16 Şevval 1429
16 Ekim 2008, Perşembe
16 Şevval 1429
16 Ekim 2008, Perşembe
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 16 (4 Kayıtlı ve 12 Misafir) bulunmaktadır.

Online   HamS, KoRSaN, Payitaht



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Deneme- » Yusuf'u Düşün!


 
Seçenekler
ONURSAL ÜYE
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.692




Teşekkür etti: 3.318
Teşekkür aldı: 1.478 konuda 5.667 kere
kucult  büyük
Yusuf'u Düşün!



Bir baba düşün, hüznünden gözlerine ağ inen…
Yusuf'u düşün!

Rüyamda gördüm seni, kuyuya düşmüştün. Kavisler çizerek göğe yükselen sesin uzaktan geliyordu. Güneşe çarpan yüzün aydınlattı yeryüzünü. Gece aydınlandı, gökyüzü bezendi. Bütün esmer tenliler yüzlerine yansıyan beyaz tebessümle baktılar birbirlerine. Rüzgâr gibi koştular Yakub'a, 'al, bu Yusuf'un gömleğidir" dediler. Yüzüne gözüne sürdü, bir çeşme gibi boşaldı gözlerinden yağmur taneleri. Karabulutları yırtan bir şimşek gibi aydınlandı Yakub'un yüzü. Mermerleri delen gözyaşlarıyla Rabbine yakaran anların acısı ak düşürdü saçlarına...

Yusuf'u düşün!

Parmaklarından kan damlayan kadınların âşık olduğu… Her sabah aşk acısıyla uyanan Züleyha'nın kalbinde patlayan bir yanardağdı Yusuf. "Haydi Gel!" Duvarda yankılanan ses beynine kaynar kurşun eritti. Penceresiz duvarların boğduğu kızların gelinlik hayallerini süsledi Yusuf. Yırtık gömleğinin altında iffet mührü göründü… Yusuf sessizdi, kimsesizdi… Farkındaydı Yusuf, yağmurdan önce günahları dökülüyordu yeryüzüne insanların. Kendini temize çıkarmadı, Rabbine sığındı. Koruyana, donatana, sahip çıkana, bahşedene şükretti. Mükâfat Yusuf'un tahtında bir şuaya dönüştü: Sönük lambalar aydınlandı, ölü şehirler dirildi… En güzel zırhı giydiren Allah'tır.

Yusuf'u düşün!

İnsan arzularının karanlık koridorlarını iffet ışığıyla aydınlatan Yusuf'u. Karanlık kuyunun dibinde ay gibi parlayan. Ateşi güle çeviren tevhid önderi İbrahim'in içli kalbine sahip Yusuf'u. Ay, güneş ve on bir yıldız. Yakub'un yorumu ve şaşırtan sabrını. Yusuf'un rüyasından sabır taşını çatlatan bir düş inşa eden Yakub'un hüznünü. Çocuklarının hilelerini fark edip çokça sabreden Yakub'un derinliğini. Yusuf'un kokusunu uzaktan duyup inleyen Yakub'un çilesini. İyiliğin ve sabrın abidesi babası ile hile ve desiselerin tuzağına düşmüş kardeşler arasında kalan Yusuf'un sabrını.

Yusuf'u düşün!

Sabır mükâfata dönüştü; Peygamber mucizesi umudu oldu tüm Yusuf yüzlü çocukların. Karanlık bir kuyuya vurdu ayın şavkı. Usulca gelen günahların arkasından koşanların başları önlerine düştü. Ay ve güneş Yusuf'un yüzünden yansıdı yeryüzüne. Beyaz çarşafların lekeleri yıkandı iffet suyuyla. Kara kalpli hasetçilerin uğursuz planları bir kül gibi dağıldı. Zindandan çıkan bir köleden özgür bir toplumun düşü doğdu. Yeryüzü yeşerdi; çayırlar, çimenler, bahçeler, ırmaklar, nehirler bereket pompaladı ambarına ırgatların. Adalet, ırmaklar boyunca çağıldayarak boşaldı akarsulara. Serinleten soğuk su gibi selama dönüştü. İnsan yaklaşmadan Meryem nasıl doğurduysa öyle çoğaldı İsa'nın kardeşleri… Filistin'den, Mısır'dan, Mekke'den, Medine'den acı-tatlı hatıralar canlandı hafızalarda.

Ah ay yüzlü Yusuf! Işığı hiç sönmeyen geceye andolsun! Harmanlarda buğday tanelerini kavuran güneşin sıcaklığı yakıyor yeryüzünü. Hünnap dallarının arasında pusuya yatan sinsi kurt fırsat kolluyor saldırmak için. Hacerü'l Esved'i öpen dudakları kirletmek için hokkaya yemin eden ay yüzlü huriler nikabın çekmiş yüzüne. İblis'in uğursuz vesvesesi rüzgâr hızıyla giriyor âdemoğulların âdem kızlarının kalbine. Ah Yusuf! İsmail'in topuklarından içtiğim zemzem aşkına! Ateşi güle çeviren İbrahim aşkına! Dağı dile getiren Musa aşkına! Beşikte konuşan İsa aşkına! Hira'da titreyen büyük kalp aşkına! Öyle bir nazar etki bana aşk denizinde yıkansın kalbim…

Vedat Aydın

__________________
-DİPSOMAN-
eski 24.06.2008, 09:22 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
leys isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:59 .