| Kosova: Balkanların Yeni Devleti Yüzyıllık Rüya Gerçek Oldu KOSOVA'NIN KÜNYESİ
Yüzölçümü 10.877 km2
Nüfusu 2.234.000 (93 %'ü Müslümandır. 90 %'u Arnavut kökenli.)
Başkent: Priştina
Başlıca diller: Arnavutça, Sırpça
Kosova Avrupa’nın en yoksul bölgelerinden biri.
Halkının neredeyse yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Her ne kadar bölge zengin yeraltı kaynaklarına sahip olsa da temel gelir kaynağı hala tarım.
Sırbistan’dan kopan Kosova artık Avrupa’nın 49. ülkesi.
Yaşanan ıstıraplı günlerin ardından bağımsızlık coşkusunu doya doya yaşayan Kosova halkı yarınlara daha bir umutla bakıyor artık.
Eski Yugoslavya'nın uzun ve sancılı dağılma sürecinin son halkası olarak görülen bu bağımsızlık ilanının Avrupa ve Balkanlardaki etkilerinin neler olacağı, nasıl bir siyasi ve stratejik sonuçlar doğuracağı merakla bekleniyor.
Kosova, Balkanlar’daki dağılma sürecinin son noktası mı olacak?
Yoksa arkası gelecek mi?
Balkanlar o sıkıntılı günlere geri dönebilir mi?
Ya da ifade edildiği gibi Kosova, Balkanların Gazze’si olur mu?
Hepsinden öte Sırbistan ve Rusya, Kosova’nın bağımsızlığını hazmedebilecek mi?
Kosova ve Balkanların geleceğine ilişkin ilk etapta gündeme gelen soruların bazıları bunlar.
Bu soruların muhtemel cevaplarına geçmeden evvel Kosova’nın bağımsızlık günlerine gelinceye kadar geçirdiği tarihsel serüvenine bir göz atalım:
Balkanların tam göbeğinde yer alan Kosova, 14’üncü yüzyıla kadar Sırp İmparatorluğu’nun merkezi oldu.
Slavlarla Arnavutların birlikte yaşadığı bu bölge, 1389’da Sırpların büyük bir yenilgiye uğradığı Kosova Savaşı’nın ardından Osmanlı hâkimiyetine girdi.
Sırplar bu yenilgiyi hiç unutmadı, savaşın kaybedildiği tarih Sırp milliyetçiliğinin milatlarından biri oldu.
Osmanlı yönetiminde Arnavutların çoğunluğa sahip olduğu Kosova, I. Dünya Savaşı’ndan hemen önce 1913’te yeniden Sırpların kontrolüne geçti, ardından Yugoslavya’nın bir parçası oldu.
1974’e gelindiğinde Kosovalı Arnavutlara özerklik tanındı ama dönemin Yugoslavya lideri Slobodan Miloşeviç 15 yıl sonra, hem de Osmanlı yenilgisinin 600’ncü yıldönümünde Kosova’nın özerkliğini geri aldı.
Miloşeviç’in hamlesi Kosova’yı savaşa götüren sürecin de başlangıcı oldu.
1991’te ilan ettikleri tek taraflı bağımsızlık yankı bulmayınca Arnavut liderler önce pasif direniş başlattı, ardından da Kosova Kurtuluş Ordusu Sırp hedeflerine yönelik saldırılar düzenledi.
Saldırıları, büyük ve şiddetli bir Sırp askeri harekatı takip etti.
1992-1995 yıllarındaki Bosna savaşıyla kan gölüne dönen Balkanlar, yaklaşık 3 yıllık bir aradan sonra yeni katliamlara tanıklık etti.
Sırpların saldırılarında yaklaşık 10 bin Kosovalı Arnavut katledildi.
Arnavut nüfusun yarısı, yaklaşık 800 bin kişi, Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’a sığındı.
Bir bölümüyse çatışmalar sona erene dek Türkiye’deki kamplarda kaldı.
Bosna’daki katliamlara seyirci kalan uluslararası toplum, bu kez Kosova’da etnik temizliğe doğru giden gelişmelere göz yumdu.
