Etiket kadar hatta etiketten çok etiket sahibinin bilgisinin bilgisi önemlidir bilgi sahibi bir işveren için işe girişi kolayda olsa çıkışı da kolay olur.
Eğer işveren uzun vadeli sabır eder ve sonra sonuç beklerse ne ala.
Evet belki gereğinden fazla basite aldık olayı ama yinede şunu belirtmem gerek Babamların orta 1 zamanı aldıkları derslerin ağırlığı bizde üniversitede bile o kadar içerikli olmadığını öğrendim. O halde biz içi boşaltılmış bir eğitim sisteminde okumuyormuyuz. Gereksiz ayrıntılar da cabası hele 15 yıl tmcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp konulan dersleri söylemeye bile dilim varmıyor. 15 yılda bir imla kuralını bile öretemeyen sistem den ne beklenirki.
Hem madem sistem iyi neden üniversite için dersane var ki lise yi boşuna mı okuyor insanlar.
hadi onuda geçelim master için neden yurtdışı bizde eğitim hikaye mi ki yurtdışı master yada doktora daha önemli.
Madem ki yurtdışı önemli ozaman yurt dışından gelen üni mezunları neden denk değil bize yoksa biz fezaya çıktık ta benmi yanlış biliyorum.
Kim nederse desin sistemin dışında kişi kendini geliştirmedikçe üniversite okumak hikaye.
Ha eğer firmalara girip salla başını al maaşını bilmesende canın sağolsun felsefesini savunan varsa onlara sözüm yok.
Bu arada sözlerim yanlış anlaşılmasın. Ben insanlarımızın değil onlara dayatılan eğitim sisteminin özürlü olduğundan bahsediyorum. Yoksa evinin ve işinin yolunu bulabilen hatta daha öncee belirtiğim gibi dizileri neredyse harfşyen ezberleyen yada 30 sn lik gol pozisyonunu değerlendirirken saatlerce okunacak makale yazabilen bir toplum zeka özürlü olamaz.
Ancak ve ancak bu süper zekayı kullanabilecek akıldan yoksun olabilir sadece okadar.
Birde kendine çıkardığı payelerle avunur gider.
Es Selau Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
M.Emin KAZCI
Bizde eğitim, eğitimcilere bırakılmayacak denli önemli ve hassas bir mesele olarak görülmüştür her zaman.
Eğitimden istenen ve beklenen pedagojik gerçeklerin ışığında kendine, ailesine ve toplumuna katkı sağlayacak vatandaş yetiştirmesi değil, bireye ait her türlü aidiyeti kendi biricik kutsal aidiyet referansı içinde eritmeyi öngören tanımlanmış bir devlet algısına uygun şekilde standardize edilmiş insanlar üretmesidir.
Bu devlet algısının, anayasada tanımlanmış 4 özelliği (demokratik, laik, sosyal ve hukuk) yanında zımni bir özelliği daha var:
İdeolojik.
Durum böyle olunca, eğitimin, devletlerin işleyiş ve biçimini sürekli çağa uygun şekilde dönüştüren evrensel dinamizmi bizde hiç yaşanmadı.
Hatta tam tersi yaşandı.
Eğitim, yetiştirdiği donanımlı insanlar vasıtasıyla uzun vadede devleti ve işleyişini vatandaşların mutluluk ve refahını sağlama doğrultusunda biçimleyen bir işlev göremediği gibi, tam tersine, kendisi sürekli devlet tarafından biçimlenen kullanışlı bir nesne, edilgen bir enstrüman olarak mütalaa edildi.
Böyle olduğu için de gittikçe çağın gerçekleriyle ters orantılı bir sefalete duçar olup sorunların çözümünü kolaylaştıran bir unsur olacağına, sorunun kendisi haline geldi.
Halen karpuzun ağaçta yetiştiğini sanan, her sınavda on binlercesi sıfır puan çeken gelecekten umutsuz öğrencileri… Öğrencilerinin kafalarının içi yerine kılık kıyafetine takılıp kalan eğitim yöneticileri… Ara eleman yetiştirdiği için ülke ekonomilerinin can damarı hüviyetinde olan meslek liselerini adeta yokluğa mahkum eden ve bir ülkeye ancak o ülkeye kötülük yapmak isteyen dış düşmanlarının önerebileceği düzenlemeleri… Her türlü adalet ve eşitlik duygusundan yoksun sınav yöntemleriyle Türk eğitim sistemi, topyekun bir iflasın eşiğine dayanmıştır.
Şu son Milli Eğitim Şûrası’ndan yansıyan tartışmalara bakın; kaç tanesinde iflas etmiş bir eğitim sisteminin can yakan sorunlarının giderilmesine dönük bir yürek yanması, bir içten feryat var!
Varsa yoksa ideolojik takıntılar, ideolojik refleksler, ideolojik ihtiras ve öfkeler.
