Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Haşr-21
İnsanoğlu sabaha çıkıp güne başladığında bütün organları diline yalvararak şöyle derler:Hakkımızda Allah’tan kork. Çünkü bizim doğru yönde ilerlememiz ancak seninle mümkündür. Sen doğru çizgide olursan,biz de doğru çizgide oluruz.Sen doğru yönden saparsan,biz de saparız.
Tirmizi
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 78 (27 Kayıtlı ve 51 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Yakup Kadri'nin bir yazısı.....sonra ne oldu...Yaban diye bir roman yazdı laiklerin başyapıtı oldu...
"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Kişinin görünür rütbei aklı eserinde ..
hikmetli sözünün iman versiyonu nasıl söylenir bilmem ama aşağıdaki yazıyı okuyunca "Allahım imanımı muhafaza buyur" diye dua edeceğinizden eminim..
Tevhide icin yazilmis A. Dilipak makalesinden alinti..
Yakub Kadri sözkonusu makalesinde " Bu çirkin asrın ve çirkin muhitin yegane süsü, yegane güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir" diyor.. Buyurun bu ilginç makaleyi birlikte okuyalım: Çarşaf ve Peçeye Dair: " Bu çirkin asrın ve çirkin muhitin yegâne süsü, yegâne güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir. Yalnız bunlardır ki, gözlere hâlâ bakmak tahammülünü, bakmak arzusunu veriyor. Niçin ondan müştekî gibisiniz? O mazrufa bu zarftan muvafık ne olabilir? Sizi böyle gördükçe bir kadının başka türlü nasıl giyinebileceğini düşünüyorum ve çarşafsız peçesiz bir kadın tahayyül edemiyorum. Siz bizim aşkımızın, hürmetimizin, siz bizim kıskançlığımızın mutî mahbubeleri değil misiniz? Vücudunuzun şeklini alan bu dillirib ( gönül alan, çekici) mahpesi sizin etrafınıza, sizin yüzünüz üstüne biz ördük; bizim ihtimamımız, bizim muhabbetimiz ördü. Sizi güneşten, havadan, sizi kem nazardan sakındık da böyle yaptık. Yazık değil mi ki o saçlara güneş vursun, o yüzü havalar, tozlar hırpalasın. Yazık değil mi ki -mazallah- o gözlerin harimine kolayca, lâubali bir yabancı gözün kıvılcımı sıçrasın. Düşündük ki, belki bilmeyerek, belki farkına varmayarak birine gülüverirsiniz. Nazarlarınız belki bilâihtiyar birinin üstünde fazlaca tevakkuf ediverir. Onun için yüzünüzü örttük. Zira tebessümlerinizin, bakışlarınızın kıymetini biz anlıyor, biz biliyorduk. Gönlümüz, onların öyle lüzumsuz yere heder olmasına acıdı da, bir ipek mahfaza içinde muhafazalarına lüzum gördük. Cemiyetlerin, medeniyetlerin esasını bir erkeğin kıskançlığı kurdu. Memleketlerden, vatanlardan evvel ilk müdafaa edilen, kadındı. Bana inanınız; bütün bu evler, bu mabedler ve bu şehirler sizin için yapıldı ve sizin açıldığınız ve sizin kıskançlık mahpesini yıktığınız yerlerde derhal evler yıkıldı, mabedler harap oldu, şehirler çöktü. Çünkü sizin mahpesleriniz o yerlerin surları idi, kaleleri idi. Niçin başka cinsten kadınlara bakıp da başınızda garip mütalâalara meydan açıyorsunuz? Onlardan size ne? Siz başlı başınıza bir âlemsiniz. Ben o âleme girdiğim dakikadan itibaren, hariçte başka mevcudiyet var mı, yok mu unuttum bile. Siz niçin kendinizde herkesi unut muyorsunuz? Söze başlarken demiştim ki, bu çirkin asrın, bu çirkin muhitin yegâne güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir. Memnun