20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 30 (4 Kayıtlı ve 26 Misafir) bulunmaktadır.

Online  ...SoNsUzLuK..., Asfiya, devr-i alem MafraK


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Deneme- » Malcolm X - Malik eş- Şahbaz


 
Seçenekler
nâr-ı hakîkat
 
efsun hayal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.11.2007
Mesajlar: 1.512



 
Teşekkür etti: 5.412
Teşekkür aldı: 1.420 konuda 5.779 kere
kucult  büyük
Pfeil Malcolm X - Malik eş- Şahbaz

Matematiği sevmiyor.
Çünkü hata yapıldığı yerde kalmayıp yeni alanlara yuvarlanıyor ve çizginin altına düşene kadar büyüyor çığ.

Sonuç: Çığ altında kalan adamın elinden tutup çıkartıyor polisler.
Çıkartıyorlar kelepçeleri kemerlerinden ve kara bileklerine geçiriyorlar.


Genç bir hırsız bu 21 yaşında.
Dört amcasından sonra babası öldürülmeseydi,
kundaklanan evlerini itfaiye seyretmeseydi,
yokluktan hindiba ağacı yaprakları haşlanıp konulmasaydı önlerine,
çilek tarlalarında “tilkilik” yapmasaydı geceleri,
yedi çocukla dul kalan annesi yatırılmasaydı akıl hastanesine,
kardeşleri farklı ailelere evlatlık verilmeseydi,
öğretmeni, avukat olmak istediğini söylediğinde, “Sen bir zencisin! Niçin marangoz olmak istemiyorsun!” demeseydi,
sınıfa girerken şapkasını çıkarmadığı için dur denilene kadar dolaşma cezası verilmeseydi,
sandalyesine raptiye yerleştirmeseydi öğretmenin,
okuldan atıldıktan sonra geceleri konser salonlarında ayakkabı boyamasaydı,
garsonluk yapmasaydı barlarda,
Boston-New York tren hattında sandviç satarken bir gün kendini Harlem’in batakhanelerinde bulmasaydı çığ düşer miydi?


Malcolm Little’ın, altı yıl yani 2190 gün geçirmesi gerekiyordu hapishanede.
İlk iki yıl “İblis” dendi ona. Uyuşturucu bulamayınca iblisleşmişti çünkü.
Yılan gibi kıvranıyor, yanına gelen psikiyatristleri ve papazları çatallı diliyle kovalıyordu.
Yemekhanede birden tepsiyi yere bırakıyor, numarası okunduğunda cevap vermiyor, hücresindeki eşyaları dışarı fırlatıyordu.

Ta ki Bimbi adlı bir mahkumla tanışana kadar. Bimbi ne güzel konuşuyordu! Sürekli kitap taşıyordu yanında. Bimbi ne güzel okuyordu!

Malcolm Little, iyi halinden ötürü yeni bir hapishaneye nakledildi sonunda.
Zengin bir kütüphanesi bulunan ve mahkumların daha iyi şartlarda cezalarını çektikleri Concord Hapishanesi Malcolm’un okulu oldu.

Günde beş saat uyuyor, kalan bütün vaktinde deliler gibi okuyordu.
Doğu ve batı felsefesinin bütün kaynaklarını tek tek elinden geçirdi.
Bir sözlüğü, yani bir milyon kelimeyi gözleri bozuluncaya kadar tek tek yazdı kağıtlara.

Yakın tarih kitaplarında köklerini ararken, insan tacirlerinin Afrika ve Asya’da kurdukları kolonilerden kalkan ölüm gemilerinin, hastalanan hamile kadınları nasıl okyanusa bıraktığını öğrendi dehşetle.
Zencilerin efendileri hastalandığında, “Patron hasta mıyız?” dediklerini de.

Mahkûmlar arasında yapılan münazaralar dilini biledi ve iyi bir hatip oldu.

Ve bir mektup aldı kardeşi Reginald’dan o günlerde:
“Malcolm sakın domuz eti yeme ve esrar içme artık!”


Hapisten çıktığında Nation of İslam’ın lideri, Elijah Muhammed’in yanında buldu kendini.
Soyadını değiştirmesini istedi Elijah.
“X” olmalıydı. Yani bilinmeyen.
Çünkü gerçek soyadlarını bilmiyordu zenciler, efendilerinin soyadlarını kullanıyorlardı.
Malcolm X’in tek bilinmeyenli bir denklem olarak hayatı başlamıştı.


