Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
|
|
|
 |
|
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 263
Teşekkür etti: 619
Teşekkür aldı: 245 konuda 844 kere
|
Şehid Hanımlarımız (Allah onlardan razı olsun)
MAŞİTA HATUN
Firavun tanrı değildir
Musa aleyhisselam devrinde yaşıyordu.
Firavun’un kızına, dadılık yapıyordu.
Allah’ın birliğine inanmıştı içinden.
Lakin bunu gizlerdi, Firavun’un şerrinden.
Kuvvetli inanmıştı Allah’a hem de gayet.
Ve lakin gizli gizli yapıyordu ibadet.
Bu, bir gün Firavun’un kızının saçlarını,
Tarıyorken, elinden düşürdü tarağını.
Eğilip, o tarağı alıyorken oradan,
Bismillah deyiverdi hiç elinde olmadan.
Kız, hayretler içinde sordu ona: (Ey dadı!
Bu senin söylediğin, acaba kimin adı?)
Dedi: (Öyle birinin ismi ki kızım bu ad,
Onun kudreti ile, var oldu bu kainat.
Canlı cansız her şeyi yaratan, bu ilahtır.
Yoktur Onun şeriki, Onun adı Allah’tır.)
Kız daha şaşırarak, sordu ki ona tekrar:
(Yani babamdan başka, bir ilah daha mı var?
Sen nasıl hiç korkmadan böyle şey söylüyorsun?
Firavun’dan ayrıca bir ilah var diyorsun.)
Dedi ki: (Evet yavrum, Allah vardır ve birdir.
O, bütün âlemlerin Rabbi ve malikidir.
Yeri göğü, herşeyi, seni beni, babanı,
O Allah yaratmıştır cümle kevnü mekanı.
Odur gerçek tek ilah, başkası yok ki daha.
Ben de inanıyorum bu hakiki Allah’a.
Baban ise, çok aciz bir kuldur, ilah değil.
Ona bu saltanatı O vermiştir iyi bil.)
Firavun’un kızına, ağır geldi bu sözler.
Ve gidip, babasına bunları verdi haber.
Kızının bu sözleri kızdırdı Firavun’u.
Ve derhal huzuruna çağırdı bu hatunu.
Dedi: (Sen, benden başka tanrı mı biliyorsun?
Bana değil, Ona mı ibadet ediyorsun?)
Artık gizleyemedi, yoktu başka bir çare.
Söyledi imanını Fir’avna aşikare.
Dedi ki: (Ey Firavun, bilirsin ki tabii,
Sen de aciz, zavallı bir kulsun bizim gibi.
Seni, bizi, her şeyi ve cümle mevcudatı,
Yaratan ilah vardır, Allah’tır Onun adı.
O Allah, hep var idi ve hep var olacaktır.
O ölmez, çünkü herkes o ilaha muhtaçtır.
Sen ise bir fanisin, öleceksin bir zaman.
İlah olabilir mi ölüme mahkum olan?)
Onun bu sözlerine, sinirlendi Firavun.
Ve öldürülmesini emretti hemen onun.
Lakin adamlarına verdi ki bir talimat:
(Alın bunu öldürün, ölmesin hemen fakat.
Her gün başka uzvunu keserek bunun tek tek,
Yavaş yavaş öldürün, işkence eyleyerek.)
İntikam hırsı ile yanıp tutuşuyordu.
O işkence gördükçe, zevkinden uçuyordu.
O zalimin gayesi şuydu ki asıl bundan,
Herkes görüp korksun da, etmesin hemen iman.
Önce, tırnaklarını çektirdi azar azar.
