20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 17 (3 Kayıtlı ve 14 Misafir) bulunmaktadır.

Online  ...SoNsUzLuK..., Asfiya, sntrlopr


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Deneme- » Edebiyatı sevmek için sebep var mı?


 
Seçenekler
nâr-ı hakîkat
 
efsun hayal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.11.2007
Mesajlar: 1.512



 
Teşekkür etti: 5.412
Teşekkür aldı: 1.420 konuda 5.779 kere
kucult  büyük
Edebiyatı sevmek için sebep var mı?

Bir Zaman okuru “Edebiyatı sevmek için bana üç sebep sayabilir misiniz?” diye sormuş.


Soruyu okurken aklıma Leyla ile Halife Harun Reşid hikayesi geldi. Halife pek merak etmiş, ‘kimin nesi bu Leyla acaba? Kimin nesi ki şu Mecnun deli divane oldu ona olan aşkından? Herhalde çok özel bir kadın olmalı. Eşi benzeri olmayan, pek nadir güzellikte.’ Getirmişler Leyla’yı halifenin huzuruna. Harun Reşid bakmış. Güzel bir kadın ama ahım şahım bir tarafı yok hani. Bozulmuş. ‘Bu mu yani o Leyla Leyla dedikleri?’ diye sormuş yanındakilere. Sonra ‘belki de sesi çok özeldir, şunu bir konuşturayım’ diye geçirmiş içinden. O zaman Leyla almış sözü: “Doğru ben Leyla’yım Leyla olmasına da sen Mecnun değilsin. Bana Mecnun’un gözleriyle bakamadıkça onun bende ne gördüğünü göremezsin. Anlayamazsın.”


Edebiyat, özünde bir aşk işi. Mecnun gözleriyle bakmak lazım görmek için. Âşık olmadan bir kitap yazabilirsiniz elbette, hatta beş kitap yazabilirsiniz peşpeşe. Ama ortada aşk yoksa er ya da geç kendini tüketir o fitil, geçer o heves, edebiyatçı olarak kalamazsınız bir ömür boyu. Ve aşk özünde nasıl bir muamma ise, anlatmaktan açıklamaktan ziyade yaşanırsa, yaşanmayı talep ederse dolu dolu, edebiyat da öyle.


Edebiyat tıpkı tasavvuf gibi aşkınlık arayışından beslenir. Ben’in hudutlarını aşma arayışı. Edebiyatın gücü evvela zihinlerimizdeki ve yüreklerimizdeki hudutları sorgulamasından gelir. Kalıplara sığamamasından. Hayal ve hakikat, yasam ve ölüm, ben ve öteki arasındaki hudutları bir bir kurcalar. Hepimiz doğuştan bir kimliğin, ailenin, dinin, kültürün, cinsiyetin… velhasıl bir zaman diliminin içine doğuyoruz. Bu verili kimliğin dışında ve ötesinde insanlığa daha temel, daha evrensel bakabilmek ise sanatın işi. Edebiyat insanın özüne eğilebilmenin, empatiyle, sevgiyle, anlayışla bakabilmenin bir yolunu sunar bize.


Bu sayededir ki edebiyat aynı masada oturup bir ekmeği paylaşmayacak insanları bir araya getirir. Bölmez buluşturur. Ayrıştırmaz kaynaştırır. Edebiyat siyasetin, ideolojilerin giremediği evlerin kapısını çalar ve buyur edilir içeri. Çok farklı kesimlerden insanların yüreklerine seslenir. İnsanlar ve toplumlar arasında köprüler kurar. İnsanın kendi hikâyesini gene kendisine anlatması değildir ki edebiyat, tam tersine, insanın bir başkası olabilmesidir. Kendini bir başka insanın yerine koyabilme yeteneği, sonsuz empati yeteneği. Başkasının acısını iliklerinde hissedebilmektir edebiyat.


Yazının kalıcılığı, geçmiş ve gelecekle bambaşka bir ilişki kurmasına sebep olur yazarın. Geçmiş edebiyatçılara, çoktan ölmüş kıymetli şairlere ve yazarlara karşı sorumluluğu vardır yazarın. Bazen bana öyle gelir ki onların hayaletleri gezinir etrafta ben roman yazarken. Aslolan yazıdır. Anlatılan hikâyedir. Bir kitabın kalitesidir. O eskimez. Diyorlar ki ‘neden romanlarınızda hep arızalı karakterleri anlatıyorsunuz?’ Ben de soruyorum; ‘arızası olmayanımız var mı peki?’ Edebiyatçı da arızalı, yaralı. Ama her insan gibi, her insan kadar.


Elif Şafak
__________________

"...Ve Ancak Rabbine Rağbet Et "





"aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üzerine kendim yazarım."

İsmet Özel
eski 06.07.2008, 17:28 efsun hayal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
efsun hayal isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:20 .


Page generated in 0,23298 seconds with 17 queries