Bayrak
2 Recep 1429
05 Temmuz 2008, Cumartesi
2 Recep 1429
05 Temmuz 2008, Cumartesi
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 27 (4 Kayıtlı ve 23 Misafir) bulunmaktadır.

Online  siyahsancaktar kapına_geldim


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » GENEL » Tarih » Dünya Tarihi » Kosova: Balkanların Yeni Devleti Yüzyıllık Rüya Gerçek Oldu


Cevapla
 
Seçenekler
Super Moderator
 
mesutizm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.414


11 Albümü var
Yarışma Puanı: 1430
Teşekkür etti: 5.833
Teşekkür aldı: 3.129 konuda 10.648 kere
mesutizm - MSN üzeri Mesaj gönder mesutizm - YAHOO üzeri Mesaj gönder mesutizm isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Kosova: Balkanların Yeni Devleti Yüzyıllık Rüya Gerçek Oldu

KOSOVA'NIN KÜNYESİ

Yüzölçümü 10.877 km2

Nüfusu 2.234.000 (93 %'ü Müslümandır. 90 %'u Arnavut kökenli.)

Başkent: Priştina

Başlıca diller: Arnavutça, Sırpça

Kosova Avrupa’nın en yoksul bölgelerinden biri.
Halkının neredeyse yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Her ne kadar bölge zengin yeraltı kaynaklarına sahip olsa da temel gelir kaynağı hala tarım.

Sırbistan’dan kopan Kosova artık Avrupa’nın 49. ülkesi.
Yaşanan ıstıraplı günlerin ardından bağımsızlık coşkusunu doya doya yaşayan Kosova halkı yarınlara daha bir umutla bakıyor artık.

Eski Yugoslavya'nın uzun ve sancılı dağılma sürecinin son halkası olarak görülen bu bağımsızlık ilanının Avrupa ve Balkanlardaki etkilerinin neler olacağı, nasıl bir siyasi ve stratejik sonuçlar doğuracağı merakla bekleniyor.

Kosova, Balkanlar’daki dağılma sürecinin son noktası mı olacak?
Yoksa arkası gelecek mi?
Balkanlar o sıkıntılı günlere geri dönebilir mi?
Ya da ifade edildiği gibi Kosova, Balkanların Gazze’si olur mu?
Hepsinden öte Sırbistan ve Rusya, Kosova’nın bağımsızlığını hazmedebilecek mi?

Kosova ve Balkanların geleceğine ilişkin ilk etapta gündeme gelen soruların bazıları bunlar.
Bu soruların muhtemel cevaplarına geçmeden evvel Kosova’nın bağımsızlık günlerine gelinceye kadar geçirdiği tarihsel serüvenine bir göz atalım:

Balkanların tam göbeğinde yer alan Kosova, 14’üncü yüzyıla kadar Sırp İmparatorluğu’nun merkezi oldu.
Slavlarla Arnavutların birlikte yaşadığı bu bölge, 1389’da Sırpların büyük bir yenilgiye uğradığı Kosova Savaşı’nın ardından Osmanlı hâkimiyetine girdi.

Sırplar bu yenilgiyi hiç unutmadı, savaşın kaybedildiği tarih Sırp milliyetçiliğinin milatlarından biri oldu.
Osmanlı yönetiminde Arnavutların çoğunluğa sahip olduğu Kosova, I. Dünya Savaşı’ndan hemen önce 1913’te yeniden Sırpların kontrolüne geçti, ardından Yugoslavya’nın bir parçası oldu.

1974’e gelindiğinde Kosovalı Arnavutlara özerklik tanındı ama dönemin Yugoslavya lideri Slobodan Miloşeviç 15 yıl sonra, hem de Osmanlı yenilgisinin 600’ncü yıldönümünde Kosova’nın özerkliğini geri aldı.
Miloşeviç’in hamlesi Kosova’yı savaşa götüren sürecin de başlangıcı oldu.