Kardeşinin çalıştığı mağazada işe girmiş, abdest almayı, namaz kılmayı öğrenmişti ondan.
Namaz kılmayı çok sevmiş, Müslümanların samimiyetine hayran olmuştu.
Herkesin birbirine “Kardeşim!” demesi ne kadar güzeldi!
Başkalarını da tanıştırmalıydı bu güzelliklerle.
Kurtulduğu batakhanelere koşmalı, günaha batmış dostlarına, “Adamım sana şöyle biraz fıs geçeyim mi?” diyerek şakalaşmalı, sonra beyazların şeytanlıklarını anlatmalıydı onlara.


Elijah Muhammed ırkçıydı.
Öyle ki Tanrı’nın bile siyah bir adam suretinde kendine göründüğünü iddia ediyordu.Beyazların hepsi şeytandı ona göre.

Malcolm X’in yaşadıkları, hapishanedeyken mektuplaşmaya başladığı bu siyahi liderin söylediklerine inanmasını kolaylaştırıyordu.
Öyle ya şeytanlıktan başka bir şey görmemişti beyazlardan.
İşte Harlem’de coplarla parçalamışlardı yüzünü polisler Johnson Hinton’un.
Dahası hastaneye götürecek yerde nezarete atmışlardı.
Malcolm karakola gitmiş, tutukluyu görmesine izin vermeyen polislere dışarıda bekleyen elli Müslüman’ı göstermişti pencereden.
Bunun üzerine bir ambulansla hastaneye yollanmıştı Hinton.
Malcolm X ve beraberindeki 50 Müslüman, arabalarla bir konvoy oluşturarak ambulansın ardında, ayağa kaldırmışlardı şehri.

Malcolm X, “Kimse size özgürlüğü veremez. Kimse size eşitlik, adalet ya da başka bir şey veremez. Erkekseniz gidip kendiniz alacaksınız!”

diyordu arkadaşlarına ve ekliyordu:

“İnsan bir şeyleri elde etmeyi kafasına koymuşsa bir parça gürültü yapmaktan geri durmamalıdır.”
__________________

"...Ve Ancak Rabbine Rağbet Et "





"aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üzerine kendim yazarım."

İsmet Özel

Konu efsun hayal tarafından (12.03.2008 Saat 11:46 ) değiştirilmiştir..
eski 09.03.2008, 10:12 efsun hayal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
efsun hayal isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
nâr-ı hakîkat
(Konuyu Başlatan)
 
efsun hayal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.11.2007
Mesajlar: 1.512



 
Teşekkür etti: 5.412
Teşekkür aldı: 1.420 konuda 5.779 kere
kucult  büyük
“Beni ‘Amerika’daki en öfkeli Zenci’ diye anıyorlar.
Bu ithamı inkâr edecek değilim,” diye söze başlıyordu Malcolm X,
siyahların hınca hınç doldurduğu salonlarda.

Bu söz dinleyicilerin gözlerine sürtünerek alev alıyor, her aydınlıkta yeni bir rüya gören kibritçi kızın rengini siyaha boyayarak yeni bir masalın içine sürüklüyordu.


Takım elbiseli, kravatlı ve gözlüklü genç adam, öfkeyle işaret parmağını sallarken birden duruluyor,
ders anlatan bir profesör edasıyla sakin sakin her kelimenin üzerine basarak kızgınlığının bilimsel tahlilini yapıyordu:

“İnsanlar üzgün olduklarında çoğu zaman bir şey yapmazlar. Sadece içinde bulundukları şartlardan dolayı yazıklanır ve üzülürler.
Ama kızdıkları zaman değişime neden olurlar.”


“Değişim!” ne tılsımlı bir kelime Malcolm için.
“X”in anlamı kaç kere değişti hayatında?
Değişim için o şehir senin bu şehir benim koştururken bir de baktı ki, bir bilinmeyenli denklem, iki bilinmeyenli, üç bilinmeyenli oluvermiş.
Peşinden kalabalıkları sürüklerken değil, kendi peşine düştüğünde çatırdamış omuzları yükten.
Ku Klux Klan’ın kukuletalı şeytanları ölümcül ateşler yakmışlar ne gam, onun yangını söndürmek adına yeni yangınlar çıkaranlarla beladaymış başı.

