Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 24 (1 Kayıtlı ve 23 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Bir insanın eline geçen veya içinde bulunduğu halden mutluluk duyarak bunun büyük bir nimet olduğu düşüncesini taşıması, onun şükrüdür.
ŞÜKRETMEK, NİMETİ FARKETMEKTİR!
Başkalarına verilmemiş sayısız nimetin içinde yüzdüğünü fark etmek, bunu kavramak “şükür”dür. Şükretmek, bunu fark etmektir. “Şükür Ya Rabbi” demek, “şükretmek” değildir. Başkalarına verilmemiş sayısız nimetler içinde yüzdüğünü fark etmek şükürdür.
ŞÜKÜR, nimeti veren olarak görmektir! Verenin ardında bir veren düşünmek ise ŞİRK!
Şükürde , nimeti vereni görme vardır!
İNSANLARA ŞÜKRETMEYEN
ALLAH’A ŞÜKRETMİŞ OLMAZ!
Tüm varlık isimleri altında ortaya çıkan kudret ve mânâ, hep O'na aittir!
Tüm varlıklar ve oluşturdukları tasarruflar hep O'na aittir; ve onların her biriyle bir diğerini etkilemektedir!
Ancak bütün bunlara rağmen de, ne mikro ne de makro plandaki hiç bir "şey" için, "ALLAH"tır denemez!
Fakat, oradaki " vücudu" da inkâr edilemez!
Bu yüzdendir ki Rasûlullah aleyhisselâm, şöyle buyurmuştur:
-"İnsanlara şükretmeyen, ALLAH'a şükretmiş olmaz!
-"ALLAH İHSAN EDENLE BERABERDİR!"
âyetinde işaret edilen bir biçimde, "ihsan edende veren Hakk'tır!"
Tasavvuftaki "maiyyet sırrı"da budur işte!
Ve sen, o ihsan edeni görüp de şükretmezsen; artık sadece, hayâlinde "tasavvurun olan tanrına" şükretmiş olursun; ki, bu da gerçek ihsan ediciye şükretmemiş olman sonucunu doğurur.
“ALLAH’A ŞÜKREDEN BİR KUL
OLMAYAYIM MI!”
Kesretin varolması için fânilik mefhumunu yaratmıştır Allah!
Dolayısıyla sen bugün ne kadar ve nasıl hangi sisteme ve düzene dayalı olarak varsan ve bâkiysen, devamı da öyle gidecektir.
Dolayısıyledir ki bugün beden boyutunda yiyip içmek vücut için gerekliyse Ruh için başka çalışmalar gerekliyse, şuur için başka çalışmalar gerekliyse, bunun devamı da aynı sistem ve düzene tâbi olarak geleceği için, yapacağın ibadetlerin son derece büyük önemi vardır.
Hz.Ayşe diyor ki:
“Ya Rasûlullah... ”Bütün gece teheccüd kılıyorsun. Ayaklarına kan iniyor... Ayakların şişiyor... Niye, buna ihtiyacın mı var?!...
“Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” diyor Hz.Rasûlullah.
Buradaki ŞÜKÜR kelimesinin mânâsını yanlış anlıyoruz.
“Şükretme”yi biz zannediyoruz ki, “şükrederim..şükrederim....!!! deyince şükretmiş oluyoruz.
Halbuki orada Hz.Rasûlullah’ın “şükran” kelimesiyle, “şükreden kul olmayayım mı?” sözüyle ifade ettiği mânâ başka;
Yani “ben o namazı kılma anında Mirâc’ı yaşıyorum. Mirâc’ı yaşadığım zaman Allah’ın Rubûbiyet sıfatıyla bütün varlığı varedişini, âlemlerini seyrediyorum... Bu seyr içinde de varlığın O’nun indinde HİÇ olduğunu müşâhede ediyorum. Ben bu müşâhededen vaz mı geçeyim; mahrum mu olayım?!!!..“ demek, o sözün mânâsı.
“Şükür” budur işte; bu haldir!
ŞÜKÜR, İDRÂK EDİLENİN FİİLE DÖNÜŞTÜRÜLMESİDİR.
SONUCUNDA DA ARTIŞ BAŞLAR!