Yapılan görüşmelerde Miloşeviç’in geri adım atmamasının ardından Mart 1999’da NATO uçakları Sırp hedeflerini vurmaya başladı.
1999 yazında Kosova’dan çekilen Sırp güçlerinin yerini 100 bin NATO askeri aldı. Kosova, artık Birleşmiş Milletler kontrolündeydi.
Savaş sona ermişti ancak idari anlamda belirsizlik yıllarca sürdü.
2001’de düzenlenen seçimlerin ardından oluşan parlamento, 2002’de “İbrahim Rugova’yı” başkan olarak seçti.
Ancak, hala yönetim Birleşmiş Milletler’de, egemenlik haklarıysa Belgrad’daydı.
Bu dönemde Sırbistan da çalkantılı bir süreçten geçiyordu, 2001’de Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edilen Miloşeviç, 2006’da yargı süreci tamamlanmadan öldü.
Yeni Sırp yönetimi, 2004’te Kosova’ya geniş özerklik tanınmasını önerdi ve bu pozisyonunu uluslararası toplumun arabuluculuğunda, Kosova’nın nihai statüsünün belirlenmesi için 2005’te başlatılan görüşmelerde de korudu.
Ancak yıllarca bağımsızlık peşinde koşan Kosovalı Arnavutlar özerkliği yeterli görmedi.
Ocak 2006’da kansere yenik düşen İbrahim Rugova ise, ömrünün büyük bölümünü adadığı mücadelesinin bağımsızlık ilanıyla sonuçlandığını göremedi.
Taraflarla yaptığı temasların ardından Birleşmiş Milletler’in Kosova özel temsilcisi Martti Ahtisari, Nisan 2006’da Kosova’ya uluslararası denetim altında bağımsızlık öngören planını açıkladı.
Rusya ve Sırbistan’ın plana muhalefetinin ardından, Sırplarla Kosovalı Arnavutlar arasında uzlaşma için yıl sonuna kadar süren yeni bir müzakere süreci başlatıldı.
Son fırsat olarak gösterilen müzakereler 2007 Aralık’ında uzlaşma olmadan sona erdi.
Ve yaşadıkları ekonomik sıkıntıları siyasi belirsizlikten kaynaklandığına inanan Kosovalı Arnavutlar, daha fazla beklemeyerek bağımsızlık adımı atmaya karar verdi.
Kosova, geçen kasım ayındaki seçimi kazanarak başbakanlık koltuğuna oturan Kurtuluş Ordusu’nun eski komutanı Haşim Taçi ve başkan seçilen Fatmir Seydiu liderliğinde bağımsızlığını ilan etti.
Bağımsızlık ilanının ardından Kosova’yı ilk tanıyan ülke Arnavutluk oldu.
Ardından ABD, Türkiye ve diğer bazı Avrupa ülkeleri geldi.
ABD Kosova’nın Bağımsızlığının Neden Destekliyor?
Batılı ülkeler içinden ABD, Kosova’nın bağımsızlığının en sıkı savunucusu. Kosova’yı tanıyan ilk ülke olması da bunu gösteriyor.
Bu desteğin arkasında yatan neden ise Sırplara göre Balkanlar’da Washington’un kontrolünde olacak yeni bir NATO devletinin oluşturulmasının çabası var.
Bu yönde ileri sürülen bir diğer argüman ABD’nin Kosova haricindeki diğer Arnavutları kontrol etmek suretiyle Balkanlar’ın önemli bir kısmını kontrol etmeyi amaçladığı ifade ediliyor.
Washington’un tıpkı Ortadoğu’nun birkaç ülkesinde yaşayan Kürtleri kullandığı gibi. Kosova’nın Bağımsızlığı Emsal Olacak Mı?
Kosova’nın bağımsızlığına en sert muhalefeti Rusya yapıyor.
Bunun bir çok nedeni bulunuyor.
Ancak en önemli âmil bu bağımsızlığın dünyanın başka noktalarındaki özellikle de Rusya’daki bazı sorunlu bölgeler için emsal teşkil edebilecek olması.
