Üstaz "CEMAAT" kitabının arka kapağında ne güzel söylemiş...
RABB’İMİZ BİR;
KIBLEMİZ BİR;
PEYGAMBERİMİZ BİR;
DÎNİMİZ BİR;
MAKSADIMIZ BİR;
YANİ:
İ’LAU KELİMETİLLÂHİ HİYEL’ULYÂ...
ÖYLEYSE TEFRİKA NE İÇİN?!
NİFAKSIZ CEMAAT OLALIM…
MÜSLÜMAN,
HANGİ MEZHEBDE,
HANGİ MEŞREBDE,
HANGİ IRKTA OLURSA OLSUN;
İSLAM DÎNİNİ HAKİM KILMAK İÇİN,
OLDUĞU GİBİ SAFA GELMELİ…
VE BİRTEK CAN OLMALIDIR…
MİLLÎ BÜTÜNLÜK… İsmail bin Mahfuz El-Abbasi rahmetullahi aleyh
Hayırlı cumalar...
__________________ Gölgen görünse gözlere bin türlü fer gelir.
Zindan ışık saçar, çöle derya gelir.
Sen gülmeyince gülleri açmaz baharımın,
Sen gelmeyince ruha ölümden haber gelir.
Pek Aziz Canlar, Dünyayı bilin; aldanmayın! Ahireti bilin aldatmayın. Hz. Muzaffer Ozak (Aşki) (rh.a)
Severim her güzeli SEN'den eserdir diyerek Leyla'dan Mevla'ya uzanan şu hayat serüvenimizde
bu haftada sure-i Fâtır'ın 10. ayeti parlatıyor ayine-i kalbimizi;
Kudret ve ihtişam arayan kimse [bilsin ki] gerçek kudret ve ihtişam [yalnız] Allah'a aittir.
Bütün güzel sözler O'na yükselir; bütün doğru ve yararlı işleri O yüceltir....
Kime olursa olsun bütün güzel sözler bütün övgüler
aslında O'na yükseliyor, O'na dönüyor; güzelliğin kaynağına yani...
Her yer ne güzel menba-ı hüsn insan güzeli sen de bu cemali huri gılmanda mı sandın?
Aziz Dedemiz de Hak Dost'un güzelliği ile güzelleşme bahsinde derki:
Mahlukat sevilmeden halık sevilmez, yaratılmışlar sevilmeden yaratıcıyı sevmek mümkün değildir.
Resme bakıp ressamı görmek, nakşa bakıp nakkaşı görmek, mahluka bakıp halıkı görmek meselesidir.
Ancak et , kan ve kemik kalıbına bürünmüş dünyaya öyle gelmişiz yani bir madde aleminde yaşıyoruz.
O zaman aşkın muhatabı da evvela maddi olarak görebileceğimiz, tutacağımız, koklayabileceğ imiz
işitebileceğimiz bir candır; rahmeten lil alemin olan Peygamber aleyhisselam Hazreti pir Mevlananın da
biz muhibbanının da aşkının muhatabıdır.
Aşkından mahrum sinelerin zindan, nurunun gönül derdimize derman olduğu, gönüller tabibinin gül hatırına binler selam eyleyip vesile-i şefaat ümidiyle 135. haftanın mest mp3 gülünü takdim eyleyelim;
Ey dost senin aşkın ile, yürüyelim Allah için.
Gözlerden de nemli yaşı, akıtalım Allah için.
buyurdu Hz. Safer Dal (Muhibbi). Sami Savni Özer üstadımızın bestesi bu hicaz ilahiyi buyrun www.mestmp3. com üzerinden kendi nefesinden Aşk yolundan Allah için nûş eyleyelim.
Vakt-i şerif, Cuma,
ömür ve şahsiyetler bereketli
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler
Umalım ki Allah evvelâ söylediklerimi bana duyursun,
sonra da ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . . Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş.
Yüksek müsaadelerinizle
Mevlam ateş-i aşkınızı ziyade eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun
huzur bulasınız efendim
Yüreklerimizden gözlerimize yol açan RABBİMİZE hamd olsun vesile kıldığı kullarından ALLAH RAZI olsun. Cumalarımızı bayram sevincinde yaşamak nasib ettsin. İmtahanlarımızı fetihlerimiz, fetihlerimizi Rabbimiz nur eylesin.
