Bayrak
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 40 (2 Kayıtlı ve 38 Misafir) bulunmaktadır.

Online  HAvF & ReCa


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Ahlak » Göz Zinası!!!


Cevapla
 
Seçenekler
Üye
 
gülüzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.09.2006
Mesajlar: 70


 
 
Teşekkür etti: 54
Teşekkür aldı: 31 konuda 80 kere
Hak-dilaram´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

güle bakan gülü koklar..

gülü koklayan güle dokunur...

güle dokunan gülü koparır...

bakmak, konuşmaya...

konuşmak dokunmaya...

dokunmak ise daha ağırına vesile olacaktır....

hadis i şerifte aleyhisselam:

bakmak iblisin zehirli oklarından bir oktur buyurmuştur...
cok güzel yazmissiniz...
eski 20.11.2007, 14:30 gülüzar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #21
gülüzar isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
ADMİN
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.444


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.342
Teşekkür aldı: 9.882 konuda 32.280 kere
Çok oldu yazmışım bunu, burada da okunsun diye;



Tokalaşma mevzuunda bir de şu var;

Batı erkeği ile doğu erkeği bir değil, şehvet açısından bakılırsa..

Bunun en büyük sebeplerinden biri de batıda hüküm süren tesettürsüzlük ve sınır tanımazlıktır..

Göz ve gönül alışıyor ve umursamaz oluyor ve soğukluk oluyor belki, tabii ki istisnalar vardır her konuda olduğu gibi..

Basit bir misal olacak belki ama;

Hani derler ya hiç yemek bilmeyen biri için ;" bir yumurta kırsam ne kadar mutlu olur" Ama yemek bilen bir insan için öyle değil, hiçbirşeyi beğenmez..

Ayrıca evde erkek çocuğu olan annelerin sıkça ikaz edildiğini duydum büyükleri tarafından, çocuğun önünde giyim konusunda aşırıya kaçmaması hususunda..

Gerekçesi de ; "Yarın evlendiğinde görmesi gereken her şeyi sadece eşinde görsün ki hisleri kuvvetli olsun" mulahazalarıydı ki ilmen de bu doğrudur..

Arabistan'ı örnek vereyim; -içeriği tartışılır- Kadınlar burada dışarıda peçeli ve tepeden tırnağa örtülüdürler..Görme sınırlı olduğundan, bakışları alışmadığından tesettürsüzlüğe, tüm hisleriyle eşine yönelir erkek..israf edilmemiş olur hisler yani..

Aksi yönden düşünürsek, böyle olduğu için burda, bir erkek değil tokalaşmak, beyaz tenli bir kadın ayağından-elinden bile tahrik olabilir..

Başkasının belki hiç umurunda bile olmayan şeyler bu tip erkekler için başka manalar ifade eder..

Yine gözlerin alışmasından başka, uzun süre kadından ayrı kalmak ta tetikleyici bir sebeptir bu konuda..Açla tokun hali bir olmaz.. Nur Suresi'nde mesela bu konuya da değinilir ve 32-34. Ayetlerde evlenmeye teşvik vardır..

Dinimiz de, fıtratı korumaya önem verir, aslolan batılı değil doğulu erkekteki bozulmamış bu kuvvetli hislerdir..

İşte bu yüzden toplumda müslüman erkekler fıtratlarını olabildiğince muhafaza ettiklerinden-sakındıklarından, diğerlerine nazaran daha çok etkilenirler bakışma, tokalaşma, tenhalaşma vs.vs Yoksa karşısındaki kadını sadece cinsel obje gördüğünden vs. değil, iddia ettikleri gibi..

Bir yerde okumuştum birisi diyordu; "75 yaşımdayım ama bir asansöre genç bir bayanla yalnız binemem, çünkü nefsimden emin olamam!" İşte muhakkak ki bu zat, son derece sakınanlardandı..

İslam'ın hükümleri umumidir..-her konuda- umuma hitap ettiği için ve bu da, sadece bir zaman diliminde değil, kıyamete kadar tüm zamanları kapsadığı-kapsayacağı için, tek tek şahıslara ya da bölgelere ya da asri temayüllere göre düzenlenmemiş..

Koruyucu hekimlik misali, dinimiz de hep fıtratı koruyuculuk, hep sakındırma, hep ayartıcı nefsten korunma üzerine emirler ve yasaklar konmuş; Bakma, yaklaşma, tutma vs. vs gibi..Ve tabii ki her iki taraf için de yasaklar getirilmiş, toplum yapısı da buna göre düzenlenmiş..

Yani kısaca harama götüren yollar bir bir tıkanmış ki kötü sona gidilmesin..

Eğer gidiliyorsa tüm bunlara rağmen..

1-Yapılan işin yaygınlaşması önlenmiş;

Nasıl?

Vazgeçirici cezalarla ve halkın şahid olacağı biçimde..

2-O fiili işleyen kişi "Ben artık bittim, öldüm, artık iflah olmam..Bu yüzle Rabbimin karşısına asla çıkamam" vs.vs mulahazalarıyla kulluğu terketmesin, dairenin daha da dışına çıkmasın ve bir yürek kaybedilmesin -Allahu a'lem- için kolaylıklar sunulmuş;

Gerek Rabbimizce; mesela özel gün ve saatlerdeki umumi af gibi..

