|
Ey Allah'ın kulu! Allah'tan birşey istediğinde, seni her bakımdan ıslah etmesini iste.
Sen kaçan ve uzaklaşan bir kulsun. Allah kendisine yönelmeni istiyor; ama sen O'ndan kaçıyorsun. Kuşkusuz kaçmak; hâl ve hareketlerle, bir çabayla meydana gelir. Sen namazında yanılır, orucunda hata eder, Allah'ın lütfundan şikayetçi olursan, O'ndan kaçmış, uzaklaşmış olursun.
Ebû Hasan eş-Şâzelî şöyle demiştir:
'Üç gün kırda kaldım. Yanımda yiyecek birşey de yoktu. Bu esnada yakınımdan geçmekte olan bazı hristiyanlar beni yaslanmış, oturuyorken gördüler:
'Bu adam bir müslüman derviş olsa gerek' dediler ve yanıma bazı yiyecekler bırakarak gittiler. Kendi kendime: 'Ne tuhaf şey!' dedim. 'Düşmanlarımın elinden rızıklandım; ama dostlarımdan en küçük birşey görmedim.' Bu sözümün akabinde bir sesin: 'Yiğit; dostlarının ellerinden rızıklanan değil, ancak düşmanlarının elinden rızıklanan kimsedir.' diye seslendiğini duydum.
Ey kişi! Nefsine, hayvanına yaptığın gibi davran. Yoldan saptığı zaman onu dövüp, tekrar yola sokarsın. Şayet nefsine, elbisene yaptığın gibi yaparsan, yani kirlendiği zaman yıkar, bir yeri söküldüğü zaman dikip yenilersen, senin için mutluluk ufukları belirir. Saçı sakalı ağardığı hâlde bir kez olsun Allah'la başbaşa kalarak, tenha bir yerde kendini hesaba çekmemiş nice insan vardır.
KAYNAK: Gelin Tâcı - İbn Atâullah İskenderî (kuddise sirruh)
__________________
Hakkı bilmek nişanı halktan kaçmaktır. Her kim Hakkı bildi iki saraya dahi baş indirmez.
|