26 Şaban 1429
28 Ağustos 2008, Perşembe
26 Şaban 1429
28 Ağustos 2008, Perşembe
Ayet
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Haşr-21
hadis
İnsanoğlu sabaha çıkıp güne başladığında bütün organları diline yalvararak şöyle derler:Hakkımızda Allah’tan kork. Çünkü bizim doğru yönde ilerlememiz ancak seninle mümkündür. Sen doğru çizgide olursan,biz de doğru çizgide oluruz.Sen doğru yönden saparsan,biz de saparız.
Tirmizi

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 73 (28 Kayıtlı ve 45 Misafir) bulunmaktadır.

Online   !ŞEYMA!, Almula, barayev, bir lahza, canane, Dagistan, DeRCan, dilerim, ebrar69, efsun hayal, gul555, hafize-i rabia, HamS, kebirulcady06, KoRSaN, leys, maklube, mutasyon, nur talebesi, siyahsancaktar, ta-ha, tÜrkÜ, turab, ummuhan hafsa, iklimya, monaroza,


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
Bakara-216
Tecrübeli Üye
 
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 410




Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 71 konuda 139 kere
kucult  büyük
monaroza´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kâinatta yaratılmış ne varsa hepsi de-hepimiz de-her şey de Allah’ın esmâsıyla varlık ve hayat buluruz!

Birbirimiz arasındaki fark; bizim oluşum formülümüzdeki isimlerin güç farkıdır!

Bazı isimler birimizde daha fazla ağırlıktadır, bazı isimler diğerimizde daha fazla ağırlıktadır. Dolayısıyla de birbirinden farklı varlıklar meydana gelmiştir.

Esas itibariyle bu esmâ bileşiminin değişik formülleri, sayısızdır!
Onun içindir ki Allah’ın hiç bir yarattığı bir diğerine benzemez...

Milyarlar kere milyarlar kere milyarlarca kar tanesi düşer yeryüzüne, bir tek kar tanesi bir diğeriyle benzer değildir, eş değildir.

Bir yaprak bir diğeriyle eş değildir.
Bir insan bir diğeriyle eş değildir.
Ama hepsinin de ham maddesi, o Allah’ın işaret ettiği,bize öğrettiği o belli isimlerdir.

Zikir, ötedekini anmak değil, kendindeki Hakk'a ait özellikleri ortaya çıkarmaktır. Zikir, dünyada bir insanın yapabileceği, en yararlı çalışma türüdür ve beyinde tekrar edilen kelimenin manâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.

İNANMADAN DAHİ OLSA,
ZİKİR YAPAN HERKES MUTLAKA TESİRİNİ GÖRÜR!


ZİKİR, beyinden üretilen dalga enerjinin RUH'a, yani halogramik dalga bedene yüklenmesini ve böylece ölümötesi yaşamda güçlü bir RUH'a sahip olunmasını sağlar.

ZİKİR, tekrar edilen manâlar istikâmetinde beyinde anlayış, idrak ve o manâların hazmedilmesi gibi özellikleri geliştirir.

Normalde çok küçük bir yüzde ile çalışıp geri kalan miktarı kullanılmaz bir halde bekleyen beynin, bu boş duran kapasitesinin devreye sokulması yolu ZİKİR'den geçer.

ZİKİR ile beynin belli bir bölgesindeki hücre grubları arasında üretilen bioelektrik enerji, zikrin devamı halinde bu bölgeden taşarak, görevsiz bekleyen yan hücrelere yayılır ve onları da mevcut kapasiteye ilâve ederek devreye sokar.

ZİKİR, konusu ne ise, o anlamda bir frekans yayarak bu hücreleri devreye alan beyinde, elbette ki o istikâmette de faâliyet gelişir.

SİGARA... Günümüzde, cinlerin en büyük gıdalarından biri olan ve bu yuzden de sigara içenlerin yanından hiç ayrılmayan cinlere karşı insanın yegâne kendini koruma yolu zikir ve duâdır...

Bu şekilde beyninde kendini koruyucu türden kalkan dalga üreten kişi, kısmen cinlerin beynine yolladığı impalsları zayıflatmakta ya da tamamiyle engelleyebilmektedir.