Dilediğin kadar yaşa; öleceksin, istediğini sev; nihayet ondan ayrılacaksın,
istediğini yap; nihayet onun hesabını vereceksin.
Ramuz el-Ehadis 2,31
Yeni bir yılı bir şenlik ve bayram içinde karşılarken(!)
sıkı bir muhasebenin de tam vakti olsa gerek:
Yaklaşan bir ecel, azalan bir ömür ve artan isyanımızın
habercisi değil midir geçen gün hafta ay yıl? Bir menakibi hatırlatıyor tüm bunlar:
Buzdolabından önceki zamanlarda, çecekleri ve bazı yiyecekleri korumak için, dağlardan buz kesilir ve pazar yerlerinde satılırdı.
Sıcak bir yaz gününde, bir şeyh, talebeleriyle şehirde dolaşırken, böyle bir buz satıcısına rastladı.
Satıcı:
“Sermayesi eriyip giden şu adama acıyın, merhamet edin..”
diye bağırıyordu.
Satıcının bu sözlerini işiten şeyh aniden fenalaşarak bayıldı.
Yanındakiler, kendisini gölgelik bir yere taşıdılar ve saatler sonra
kendisine geldiğinde bayılma sebebini sordular.
Şeyh satıcının eriyip giden buzlarında kendi hayatını görmüştü.
Küçük sermayesinin ziyan olmaması için çırpınıp duran satıcı,
milyarla ölçülmeyen ve sonsuz bir hayatta sınırsız bir mutluluğa vesile olabilecek ömür sermayesinin eriyip gidişine nasıl kayıtsız kalındığını düşündürmüştü ona...
En kolay eriyen sermaye ömür.
Akıp giden... Akışı unutulan... "Sermayesi eriyen adama acıyın" demiş güneş altında buz satan bir
ALLAH dostu onun için... Ömrün nefes nefes eriyişini kastederek.. .
Sermayesi erimeyen adam var mı?
Bir kelimecik yazarken, bir nefeslik ömür azalıyor...
İşbu muhasebeler ve ince hesaplara dalar iken;
136. mest mp3 olan (mp3 ve notası mestmp3.com üzerinden yılbaşı hediyyesi olarak temin edilebilir) Perişan Dede'nin uşşak nefesi düştü gönlümüze;
Subh u şam ey gönül çekelim gülbank
Hayırlar feth olsun şerler def olsun huu
Vakitler aşk olsun şerler def olsun huu
Niyaz et muradı Mevla'dan iste
Kelime-i tevhidden ahval-i tevhide varmaklığımız niyazımızla
Vakt-i şerif, sene-i 1429(2008), şehrullah, azalan ömür
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler
Umalım ki Allah evvelâ söylediklerimi bana duyursun,
sonra da ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .
Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş.
Yüksek müsaadelerinizle
Mevlam ateş-i aşkınızı ziyade eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun
İşte bu (lütfu)nu Allah, iman edip de salih amel işleyen kullarına müjdelemektedir.
(Rasulüm!) De ki:
"Bun(u duyurmam)a karşı sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında
bir ücret istemiyorum"
Kim bir iyilik işlerse, onun için bu iyiliği (karşısında alacağı sevabı) artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, (güzel amele) bol karşılık verendir. [Şura,23]
Resulu Kibriya Efendimiz sevgili torunlarını reyhanlarım diye severek, torunlarının Allah kokusu olduklarını dostlarına duyurdu.
“Hasan ruhumdur! Hüseyin gönlümdür! Muhsin nefsimdir!" buyruğu ile tüm inananlara üzerlerine titrediği, gözünün nuru, torunlarının muhteşemliğini bildirdi.
Vaktinin Türbedar-ı Kerbela'sı Fuzuli ’nin
“Saadete Ermişlerin Bahçesi” isimli eserinin sonlarında Hz . Hüseyin(ra) ’in kesilmiş başının bir tabak içinde Yezid ’in önüne getirildiği meclisin anlatıldığı bölümden bir parçayı
“Hadikatü ’s süeda”dan okuyalım:
Hazret -i Resul ile birlikte mecliste bulunuyordum, torunları içeri girip:
- Dede !, dediler. Hangimizin daha kuvvetli olduğumuz bahsinde aramızda anlaşamıyoruz.