Kırbaçlattı sonra da, kan akıncaya kadar.
Bütün bunlara rağmen, sabrederdi o yine.
Asla zarar gelmedi imanına, dinine.
Merhametsiz Firavun, bu zavallı hatuna,
Çok işkence ettirdi, ihtirası uğruna.
O ise, imanından hiç taviz vermiyordu.
Sabrediyor ve yine (Allah birdir!) diyordu.
Beş yaşında kızı ve oğlu vardı üç aylık.
Bu masum yavrulara el attı hain artık.
Önce kız çocuğunu, anasının yanına,
Getirtip, bir bıçağı dayadı boğazına.
Dedi ki: (Ey Maşita, de bana sen tanrısın.
Yoksa, kanlar içinde ölecektir bu kızın.)
Maşita, bir çocuğa, bir de Fir’avna baktı.
Zalim, bıçak elinde, merhametten uzaktı.
Yine de söylemedi onu o zor zamanda.
İmanda sebat edip, kazandı imtihanda.
Dedi: (Benim ilahım bir tektir, o da Allah.
Zaten Ondan gayri de, yoktur başka bir ilah.)
Firavun bunu duyup, nefret, kin ve gayzından,
Kesiverdi bıçakla masumu boğazından.
Etrafa yayılırken kızcağızın feryadı,
Maşita’da bir vakar, bir kararlılık vardı.
İmanına bir halel gelmemişti katiyen.
Ve lakin kanlı yaşlar akardı gözlerinden.
Firavun, bu hırs ile bağırırdı ki şöyle:
(Benden başka bir tanrı var mıdır, haydi söyle!)
Maşita, imanında tam sebat ediyordu.
Aynı kararlılıkla (Allah birdir!) diyordu.
Bu sefer de Firavun, dönüp adamlarına,
Dedi ki: (O üç aylık bebeği verin bana!)
Kenarda, kızgın halde bir fırın yanıyordu.
Firavun, Maşita’ya şöyle bağırıyordu:
(Benim tanrılığıma şimdi de dersen hayır,
Bu bebeğin, fırında yanacak cayır cayır.
Kızını boğazlayıp öldürdüm, biliyorsun.
Sıra bunda, sen hala inat mı ediyorsun?)
Zalim, bebek elinde o fırına yaklaştı.
Maşita, artık buna dayanamayacaktı.
Düşündü: Bu zalimin dediğini diyeyim.
Fakat yine kalbimden, onu inkâr edeyim.
Vermişti kararını, o sözü diyecekti.
Lakin onu, içinden yine reddedecekti.
Böyle kendi kendine düşünürken, tam o an,
O üç aylık bebeği fırına attı Fir’avn.
Lakin fırın içine düşünce masum bebek,
Seslendi annesine hemen dile gelerek:
(Anneciğim aman ha, söyleme onu sakın!
Biraz daha sabreyle, şimdi kurtulacaksın.
Cennete kavuşmana az kaldı, sabret biraz.
Aradaki mesafe, bir adımdan daha az.
Sakın söylemeyesin Fir’avnın dediğini.
Cennette, çok nimetler bekliyor şimdi seni.
Ben ve ablam, ikimiz, şu anda Cennetteyiz.
Büyük sabırsızlıkla seni beklemekteyiz.)
Maşita, işitince yavrusunun sesini,
Allah dahi, gözünden kaldırdı perdesini.
Çocuğun gördüğünü, o dahi görüyordu.
Bir an önce Cennete kavuşmak istiyordu.
O sırada Maşita vefat etti şehiden.
Cennet nimetlerine kavuştu ebediyyen.
( Abdullatif Uyan)
|