Çünkü zikrin faydalarından biri de, üzerinde çalışılan zikir konusuna göre, kişinin çevresinde, kişinin beyninden yayılan bir koruyucu alan oluşturmasıdır...

Evet, beynin zikir yoluyla gelişmesi ve hem kendisini, hem de çevresini tanıyabilmesi, insanın ana gayesi olmalıdır... Zira, beynimizde hayal dahi edemeyeceğimiz çok üstün güçler mevcut bulunmaktadır, iş ki kullanabilelim!...

Zira ancak böylelikle, insanın ve varlığın yapısını, çalışma sistemini, kişide ne özellikler bulunduğunu, bunların nasıl değerlendirileceğini anlar, daha sonra da gerekli zikir çalışmaları yaparak bunları elde ederiz!.

ibadet adı altında, Rasûl tarafından bize ulaştırılan her çalışma, tümüyle bilimsel gerçeklere dayanır.

Kesinlikle, yukarıdaki, ötemizdeki bir tanrının gönlünü hoş etme amacına dönük değildir. Evreni yoktan var kılan Allah'ın, insanların hiç bir çalışmasına ihtiyacı yoktur.

Aldığın gıdalar, nasıl bedenin bir ihtiyacını karşılama amacına dönükse; ibadet adı verilen çalışmalar da, senin ölüm ötesi yaşamının ihtiyaçları ile ilgilidir.

Beyin gücünün, bir tür ışınsal yapı olan bedenine, yani, ruhuna yükleyeceği bilgi ve enerji ile ilgilidir.

Yapılan tüm ibadetler, fiziksel ve zihinsel yanlı yararlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Fiziksel yanın yararları, zihinsel çalışmaları güçlendirerek, beyin
kapasitesini artırır ve dolayısıyla ruhu kuvvetlendirir.

Zikir denilen kelime tekrarları, holografik esasa göre varlığında mevcut olan evrensel özellikleri -ALLAH (c.c.) isimlerinin manâlarını- beyin kapasitesini artırmak suretiyle sana farkettirir. Beyin kapasitesini ve enerjisini artırır.

Mesela; Allah'ın irade sıfatının adı olan "Mürîd" isminin belli bir sayıda tekrarı, kişinin irade kuvvetini artırır.

"Kuddüs" isminin, "Mürîd" ismi ile birlikte tekrarı; kişinin her türlü kötü alışkanlıklardan arınması sonucunu doğurur.

Sert mizaçlı, insanları kıran, taşkın, kontrol problemleri olan sinirli kişiler, "Halîm" ismini tekrarlamaları sonucu, kısa zamanda hoşgörülü hâle gelirler.

Bunlar hep, beynin bu frekanslarda, beyin hücrelerini programlamasıyla gerçekleşir.

Bu olay, bilimsel olarak yeni ispatlanmış ve Scientific American adlı ünlü Amerikan bilim dergisinin 1993 Aralık sayısında "John Morgan" imzasıyla yayınlanmıştır.

Beyinde kapasite genişledikçe, kişi, açığa çıkan özelliklerinin hakikati olan ALLAH'ı daha iyi farkedip tanımaya başlar.

ALLAH, ötede bir tanrı değil, evren ve içindeki her şeyi kendi varlığıyla, ilmiyle, ilminde, "yok" iken "var" kılan, yüce varlığın adıdır. Holografik esasa göre, her zerrede tümüyle, -Tasavvufa göre, zatıyla, sıfatıyla, isimleriyle- mevcuttur.

Biz, bu yolda yapacağımız çalışmalarla ne ölçüde beyin kapasitemizi geliştirirsek, o kadar, Allah'ı varlığımızda bulur, O'na erer, O'nu farkederiz.

Candost.org
Ahmed Hulusi' nin kitabından alıntı yukarıdaki yazı tüm kitaplarından okudum. Bu durumda yazar olumsuz görünüyor ve kabul ediliyorsa kendisine ait yazların hangisi değer ifade ederki daha düne kadar bana yanlışsa tüm yazıları sağlıklı olmaz demiştiniz kardeşler. Şimdi Candostu sitesinden ona ait yazıları almışsınız.

Es Selamu Aleyküm,


__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
eski 20.11.2006, 23:08 Bakara-216 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:55 .


Page generated in 0,99750 seconds with 13 queries