8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 34 (4 Kayıtlı ve 30 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Bevadih, EMANET-35, yahya, zekai



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Sünnet-i Nebevi ve Siyer » Ashab-ı Güzin » Suheyb-i Rûmî


 
Seçenekler
محمد ديار بكري
 
diyarbekrî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.858




Teşekkür etti: 4.119
Teşekkür aldı: 1.713 konuda 7.202 kere
kucult  büyük
Suheyb-i Rûmî

SUHEYB ER-RÛMÎ
radiyallahu anh

«Alış-veriş kârlı oldu, Ebû Yahya, Alış-veriş kârlı oldu...»[1]

Suheyb er-Rûmî...

Biz müslümanlardan bazıları Suheyb er-Rûmî'yi tanımaz, onun bazı yönlerini ve hayatının bir bölümünü iyi bilmez!

Fakat çoğumuzun bilmediği, Suheyb'in Rûmî (Bizanslı) olmadığıdır. Onun; babası Benî Numeyr, anası Benî Temîm kabilesine mensup halis bir arap olduğudur.

Suheyb'in Rûm'a (Bizans'a) nisbetine dair tarihin devamlı hafızasında tutup sayfalarının söyleyip durduğu bir hikâye vardır.

Bisetten [2] yirmi yıl kadar önce, İran hükümdarı Kisra tarafından tayin edilen Sinan İbn-i Malik en-Numeyrî Ubulle'yi [3] idare ediyordu.

Onun, Suheyb isimli 5 yaşlarında çok sevdiği bir çocuğu vardı.

Suheyb, parlak yüzlü, kızıl saçlı, gözlerinden zekâ fışkıran, hareketli ve üstün kabiliyetli bir çocuktu.

Ayrıca o, neş'eli ve iyi kalbli idi. Babasına neş'e verir, saltanatının sıkıntı ve kederlerini alır götürürdü.

Suheyb'in anası; küçük oğlu, baz. akraba ve hizmetçi I eriyle birlikte dinlenmek için Irak'ta bulunan Senîyy köyüne gitmişti. Rum (bızans) ordusundaki bazı küçük birlikler köye baskın yapıp bekçileri öldürmüşler, malları yağmalamışlar ve köylüleri esir almışlardı.

Esir aldıkları kimseler arasında Suheyb de vardı.

Suheyb, Rum ülkesindeki köle pazarlarında satışa çıkarılmış ve elden ele dolaşmaya başlamıştı. Bir efendinin hizmetinden diğerine geçiyordu. Onun bu hali, Rum ülkesinin saraylarını dolduran binlerce köleden farklı değildi.

Bu durum Suheyb'e, Rum toplumunun derinliklerine inmek ve iç durumuna vakıf olmak imkânını vermişti. O, Rum saraylarında yuvarlanan pislik ve ahlâksızlıkları gözleriyle görmüş, orada işlenen zulüm ve günahları kulaklarıyla duymuş ve bu toplumdan tiksinmişti.

Kendi kendine şöyle diyordu :

«— Böyle bir topluluğu ancak tufan temizler».

Suheyb Rum ülkesinde büyüyüp ve ora halkının arasında, yetişmesine, arapçayı unutmak üzere olmasına rağmen, halinden çöl çocuğu bir arab olduğu kaybolmamıştı.

Kölelikten kurtulup soydaşlarına kavuştuğu güne kadar hiç ümitsizliğe kapılmamıştı.

Bir hıristiyan kâhini efendisine :

«— Arap yarımadasındaki Mekke'den Meryem oğlu İsa'nın Peygamberliğini tasdik edecek ve insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir peygamberin çıkacağı zaman yaklaşmıştır» dediğini duyunca Suheyb'in arap ülkesine dönme arzusu çok artmıştı.

Suheyb bir fırsatını bulup kölelikten kaçmış ve şehirlerin anası, arapların sığınağı ve beklenen peygamberin gönderildiği yer olan Mekke'ye yönelmişti.