İşin komik ve düşündürücü yanı, sınavlarda katsayı gibi öğrencilerin emeklerini berhava eden, hiçbir hakkaniyet ve adalet duygusuyla telifi mümkün olmayan bir uygulamanın eleştirisine bile tahammül edemeyen çevreler, bir de “Meseleye eğitimin gerçekleri açısından değil, ideolojik ve siyasi açıdan yaklaşılıyor” diye ortalığı velveleye veriyorlar.
Kendilerine, eğitimin gerçeklerine pek meraklıymış gibi bir hava veren bu çevrelere sormak lazım:
Halen yürürlükte olan ve aklı başında hiçbir ülkede örneği görülmeyen bizdeki kesintisiz eğitim uygulaması, acaba “eğitimin gerçekleri” olarak mı gündeme getirilmişti, yoksa 28 Şubat’ın olağanüstü ortamında bir MGK tavsiyesi olarak mı?
Zamanın başbakanı Mesut Yılmaz, bu çağdışı uygulamaya destek vermeleri için kendi milletvekillerini ikna etmeye çabalarken şu tarihi sözleri söylememiş miydi:
“Bakın arkadaşlar, ya bu yasayı geçiririz ya da bizi burada oturtmazlar!”
Tüm bunlar yaşanırken şimdilerde “eğitimin gerçekleri” diye yeri göğü inleten CHP, TÜSİAD, eğitimci dernekler vs neredeydiler?
Niye sesleri çıkmıyordu?
Niye “Eğitimle ilgili kararlar güvenlik kurullarında değil, eğitim şûralarında şekillenmelidir” demiyorlardı?
Hatta bilakis apar topar ve hiçbir alt yapısı olmadan geçilen bu çağdışı uygulamaya alkış tutuyorlardı.
Dedik ya; bizde eğitim hiçbir zaman evrensel anlamda ve pedagojik gerçekler ışığında ele alınan bir sorun olmamıştır.
Halen de olmamaktadır.
O halde;
Bir yandan özlü nutuklar ve eğitimle hiçbir alakası olmayan öfke dolu sloganlar atarken…
Bir diğer yandan anayasada yazdığı ve yazmadığı üzere “demokratik, laik, sosyal, ideolojik bir hukuk devleti” perspektifi içinde karpuzu havada leyleği tavada gören öğrenciler yetiştirirken…
Diğer yandan ise çağ treninin arka vagonlarında sürünmeye devam.
Sürünelim güzelleşelim.
Eğitim kafayı geliştirmek demektir, belleği doldurmak değil.
(Mark Twain)
Vallahide Billahide Tallahide üniversite denen kurum ben bu aciz kula aglamaktan ve sabırdan başka bişe vermedi ama hala okuyorum.. ve daha da okuyacaga benziyorum...daha 2 sene var...
__________________
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada Mecnun Değilsen,Ne Leyla`yı Çağır,Ne Çölü İncit..
Üniversite insana hiç bişey vermiyo...sen çabalıyasınki iyi birşeyler edinebilesin,kazanabilesin...Eğer kendini yenilemek geliştirmek için uğraşmazsan ha ne olur girdiğin gibi çıkarsın..Sadece bi etiketin olur...ki bunun bence pek bi önemi yok..okuyan arkadaşlara (bende dahil)bu zamanları en verimli bi şekilde geçirebilmek ümidiyle..
selametle...
__________________ İbrahim,
gönlümü put sanıp da kıran kim?
eğitimsiz insanla oturup konuşmaktansa eğitimli insanla oturup konuşmayı tercih ederim.....
Kardeş burada kastettiğin şey üniversitelileri iyi eğitimli kişiler olması yönü değil sanırım yoksa mezunlardan nice odun kafalı yada at gözlüğünü çıkaramamış, tüm insanları Allah' ın kulu olarak göremeyip hatta kendinin soyunun bile hayvandan geldiğinden şüphe eden kendini insan sınıfında olmaktan rahatsızlık duyan iki ayaklılar değil bu eğitimli insanlar sanırım.
Yada prof olmuş ama inkarcılıktan başka hiç bir bilgisi olmayan zır cahilleride tercih etmiyorsun sanırım.
Yoksa bazen bir çobanın bile doktora yapmış birinden daha eğitimli olduğunun farkındasındır İnşaAllah. Ki bırak bizim gib i insan olanları bile eğitmekten biçare olmayı hayvanları bile eğitiyor Allah' ın izni ile.
Elbetteki üniversite okuyan bazı kimseler avamdan faklıdır ve öyle olmalıdır zaten ama sözkonusu benim ülkem olunca ne dünyalık ne ahiretlik ne ürettiler de dünyaca tanındı.
Laf ebeliğinden başka.
Ahiret desen adam zaten soyunun maymun olduğunu tescil ettirmek için didinip dururken Allah' ın en üstün yarattığı mahlukat olan insan soyunun dinini ne yapsın.
Bu durumda ben ne dünyalık ne ahiretlik hiç bir ilerlemesi olmayan şahısları nasıl tercih edeyim. Sırf etiketleri nedeniyle mi.
Yalnız dünya için dahi olsa topluma yararlı birşeyler üretenlere amenna onlar tabiki değerlidirler. Hele ahiret bilincide varsa baştacım ama.