1991’te ilan ettikleri tek taraflı bağımsızlık yankı bulmayınca Arnavut liderler önce pasif direniş başlattı, ardından da Kosova Kurtuluş Ordusu Sırp hedeflerine yönelik saldırılar düzenledi.
Saldırıları, büyük ve şiddetli bir Sırp askeri harekatı takip etti.

1992-1995 yıllarındaki Bosna savaşıyla kan gölüne dönen Balkanlar, yaklaşık 3 yıllık bir aradan sonra yeni katliamlara tanıklık etti.

Sırpların saldırılarında yaklaşık 10 bin Kosovalı Arnavut katledildi.
Arnavut nüfusun yarısı, yaklaşık 800 bin kişi, Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’a sığındı.
Bir bölümüyse çatışmalar sona erene dek Türkiye’deki kamplarda kaldı.

Bosna’daki katliamlara seyirci kalan uluslararası toplum, bu kez Kosova’da etnik temizliğe doğru giden gelişmelere göz yumdu.

Yapılan görüşmelerde Miloşeviç’in geri adım atmamasının ardından Mart 1999’da NATO uçakları Sırp hedeflerini vurmaya başladı.
1999 yazında Kosova’dan çekilen Sırp güçlerinin yerini 100 bin NATO askeri aldı. Kosova, artık Birleşmiş Milletler kontrolündeydi.

Savaş sona ermişti ancak idari anlamda belirsizlik yıllarca sürdü.
2001’de düzenlenen seçimlerin ardından oluşan parlamento, 2002’de “İbrahim Rugova’yı” başkan olarak seçti.
Ancak, hala yönetim Birleşmiş Milletler’de, egemenlik haklarıysa Belgrad’daydı.

Bu dönemde Sırbistan da çalkantılı bir süreçten geçiyordu, 2001’de Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edilen Miloşeviç, 2006’da yargı süreci tamamlanmadan öldü.

Yeni Sırp yönetimi, 2004’te Kosova’ya geniş özerklik tanınmasını önerdi ve bu pozisyonunu uluslararası toplumun arabuluculuğunda, Kosova’nın nihai statüsünün belirlenmesi için 2005’te başlatılan görüşmelerde de korudu.

Ancak yıllarca bağımsızlık peşinde koşan Kosovalı Arnavutlar özerkliği yeterli görmedi.
Ocak 2006’da kansere yenik düşen İbrahim Rugova ise, ömrünün büyük bölümünü adadığı mücadelesinin bağımsızlık ilanıyla sonuçlandığını göremedi.

Taraflarla yaptığı temasların ardından Birleşmiş Milletler’in Kosova özel temsilcisi Martti Ahtisari, Nisan 2006’da Kosova’ya uluslararası denetim altında bağımsızlık öngören planını açıkladı.

Rusya ve Sırbistan’ın plana muhalefetinin ardından, Sırplarla Kosovalı Arnavutlar arasında uzlaşma için yıl sonuna kadar süren yeni bir müzakere süreci başlatıldı.

Son fırsat olarak gösterilen müzakereler 2007 Aralık’ında uzlaşma olmadan sona erdi.

Ve yaşadıkları ekonomik sıkıntıları siyasi belirsizlikten kaynaklandığına inanan Kosovalı Arnavutlar, daha fazla beklemeyerek bağımsızlık adımı atmaya karar verdi.

Kosova, geçen kasım ayındaki seçimi kazanarak başbakanlık koltuğuna oturan Kurtuluş Ordusu’nun eski komutanı Haşim Taçi ve başkan seçilen Fatmir Seydiu liderliğinde bağımsızlığını ilan etti.

Bağımsızlık ilanının ardından Kosova’yı ilk tanıyan ülke Arnavutluk oldu.
Ardından ABD, Türkiye ve diğer bazı Avrupa ülkeleri geldi.

ABD Kosova’nın Bağımsızlığının Neden Destekliyor?