Mekke'ye gelip yerleştiğinde, arapçayı iyi konuşamadığından ve saçlarının kızıl renkte olmasından dolayı halk ona Rûmî (Bizanslı) Suheyb ismini vermişti.

Suheyb, Mekke'nin ileri gelenlerinden Abdullah İbni Cüdan ile anlaşıp beraber ticaret yapmaya başladılar. Yaptıkları bu ticaret sebebiyle, bol para kazandılar.

Ancak Suheyb'in ticaret yapıp bol para kazanması ona hıristiyan kâhinin sözünü unutturmadı.

Ne zaman hatırına gelse, hemen kendi kendine soruyordu :

«— Bu ne zaman olacak?»

Çok geçmedi ona cevap geldi :

Bir gün Suheyb, bir yolculuktan Mekke'ye dönmüştü. Ona :

Abdullah oğlu Muhammed'in peygamber olarak gönderilip, onun insanları tek olan Allah'a imana davet etmeye, adaletli olmaya, iyilik yapmaya teşvik etmeye, insanları kötülüklerden alakoymaya başladığı anlatıldı, O da ;

«— Bu, Emîn lâkabı verilen kimse değil mi?» dedi.

«— Evet» dediler.

«— Kaldığı yer neresi?»

«— Safa'da Erkam'ın oğlu Erkam'ın evi... Yalnız Kureyş'lilerden birinin seni görmemesine dikkat et. Eğer görürlerse, sana yapacaklarını yaparlar... Sen kimsesiz birisisin. Seni koruyacak ne hısımın, sana yardım edecek ne de akraban var».

Suheyb dikkatlice, Erkam'ın evine gitti. Oraya vardığında kapıda Ammar İbn Yasir'i gördü. Önceden onu tanıyordu. Bir an tereddüt etti. Sonra ona yaklaşıp :

«— Ne istiyorsun Ammar?» dedi. Ammar da :

«—Ya sen ne İstiyorsun?» diye cevap verdi. Suheyb :

«— Bu zatın yanına girip söylediklerini bizzat kendisinden duymak istiyorum» dedi.

«— Ben de bunu istiyorum».

- Öyleyse Allah'ın bereketi üzere birlikte girelim».

Suheyb İbn Sinan er-Rumî ile Ammar İbn Yasir Rasûlüllah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) huzuruna girip söylediklerini dinlediler. Göğüslerinde imanın nuru parladı ve ona ellerini uzatmak için yarışa girdiler. «Allah'dan başka Tanrı yoktur, Muhammed onun kulu ve elçisidir» diye şehâdet getirdiler. Günün tamamını içerde, onun hidâyet pınarından İçerek ve onunla sohbet ederek geçirdiler. Gece olup ortalık sakinleşince, karanlıkta her-biri; kalbine bütün dünyayı aydınlatmaya yetecek kadar ışığı koyarak onun yanından ayrıldı.

Bilâl, Ammar, Sumeyye, Habbâb ve birçok mü'minle birlikte Suheyb de Kureyş'in eziyetlerinden payına düşeni almıştı. Dağa inse, onu param parça edecek olan Kureyş'în işkencelerine göğüs germişti. Bütün bunları sakin ve sabırlı bir gönülle kabul etmişti, çünkü o Cennet'in yolunun sıkıntılarla kuşatılmış olduğunu biliyordu.

Rasûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına Medine'ye hicret izni verdiğinde Suheyb, Rasûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ebû Bekir'le birlikte gitmeye karar verdi ama Kureyş onun hicret kararını anlayıp onu amacından alakoymuştu. Ellerinden kurtulmamasi ve ticaretten kazandığı altın ve gümüşleri yanında götürmemesi için ona gözcüler dikmişti.

Suheyb, Rasûlüliah'ia (sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaşının hicretinden sonra onlara kavuşmak için fırsat bekliyordu. Fakat istediği olmamıştı. Çünkü gözcülerin gözleri hiç kapanmıyor, devamlı uyanık duruyordu. Onun için hîle yapmaktan başka çare bulamamıştı.

Soğuk bir gecede Suheyb, sanki ihtiyacını gideriyormuş gibi birkaç defa helaya çıktı. Heladan çıkıyor arkasından tekrar gidiyordu.

