Bayrak
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 38 (0 Kayıtlı ve 38 Misafir) bulunmaktadır.

Online  


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
askiebed
Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.2006
Mesajlar: 41


 
 
Teşekkür etti: 4
Teşekkür aldı: 10 konuda 18 kere
FIKIH VE ITIKAD ACISINDAN TESETTUR;

Fikihta gecen usul-furu, asil-fer-illet-hukum
dortlusu cercevesinde ele alinmaktadir. Asil, kendisini esas
aldigimiz nass(ayet-hadis)tir. Fer(furu), onumuzdeki cozum bekleyen
mesele demektir. Illet, asil ile fer arasindaki dogru baglantiyi
ifade eden kavramdir. Hukum ise, asil ile fer arasindaki dogru
baglantiyi(nedensellik bagi) bulduktan sonra, verilen hukmu ifade
eder. Bu son hukum bir ictihadi ifade eder ve bu hukmun
verilebilmesi icin, 'asil'(nass)da kesin bir hukum bulunmamasi
gerekir.
Meselemize gelirsek, tesettur meselesinde asil(usul), bellidir ve
Allahin tesettur ile ilgili olarak verdigi hukum ile ve sunnetlerde
belirlenen hukumlerle bu konu hic bir sekilde tartisilmaya mahal
birakmayacak sekilde acikca ifade edilmistir. Eger, tesettur ile
ilgili olarak bir kesin ayet olmasaydi veya Hz. Peygamberin bu
konula ilgili tereddutlu bir sunneti bulunsaydi, o zaman tesettur
meselesi ictihadi bir alana girerdi ve o zaman da birileri(konusunda
uzman olanlar) bu fetvayi verebilirdi. Halbuki, tesettur meselesi,
ictihadi bir mesele degildir.

Hayr-i kesir ve serr-i kalil meselesi;
hayr-i kesir ve serr-i kalil meselesi bu
dunyada bizim belirledigimiz hayir ve ser kavramlari seklinde
anlasilabiliniyor. Halbuki, hayr-i kesiri biz bilemeyiz. Hayr-i kesiri,
ilmi mutlak ve sonsuz olan 'Bir'i bilebilir. Biz hayr-i kesiri
bilemedigimiz icin, bildigimiz bir serr-i kalil meselesini ona feda
edemeyiz. Bizim bildigimiz 'kendimizce malum olan bir hayirdir' ki
ayette gectigi sekliyle ifade edersek, 'umulur ki sizin hayir
gordugunuz sey serdir', ya da 'umulur ki sizin ser gordugunuz ser
hayirdir'. Yani kainattaki hayir ve ser kavramlarimiz nisbidir. Bu
nisbiligi esas alip, bazilarina ser deyip bazilarina hayir deyip,
sonra da ser olanlarini da hayir olanlara feda etmemiz, 'mutlak
hayir'(hayr-i kesir elinde olan Zat)a aykiridir.

Sonuc olarak tesetuur ictihad konusu olmayip nassin alanina girer, acan kisi gunahindan dolayi tevbe
etmeli ve yine bunu umuma duyurmamalidir. Zira islenen bir gunah,
hususi kaldigi zaman, istigfar edilmesi ve tevbe edilmesi ihtimali
daha da artar. Ki eger bazilari ictihad yapilamaz bir konuda fetva verirse yani cizgi disina cikarlarsa, ilerideki genismesrepli Yasar
Nuri mizacli insanlar, bu fetvayi fetva olarak
degerlendirmez. Bunu 'usul' meselesi yapip, bizim yanlis
dusundugumuzu soylerler. Ki bunun vebalini ne fetvayi veren ve nede bunu yayan kardeslerimiz kaldiramazlar.
eski 16.11.2006, 00:19 askiebed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #19
askiebed isimli üye'ye teşekkür edenler
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:40 .