| Mevlana Der Ki: MEVLANA DER Kİ
Vakit dar, su akıp gidiyor. Ayrılıktan evvel canını doyur
Âb-ı hayatla dolu olan ırmaktan iç. O suyla senden bitkiler bitsin
Suyu görmüyorsan da bari körler gibi testini ırmağa daldır
Mâdem ırmakta suyun mevcut olduğunu işittin, köre, taklitle iş yapmak câizdir.
Testini ırmağa daldır, o zaman onun ağırlaştığını görürsün.
Ağırlaştığını görünce inanırsın. Gönül de kuru taklitten kurtulur.
Kör, ırmağın suyunu açıkça görmezse de testinin ağırlaşmasından onun su olduğunu anlar.
Çünkü testi, ırmaktan suyla dolup hafifken ağırlaştı..
Önceleri her rüzgar, beni alıp götürürdü, artık gönül cömert suya ulaştı, götüremez.
Sefih kimseler, heveslerine mağlup olurlar. Çünkü onların kuvvetlerinin temkîni yoktur.
Şerli kimseler lengersiz gemi gibidirler. Zararlı rüzgarlardan tehlikeye düşerler.
İnsan, akıl lengeri ile emniyet bulur. Hemen bir akıl lengeri dilen!
Akıllılar, kerem denizinin inci hazinesinden aklın yardımını alırlar.
Bu yardımlarla gönül, hünerler kazanır. Gönülden de gözler aydınlanır.
Zîra nûr, göze gönülden gelir. Nûrsuz gönül, şer yuvasıdır.
Akıl, gönlü nûrlandırırsa, gözler de gönülden nûrlanır.
Gönle gelen vahyi, doğru sözlülüğü, gökten inen mubarek su bil !
Tay gibi biz de ırmaktan su içip kınayıcı vesveseciden yana bakmayız.
Enbiyanın izinde yol al. Halkın kınaması heva ve hevestir, aldırma !
Hak yolunun erleri, köpek havlamalarıyla yollarından geri kalmazlar.
Vakt nâziktir gider âb-ı revân
Ola gör hicrândan evvel sîr-i cân
Oldu bir cû anda pür-Âb-ı hayat
Âb ile bulsun nemâ senden nebât
Âb-ı hayvân oldu nutk-ı evliyâ
Es-salâ ey teşne-i gâfil biyâ
Abı görmezsin ale'l-amyâ hemân
Kıl sebûyu vâsıl-ı cû'yı revân
Çün işitdin cûda mevcûd oldu âb
Kûr içün taklîd-i kâr oldu sevab
Cûy-ı âba meşk-endâz ol hemân
Tâ sana meşhûd ola meşk-i girân
Çün girân gördün olursun müstedil
Huşkdan âzad-ı taklîd oldu dil
Âb-ı cûyu kûr görmezse ayân
Fehm ider gördü sebûyu cün girân
Cûydan çünkim pür-âb oldu sebû
Pes sebük iken girân-bâr oldu bu
Her nesîm ile olurdum münfail
Lîk vâsıl oldu cûy-ı cûda dil
Gör sefîhân oldu maglub-ı hevâ
Çünke yok anlarda temkîn-i kuvâ
Keşti-i bî-lenger oldu ehl-i şer
Kim bulur bâd-ı muhaliften hatar
Lenger-i akl iledir merde emân
İdegör deryûze-i lenger hemân
Aklın imdadını kapdı âkilân
Bahr-i cûdun kenz-i dürründen hemân
Oldu imdâdât ile dil pür-fünûn
Rûşenâya buldu hem dilden uyûn
Dîdeye dilden gelir zirâ ki nûr
Kalb-i şûrîde olur cây-ı şurûr
Kalbi kim pür-nûr ide akl u hired
Dîdeler andan ider kesb-i meded
Pes semâdan ol mubârek âbı bil
Kim olur sıdk-ı beyân u vahy-i dil
Kürre-veş cûdan olup nûşân-ı mâ
Bakmazız vesvâs-ı tâinden yana
Enbiyâ isrinde eyle tayy-ı râh
Ta'n-ı halk oldu hevâ itme nigâh
Meslek-i Hak'da o merdân-ı güzîn
Av'av-ı kelb ile olmazlar pesîn
Mesnevî-i Şerîf
Manzum Nahif"i tercümesi
Hazırlayan : Âmil ÇELEBİOĞLU Sönmez Yayınları 1969 |