Gözcüler birbirlerine :

«— İçiniz rahat olsun. Lât ve Uzza onu karnindakilerle uğraştırıyor» dediler. Daha sonra yataklarına çekilip gözlerini uykuya teslim ettiler.

Suheyb böylece aralarından sıyrılıp Medine'nin yolunu tuttu. Suheyb yola çıktıktan biraz sonra, gözcüler işin farkına varıp urpertiyle uykularından fırladılar. Yarış atlarına binip dolu dizgin yola koyuldular ve ona yetiştiler.

Suheyb onların yaklaştığını anlayınca, yüksek bir yerde durdu. Sa*dağından okları çıkarıp yayına koydu ve şöyle dedi :

«— Kureyşliler! Vallahi siz benim çok iyi ok attığımı ve isabet

ettirdiğimi bilirsiniz.

Ben yanımdaki okların herbiriyle birinizi öldürmedikçe bana ulaşamazsınız.

Daha sonra da sizinle elimde kalan tek şeyim kılıcımla dövüşürüm».

Birisi ona şöyle dedi :

«—Vallahi, seni hem canınla hem de malınla bizden üstün bir halde bırakamayız...

Sen Mekke'ye zayıf ve yoksul olarak geldin, zenginleştin ve şimdiki haline ulaştın». O da şöyle cevap verdi :

«Malımı size bırakırsam, beni serbest bırakmaya ne dersiniz?» Onlar :

«—Tamam» dediler.

Böylece onlara Mekke'deki evinde parasını koyduğu yeri tarif etti. Onlar Mekke'ye gidip oradan parayı aldılar ve sonra onu serbest bıraktılar.

Suheyb dînini kurtararak Medine'ye doğru hızla yürümeye başladı. Öyleki toplamak için ömür çiçeğini tükettiği malına hiç üzülmeden. Her yorgunluk ve bitkinlik hissedilince, Rasûlüllah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) olan özlemi artıyor, ona tekrar canlılık geliyor ve yürümeye devam ediyordu.

Küba'ya [4] vardığında, Rasûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun geldiğini gördü ve sevinçle onu karşılayıp şöyle dedi :

«— Alış-veriş kârlı oldu, Ebû Yahya, alış-veriş kârlı oldu». Bu sözü üç defa tekrarladı.

Suheyb'In yüzünde bir sevinç görüldü ve şöyle dedi

«— Vallahi, benden önce sana hiç kimse gelmedi ya Rasûlallah! Bunu sana ancak Cebrail haber vermiştir».

Gerçekten alış-veriş kârlı olmuştu... Bunu gökten gelen vahiy de doğrulamıştı.

Buna Cebrâl de şâhid olmuştu... Suheyb hakkında şu âyet nazil olmuştu :

«İnsanlardan bir kısmı da vardır ki, Allah'ın rızasını isteyerek nefsini Allah'a ibadet yolunda sarfeder. Allah ise kullarına çok merhamet edicidir». (Bakara Sûresi, âyet : 207)

Ne mutlu Suheyb İbn-i Sinan er-Rûmî'ye... Onun sonu ne güzel olmuştur.[5]..







--------------------------------------------------------------------------------

[1] Allah'ın Rasûlü Hz. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem)

[2] Bi’set : Peygamberliğin başlangıç zamanı

[3] Ubulle : Sonradan Basra'ya katılmış ©ski bir şehi

[4] Küba: Medine'nin iki mil uzağında bir köy

[5] Suheyb er-Rumi hakkında geniş bilgi için aşağıdaki eserlere bakınız

1- El-İsabe, biyografi no: 4104

2-Tabakatu İbn Sa'd, İM/226

3- Usdu'l-ğabe, (il/30

4- El-İStîab (el-İsabonin hamişinde), 11/174

5- Sıfetu's-safve, 1/169

6- El-Bidaye ve'n-nihaye, VH/318-319

7- Hayaîu's-sahabe, (Dördüncü ciltteki fihristlere bakınız)

8- EI-A'lâm

Dr. Abdurrahman Re’fet el-Bâşâ, Sahabe Hayatından Tablolar, Uysal Kitabevi: 1/155-160.