Nankörlük, değerini bilmemek veya değerlendirmemektir!.
Nankörlük, değerini bilmemek veya değerlendirmemektir!.
ŞÜKÜR, idrak edilenin fiile dönüştürülmesidir!
Bunun sonucu olarak da artış başlayacaktır.
Siz idrak ettiğinizi amele dönüştürürseniz beyninizde ek kapasiteler oluşacak ve o amel oranında beyin kapasiteniz artacak ve bunun karşılığında artan beyin kapasitesi ile yeni idraklar oluşacaktır.
Hz.Muhammed aleyhisselâtu vesellemin;
“Şükreden bir kul olmayayım mı?”
hadisi, bunun en yalın anlatımıdır.
Kendisinde açığa çıkanları namaz içinde değerlendirmeye çalıştığını ifadedir, amaç... Artık o namazın nasıl bir fiil olduğunu siz hayal edin!.
(Soru: Hadislerden Allah Rasûlü’nün nâfile ibadetleri “şükründen” yaptığını okumuştum... Bu ne demektir? Teşekkür ederim.)
Kendisine verilen nimetin değerlendirilmesidir; ”Şükür”...
“Verilmiş bulunan nimeti değerlendiren kul olmayayım mı..” demek istemiştir.
ŞÜKREDENLERDEN MİSİN;
YOKSA NANKÖRLERDEN Mİ?
Ne “Allah”ta tekrar vardır; ne de tarihte tekerrür!.
“Aynı ırmakta iki defa yıkanılmaz” diyor O zât!.
Şükredenin, elindeki nimet artar; nankörlük eden, zâten elindekini terkeder!.
Hiç bir değer yerde kalmaz; elbet değerlendirecek olanını bulur!.
Aynaya bak ve kendin hakkında gerçeği itiraf et... Sonra da geleceğini gör!.
Şükredenlerden misin; yoksa nankörlerden mi?.
BİR GÜN “KÜFÜR” DİĞER GÜN “ŞÜKÜR”,
BİR DEĞER İFADE ETMEZ!
ŞÜKREDEBİLENİN KÜFRÜ OLMAZ!
“Şükür”, sana nimet verene gülücük yapıp, ‘’teşekkür ederim’’ demek; yarın da, hepsini inkâr anlamında defterinden silercesine yüz çevirmek değildir!.
“Küfür” de, kızıp karşındakine sövmek değildir!.
Şükür, nimeti vereni görüp, ona minnet duymaktır!
Bir gün “küfür”, diğer gün “şükür” ise değer ifade etmez!
(Soru: Üstadım... Elimize girene sevinmememiz, elimizden çıkana da üzülmememiz gerekirken, söylediğiniz anlamdaki şükür düşüncesinden imtina etmemiz mi gerekiyor?..)
Şükür ayrıdır, elindekine sahiplik düşüncesi ayrıdır...
HÂL İLE ŞÜKÜR
Allah Rasûlü, Allah adıyla işaret edilenin yaratmış olduğu SİSTEM ve Düzenin işleyiş mekanizmasına bağlı olarak, gereken bilgileri sana duyurmuş…
Senin, bu bilgileri değerlendirip, gereği şekilde yaşaman, sana Allah hidâyetinin ve Rasûl Şefaatinin ulaşması demektir.. Bu ilmin gereğini uygulaman, ilmi değerlendirmen demektir ki, bu da hâl ile şükür demektir!.
Aksi ise nankörlüktür!…
ŞÜKÜR HÂLİ, ALLAH’ADIR!
ŞÜKÜR, RIZA hâlinin açığa çıkışının adıdır.
Bunu çok iyi anlamak lâzım.
Şikâyet, yakınma, sızlanma veya yersiz bulma ise rızanın olmayışı dolayısıyla şükr hâlinin olmayışıdır.
Nimeti verene teşekkür Allah’a şükürdür, ama bu ŞÜKR HALİ degildir. Şükür karşındakinedir. şükür hâli Allah’adır.
Şükür ile ŞÜKÜR hali farklı şeylerdir.
ŞÜKÜR hâlinde olana “Ey mutmainne olan gönül, cennetime gir” âyeti hitap eder.