Rabbin Afuv ismi mesela..Afuv isminin özelliği var; hiçbir iz bırakmayacak şekilde siliyor geçmişi bir lahzada!

Gerek efendimiz aleyhisselamca, Mesela bir kadını öpen bir sahabeden önce 2 kez yüzünü çevirmesi ve ardından ayetin inmesi; "namaz kıl...İnnel hasenata yuzhibnesseyyiat" hangi ayetti şu an hatırlayamadım..

Yine koruyucu hekimlik babında; zina için Efendimiz aleyhisselam'dan izin isteyen sahabeye karşı O'nun tavrı..

Yine O'nun yanında Amcası Abbas radıyallahuanh'ın oğlu Fadl'ın, bir kıza bakması üzerine 2-3 kez eliyle tutup başını çevirmesi..

Daha pek çok örnek bulunabilir bu konuda..

Aslına bakılırsa;

Mes'ele; Günümüze bakarak bu tip şeylerin cezaya bağlanması şu- bu değil!

Ceza olsa ne olacak?

İşte beyan edilmş o kadar ceza var..Hangisine uyuyor günümüz gencliği ya da insanı?Asrın şu cazibedar fitnesi içinde, ayartıcı benlikleriyle başbaşa..

Asıl mesele, yüreklere Allah sevgisinin işlenmesi ve O en Sevgili'nin tanıtılması, sevdirilmesi..

Sevsin ki, Rabbini incitmekten, aradaki bağı zedelemekten korksun!
Rabbini tüm sıfatlarıyla tanısın ki, ayağı kaydığında yine O'na sığınmayı, tevbeyi bilsin..

Resulunu tanısın ki, O'na benzesin!

Acizane ben derim ki mes'ele budur ve gayretlerimiz bu yönde olmalıdır..

Selam ile..
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 21.11.2007, 02:21 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #22
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 09.11.2007
Mesajlar: 2


 
 
Teşekkür etti: 0
2 kere bir konuda
elinize sağlık........
eski 23.11.2007, 09:34 müstagfir isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #23
müstagfir isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Super Moderator
 
mesutizm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.414


11 Albümü var
Yarışma Puanı: 1430
Teşekkür etti: 5.834
Teşekkür aldı: 3.129 konuda 10.660 kere
mesutizm - MSN üzeri Mesaj gönder mesutizm - YAHOO üzeri Mesaj gönder mesutizm isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Dinimizin genel kuralları bir olumsuzluk yaşandıktan sonra onu telafi etmek üzerine değil de o olumsuz davranış hiç ortaya çıkmadan onu en baştan önleme,o olumsuz davranışı ortaya çıkarabilecek davranışların önünü kesme, engelleme üzerine kuruludur. Göz zinasının da asıl çıkış kaynağı budur.
__________________
Biraz kül,biraz duman... O benim işte!
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
eski 01.12.2007, 14:34 mesutizm isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #24
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
' ' ' ' ' ' ' ' ' ' ' '
 
dilara92 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.07.2007
Mesajlar: 484


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 690
Teşekkür etti: 4.866
Teşekkür aldı: 465 konuda 2.014 kere
GÖZ ZİNASI

"Mü'min erkeklere söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. (Bakılması helal olmayan yerlerini kapatmakla korunsunlar.) Bu (örtünme) kendileri için çok temiz(bir hareket)dir. Şübhesiz ki Allah (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyla haberdardır. Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını (gözlerini avret mahallinden kapatmak suretiyle ve bedenlerini bakmaktan örtünmek suretiyle) korusunlar. Ziynetlerini (yani baş, kulak, boyun, göğüs, pazı, kol ve yakalarını) açmasınlar. Bunlardan görünen kısmı (yüzünün bir kısmı ve el avucu) müstesna. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak surette) koysunlar. Ziynet(yer)lerini kendi kocalarından yahud kendi babalarından yahud kocalarının babalarından yahud kendi oğullarından yahud kocalarının oğullarından yahud kendi biraderlerinden yahud kendi biraderlerininoğullarından yahud kız kardeşlerinin oğullarından yahud kendi kadınlarından yahud kendi ellerindeki memlükelerden yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan (yani erkeklikten kalmış bulunan) hizmetçilerinden yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin ey mü'minler. Ta ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız." [En-Nur 30-31]

İzahı: Allah Teala mü'minlere, gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını emrediyor. Ta ki helaldan başka bir tarafa bakmasınlar. Zira bedenin sultanı kalb iken, kalbi bozan da gözlerin harama bakmalarıdır. Hatta göz görmezse, kulak işitmezse ve dil söylemezse, kalb ve dimağ, zina gibi kötülükleri asla tasavvur edemez. Bunun için yukardaki En-Nur suresinin 30. ayetinde bedenin sultanı olan kalbin temizlenmesi emrolunmadı. Ancak kalbin
temizlenmesi için gözleri harama bakmaktan sakındırmaları emrolundu. Demek gözü harama bakanın, kalbi temiz değildir. Eğer temiz olsaydı göz kapanırdı. Nitekim daha evvel zikredilen hadîs-i şerîfte, gözün kalbe getireceği manevi necasetin, domuzun maddî necasetinden daha beter olduğu beyan edilmiştir.