02.12.2007, 14:20
|
|
nurulhak isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
|
|
|
Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 2.628
Yarışma Puanı: 1290
Teşekkür etti: 4.588
Teşekkür aldı: 2.359 konuda 7.294 kere
|
Çok güzel bir menkıbeydi Allah razı olsun... En büyük imtihana tabi tutulmuş ve kazanmış...Allah bizlere de son nefeste imanı nasip etsin...
__________________
"Kalpler ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur."
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
|

02.12.2007, 17:45
|
|
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
|
|
|
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 263
Teşekkür etti: 619
Teşekkür aldı: 245 konuda 844 kere
|
amin. Rabbim cümlemizden razı olsun inşaallah...
sizlerde eklerseniz faydalanırız inşaallah. firavunun karısı Asiye Hatun Maşitaya yapılan zulme tanıklık etmiş, onun katlandığı zulmü düşünerek "KARŞILIĞINDA BUNCA ACIYA DAYANILAN BİR DAVANIN BOŞ OLMAMASI LAZIM" diyerek oda iman etmiştir. Dünyanın servetlerinden geçmiş ve Rabbine teslim olmuştur. inşaallah onuda ekleyeceğim. fi-emanillah
|

02.12.2007, 18:16
|
|
nurulhak isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 263
Teşekkür etti: 619
Teşekkür aldı: 245 konuda 844 kere
|
Asiye Hatun
Şehid edildi
İmanını açıkça söyleyince bu hatun,
Birden bire şaşırıp, sinirlendi Firavun.
Ve ne yapacağını bilmeyip, kızdı gayet.
Kayın validesini çağırdı en nihayet.
Dedi ki: (Kızın dahi, Maşita gibi aynen,
Kaybetti şuurunu, çare bul buna hemen.)
Sonra da Asiye’ye döndü ve dedi şöyle:
(Ey Asiye, son sözün ne ise bana söyle.
Sen şimdi ya Musa’nın ilahına söversin,
Ya da, Maşita gibi işkenceye girersin.
Haydi ver kararını, ya hayır de, ya evet.
Çabuk, bu ikisinden birisini tercih et.)
Bu tehdidi savurup, çekip gitti odadan.
Annesi, Asiye’ye şöyle dedi o zaman:
(Ey Kızım, Maşita’nın gördün akıbetini.
Dediğini söyle de, azad eyle kendini.
Sen de biliyorsun ki, yoktur bunda merhamet.
Ona yaptığı şeyi, sana da yapar elbet.)
Asiye hatun ise, dedi ki: (Anneciğim!
Hâşâ ben ilahıma hiç sövebilir miyim?
Hayır, hayır, Vallahi, bunu asla yapamam.
Öldürürse öldürsün, söylemem öyle kelam.
İmanımdan kıymetli, neyim var anacığım?
Bu uğurda bir değil, feda olsun bin canım.)
Firavun dışarıdan işitti bu sözleri.
Dört direk arasına bağlattı Asiye’yi.
Acımasız şekilde ederek çok eziyet,
Dedi ki: (Ey Asiye, beni tanrı kabul et!)
Lakin o, imanında hep sebat ediyordu.
Her cefaya sabredip, (Allah birdir!) diyordu.
Firavun, daha kızıp onun bu cevabından,
Mıhlattı bir direğe, el ve ayaklarından.
Sonra yere yatırıp, taş yığdı üzerine.
Asiye, imanından dönmedi asla yine.
O, daha sinirlenip, yaptırdı başka cefa.
Dört direk arasına çiviletti bu defa.
Sırtının üzerine yatırdı onu yine.
Bir değirmen taşını koydurdu üzerine.
Bununla da iktifa etmeyerek o mel’un,
Çok ağır bir kayayı üstüne koydu onun.
Lakin Asiye hatun yine sabrediyordu.
Rabbine, şu şekilde dualar ediyordu:
(Ya Rabbi, Cennetinde bir ev yap benim için.
Ve beni halas eyle, şerrinden bu kişinin.)
Ona ilham etti ki o zaman cenabı Hak:
(Ey Asiye, öyleyse başını kaldır da bak.)
Bu emirle, başını kaldırıp baktığında,
Gözünden de perdeler kalkmış idi o anda.
Artık Asiye hatun Cenneti görüyordu.
Ve hiç acı duymuyor, bilakis gülüyordu.
Çünkü görüyordu ki, o Cennette şimdiden,
Ona köşk yapılıyor, hem de beyaz inciden.
Çok acı işkenceler altında bu hatunun,
Güldüğünü görünce, delirirdi Firavun.
Beklerdi ki, acıdan yalvarsın kendisine.
O ise aldırmayıp, gülüyordu aksine.
Bütün bu cefalara gösterip sabır, sebat,
O da, Maşita gibi şehiden etti vefat.
 Abdullatif Uyan 
|

02.12.2007, 18:19
|
|
nurulhak isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
.........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 1.679
Yarışma Puanı: 210
Teşekkür etti: 2.167
Teşekkür aldı: 1.089 konuda 3.156 kere
|
Allah razı olsun kardeşim...
__________________
Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır
Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır
Takdir sahibi halimizi biliyor
Bizim tedbirimizin üstünde
Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
|

