|
Peygamberimiz (s.a.v.)'in çok gülenlere uyarısı..
Peygamberimiz (s.a.v.) bir keresinde, namaz kılmaya geldiğinde katıla katıla gülen ve gülerken bütün dişleri görünen bir topluluk gördü ve şöyle buyurdu:
'Eğer ölümü çokça hatırınıza getirseydiniz, şu gördüğüm hâlde olmazdınız! Öyleyse devamlı olarak ölümü hatırlayın! Kabrin şöyle seslenmediği bir gün yoktur:
- 'Ben kimsesizlik yuvasıyım. Yalnızlık yurduyum. Topraktan bir evim. Kurtçukların yuvasıyım.'
Bir Mü'min kabre konulunca kabir ona:
- 'Gelişin mübarek olsun. Ne iyi ettin de geldin. Yeryüzündeki insanlar arasında en çok sevdiğim sendin. Nihayet bugün sen de geldin. Şimdi benim sana ne kadar iyi davranacağımı göreceksin.' diyecek; ardından o kabir ölen Mü'minin görüşünün ulaşabileceği kadar genişleyecek ve oradan Cennete bir kapı açılacak. O kapıdan Cennetin havası ve güzel kokuları o kişiye ulaşacak.
Günahkâr biri kabre konulunca ise kabir ona:
- 'Gelişin senin için tam bir felâket. Yeryüzündeki insanlar içinde, en çok senden nefret ederdim. Nihayet bugün sen de geldin. Şimdi benim sana ne kadar kötü davranacağımı göreceksin.' diyecek; ardından onu öyle bir sıkacak ki kaburgaları birbirine girecek.'
Peygamberimiz (s.a.v.) daha sonra şöyle devam etti:
'Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.'
Allah korkusu kâmil bir Mü'min olmanın en gerekli şartıdır. Bu yüzdendir ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) çok kere derin bir tefekkür hâli yaşar ve ölümü düşünürdü. Öyleyse ölümü hatırlamak bizim için de faydalıdır. Allah'ın elçisinin (s.a.v.) bazı manevî hastalıklarımız için gösterdiği tedavi şekillerinden biri de budur.
Fezâil-i A'mâl - Zekeriyya Kandehlevî
__________________
Hakkı bilmek nişanı halktan kaçmaktır. Her kim Hakkı bildi iki saraya dahi baş indirmez.
|