Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 24 (1 Kayıtlı ve 23 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
İnşeAllah belirli aralıklarla bu başlığa Ashab-ı kiram efendilermizin hutbelerini-M.Yusuf Kandehlevi ve Abdulvahid Metin'in telif ettikleri Sahabeler Tarihi adlı eserden iktibasen- ekleyeceğiz.
اخوكم ديار بكري
İlk hutbe Şeriflerin Baş Tacı Hazreti Hasan radiyallahu anh'tan:
Bismillah
Hz. Hasan’ın Babası Hz. Ali’nin Vefatı Üzerine Bir Hutbe İrat Etmesi
- Hz. Ali vefat ettiğinde yerine geçen oğlu Hz. Hasan minbere çıkarak şunları söyledi:
“Ey insanlar! Bu gece kendinden öncekilerin onu geçemediği, sonrakilerinse yetişemeyeceği bir kişi öldürüldü. Zamanında Hz. Peygamber onu savaşlara gönderirlerdi. Bu sırada Cebrail onun sağında Mikail’se solunda bulunurdu. O gittiği yerlerden Allah Teâla’nin fethi (onun) elleriyle müyesser etmedikçe dönmezdi. Miras olarak yalnızca yediyüz dirhem para bırakmıştır. Kendisi bu parayla bir hizmetçi satın almak istiyordu. O, Meryem oğlu İsa’nın ruhunun göklere yükseldiği gece (Ramazan’ın yirmiyedinci gecesinde) vefat etti.”[1]
- Hz. Ali öldürüldüğünde oğlu Hz. Hasan kalkıp Allah’a hamd ü senâlar ettikten sonra şunları söyledi: “Allah’a yemin ederim ki kendisinde bir kişiyi öldürdüğünüz bu gece, Kur’ân’ın indirildiği, Meryem oğlu İsa’nın göğe kaldırıldığı, Musa (aleyhisselam)’ın arkadaşı Yûşâ b. Nûn’un öldürüldüğü ve İsrailoğullarının tevbesinin kabul olunduğu gecedir.”[2]
- Babasının vefâtından sonra minbere çıkan Hz. Hasan “Beni tanıyanlar tanır. Eğer tanımayan varsa bilsin ki ben Muhammed’in oğlu (torunu) Hasan’ım” dedikten sonra
“Ben, atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un milletine (dinine) tâbiyim” (Yusuf: 12/38) mealindeki âyet-i kerimeyi okudu. Daha sonra Kur’ân-ı Kerim’den birçok âyetler okuyan Hz. Hasan sözlerine şöyle devam etti:
“Ben müjdeleyici ve korkutucu olanın oğluyum. Ben Peygamber’in oğluyum. Kendisinin izniyle insanları Allah’a çağıranın oğluyum. Ben pırıl pırıl parlayan kandilin oğluyum. Alemlere rahmet olarak gönderilen zâtın oğluyum. Ben Allah Teâla’nın üzerlerinden her türlü kin ve pisliği gidererek kendilerini tertemiz kıldığı ehl-i beyttenim. Ben sevgileri ve dostlukları Allah tarafından tüm müslümanlara farz kılınan ailedenim. Allah Teâla bu hususta Peygamber’i Muhammed’e indirdiği kitabında “ (Ey Rasûlüm!) De ki: ‘Buna (tebliğime) karşılık sizden, akrabalarımı sevmenizden başka hiç bir ücret istemiyorum’ (Şûrâ: 42/23) buyurmaktadır”.
- Hz. Hasan, Ramazan’ın yirmibirinci günü irat ettiği hutbesinde babası hakkında şunları söylemiştir: “Sancak ona teslim edilirdi. Savaş şiddetlendiğindeyse Cebrail inerek onun sağında savaşırdı.”[3]
- Hz. Hasan, babasının vefatında irat ettiği hutbesinde şunları da söylemiştir: “Ben, Cebrail’in yanlarına indiği ve oradan kalktığı ehl-i beyttenim. Allah Teâla Kur’ân’ında “Kim bir hasene (iyilik) yaparsa, onun iyiliğini (sevabını) artırırız” (Şûrâ: 42/23) buyurmaktadır. Buradaki “hasene (iyilik) yapmak”tan maksat biz ehl-i beytin sevgisidir.”[4]
Hz. Hasan’ın Hançerle Yaralandıktan Sonra Bir Hutbe İrat Etmesi
- Babası Hz. Ali’nin öldürülmesinden sonra Hz. Hasan onun yerine halife seçildi.