Konu diyarbekrî tarafından (16.01.2008 Saat 14:51 ) değiştirilmiştir..
eski 16.01.2008, 01:22 diyarbekrî isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
GüzellikGöreninGözündedir
 
Ummu Seleme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 3.626




Teşekkür etti: 8.168
Teşekkür aldı: 2.539 konuda 7.499 kere
kucult  büyük
«İnsanlardan bir kısmı da vardır ki, Allah'ın rızasını isteyerek nefsini Allah'a ibadet yolunda sarfeder. Allah ise kullarına çok merhamet edicidir». (Bakara Sûresi, âyet : 207)


Sadece şunu okumak dahi anlamaya kafidir Yaradanın güç kuvvetini onun yaptıklarını ve yapabileceklerini ve ona inananların sonlarının mutlak muaffak oldugunu...


Allah razı olsun....
__________________
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada Mecnun Değilsen,Ne Leyla`yı Çağır,Ne Çölü İncit..


Asla üç sey olma. Ümitsiz olma.Sükürsüz olma. Sabirsiz olma.
eski 16.01.2008, 01:25 Ummu Seleme isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
Ummu Seleme isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
..BiRaZ KüL BiRaZ DuMaN..
 
kapına_geldim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2008
Mesajlar: 2.579




Teşekkür etti: 20.244
Teşekkür aldı: 2.392 konuda 8.119 kere
kucult  büyük
diyarbekri kardeşim Allah-u Teala razı olsun..ancak gece uyuyamamış olmam ve sabahta uyuyamayıp erkenden kalkmış olmam sebebi ile karınca gibi yazıları okuyamadım ya büyük yazsanız olmaz mı
__________________
Kardeşlik,kırmamak,kırılmamak,kırılsada yıkılmamaktır..

Üstaz İsmail Çetin(rahmetullahi aleyh)
eski 16.01.2008, 06:59 kapına_geldim isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
kapına_geldim isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
İki gülden biri
 
garib_yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.12.2007
Mesajlar: 308




Teşekkür etti: 2.136
Teşekkür aldı: 302 konuda 1.507 kere
kucult  büyük
bu yazı okunmaz mı?

şükran kesiran, ahi.
__________________
Gölgen görünse gözlere bin türlü fer gelir.
Zindan ışık saçar, çöle derya gelir.
Sen gülmeyince gülleri açmaz baharımın,
Sen gelmeyince ruha ölümden haber gelir.
eski 16.01.2008, 16:09 garib_yolcu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
garib_yolcu isimli üye'ye teşekkür edenler
..BiRaZ KüL BiRaZ DuMaN..
 
kapına_geldim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2008
Mesajlar: 2.579




Teşekkür etti: 20.244
Teşekkür aldı: 2.392 konuda 8.119 kere
kucult  büyük
büyümüşleer okudum harika,çok teşekkürler Allah razı olsun ..
__________________
Kardeşlik,kırmamak,kırılmamak,kırılsada yıkılmamaktır..

Üstaz İsmail Çetin(rahmetullahi aleyh)
eski 16.01.2008, 19:34 kapına_geldim isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5
kapına_geldim isimli üye'ye teşekkür edenler
..BiRaZ KüL BiRaZ DuMaN..
 
kapına_geldim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2008
Mesajlar: 2.579




Teşekkür etti: 20.244
Teşekkür aldı: 2.392 konuda 8.119 kere
kucult  büyük
garib_yolcu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bu yazı okunmaz mı?

ya üf ya napim okuyamıyorum karınca gibi olunca biz aileyiz tamam mı birbirimize göre hareket edeceğiz elbet değil mi
__________________
Kardeşlik,kırmamak,kırılmamak,kırılsada yıkılmamaktır..

Üstaz İsmail Çetin(rahmetullahi aleyh)
eski 16.01.2008, 19:35 kapına_geldim isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
kapına_geldim isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:21 .