Bir zamanlar “konuşan ağzı” olduğu Elijah Muhammed’in “susan ağzı” olmaya karar vermiş gördüklerinden sonra.
Önder bellediği adamın yaşantısıyla inançları arasındaki derin uçurum ürkütmüş onu.
Siyahların da beyazlar kadar şeytanlaşabileceğini fark ettiği anda koca bir çarpı çekmiş Elijah’ın üstüne, bilinmeyenin değil, bilinenin işareti olarak.

Bir bilinmeyen varsa “İslâm’dır” diyerek başlamış yol hazırlıklarına hemen.
Elijah’ın engellemelerine rağmen siyah bedenini beyaz ihramlara bürümüş.


O da ne, siyah dirseklerle beyaz dirsekler birbirine dokunuyor aynı safta namaz kılarken.
Nasıl bir manzara bu!
Siyah eller de beyaz eller de Kâbe’yi selamlıyor tavaf ederken.
Musafaha ederken nasıl da kenetleniyorlar!
Nasıl siyahla beyaz tek renge dönüşüyor!
Nasıl dua ediyorlar birbirlerine salavatlar eşliğinde!

Malcolm, heyecanla kaleme sarılıyor odasına döndüğünde.
Eşi Betty X’e gözyaşları içinde şu satırları yazıyor:

“Yüce Allah, kutsal Mekke’yi ziyaret etmekle ödüllendirdi beni.
Kâbe’nin çevresini yedi kere döndüm.
Dertlere deva zemzemden kana kana içtim.
Safa ve Merve tepeleri arasında yedi defa gittim geldim.
Âdem’in yurdunda, tarihin en eski kenti Mina’da, Arafat’ta dua ettim.
Biliyor musun Betty, dünyanın dört yanından on binlerce hacı ile birlikteydim.
Mavi gözlü sarışınlardan siyah derili Afrikalılara kadar bütün renkler kaynaşmıştı.
Hepsi birliği, tek bir ruh halini simgeliyordu.
Bu, bizim Amerika’da göremediğimiz bir manzaraydı.
İnanamayacaksın ama; tenleri beyazdan daha beyaz olan insanlarla aynı bardaktan su içtim ve aynı tabaktan yemek yedim.
Hepimiz kardeştik.
Ben artık ırkçı bir Müslüman değilim.
Çünkü Peygamberimiz ırkçılığı yasaklamıştır...”

Malcolm şöyle bitiriyordu eşine yazdığı uzun mektubunu:

“Bütün övgüler yedi kat semanın ve evrenlerin yaratıcısı ve sahibi Yüce Allah’a âittir. Hacı Mâlik eş-Şahbaz. 1964”


Malcolm X, tek bilinmeyenli denklemini çözmüştü.
Haccını tamamlayıp Amerika’ya döndüğünde Mâlik eş-Şahbaz’dı adı.
Bir basın toplantısıyla ırkçılığı bıraktığını, beyazların da üye olabileceği yeni bir dernek kurma hazırlıklarına başladığını ilan ettiğinde hem dikkatleri hem şimşekleri çekti üstüne.

Adım adım izlenmeye başladı.
Sadece beyaz ırkçıları değil, siyah ırkçıları da hoşnut etmemişti bu karar.
Tehditleri umursamıyordu Malcolm.

“Şimdi artık şehitler zamanıdır. Şehit olursam bu sadece kardeşlik davasına hizmet edecektir,”

diyerek yeni mesafeler kat ediyor evini kundakladıkları gecenin sabahında bile uçakla Detroit’teki konferansına yetişmeye çalışıyordu.


Ve şahadet yetişti bir gün Şahbaz’a.
Dört yüz kişinin toplandığı bir salonda dokundu omzuna.
Kürsüye çıkıp Allah’ın selamını verdikten az sonra, on altı kurşun yağdı üstüne ilk sırada oturan eşi ve dört çocuğunun önünde.

İşte o gün Malik eş- Şahbaz, “X” soyadını bıraktı katillerine bilinseler de.
Kardeşliğe düşmanlığın rengi yoktu.
Kardeşliğinse İslâm’dı rengi.
İşte siyah, beyaz, kızıl, sarı binlerce insan akıyordu cenaze evine.
Şahbaz’ı omuzlarında yükseltiyor, sonra veriyorlardı toprağa tekbirlerle.

O sırada Elijah Muhammed’in ağzından iki kelimelik bir cümle çıkıyordu:
“Çok konuştu!”
Bir Amerikan gazetesi ise ertesi günün manşetini belirliyordu:
“Malcolm meletliksiz öldü!”