%80 i ne dünyalık ne ahiretlik fuzuli yer kaplıyorsa neyse işim çıktı inşaAllah yine yazacağım.
Es Selamu Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Kardeş burada kastettiğin şey üniversitelileri iyi eğitimli kişiler olması yönü değil sanırım yoksa mezunlardan nice odun kafalı yada at gözlüğünü çıkaramamış, tüm insanları Allah' ın kulu olarak göremeyip hatta kendinin soyunun bile hayvandan geldiğinden şüphe eden kendini insan sınıfında olmaktan rahatsızlık duyan iki ayaklılar değil bu eğitimli insanlar sanırım.
Yada prof olmuş ama inkarcılıktan başka hiç bir bilgisi olmayan zır cahilleride tercih etmiyorsun sanırım.
Yoksa bazen bir çobanın bile doktora yapmış birinden daha eğitimli olduğunun farkındasındır İnşaAllah. Ki bırak bizim gib i insan olanları bile eğitmekten biçare olmayı hayvanları bile eğitiyor Allah' ın izni ile.
Elbetteki üniversite okuyan bazı kimseler avamdan faklıdır ve öyle olmalıdır zaten ama sözkonusu benim ülkem olunca ne dünyalık ne ahiretlik ne ürettiler de dünyaca tanındı.
Laf ebeliğinden başka.
Ahiret desen adam zaten soyunun maymun olduğunu tescil ettirmek için didinip dururken Allah' ın en üstün yarattığı mahlukat olan insan soyunun dinini ne yapsın.
Bu durumda ben ne dünyalık ne ahiretlik hiç bir ilerlemesi olmayan şahısları nasıl tercih edeyim. Sırf etiketleri nedeniyle mi.
Yalnız dünya için dahi olsa topluma yararlı birşeyler üretenlere amenna onlar tabiki değerlidirler. Hele ahiret bilincide varsa baştacım ama.
%80 i ne dünyalık ne ahiretlik fuzuli yer kaplıyorsa neyse işim çıktı inşaAllah yine yazacağım.
Es Selamu Aleyküm,
ve aleykümselam
evet çok haklısın üniversteli, olupta ne at gözlüğünü çıkarabilmiş nede kafasını ma6ymun olduğu fikrinden arıtabilmiş insanlar çok ama bir üniversteli insan dine dönüş yaptığında çokdaha davasında ciddi ve insanlara ne düşündüğünü açıkça söyleyen biri olmaz mı
ben üniverste okumadım sınavına bile giremedim başörtüsünden dolayı ama isterdim doğrusu
üniverstelerin hali ortada ama emin olun eğitimsiz yada ünüverste görmemiş insanlarında hali ortada iki tarafatanda yopkmu isyan eden biri rakı içer biri şampanya patlatır evet haklısınız ama eğitimsiz dediğimiz kısım -ki eğitimsiz değillerdir eminim üniverstesiz diyelim- biatlara ve geleneklere ,çok da
ha bağlı oluyorlar sanki dinden miş gibi sayıyorlar ve bunu anlatmaya kalktığındada kabul edemiyorlar yani yanlışını aynı görüşte olmana reağmen kabul ettiremiyorsun fakat
üniverste okumuş insanın eğergerçekten kafasında şimşekler çaktırmayı başarabilirsen işte o zaman senden bile iyi konuma gelir benim demek istediğim bu
biri Muhammed İkbal'e diğeri Mahmut Efendi'ye ait sözler genel kanaati yansıtır sanırım..
"olgun bir insan olabilmek için yalnız müsbet ilimler veren Fen Fakültelerinden yetişmek yetmez.İkinci bir mektep vardır ki birincisini kemale erdirir.Bu mektep yeryüzünün en eski merkezi olan ruh ve vicdan,aşk ve irfan mektebidir."
"bir kimsede olmazsa edep
neylesin onu medrese mektep
okuyup hoca olsa bile
yine merkep, yine merkep"
- Daha ne versin abicim. Şu elimde gördüğünüz saç çıkarma ilaçlarını, şu anti depresanları, şu mide haplarını, migren ve uyku haplarını verdi. Bak nasıl uysalım artık. Gidip ders çalışacağım. İyi geliyor. Sonra dışarı çıkıp sosyalleşeceğim. Matrix gelmiş, ona gideceğiz arkadaşlarla.
Ne aldı diye sorsanız? Bu üniversite kapılarında ömrüm çürüdü be!.. Çürümek için üniversite doğru bir yer miydi, bilemiyorum. Kendime kızıyorum bu kadar çürük domatesin içine girip ne olacağını sandın diye.
- Bir sürü Latince kelime ezberledim. Mesela neydi o kemiğin ismi. Dur, şimdi gelecek, dilimin ucunda.
- Konuşmak istemiyorum.
- daha ne versin? Allah'tan belamı mı isteyim? İstersem üniversite onu da veriyor zaten...
Bekliyoruz abi işte. Verirse alacağız.
Bu cevaplar Süper.
__________________ KIYAMET VAR, VAR DA KIYAM ET....