ve müsterih yaşamak için bu kanaat size kifayet etmez mi? Halbuki benim ruhumu sadece bu kanaat dolduruyor. Peçeniz ve çarşafınız. Bunlardır ki bana muhabbet öğretiyor; hayata muhabbeti, aşka muhabbeti, memlekete muhabbeti öğretiyor; bahusus memlekete muhabbeti. Zira sizin örtüleriniz, bu süsleriniz değil midir ki, minarelerden ve o al râyetten ( bayraktan) sonra bu serseri ruha biraz âşina melce ve bir emin mersa (liman) saadeti veriyor. Peçenizin kudsiyetini şuradan anlayınız ki, bir yabancı elin ona uzanması ihtimali bile gayz nedir, kin nedir hiç bilmeyen bu tembel ve yorgun ruhta beldeler yıkacak, burç ve barular ( kaleler) devirtecek bir ateş alevliyor. Gördünüz mü? Peçenizden bahsederken haşin adımlarla surlar etrafında dolaşan eski bir kahraman gibi söz söylemeye başladım. Belki bunların hiçbirini yapmayacağım, fakat emin olunuz ki, şu dakikada çok samimiyim. Size, sizin örtülerinize ve süslerinize doğru teveccüh edince kendimi her şeye kadir hissediyorum. Tarih, menakıb-ı beşeriyeyi dolduran en büyük kahramanlıklar, bana birer çocuk oyunu gibi geliyor. Sakın onları çıkarmayınız, sakın onları atmayınız. Bu çirkin muhitin ortasında asalet ve zarafete yegâne dâl ( işaret) olarak bunlar, sade bunlar kaldı. İnsanlar senelerden beri, insanlığı terzil için ve cemiyetlere manzaraların en fenasını vermek için, sevimsiz bir cinnetle her şeyi devirdiler. Bu güruha peyrev olmak ( peşinden gitmek) size yakışır mı? Ben sizi zamanların ve insanların fevkinde, onların haricinde biliyorum. Siz mestur ruhlardan değil misiniz? Dünya yüzünde tek başına kalan ulvî bir dinin İlâhı, sizi bu sıfatla sair mahlûkat arasında mümtaz kılmamış mıydı? Siz onun halk ettiği cennetâsa âlemin meleklerisiniz. O, Kitab'ında sizin isminizi zikretti. O vakitten beri siz mukaddesat meyanına girdiniz; artık ne hale, ne maziye, ne atiye mensupsunuz . Yalnız unutmayınız ki, sizi bu mertebeye bizim aşkımız, bizim hürmetimiz, bizim kıskançlığımız is'ad etti (yükseltti)." Kadınlık ve Kadınlarımız Yakub Kadri, Sayfa: 39-41
Asıl olan imandır fakat İmanı ayakta tutan amellerdir.
Biz Asıl olan Imandır diyerek,farzları terk edersek,sünnet-i seniyyeyi terk edersek bu dinin hali nolur ?
Bilmiyorum ki nasıl anlatsam ? Neden "asıl olan imandır " denince farzlar, sünnetler terk edilsin ?
Bu, bilakis "Farz ve sünnetlerin hayata geçirilmesine sebep imandır". manasına geliyor...
vurgun´isimli üyeden Alıntı
Şekilcilikten kasıt (ben yasayan biri olarak soyluyorum) ;
Hanımlarımızın giydiği Çarşaftır,özellikle yüzünü de saklıyorsa.
Erkeklerin bıraktıkları Sünnet Sakalı,giydikleri salvar ve cübbeleridir.
Zira bir grupta bu sunnet-i seniyyeler kişilere Islamı götürmekte engel olarak görülüyor ve fitne olarak degerlendiriliyor..
Allahım sana sıgınırız muhakkak ki bu bir İftiradır.
Bana kalırsa, çarşaf ve sakal değil, bu kıyafeti giyipte hal ve tavrı ile buna layık olamayanlar kast ediliyor....
Tabii bilemem herkes ne düşünüyor ama mesela bir Yusuf İslam örneğimiz var...kıyafeti için kim ne diyebilir? Çalışıyor, okul açıyor..İslamı gayet güzel tanıtıyor....
Benim rahmetli kardeşim de Yıldız teknikten 7 gün uzaklaştırma almıştı sakal yüzünden....