A. ALİ URAL
__________________

"...Ve Ancak Rabbine Rağbet Et "





"aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üzerine kendim yazarım."

İsmet Özel

Konu efsun hayal tarafından (12.03.2008 Saat 11:50 ) değiştirilmiştir..
eski 09.03.2008, 10:14 efsun hayal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
efsun hayal isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Yolcunun Şehri Kayıp :D
 
ŞüHeDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.394



Yarışma Puanı: 1520
Teşekkür etti: 15.181
Teşekkür aldı: 3.480 konuda 9.345 kere
kucult  büyük
Malcolm X



''İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir.
Cahiliye devrinde hayırlılarınız İslam devrinde de hayırlılarınızdır.''
Hadis-i Şerif


BİR RED ŞAMPİYONU
Malcolm, hayatını dört evrede zikreder: Malcolm Little, Detroit'li Kızıl, Malcolm X ve El Hacc Malik Eş Şahbaz. Her bir evreden diğerine geçişi bir redle işaretlidir. çocukluktan gençliğe, yani Malcolm Little'dan Detroit'li Kızıl'a geçişi, ilkokulda avukat olmak istediğini söyleyince aldığı ''çok zeki bir çocuksun, fakat siyahlara göre bir iş seçmelisin, marangozluk gibi'' cevabıyla başlar. Malcolm Little, 'Beyaz Adam'ın sunduğu tahsili reddeder ve sokaklara salar kendini. Detroit'li Kızıl namıyla 'Beyaz Adam'a muhtaç olmadan bir hayat sürmenin peşindedir artık. Serseriliğin dibini bulduğu bir anda hapse düşer. Mahkûmluğunda 'Beyaz Adam'ın sigarasını, kumarını, kendini ona beğendirmek için düzelttiği saçlarını, onun önerdiği 'yaşam tarzı'nı ve kendisine 'layık görülen' soyadını reddeder, İslam'ı seçer. Malcolm X, Elijah Muhammed'in buyrukları haricinde hiçbir şeyi görmez, konuşmaz. Elijah'ın 'siyah' ve 'Müslüman' tariflerinden başka onun onayını bekleyen tüm kavramlar redde tabidir. Nihayet kutsal topraklara ayak basmasıyla birlikte bu kez hem Elijah'ı, hem de onun öğrettiği İslam'ı külliyen reddeder. Hakiki bir Müslüman sıfatıyla şehadetine dek El Hacc Malik Eş Şahbaz imzasını kullanır.

BİR 'CAHİLİYE ALTINI'
Malcolm, maddi ya da manevi, bütün sevdiklerine tutkuyla bağlanan, onların gayrısındaki istisnasız her şeyi değerlendirmeye dahi tabi tutmadan çöpe atabilen sıra dışı biri idi. Bu belki de onun en ayırt edici özelliği? Tam da bu yüzden, yazının başında alıntıladığımız Hadis-i Şerif'teki 'altın'lardan biri o. Ömer, radıyallahu anh, müşrikken nasıl en çetin Peygamber(a.s.) düşmanıydıysa, Müslümanken de gayrıislami tüm varlıkların en büyük kâbusu idi. Malcolm da bunun gibi, İslam'a iman etmeden önce sevmediğinde tavizsiz, sevdiğinde tutkulu bir adamdı. Aradan hatrı sayılır bir zaman geçmedikçe hiç kimseye bütünüyle güvenmezdi. Kahvedeki kremadan başka hiçbir 'beyaz'a tahammülü yoktu. Hakiki İslam'ından sonraysa kâfire şedid, Müslim'e müşfik oldu. çantasında taşıdığı ve 'Beyaz Adam' karşısında kullandığı tüm red oklarını bu kez İslam penceresinden dışarı yöneltti. İşte, Malcolm'ı bugün anabiliyor olmamızın, yani onun bir 'cahiliye altını' oluşunun en büyük nedeni de, biiznillah, onun redleridir.