Cerir adlı sahabî: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Ansızın harama baktığım zaman ne buyurursunuz? dedim. "Hemen gözünü çevir." buyurdu. Yani önüne yahud da harama bakmayacağın tarafa bak demektir.

"Ey Ali, birinci kere gördüğünde, ikinci kere bakma. İlk kere gördüğün lehinde ise de, ikinci kere bakman aleyhindedir."

"Altı şeyde Bana kefil olun, Ben de cennete girmeniz için kefil olayım: Konuştuğun zaman yalandan sakın. Emanet sana teslim olduğu zaman hıyanet etme. Bir söz verdiğin zaman sözünden cayma.
Gözlerinizi (harama bakmaktan) kapatın. Ellerinizi (haramı çalmaktan) men edin. Irzınızı muhafaza edin."

İşte bakmak, gözden kalbe giren zehirli ok olduğu için Allah Teala: "Mü'minlere söyle gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar." diye emret*miştir.

"Herhangi bir mü'min, bir kadının güzelliğini görür, sonra başını çevirir veya gözünü kapatırsa, şübhesiz ona Allah bir ibadeti nasib eder ki, o da ibadetinin lezzetini tadar."

Bir hadîs-i kudsî: "Muhakkak harama bakmak, şeytanın zehirli oklarındandır. Kim Ben'den korktuğu için bakmayı terk ederse, bakmasını (bakmaktan gelen şehvetinin kuvvetini) imana tebdilederim. O da imanının lezzetini tadar."

"Allah Adem oğulları için (insanın hissi itibarıyla, irade ve hareketiyle) zinadan bir pay yazmıştır (hükmetmiştir). Şübhesiz ona ulaşır. Binaenaleyh gözlerin zinası harama bakmak, kulağın zinası haramı işitmek, dilin zinası yalan söylemek, elin zinası haramı tumak , ayakların zinası harama adım atmaktır. Halbuki kalb bunlardan dolayı iştiyak eder, umar ve temenni eder. Alet de bazan kalbi tasdik eder, bazan da (zinayı terk etmekle) yalanlar."

Demek ki kalbi aşk-ı İlahî'den çevirecek, dış azaların hareketi ve nefsin meyletmesidir. Bu hadîs-i şerîf, tamamen kadın ve erkeklerin bir araya gelmelerinin ve bakmalarının zararlarını açıkça beyan eder.

Bir gün Rasul-u Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem, Ummu Seleme ve Meymune'nin yanlarında bulunduğu halde, ani*den İbnu ummi Mektum a'ma eve girmiştir. Bu Hadise, örtünme ayetinin nuzülünden sonra olmuş ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara: "Abdullah adlı İbnu UmmiMektum'dan örtünün." buyurmuştur. Meymune: "Ya Rasulallah, o bizi göremez ve tanıyamaz; neden biz ondan örtünelim?" deyince, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara cevaben şöyle buyurmuştur: "Ya siz de mi körsünüz, göremiyor musunuz?"

Bu hadîse binaen ulemanın çoğu, mutlak bakmayı haram etmiştir. Ancak helal olana bakmak müstesnadır. Hanefî mezhebindeki ulema, bu ve benzer hadislere dayanarak: "Kadın, yüzünün bir kısmı ve elinin avuç içinden başkasın) açamaz." demişlerdir. Nitekim Esma'nın hadîsinde bu hüküm beyan olunmuştur. En-Nur suresinin 31. ayet-i kerîmesinde de, kadın kısmının evin içinde kime yüzünü göstereceği beyan olunmuştur.

Hazreti Ayşe validemiz radıyallahu anha şöyle rivayet eder: Ensar hanımlarından daha üstün itikadlı bulamadım; Allah onlardan razı olsun. Çünkü En-Nur suresindeki:

"Başörtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar." mealindeki ayet-i kerîmeyi erkekleri onlara okudukları zaman, hemen ensar hanımları tatbik etmeye başladılar.

Ensardan her bir er, En-Nur suresinin 31. ayetini okuyunca, o erin hanımı, kızı, kardeşi ve yakınlarından her biri, murtlerini (yani başörtüsünün üzerinde giyilen üstlüklerini) giydiler. Kimisi de, En-Nur süresindeki "humur" kelimesini, yaka paçayı kapayacak baş örtüsü olarak tarif etmiştir. EI-Ahzab süresindeki "cilbab" kelimesi ise örtünmeyi; çarşaf, aba, hülasa tepeden topuklara kadar kapayacak bir tek geniş ve uzun üstlük diye tefsir etmiştir. Bu takdirde En-Nur süresindeki örtünme emri, evin içinde; EI-Ahzab suresinin 59. ayetindeki örtünme emri ise, evin dışındaki örtünme emridir.



Sohbet ve Tesettürde Adab, Dilara Yayınları
eski 05.03.2008, 21:16 dilara92 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #25
dilara92 isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:37 .