Şekil denirken neyin kasdedildiğini anlayabilmeniz için sansürlenen röpartajın tamamını ilgili siteden bulup okumanız lazım.Orada Hüseyin Gülerce'ye alevilik soruluyor.O da, biz artık araplar gibi şekil müslümanlığı yapmayacağız, diyor.Siyak -sibak ilişkisi içinde incelenirse neyi kasdettiği gayet iyi anlaşılır.
Azizim, uygun görürseniz kapatılan konuyu açmanızı rica ediyoruz. Yen,içeride kalmasın. En ufak, herhangi bir tartışmanın olmayacağı konusunda teminat veriyoruz.
Diğer muhterem kardeşim...Nerede sarık gibi sakal gibi sünnetlere "fitne" yaftası vurulmuş???Buyrunuz ispat ediniz???Aksi takdirde beyanatlarınız "iftira"ya girmektedir. Sünnete,fitne demek insanın imanına dahi halel getirir. Bu noktada beyanatınız niyetiniz bu olmasa da tekfirdir.
Ben sana kanıt getiricem sen ise tevil edeceksin durum bundan ibaret.
1- FEM'de okudum.Sünnet sakalı ile dershaneye gidiyordum.Bunun Islamı yaymak için engel oldugu ifade edildi. Zira biz sakallılar yada cübbeliler insanlara yaklaştıgımızda bizden ürküyorlarmış ve kaçıyorlarmış.. Bu buraya ait bir tutum degildir gidin bütün dershanelerinde böyle..
Ayrıca İsmailagaya gidip geldiğim için sürekli yadırgandım ve ailemle aramı bozdular.
2- Yusuf Islam örnegi .. Anlatılan dogrumudur bilmem lakin bir grup ögrenciye anlatıldıgını gördük. Yusuf Islama F.Gülen'in sakalını kesmesi ve kıyafetini degiştirmesi gerektiği örnegini de buraya asıyorum.
Azizim, "fitne" denildiği ithamında bulundunuz. Yukarıda dedikleriniz ile "fitne" ithamı ayrı meselelerdir.
Yukarıdaki ifadelerinize gelince,tevil edilecek bir şey yok muhterem....
Sakallı birileri; kadın,erkek,çoluk çocuk,suçlu masum,genc ihtiyar demeden islam(!) adına insanları öldürünce hayatta kalanlar gördükleri her sakallıdan korkar olmuş. Reel hayatta aksini iddia edebilir misiniz???
"Fitne" ithamınız ile bu mevzu ayrı meselelerdir. Bu meseleyi ifade etmek "fitne demek" değil, bir sünnetin görüntüsü ile yanlış hareket edilmesi sonucu o sünnete karşı oluşan ön yargıları ifade etmektir.
Fethullah Gülen hocaefendi ile Yusuf İslam ne zaman görüşmüş? Böyle popüler iki ismin görüşmesi neden medyaya yansımamış? İfade ettiğiniz beyanatları ne zaman ifade etmiş? Anlatan kim ise biraz kuru konuşmuş... Hocaefendi hizmet denilen oluşumun dışındakilere şekil konusunda bir tavsiye vermiş değildir.
Anlatan kişiler Dershane hocaları,onlarada demek ki birileri bunları anlatmış ve anlatılmasını istemiş ki onlardabizlere lanse ettiler. Yoksa biz bunun uydurma oldugunu zaten biliyoruz Uydursunlar uydurabildikleri kadar!
Ayrı ayrı mefade degillerdir,o size göredir olayın içersinde olan bizleriz,anlatılan durumlar,yüz ifadeleri,konuşma tonları vesaire vesaire .. Direk kimse fitne diyemez zaten derse kafasına patlarız ve de tevil yoluda kalmaz sonra sözünün.
Kimmiş o İslam adına öldürenler kimi kast ettiğinizi soyleyinde direk onun üzerinden konuşalım.
Yani birileri sizin dediklerini yaptı diyelim,biz sünneti sakalı terk mi edecegiz yani.. Ayrıca kimsenin de sakaldan cübbeden korktugunu ürktüğünü bizler görmedik,cevremiz bunlardan oluştugu halde. Nasıl oluyorsa bu tip durumlara zahiri sünnetten yoksun olanlar şahit oluyorlar İşlerine oyle geliyor herhalde ..