| Nazarlarımızı Dertlendirmek M. Lütfi Arslan
02.06.2008 Ufku görebiliyor musunuz?
Herhangi bir gençte zamanın Fatih’ini görmek/aramak...
Ne büyük himmettir bu!
İhtiyacımız bundan başka nedir ki?
Böyle bir “nazar”ı çoktandır yitirdik, herhalde.
Nazarımızın recası kalmadı.
Ümitsiz bakar olduk.
Ümitsiz baktığımız dirilmedi, ihya olmadı; mahkum oldu, öldü.
Hizmet için gönderildiği beldede yalnız kaldığından şikayetle geri dönmek isteyen öğrencisine, hocasının yazdığı mektup bana hep bu bahisle ilişkili gelir: “Muhtaç olduğun adamı doğuracaksın.”
Öğrenci, bunu okuyup dışarı çıktıktan sonrasını şöyle anlatıyor: “Birisini gördüm, ben onu görür görmez, o da beni gördü.”
Ben burada hep şunu düşünürüm:
Öğrenci göreceği şahsı daha evvel neden görmemişti acaba?
Muhtemelen “görmek” zamanı henüz gelmediğinden...
Hocasının mektubu zamanın geldiğine işaretti, çünkü o söz öğrencinin kalbine bir dert tohumu ekmişti.
Artık öğrenci o dertle çıkıp da nazar ettiğinde kimi bulsa “görecek” kıvamdaydı.
Demek ki kalbe önce bir dert tohumu ekmek/ektirmek gerekiyor.
Sonra da bu dertle etrafa nazar etmek...
Aynen şu sözdeki gibi...
Kalbinizde Fatihlerin derdiyle etrafınıza nazar edebiliyor musunuz?
Bakışınızı dertlendirebiliyor musunuz yani?
Eğer cevabınız olumlu ise muhtaç olduğumuz adamlar birer birer gelecek; buna hiç kimsenin şüphesi olmasın. |