'İMAN'IN TERSTEN OKUNUŞU 'RED'DİR
Biz her zaman imanlı insanların tarafında olduk. Sadece Allah-u Teala'ya ve onun son ve kâmil dinine değil; somut ya da soyut herhangi bir şeye gerçekten inanmış, onun peşinden gitmiş, onun için yumruk sıkmış, onun için ağlamış herkesin tarafındayız: Bir filme inanmış, bir türkünün peşinden gitmiş; yâri için yumruk sıkmış, tuttuğu futbol takımı için ağlamış herkesin? Çünkü onlar ''La İlahe İllallah''ın 'la'sını bellemiş kimselerdir, Hattaboğlu Ömer gibi, Malcolm Little gibi. Çünkü biz biliyoruz ki, 'sevgi'nin, 'tutku'nun, 'iman'nın tersten okunuşu 'red'dir. Çünkü Hattaboğlu Ömer'in 'Hz. Ömer' oluşu veya Malcolm Little'ın 'El Hacc Malik Eş Şahbaz' oluşu redleri sayesinde nasıl kolaylaşmışsa, bir şaire tutkuyla bağlanan birisinin bu tutkusunu 'Allah'a iman'a tahvil edebilmesi de o kadar kolay olacaktır. Mesele altın olabilmekte?

Malcolm bir altındı; 'la'sını redlerinde cisimleştiren bir altın. Gün geldi Malcolm da Müslüman oldu. O şimdi İslam'ın 'altın'ı, o şimdi bizim altınımız. O bizim isyan şampiyonumuz, kafa tutma hocamız, yok etme mucidimiz, iddia makamımız, sevgi kumandanımız, tutku imparatorumuz? ve o bizim red dehamız. Şehadetinin 43. yıldönümünde, şehit kara prensimizi rahmetle anıyoruz.


***

MALCOLM X'TEN

''Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra, hapishanedir.''

''İşleri tıkırında giden dışarıdaki o 'namusu-bütünler' içeri girip çıkmış birisine burun kıvırıp geçerler. Ama o 'namusu-bütünler' bir bataklığa saplansalar, içeri girip çıkmış birisi onlara daha onurlu davranır.''

''Özgürlüğe inanan bir dine inanıyorum. Halkım için mücadele etmeyi men eden bir dini kabul etmek zorunda olsaydım, o dinin canı cehenneme derdim.''

''Amerika, İslam'ı anlamaya muhtaç. Çünkü bu din, ırk sorununu söküp atan dindir.''

''İnsan bir şeyler elde etmeyi kafasına koyduğu zaman, bir parça şamata yapmaktan da geri durmamalıdır.''

''İnsanı bir Müslüman'a karşı gene başka bir Müslüman ancak koruyabilir, ya da hiç değilse Müslümanlar tarafından eğitilmiş ve onların taktiklerini bilen birisi.''

''Bunu söylerken üzülüyorum ama ne yapayım işte, en sevmediğim ders matematikti. Bunun nedeni üzerinde çok düşünmüşümdür. Bunun nedeni, olsa olsa matematiğin tartışmaya hiç mahal bırakmamasıydı, başka bir neden gelmiyor aklıma. Bir yerde yanlış yapmışsanız, orada artık her şey bitiyordu.''

''Kitaplar bir tür zihin vitaminidir.''

''Barışçıl olun, kibar olun, kurallara itaat edin, herkese saygılı olun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin.''

''Beni 'Amerika'daki en öfkeli Zenci' diye anıyorlar. Bu ithamı inkar edecek değilim.''

''Kimse size özgürlüğü veremez. Kimse size eşitlik, adalet ya da başka bir şey veremez. Erkekseniz gidin ve kendiniz alın.''

''Özgürlüğü elde etmenin tek yolu dünyadaki diğer tüm ezilmiş halkları tanımaktan geçer: Brezilya, Venezüella, Haiti, Küba ve evet Küba halkının kan kardeşleriyiz bizler.''


El Hac Malik Eş-Şahbaz
[19 Mayıs 1925 - 21 Şubat 1965]
__________________
KeLimeden geçip,mânâya indim..MânâsızLığın mânâsında kayboLup,buğuLu camLarımı sözLeRimLe siLdim...(Sahrud)

ÖNEMLİ DUYURU
FORUMA EKLEDİĞİNİZ YAZILARIN ALTINA LÜTFEN SİZE AİT DEĞİL İSE;
YAZARINI
EĞER YAZARINI BİLMİYORSANIZ
ALINTI
YAZINIZ!


FORUM KURALLARIMIZ
LÜTFEN HAFTADA BİR KEZ OKUYALIM
eski 05.06.2008, 22:18 ŞüHeDa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:09 .


Page generated in 0,39215 seconds with 17 queries