Vasiyeti
Vefatının yaklaştığını anlayınca vasiyette bulundu. Vasiyetinde şöyle demişti:
‘Bu Osman’ın vasiyetidir.
Bismillahirrahmanirrahim.
Affan’ın oğlu Osman şehadet eder ki:
Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O’nun ortağı yoktur. Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür. Cennet haktır. Cehennem haktır. Allah, hiç şüphenin bulunmadığı bir günde kabirdekileri çıkaracaktır. Allah sözünden caymaz. Osman böyle yaşadı, böyle ölecek. İnşaallah böyle dirilecektir.’
Yedinci Tahlil:
Akrabalar
Sonunda Allah’ın kaderi tecelli etti, demekten başka bir söz kalmıyor. Fakat zahiri sebepleri de araştırıp, yaşadığımız hayatta işimizi kolaylaştıracak, bize ders oluşturacak noktaları tespit etmek durumundayız. Osman bin Affan radıyallahu anh en çok, akrabalarını görevlendirmekle itham edilmiştir. Gerçek de böyledir. Ama onun döneminde Çin sınırına dayanan büyük fetihler vb. Müslümanların göğsünü kabartan sonuçlar, o akrabalar denen kadroyla elde edilmiştir. İlk altı senedeki başarılar da aynı isimlerle sağlanmıştı.
Sahabilerden hayatta olanlardan, ona itirazı olanlar yok değildi. Ebu Bekir ve Ömer’e de itirazlar oluyordu. Zaten sahabilerin en bariz özelliklerinden biri onların, hak bildiklerini kimseden çekinmeden söyleyebilmeleridir. Osman radıyallahu anha karşı yaptıkları da buydu. Yanlış gördüklerini açık bir dille söylüyorlardı. Ali bin Ebi Talib radıyallahu anh, Osman radıyallahu anha en çok itiraz edenlerden biriydi; ama zor zamanlarında da en çok desteği o veriyordu. Çünkü hem Ali radıyallahu anhın hem diğer sahabilerin itirazları siyasi bir menfaat çizgisinde değildi. Hakkı üstün tutmanın gereği olarak konuşuyorlardı.
Hilafetinin ilk altı yılında insanların en çok sevdiği insan Osman radıyallahu anhtı. Seviliyor, sayılıyordu. Görevlendirdiği akrabaları, onun adını kullanmada bazen çizgiyi aştılar. Yumuşak huyluluğu ve kimseyi kırmadan iş görme anlayışı, Halife’yi ağır tenkitler altında kalmaya mahkum etti. Akrabalarının ona yaptığı hıyanet olarak bile adlandırılabilir. Ama akraba görevlendirmesi İslami açıdan bir suç teşkil etmemektedir. Ondan sonraki Halife Ali radıyallahu anh da kendi akrabalarından görevlendirmeler yapmıştır. Hatta denebilir ki o tip fitnenin ya-yıldığı zamanlarda, idareyi kontrol açısından akraba görevlendirmesi daha sağlıklı sonuç verebilir.