Nitekim, Kosova ve Çeçenistan olaylarının benzerliği Rusya’nın kaygılarını artırıyor. Bağımsızlık Sonrası Kosova’yı Neler Bekliyor?
Bağımsızlık sonrası ortaya çıkan kimi şiddet eylemlerine, bazı Sırp yetkililerinden Kosova’nın gerekirse güç kullanılarak Sırbistan sınırları içinde tutulması gerektiği yönündeki açıklamalarına rağmen yeniden savaş ihtimalinin zayıf olduğunun altı çiziliyor.
Sırp halkının artık savaşlardan bıkmış olması kadar Sırbistan hükümetinin Kosova’da görev yapan NATO askerleri ile çatışmayı göze alamayacağı gerçeği yeni bir savaş ihtimalini zayıflatıyor.
Ancak Kosovalı Sırpların yaşadığı bölünmüş Mitroviça şehrinde ise durum biraz farklı.
Mitroviça kentinin kuzey kısmından, Sırbistan’a doğru uzanan ve Kosova topraklarının yaklaşık yüzde 15’ine karşılık gelen bölge, Priştina’nın etki alanı dışında ve Belgrad’ın kontrolünde.
Kosova’nın bağımsızlığının ardından Sırpların da Kosova’nın söz konusu yüzde 15’lik toprak parçası üzerinde bağımsızlık ilan edebilecekleri tahmin ediliyor.
Bu arada kâbus senaryoları üretilmiyor da değil; İber Nehri'nin güneyinde yaşayan Sırpların yüzde 60'ının şiddet yoluyla sürülebileceği, aynı tehdidin, İber Nehri'nin kuzeyindeki ve Sırbistan'ın güneyindeki Arnavutlar için de söz konusu olduğu ifade ediliyor.
Ancak şiddetin bununla sınırlı kalmayabileceği, Makedonya ve Karadağ'da da, silaha sarılıp Kosova ile birleşmek isteyebilecek Arnavut toplulukları olduğu belirtiliyor…
Sonuç olarak öyle veya böyle Kosova’nın yüzyıllık rüyası gerçekleşmiş bulunuyor.
Temennimiz yıllar sonra gerçekleşen bu rüyanın kâbusa dönüşmemesi.
Mevcut konjonktüre bakıldığında da bu güzel rüyanın kâbusa dönüşmesi zor gözükmektedir.
En azından temennimiz o yöndedir.
Ne iyiden iyiye zayıflamış Sırbistan hükümeti ne de Rusya’nın bu bağımsızlığın önüne geçebilecek çok da fazla gücü bulunmamaktadır. Resim Altı: Bağımsızlığın Kahramanlarından Haşim Taci
Bağımsız Kosova’nın ilk Başbakanı ve Kosova Kurtuluş Ordusu'nun eski komutanlarından Haşim Taci, Arnavutların Sırbistan'dan kopma mücadelesinin köklü isimlerinden.
Henüz ilk gençlik yıllarındayken, Kosova Arnavut mücadelesinin eylemcileri arasına katılan Taci, 1990'ların sonunda Sırp ordusuna karşı silahlı mücadeleye girişen Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) siyasi lideri olarak adını duyurdu.
1999'da bölgedeki gerginlik tırmanırken Fransa'nın Rambouillet kentinde yapılan uluslararası barış görüşmelerinde Kosova Arnavut heyetinde yer aldı.
Bu görüşmelerin başarısız olması sonrası NATO'nun Yugoslavya'ya müdahalesi başladı ve Kosova BM himayesine girdi.
Bu dönemde Kosovalı Arnavutlara İbrahim Rugova liderlik ederken, kendisini bir dönüşüme tabi tutan Taci de ateşli bir solcu gerilla çizgisinden sıyrılıp saygın bir siyasetçi olarak tanınmaya başladı.
Lideri olduğu Kosova Demokratik Partisi 2007'deki seçimlerin galibi oldu.
Bazı gözlemciler, Taci'nin başbakanlık görevine talip olarak geçirdiği yıllar süresince siyasi becerilerini geliştirme imkanı bulduğunu ve bölgenin en ılımlı siyasetçilerinden biri haline geldiğini söylüyorlar. |