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm
edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size her
hangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve (ihsan ettiği)
nimetleri tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.
(Namaz, ibadet duygusu ile Allah huzuruna çıkmak, belli şekillerle ona tapınmak
ve O'nunla konuşmaktır. Namaz Allah'ın, kulunu huzuruna kabul etmesidir. İşte
bu kabul ve bu ubûdiyet arzı, bir hazırlığı gerekli kılmaktadır. Huzur-ı ilâhîde dur
an kulun uyanık, şuurlu, içi ve dışı ile tertemiz olması gerekir; abdest ve gusül
bunları temin için en güzel vasıtadır. Suyun bulunmaması veya bulunduğu halde
kullanmayı engelleyen bir mâni yahut mazeretin bulunması halinde teyemmüm e
dilir. Teyemmüm her ne kadar maddî temizliği sağlamasa da temizlik şuuru ver
mekte ve ibadete hazırlamaktadır.)
7.Allah'ın size olan nimetini, ''Duyduk ve kabul ettik'' dediğiniz zaman sizi bunun
la bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah'tan korkun. Şüphesiz
Allah, kalplerin içindekini bilmektedir.
(Buradaki sözden maksat, insanların yaratılmasından önce, elest bezmi denilen
mukaddes mecliste bütün ruhların Allah'a verdikleri söz olabileceği gibi, Akabe
ve Hudeybiye'de müminlerin, Allah ve Resûlü'ne verdikleri söz de olabilir. Elest
bezmi için bak. A'râf 7/172.)
8.Ey iman edenler! Allah için hskkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler
olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli ol
un; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış)tır. Allah'a isyandan sa
kının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.
(Abdest ve namaz, dinin direği, ferdin dinî hayatının temelidir. Adalet ise, sos
yal hayatın en önemli denge unsuru ve teminatıdır. Kur'ân nizamı insanı daima
bir bütün olarak ele almış, irşad ışığını ferdî yön kadar içtimaî yöne tutmuştur.)
9.Allah, iman eden ve iyi işler yapanlara söz vermiştir; onlara bağışlama ve büy
ük mükâfat vardır.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