13 Şevval 1429
13 Ekim 2008, Pazartesi
13 Şevval 1429
13 Ekim 2008, Pazartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 17 (4 Kayıtlı ve 13 Misafir) bulunmaktadır.

Online   barika, DuaLar, Layetezelzel



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Aşk » Aşka Dair


 
Seçenekler
La Tahzeni
 
vaktileyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 414




Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 125 konuda 260 kere
kucult  büyük
Aşka Dair





Saat gece yarısını çoktan geçti...Bahçedeyim...Hep sevmişimdir geceleri...Hele de yaz gecelerini...Ilık bir rüzgar okşuyor tenimi...Duyduğum tek ses yaprakların birbiriyle söyleşisi...

Bu sessizliği seviyorum...Belki içimdeki sesleri dinlememe fırsat verdiği için...Belki " Ben kimim? Ben neyim? Gündüz görünen, yaşayan ben; gerçekte ben miyim?" sorularına cevap arayabildiğim için...Belki de " Ben"liğimin, hayır hayır "Sen"liğimin farkına varabildiğim için seviyorum gecenin sessizliğini...

Elimde İskender Pala'nın bir kitabı... "Kitab-ı Aşk " Not düşmüşüm ilk sayfasına..."Aşk denen bu muammayı çözebilmek için"...

Diyor ki kitabın bir yerinde:

"O aşk ki, sevgiliden iyilik gördüğünde artmayacak kadar doygun, kötülük gördüğünde eksilmeyecek kadar sağlamdır.Aşık belki bir gün sevilmek ümidiyle hiç durmadan severek azabını çeker.Hatta çoğu zaman sevilme ihtimalini düşünmeden sever."

Kaldı mı böyle aşklar? Hala var mı böyle sevenler, sevebilenler? Şimdilerde "Aşk"ın yanına konan "Yaşamak" kelimesi bu ulvi ve asil duyguyu ne kadar da basitleştiriyor, bayağılaştırıyor değil mi?

Kitaptan bir bölüm daha :

"Aşkta vuslat istemek acemilik, kendini bilmezlik ve hamlık göstergesidir.Çünkü vuslata giden yolun uzunluğu ve kısalığıdır ki,aşkın ömrünü belirler.Sevdiğimiz insandan bizi sevmesini beklemek,yahut yalnız bizi sevenleri sevmek, nihayet kuru bir alış veriş,hatta belki kaba bir değiş tokuştur."

Bunu okuyunca daha önce yazdığım " Sen beni sevmesen de" diye başlayan bir cümleyi hatırladım.Demek ki " aşk denilen muammayı " az da olsa çözmüş bu gönlüm...

Gerçi vird idi "vuslat" bir zamanlar dilimde
Çekerim hasretini artık, zulûm de olsa ölüm de...

Bazen bu çağa ait olmadığımı düşünüyorum.Ya da yüzlerce yıldır yaşadığımı...İnsanların gündelik telaşlarla hayatı nasıl ıskaladıklarını görüp, aşk zannettikleri basitliklerle duygularını nasıl heba ettiklerini görüp üzülüyorum...

Ve kitaptan çok güzel bir tesbit daha ;

"Gerçekten de aşk, karşılıklı oturmak,yüzyüze veya aynı noktaya bakmak, şiir okumak, sevgiliden utanacak kadar terbiyeli olmak,güzel şeylerden bahsedip gülmek ve asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktır.Çünkü aşk bakmakla güzelleşir, konuşmakla zenginleşir ama dokunmakla bozulur."

Dilerim sevdiğini söyleyen her yürek, bu duyguyu ulviyetine layık olarak yaşar...Allah (c.c.),Hz. Adem'i (a.s.) topraktan yaratmış ve sonra ona kendi ruhundan üflemiştir...İşte insan.... İşte cismaniyet ve işte ruhaniyet...
__________________
http://img366.imageshack.us/img366/9...ingheadhl5.gif

Ey kırık kalplerin ve mahsun gönüllerin yanında olan Rabbim...Tut kalplerimizden!...
eski 05.09.2006, 22:12 vaktileyl isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:09 .