Batılı ülkeler içinden ABD, Kosova’nın bağımsızlığının en sıkı savunucusu. Kosova’yı tanıyan ilk ülke olması da bunu gösteriyor.
Bu desteğin arkasında yatan neden ise Sırplara göre Balkanlar’da Washington’un kontrolünde olacak yeni bir NATO devletinin oluşturulmasının çabası var.
Bu yönde ileri sürülen bir diğer argüman ABD’nin Kosova haricindeki diğer Arnavutları kontrol etmek suretiyle Balkanlar’ın önemli bir kısmını kontrol etmeyi amaçladığı ifade ediliyor.
Washington’un tıpkı Ortadoğu’nun birkaç ülkesinde yaşayan Kürtleri kullandığı gibi.

Kosova’nın Bağımsızlığı Emsal Olacak Mı?

Kosova’nın bağımsızlığına en sert muhalefeti Rusya yapıyor.
Bunun bir çok nedeni bulunuyor.
Ancak en önemli âmil bu bağımsızlığın dünyanın başka noktalarındaki özellikle de Rusya’daki bazı sorunlu bölgeler için emsal teşkil edebilecek olması.
Nitekim, Kosova ve Çeçenistan olaylarının benzerliği Rusya’nın kaygılarını artırıyor.

Bağımsızlık Sonrası Kosova’yı Neler Bekliyor?

Bağımsızlık sonrası ortaya çıkan kimi şiddet eylemlerine, bazı Sırp yetkililerinden Kosova’nın gerekirse güç kullanılarak Sırbistan sınırları içinde tutulması gerektiği yönündeki açıklamalarına rağmen yeniden savaş ihtimalinin zayıf olduğunun altı çiziliyor.
Sırp halkının artık savaşlardan bıkmış olması kadar Sırbistan hükümetinin Kosova’da görev yapan NATO askerleri ile çatışmayı göze alamayacağı gerçeği yeni bir savaş ihtimalini zayıflatıyor.

Ancak Kosovalı Sırpların yaşadığı bölünmüş Mitroviça şehrinde ise durum biraz farklı.
Mitroviça kentinin kuzey kısmından, Sırbistan’a doğru uzanan ve Kosova topraklarının yaklaşık yüzde 15’ine karşılık gelen bölge, Priştina’nın etki alanı dışında ve Belgrad’ın kontrolünde.
Kosova’nın bağımsızlığının ardından Sırpların da Kosova’nın söz konusu yüzde 15’lik toprak parçası üzerinde bağımsızlık ilan edebilecekleri tahmin ediliyor.

Bu arada kâbus senaryoları üretilmiyor da değil; İber Nehri'nin güneyinde yaşayan Sırpların yüzde 60'ının şiddet yoluyla sürülebileceği, aynı tehdidin, İber Nehri'nin kuzeyindeki ve Sırbistan'ın güneyindeki Arnavutlar için de söz konusu olduğu ifade ediliyor.

Ancak şiddetin bununla sınırlı kalmayabileceği, Makedonya ve Karadağ'da da, silaha sarılıp Kosova ile birleşmek isteyebilecek Arnavut toplulukları olduğu belirtiliyor…

Sonuç olarak öyle veya böyle Kosova’nın yüzyıllık rüyası gerçekleşmiş bulunuyor.
Temennimiz yıllar sonra gerçekleşen bu rüyanın kâbusa dönüşmemesi.
Mevcut konjonktüre bakıldığında da bu güzel rüyanın kâbusa dönüşmesi zor gözükmektedir.
En azından temennimiz o yöndedir.
Ne iyiden iyiye zayıflamış Sırbistan hükümeti ne de Rusya’nın bu bağımsızlığın önüne geçebilecek çok da fazla gücü bulunmamaktadır.

Resim Altı: Bağımsızlığın Kahramanlarından Haşim Taci

Bağımsız Kosova’nın ilk Başbakanı ve Kosova Kurtuluş Ordusu'nun eski komutanlarından Haşim Taci, Arnavutların Sırbistan'dan kopma mücadelesinin köklü isimlerinden.

