| Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Mustafa Karanfil’in on üçüncü mısra için yorumu:
Burada ‘‘Garp’’ derken aslında hâkim küfür medeniyetini anlıyoruz. Garp dediğimiz bu âlemin bütün tasavvuru gözle görülenden ibaret. Onun maddiyatın ötesini görebilme gibi bir kabiliyeti yok. Bize dayatılmaya çalışılan veya bizimle çatışmaya çalışan bu medeniyetin, Ahiret’e inanan ve hesabın burada bitmediğini bilen biz Türklere verebileceği hiçbir şey yok. Yararlı bir şey veremeyeceği gibi zarar da veremez. Yeter ki biz kendi elimizdeki potansiyelin ve de hazinenin kıymetini bilelim. İnanıp iman ediyorsak üstün ve aziz olan biziz.
Mustafa Karanfil bugünün birincisi sensin. Garbın bir cihet değil bir vaziyet olduğunu belirtmenle kendi vaziyetimiz hususunda bilincimizin beslenmesine yoğunlaşıyoruz. Çelik zırhlı duvar bir emniyet sahasını değil, bir yadırgatıcı alanı işaret ediyor. Batılının kendinden batılı olarak söz etmesi merkez olma hakkını kendinde görmeyen bir tuhaflık. Garbın yararlı bir şey veremeyeceği gibi bize zarar da veremeyişi, insanların edindikleri putların yaratılıp duran nesneler oluşlarıyla kıyaslanabilir.
İsmet Özel |