Bir gün namaz kıldırırken adamın biri üzerine atılarak onu kalçasından hançerle yaraladı. Bu yaradan dolayı bir ay kadar yatan Hz. Hasan iyileştiğinde minbere çıkarak şunları söyledi:
“Ey Irak ahalisi! Size, hakkımızda Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Çünkü biz sizin hem misafirleriniz, hem de emirleriniziz. Biz, Allah Teâla’nın hakkında “Ey ehl-i beyt! Allah sizden günah kirini gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor”(Ahzab: 33/33) buyurduğu bir ailenin fertleriyiz”. Hz. Hasan o gün, mescitte bulunanlardan ağlamayan tek bir kişi dahi kalmayıncaya dek konuşmasını sürdürdü.[1]
[1] Heysemi IX/172 (Taberani, Ebu Cemile’den); İbn Kesir, Tefsir III/486 (Ebu Hâtim de Ebu Cemile’den bir benzerini).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/225.
Bu Mubarek Muharrem ayının 10. –Aşure- gününde şehid edilen Hazreti Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib radiyallahu anh’ın hutbesi:
Hz. Hüseyin; karşı karşıya geldiklerinde Ömer b. Sa’d’ın kendisiyle kesinlikle savaşacağını anlayarak arkadaşlarına bir hutbe irat etti. Bunda Allah’a hamd ü senâlar ettikten sonra şunları söyledi
: “Arkadaşlar! İçinde bulunduğumuz durumu biliyorsunuz! Dünya bozulmuş iyilikler gidip geride kötülükler kalmıştır.
Hayatımızın bundan sonraki kısmı su kabının dibinde kalan birkaç damla su, kötü ve kurumaya yüz tutmuş bir mer’a mesabesindedir. Gördüğümüz gibi artık insanlar hakla amel etmemekte, batıldan da çekinmemektedirler. Bu durumda mü’minin Allah’a kavuşmayı yaşamaya tercih etmesi gerekir.
Ben ölümü bir saadet, zalimlerle birlikte ve onların idaresi altında yaşamayı ise bir zillet olarak görüyorum”[1]
[1] Heysemi IX/193 (Taberâni, Muhammeed b. Hasan’dan).
Hz. Ömer’in, İdareciler ve Halkı Tanıması Hakkında Bir Hutbe İrat Etmesi
- Hz. Ömer bir hutbesinde şunları söylemiştir:
“Ey insanlar! Hz. Peygamber’in aramızda bulunduğu ve vahyin inmeye devam ettiği zamanlarda Allah Teâlâ sizin halinizi bildiriyordu; böylece biz de sizleri tanımış oluyorduk. Ancak bugün Hz. Peygamber gitti ve vahiy de kesildi. Bu yüzden sizi söylediklerinizle ve yaptıklarınızla tanıyoruz.
İçinizden kim açıkça hayır ve iyilikler yaparsa onu iyi birisi olarak tanır ve severiz. Kimin de kötülükler yaptığını görürsek onu da kötü olarak tanır ve kendisine buğzederiz.
Biz ancak zahire göre hüküm veririz. İç âleminizse sizinle Rabb’iniz arasındadır. Ben daha önceleri her Kur’ân okuyanın bunu Allah’ın rızasını kazanabilmek için yaptığını zannediyordum. Ancak son zamanlarda görüyorum ki bazı kimseler insanlar arasında bir mevkii edinmek ya da çıkar sağlamak için okumaktadır. Kur’ân okurken Allah’ın rızasını gözetiniz ve diğer amellerinizde de O’nun rızasını kazanmaya çalışınız.
Ey insanlar! Şunu biliniz ki ben valilerinizi, idarecilerinizi sizi kamçılasınlar ve mallarınızı ellerinizden alsınlar diye değil, size dininizi ve sünneti öğretmek için gönderiyorum. Onlardan bunun aksini yapanları bana şikayet ediniz. Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki hiç vakit kaybetmeksizin ondan intikam alırım.
Ey yöneticiler! Müslümanları dövmeyiniz; Çünkü izzet-i nefislerini rencide etmiş olursunuz. Fitneye düşüp ahlaklarının bozulmaması için müslüman askerleri hudutlarda fazla tutmayınız. Haklarını vermemezlik etmeyiniz ki sonra onları ‘küfâra düşürmüş olursunuz. Zayî olmamaları için onları ormanlık bölgelerde konaklandırmayınız!”
[Kenz, VIII/209 (İmam Ahmed, İbn Sa’d, Müsedded, İbn Huzeyme, Hâkim ve Beyhaki, Ebu Firas’tan). Heysemi V/211; Hâkim IV/439. Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/186.]
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.