02.12.2007, 20:56
|
|
iklimya isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 263
Teşekkür etti: 619
Teşekkür aldı: 245 konuda 844 kere
|
İslam'da ilk şehid hanım Sümeyye Binti Hayyat
İslâm’ın lehine her hangi bir olay olduğunda yahut başka bir nedenden dolayı Müslümanlara kızan müşrikler, çok büyük bir tepki gösterir, Müslümanlara işkence yaparak acılarını onlardan çıkarırlardı.
Yine bir gün, Müslümanlara kızan Mekkeli müşrikler, Yâsir ailesini sürükleye sürükleye çöle götürmüşlerdi. İkisi de çok yaşlanmış, sürekli maruz kaldıkları işkenceden dolayı yürüyemeyecek hale gelmişlerdi. Ancak müşriklerin gözünü kan bürümüştü. İki yaşlı çift, yaşlı ya da kadın olması umurlarında bile değildi. Sahrada akşama kadar işkence etmeye devam ettiler.
Genç güçlü kuvvetli olan, Ammâr’ın bile dayanamadığı işkencelere dayanmaya çalışıyorlardı. Akşama kadar işkence görmüş, bitap düşmüşlerdi. Konuşmaya bile halleri yoktu. Ebû Cehil akşam olduğunda, elindeki mızrağı ile işkence yapılan yere geldi. Müslümanların bu kadar işkenceye rağmen hala dinlerini terk etmemesine çok sinirlendi. Hele bu iki ihtiyarın, nerdeyse ölmek üzere olduklarını, yinede direndiklerini görünce büsbütün kızdı. Bağırıp çağırmaya, başladı. Bir taraftan sövüyor bir taraftan da önüne gelen Müslüman’a tekme tokat vuruyordu. Onu gören müşrikler yeniden işkenceye başladılar. Yaşlı ve yorgun bedeni daha fazla işkenceye dayanamayan Yâsir, İslâm’ın ilk şehidi olarak Rabbinin huzuruna vardı. Müşrikler, hızlarını alamamışlardı. Onlardan biri, okunu yayına yerleştirerek Yâsir’in oğlu Abdullah’ı vurup şehit etti. Cinayet işleyip kan döktükçe, vahşileşiyorlardı. Kana doymayan Ebû Cehil, Sümeyye Hatunun bir bacağını bir deveye diğer bacağını diğer deveye bağladı. Bir taraftan da:
-Sen güzelliğinden Muhammed’e aşık olduğun için Müslüman oldun, diye söyleniyordu. Sümeyye Hatun, ona hoşuna gitmeyecek bir cevap verince, develerin Sümeyye Hatunu parçalamasını beklemeden, mızrağını annemizin karnına sapladı. Buda yetmedi. Mızrağı yukarı doğru çekerek karnını boydan boya yırtıp, vücudunu parçalayarak şehit etti.
Allah Resûlü(sav) onun şehid edildiğini duyduğunda çok üzüldü. Ammar b. Yâsir’i teselli etti ve onu şehit edenler için:
-Allah anneni katledenleri, öldürsün, diye beddua etti. Onlar için de:
-Müjdeler olsun ey Ammâr ailesi! Gideceğiniz yer cennettir, buyurarak onları cennetle müjdeledi.
 Abdullah Kara 
Konu nurulhak tarafından (29.01.2008 Saat 12:39 ) değiştirilmiştir..
|

03.12.2007, 21:00
|
|
nurulhak isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 263
Teşekkür etti: 619
Teşekkür aldı: 245 konuda 844 kere
|
Müjdee...
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...
4)Kahrolsun yerde hendekler kazıp Müslümanları yakmak için ateş yakanlar.
5)Öylesine ateş ki, alev alev yanar.
6)Hani o zalimler ateşin başında oturup,
7)Mü'minlere yaptıkları azap ve işkenceyi seyrederlerdi.
8) O Mü'minlerden ancak güçlü ve övgüye layık olan ALLAH'a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.
9)O Allah ki, göklerin ve yerin hakimiyeti, saltanat ve idaresi O'nundur ve O Allah herşeye şahittir.
10) O kimseler ki inanan erkek ve kadınlara dinlerinden dönmeleri için işkencede bulundular, sonrada bu yaptıklarından dolayı tevbe etmediler. Onlar için cehennem azabı vardır ve çok yakıcı azap onlar içindir.
11) ŞÜPHESİZ Kİ İMAN EDİP DOĞRU DÜRÜST İŞLER İŞLEYENLERE, İÇERİSİNDEN IRMAKLAR AKAN CENNETLER VARDIR. EN BÜYÜK KURTULUŞDA BUDUR.
(BURÛC SURESİ)
|

03.12.2007, 21:35
|
|
nurulhak isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
 |
Yetkileriniz
|
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|