Henüz ilk gençlik yıllarındayken, Kosova Arnavut mücadelesinin eylemcileri arasına katılan Taci, 1990'ların sonunda Sırp ordusuna karşı silahlı mücadeleye girişen Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) siyasi lideri olarak adını duyurdu.

1999'da bölgedeki gerginlik tırmanırken Fransa'nın Rambouillet kentinde yapılan uluslararası barış görüşmelerinde Kosova Arnavut heyetinde yer aldı.

Bu görüşmelerin başarısız olması sonrası NATO'nun Yugoslavya'ya müdahalesi başladı ve Kosova BM himayesine girdi.

Bu dönemde Kosovalı Arnavutlara İbrahim Rugova liderlik ederken, kendisini bir dönüşüme tabi tutan Taci de ateşli bir solcu gerilla çizgisinden sıyrılıp saygın bir siyasetçi olarak tanınmaya başladı.

Lideri olduğu Kosova Demokratik Partisi 2007'deki seçimlerin galibi oldu.

Bazı gözlemciler, Taci'nin başbakanlık görevine talip olarak geçirdiği yıllar süresince siyasi becerilerini geliştirme imkanı bulduğunu ve bölgenin en ılımlı siyasetçilerinden biri haline geldiğini söylüyorlar.
__________________
Biraz kül,biraz duman... O benim işte!
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
eski 08.04.2008, 16:16 mesutizm isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Şeref Üyesi
 
mutasyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 1.491


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 450
Teşekkür etti: 1.667
Teşekkür aldı: 1.336 konuda 4.130 kere
ruslara karşı amerika nın kosova hamlesi

dünya bir santranç tahtası gibi.iki büyük gücün hamleleri bunlar.amerikanın piyonları. bazı ülkeleri sömürmek için o ülkeye savaş açmaya gerek yoktur.amerika rüyasını taşıyabiliyorsa o ülke zaten askeriyle ekonomisiyle onundur.bu rüyanın da bir hareket alanına ihtiyaç var .o yüzden devletleri ne kadar küçültürsen, amerika sermayesini o kadar arttırır .hele bide zengin yer altı kaynakları varsa,zamani kızılderelilerinin yaptıkları gibi.bir mc donald "s hamburgerine ülkeyi satarsın.kosova aç,kosovayı doyuracak herkes kosovayı kullanır.amerikada onu doyurur ama elinde bişi bırakmaz.rus a karşıda kozunu balkanlarda tutar.masalda böyle sürer gider.
__________________
BİRGÜN DÜNYAYA AİT BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP;
"BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR! "DEME,
DERDİNE DÖNÜP "BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR! "DE
eski 08.04.2008, 16:32 mutasyon isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
mutasyon isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Hüzün-Bâz
 
ŞüHeDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 3.167


5 Albümü var
Yarışma Puanı: 1190
Teşekkür etti: 10.012
Teşekkür aldı: 2.456 konuda 6.215 kere
mutasyon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
amerikan rüyasını taşıyabiliyorsa o ülke zaten askeriyle ekonomisiyle onundur...

Bunu biraz daha açar mısınız?
__________________
ĐokunuŁmâmış ĐüşŁérim vârdı ßénim Кimséyé §öyŁémédiqim..ĐüşŁérim vârdı..Ĭçindé §én 0Łân amâ
§énin ßiŁé ßiŁmédiqin,ĐokunuŁmâmış,ßozuŁmâmış ĐüşŁérim..ßéni ßu Кâdâr mutŁu Єdén 0nŁârdı



...Arda Turan...


ÖNEMLİ DUYURU
FORUMA EKLEDİĞİNİZ YAZILARIN ALTINA LÜTFEN SİZE AİT DEĞİL İSE;
YAZARINI
EĞER YAZARINI BİLMİYORSANIZ
ALINTI
YAZINIZ...

eski 08.04.2008, 16:34 ŞüHeDa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
ŞüHeDa isimli üye'ye teşekkür edenler
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:11 .