| Yeni Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 08.04.2008
Mesajlar: 14
Teşekkür etti: 2
Teşekkür aldı: 8 konuda 21 kere
| İnsanlık arzuların elinde kurban edildi
Batı'daki "fazilet güneşi"nin batmaya yüz tutması birkaç asır önce başladı. Kapitalist sistemin üretimde başarılı olması insanlara bu dünyada cennet vaat ederken, "öteki tarafı" unutturdu. Aydınlanma ile birlikte Batılılar kilisenin köleliğinden kurtulurken, kapitalist sistemin sunduğu cazibeli dünyalıklarla arzularına köle oldular. Ötelere yönelik her türlü kutsalı bırakıp, dünyayı kutsamaya başladılar. "Dünyevileşmeyi (sekülarizmi)" medeni olmanın ölçütüne dönüştürdüler. Dini dahi dünyalık menfaatleri için istediler. 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, din, bireylerin hayatlarında belirleyici olmaktan çıktı ve dinin öğretileri, hatta Yaratıcı'nın varlığı bile önemli ölçüde sorgulanmaya başlandı. Nitekim, Time dergisi 6 Nisan 1966 tarihli sayısında bu değişimi kapak konusu yapmış ve şu soruyu sormuştu: "Tanrı öldü mü?" Evet, Nietzsche'nin tespitiyle, Batılılar kendi elleriyle tanrılarını öldürdüler. İnsanlar, nefislerini/arzularını tanrı edinmeye başladılar. Arzularına engel gördüğü her türlü kutsalı kurban ettiler. Sefih medeniyet, insanı hayvanlıktan çıkarıp gerçek insan yapan faziletleri tek tek tahrip etti. Hayvani arzularını tatmin için her şeyi tüketen "tüketiciler" oluşturdu. Garip bir şekilde, hiçbir şeyle tatmin olmayan, tükettikçe tüketesi artan tüketicilere dönüştürdü insanları. Seküler "sefih medeniyet", insanlıktan insaniyeti alıp götürmekle kalmadı, insanın aslında hayvan olduğunu ispata çalıştı. Başka bir deyişle, sefih medeniyet, hayvani lezzetleri hayatın biricik gayesi haline dönüştürürken, seküler bilim de, insanın hayvandan geldiğini ve bir tür hayvan olduğunu söyledi. Darwin'den günümüze iki asırdır yapılan binlerce sözde bilimsel çalışmalar bu iddiayı ispat için uğraşıyor. Açıkçası Darwinci seküler bilim adamları biz "hayvanız" diyorlar. Aksi söylemleri bilimselliğe aykırı gördükleri için şiddetle reddediyorlar. Bu anlamda, sefih medeniyet, insanı aslına, yani hayvanlığa geri götürme projesidir. Çünkü, bilimsel olarak hayvan olduğu ispatlanan bir varlığın hayvan gibi yaşamasından daha doğal, daha otantik bir şey olamaz. Sefih medeniyet, insanın asıl gayesinin (hayvani) arzuları tatmin etmek olduğunu telkin ediyor. Her gün gazete sayfalarını dolduran sapıklıklar bitmeyen bu tatmin arayışının göstergeleridir.
Paradoksal bir şekilde, sefih medeniyet, her yolla, hayvani arzuları tatmine çalışırken, hayattan lezzet cihetinde, insanı hayvandan dahi daha aşağı dereceye düşürüyor. Çünkü, fıtri vazifelerini yerine getirip, birkaç şeyle tatmin olan hayvanlara mukabil, hayvan gibi yaşamaya çalışan insanlar hayvani lezzetlerle tatmin olamıyor. Bu tatminsizlik sürekli bir arayışı beraberinde getiriyor. Akla hayale gelmeyen sapıklıklar bu sırdandır. Hiçbir şeyde aradığı lezzeti bulamayan tatminsiz "tüketici" her defasında yeni bir şeyi denemeye kalkışıyor. Bu tatmin arayışında önüne çıkan bütün engelleri, bütün kutsalları yerle bir ediyor. Örneğin, sefih medeniyet önce ailenin kutsallığını eleştirdi. Onu yıkmaya başladı. Sonra, evlilik dışı ilişkilere, özgürlük namına, bir kılıf uydurdu. Bir defa eşleşip, tatmin olmak yerine, yüzlerce defa eşleşmenin yollarını açtı. Aradığı tatmini bulamayan sefih insanlar bu sefer eşcinsellikte tatmini aramaya başladılar. Sefih medeniyet, eşcinselleri kınamak şöyle dursun, onlara aile statüsü verip, kutsamaya başladı. Tabii ki, sefahat bununla sınırlı kalmadı. Sefih medeniyetin şakirtleri akla hayale gelmeyen tatmin yolları denedi ve denemeye devam ediyor. Ancak, hiçbir şeyde aradığını bulamıyor. Bu bağlamda Avusturyalı sapık baba gibi sefih medeniyetin sapık şakirtlerinin yaptıkları tatmin arayışından başka bir şey değil. Hem de bütün kutsalları hiçe sayarak. İlginçtir, sefih medeniyet, hayvani arzuları her şeyin üzerine çıkarıp, hayatın gayesi haline getirdiği gibi, hayvanları da insandan daha üstün konuma yerleştirmiş adeta. Bunun en bariz delili pet hayvanları için yapılan harcamalardır. Günümüzde sadece ABD'de pet hayvanlarına yılda 40 milyar dolar masraf yapılıyor. Diyebilirim ki, Afrika'da açlıktan ölenler insan değil, hayvan olsaydı, Batılılar galeyana gelip, çok kısa zamanda gereken maddi yardımda bulunurdu. Oysa, Batılılar pet hayvanlarını kendi nefsani arzularını tatmin için esir edip, onlara hizmet edeceklerine, onları serbest bırakıp, onlar için yaptıkları harcamanın onda birini dahi aç insanlara yardım için kullansa açlık sorunu kökten çözülür. Bununla Afrika'da açlık sorunundan sadece Batılıların sorumlu olduğunu söylemek istemiyorum. Sadece sefih Batılıların nazarında insanın pet hayvanı kadar bile bir kıymete sahip olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Doğrusu, ABD'ye ilk geldiğimde, insanların pet hayvanlarına adeta hizmetçi olmalarına çok şaşırıyordum. Ancak, bir süre sonra anladım ki, sefih medeniyet insanı hayvandan dahi aşağı düşürdüğü için onu hayvana hizmetçi seviyesine indirmiş.
Konu Sedem tarafından (05.05.2008 Saat 21:15 ) değiştirilmiştir..
|