Karar verdik ki huzurunuzda güreşe tutuşalım. Kimin kuvveti ötekinden fazla ise belli olsun!
- Ey gözüm nurları ... dedi, güreşmeniz doğru değil. Her biriniz, birer şey yazın. Hanginizin yazısı daha fazla beğenilirse, o ötekine galip sayılsın!
Şehzadeler, bu teklifi kabul ettiler ve ikisi de birer satır yazı yazıp Hazreti Resulûllah ’a arz ettiler.
Peygamber, hiçbirinin hatırını kırmamak için:
- Ey ciğer köşelerim! dedi. Yazılarınızı babanız Ali Murtaza ’ya gösterin. Kararını o versin!
Şehzadeler yazılarını gösterdikte babaları;
- Annenize gösterin! dedi.
Şehzadeler Hz . Fâtıma -i Zehra ’ya arzettiklerinde O da:
- Çocuklarım! Ben iyi yazı ilmini bilmem. Fakat birkaç tane incim var. Onları yere atayım. Hanginiz fazla toplarsa o galip sayılsın, dedi. Hazret -i Fatıma -i Zehra o incileri atıp şehzadeler toplamaya koyulduklarında;
– Hazret -i Peygamberden işitmiştim- Allah Cebrail ’e emir eder ki; - Ey Cebrail ! Yeryüzüne inip bu incileri iki çocuk arasında müsavî surette taksim et!
Öyle ki bunları paylaştırırken aralarında fark olup hiçbirinin hatırı kırılmasın!
Düşünün ey dostlar! Hazret-i Allah,
Hazret-i Mustafa, Hazret-i Murtaza ve Hazret-i Fâtıma-i Zehra onlara en küçük bir elem erişmesini istemezken ne bedbahtlardır o kimseler ki bunlara bunca zulmü reva göreler ve birini zehir ile öldürüp, birine kılıcı musallat edeler.
Felekde hasılı insan isen bir canı incitme, günahkar olma fahr-i âlem-i zî-şanı incitme sırrı düştü ordan gönlümüze, işlenen her günahla incinen bir yüce Sultan aşkı ile Kerbela'dan katleden kim, incinen kim yeniden duyalım diye sinelerimizde o ateşi...
Şehidlerin ser çeşmesi evliyânın bağrı başı, Fatma Ana gözü yaşı, Hasan ile Hüseyin’dir. Hazreti Ali (kv) babaları, Muhammed(sav)’ dir dedeleri, Arşın iki gölgeleri Hasan(ra) ile Hüseyin(ra)’dir
[Hicaz nefes ve bağlı mersiyesi tadında dinlemek isteyenler için
Mevlam, zalim karşısında hiçbir zaafa mağlup olmadan, şerre asla boyun eğmeden, zulüm en korkunç yüzüyle gelse de, cânı âşkla ve kahramanca şehit vermenin ne demek olduğunu tüm insanlığa yaşayarak öğreten Hz. Hüseyin'in(ra) şefaatinden, sevgisinden, gönül sırrından hiçbirimizi mahrum etmesin.
Mevlam, gönüllerinde sevgisi, heyecanı tükenmemiş, iman nimetine kavuşamamış kullarına; gerçeği, hidayet Nur’unu, Belâgerdan Hz. Hüseyin Efendimiz’in yüzü suyu hürmetine lütfeylesin.
Şefaat-i Habib-i Kibriya, kerem-i İmam-ı Ali Sırrı Mânayı Şehid-i Kerbala üzerlerimize sâyebân,
Vakt-i şerif, Cuma, Aşura, ömür ve şahsiyetlerimiz
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler
Umalım ki Allah evvelâ söylediklerimi bana duyursun,
sonra da ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .
Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş.
Yüksek müsaadelerinizle
Mevlam ateş-i aşkınızı ziyade eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun
huzur bulasınız efendim
__________________ Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni...