Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 50 (19 Kayıtlı ve 31 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
ALLAHu Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
“Ey İman edenler! Onlarla (Kadınlarınızla) iyi geçinin. Olabilir ki, bir şey sizin hoşunuza gitmezde ALLAH onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa; 19)
Hz. Peygamber (a.s.v)’de bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
“Mü’min bir erkek, mü’mine bir kadına kızıp darılmasın. Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, başka huyundan memnun kalabilir.” (Müslim)
Kadının, kocasının kendisi ile meşgul olmasını istemesi hakkıdır. Bunu devamlı ister. Buna ruhen muhtaçtır. Onun için erkek; sevgi, nezaket, ünsiyet, ikram, ihsan, şefkat ve merhamet gibi güzel İslam ahlakını, hiç esirgemeden ailesine göstermelidir. Bunlar ünsiyetin şartlarından, saadetin anahtarlarındandır. Olur olmaz şeylerde kadına darılmak, konuşmamak İslam dininde men edilmiştir.
Birbirini garip teecüslerle, bir konuda aşırı titizlik göstererek sıkıştırmak üzüntü verir. İyilik ve hüsn-ü zan varken kötülüğe, su-i zana düşmek doğru değildir.
Aile sırları asla dışarıya ifşa edilmez. Nitekim Hz. Peygamber (a.s.v) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
“Kıyamet gününde ALLAH nezdinde en kötü bir mevkide bulunan insanlardan biri de ailenin mahrem münasebetlerini, sırlarını ifşa eden kimsedir.” (Müslim)
Ailenin ilminin, ahlakının ve amel-i salihasının yükselmesine çalışmak adaptandır. Sıhhatini, hava almasını, meşru olan eğlence ve dinlenmesini temin etmekte, yine erkeğe düşen vazife ve adaptandır.
Hanımının hizmetlerini takdir etmek, yorgunluğunu giderecek söz söylemek, seveceği şeyleri almak, onu neşelendirecek işler yapmak, söz verdiği vakitte gelmek, farz ve sünnet olan hukukuna riayet etmek, erkeğin kendisi için mubah olsa da ailenin intizarda kalmasına, beklemesine, merak etmesine ve üzülmesine asla meydan vermemek olgun bir Müslüman erkeğin vazifesidir.
Bir erkek, kadınına kendi yediğinden ona yedirmeli ve giydiğinden de ona giydirmelidir. Ona küsüp kovmamalıdır. Kadınını dövmemelidir. ALLAHu Zülcelal kendisine bol ihsanda bulunmuş ise, ondan kadınına bolca vermelidir. Kadınına daima hayır tavsiyede bulunmalıdır. Mümkün olduğu kadar kadını yumuşaklıkla idare etmelidir. Zira o kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Ne kadar düzelirse, bir eğri yeri muhakkak kalır.erkek, kadının iyiliğini ve iffetini o kadar büyük bir ni’met olarak bilmelidir ki, onun şükrü karşılanmaz. Kadının huysuzluğu, onun hayalindeki şeylere bağlanmalı ve ona göre muamele etmelidir. Kadın öyle zannetmeli ki, kocasına halkın en sevimli geleni kendisidir.
Haddi aşmadığı sürece; kadının bazı ufak tefek hatalarına göz yummalıdır. Halk arasında onun ayıplarını döküp saçmamalıdır. Kadınıyla daima iyi geçinmelidir. Günah olmayan bir şekilde, kadınla şakalaşmalı ve oynaşmalıdır. Şunun içindir ki, Hz. Peygamber (a.s.v) kadınları ile geçinme bakımından insanların en önde olanı idi. bir kimsenin kadını ile oynaşması, dinin yasak ettiği boş oynaşmalardan sayılmaz. Bu haktır ve yerinde bir oynaşmadır. Hz. Peygamber (a.s.v) Hz. Aişe (r.a) ile müsabaka bile yapmıştır. Bir defasında Hz. Peygamber (a.s.v) Hz. Aişe (r.a)’yi geçmiş, bir başka seferde ise, Hz. Aişe (r.a) Hz. Peygamber (a.s.v)’i geçmiştir.
Kendisinden edep terbiye görmeleri için, aile reisi, aile fertleri arasında üzerinde heybet, vakar hali ile bulunmalıdır.
Aile fertlerini terbiye ederken de onlara Sertlikle değil rıfk ile muamele etmelidir.
Şayet hanımı ALLAHu Zülcelal’in emir ve nehylerinde gevşek davrandığı zaman terbiye maksadıyla döverse ertesi gün, hemen cinsi bir birleşme yapmamalıdır. Ona hemen açılmamalıdır. Böyle bir hareket yapılan gayretin boşa çıkmasına sebeb olur.
Kadının kocası ile iyi geçinmesi gerektiği gibi, koca da hanımı ile iyi geçinmelidir. Çünkü kadın kocalarının en iyi huylusu ile cennette olacaktır.Güzel kadın, çirkin kocasına karşı sabretmelidir. Tıpkı; kocası haline şükredip kendisi ile kaldığı gibi. Şunun içindir ki, sabırlı olup şükrünü eda eden cennettedir
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Kadının yaratılması ile alâkalı Kur'an-ı Kerim de şöyle buyurulur..
"Allah size kendi nefislerinizden (canlarınızdan) eşler yarattı. Eşlerinizden size oğullar ve torunlar oluşturdu..."16/72
"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden, ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının... "4/1
"O ne Yüce Allah'tır ki herşeyi (zevc) çift yaratmıştır; arzın çıkardıklarından, kendi nefislerinden ve daha nice bilmediklerinizden." Yasin/36
Yine "Herşeyden (zevc) çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz. "Zariyat 51/49
Tevratta ise "Rabb Allah Ademin üzerine derin uyku getirdi ve o uyudu ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve Rab Allah Ademden aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Ademe getirdi. "Tekvin 2/21-22
şeklinde bir izah mevcuttur.
Bunlara karşılık Ebu Hureyre (r.a)dan rivayet edilen hadis-i şerif ise şöyledir. "Şüphesiz kadın kaburga kemiği gibidir, doğrultmaya kalkarsan kırarsın, olduğu gibi bırakırsan istifade etmek mümkündür" Sahih-i Müslim, Hadis no: 2669
ve soralım ..Kadın kaburga kemiğinden mi yaratılmıştır?
yaratılmış olmak ile fıtratının farklılığına dikkat çekmek için yapılan beyan müsavi midir?
Konu FIRAT tarafından (26.10.2006 Saat 16:53 ) değiştirilmiştir..
Tek bir nefsten yaratılması ve Tevrat'ta ki kaburga kemiği ile ilgili ( Bu arada Tevrat' ın değştirildiği ve İslam öncesi insanların kadınlara olan muameleleri göz önünde tutlarak değerlendirme yapılması gerekliliği ) uzun bir yazı yazacağım ama çıkış zamanı gelmek üzere kısmet evde nasib olur belki yada yarın.
Es Selamu Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Kocasına karşı saygılı olmalıdır
Birisiyle evlenen kadın artık kocasından başka herkese haramdır, başkasıyla nikah yapamaz, kendisinden ancak kocası faydalanabilinir.
Kadın evlendiği kocasından şart koştuğu şekilde mehir aldıysa onun evine gider ve ona tabi olur.
İslamın caiz gördüğü durumlar dışında ancak kocasının izniyle evden dışarı çıkabilir
İslama aykırı olmayan hususlarda kocasının isteklerini yerine getirir
İslamın tesbit ettiği çerçeve içersinde kocasının terbiye hakkını kabul eder.
__________________
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada Mecnun Değilsen,Ne Leyla`yı Çağır,Ne Çölü İncit..
1. İnsan ekmekle doyar, emekle büyür, sevgiyle yaşar.
2. Erkek, hanımı ile istişareye önem vermelidir. (Talak:6)
3. Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi çirkin bir iştir.
4. Bir kadın ya sever, ya da nefret eder. Ortası yoktur.
5. Kadınlar, sevmedikleri adama hiç acımazlar.
6. Bir hanım, kocasına müsbet tavrı, güzel sözleriyle gıda olabilir. Mideye giren gıda maddesinden tüm vücut uzuvlan istifade ettiği gibi, kalbe giren zevcesinin sevgisi de, kocasının rahatını, sempati olmasını, neşeli, çalışkan, fedakar ve vefa hasletlerini besler.
7. Kadın ile erkek bir makasın iki parçası gibidir. Birbirleriyle birleşerek iş görürler.
8. Çiçek koku vermek, ateş ısıtmak, kadın da mes'ud etmek için yaratılmıştır.
9. Kadın, ev merkezli hayatı ile evine huzur verir. Çünkü kadın, hanesinin yani evinin karııdır. karı damarda kaldıkça temizdir. Harice çıkınca kirlenir, kirletir.
10. "Kişi, hanımının yüzüne baktığı vakit, hanım da efendisinin yüzüne bakarsa, Allah da her ikisine rahmet nazarı ile bakar. Erkek, hanımın ellerini avucuna alınca, o da erkeğinin ellerini tutarsa, parmaklarının arasından günahları dökülür."
11. Evlilikte, huzur operasyonunun cerrahları kadınlardır.
12. Müslüman ailenin evi;
a) Temiz olmalıdır,
b) Düzenli, intizamlı olmalıdır,
c) Temiz havalı olmalıdır,
d) Kütüphanesi olmalıdır,
e) Eğitim araç ve gereçleri bulunmalıdır, 1) Oyuncak seti olmalıdır,
g) Görsel ve işitsel yayınlardan haberdar olmalıdır.
13. Evlilik, iki ayrı hayatın iki ayrı hayat kalarak tek bir hayat oluşudur,
14. Eşiniz kızgın iken, siz sakin olun. Biriniz ateş iken, diğeriniz su olmalı.
15. Eşinizi, başkalarının eşiyle asla kıyaslamayın.
16. Kırcı sözler ve davranışlar, kaba izler bırakır.
17.Kocalar ateş gibidir, ilgilenmediğinizde sönerler. Kadın da böyledir.
18. İşiniz için çalıştığınız gibi, evliliğiniz için de çalışın.
19. Kaçmak ve vazgeçmek, tehlike işaretidir.
20. Herkesin içinde birbirinizi eleştirip, tartışmayınız.
21. Daima evlilik yemininizi hatırlayın: Sev-Say ve Bağrına bas.
22. Evlilikler bahçeye benzer, ilgilenirseniz serpilir, yoksa solar ve ölür.
23. Eşinizi sinirlendiren şeyleri anlamaya çalışınız.
24. Başarılı bir evlilik, aynı kişiye birkaç kez aşık olmayı gerektirir.
25. Suçlamalar, genellikle geri teper.
26. Açıklamalar, mazeretlerden daha iyi sonuç verir.
27. Birbirinizin huylarına saygı gösteriniz.
28. Eşinize, sizin değil onun beğeneceği hediyeler alınız.
29. Yalan, iyi bir evliliğin en kötü düşmanıdır.
30. Hatanızı, suçunuzu kabul edin, savunmaya geçmeyin.
31. Eşiniz temizlikçi değil, hayat arkadaşınızdır.
32. Eşinizin geçmişi geçmiştir. Geleceğiniz ise sizin geleceğinizdir.
33. Evlilikler değil, insanlar başarısızdır.
34. Karı-koca hayatının düzene girmesinin, ahiret inancıyla ilişkisi vardır.
35. Kadının kıskanılması; erkeğin hanımını kıskanması demek, onu kıymetli bir eşyayı saklar gibi, ellerin yetişemeyeceği, gözlerin göremeyeceği uzak bir yere hapsetmek değil, kadını, namusunu, adını korumak ve yüceltmek, fitnelere karşı maruz kalmasını önlemek, zelil olmasını istememektir.
36. Kadına günah işlemeyi, ona kötülük yapmayı engelleyen bir araca tesettür denir. Veya, kadını cennete götürecek bir ortamda tutmak, onu kapatmaktır. Kadının sadece bedenini değil, onun, siyasi, hukuki, sosyal ve eğitim hayatını fıtratına, yaratılış gayesine göre hazırlamak, ona tesettürü kazandırmak demektir.
37. Kadının sömürülmemesi için, onun anne olması kafidir. Anne olan kadın sömürülemez.
38. En iyi aile, erkeğin erkekliğini, kadının kadınlığını oynadığı ailedir. Bir aile Allah'ın rızası için gayret ederse, Allah da onlara huzur verir. Allah ne kadar memnun edilirse, üzerimize o nisbet-te huzur yağar.
39. Ailenin kaldığı ev ne lokanta ve ne de oteldir. O yer bir kaledir, huzur yuvasıdır ve lâboratuardır.
40. Evliliklerde, "Sen-Ben" değil, "Biz" yaşantısı saadet vermektedir.
41. Ruhlar aleminde tanışanlar kaynaşabildikleri halde, tanışmayanlar bir araya gelemiyorlar. Her ruh, kendisine uygun olan bir diğer ruhu bulunca imtizac eder (uyum sağlar).
Bir miktar suyu, diğer bir miktar su ile karıştırınca, onları ayırmak nasıl mümkün olmuyorsa, ruhları birbirine uymuş olan eşleri birbirinden ayırmak o kadar zordur. Hatta, birbirini seven çiftlerden birisinin hastalanması halinde, diğerinde de aynı hastalığın vücud bulduğu bir gerçektir.
42. İslamiyet kadına, evinin işlerini idare etmek, kocasına ve çocuğuna huzurlu bir aile ortamı hazırlamak ve çocuklarını terbiye etmekle mükellef bir varlık nazarı ile bakar.
43. "Şüphesiz, sevgi temelleri üzerine kurulan çok az aile vardır. Ancak insanlar, mevcud evliliklerini, İslami kaygılarla ve çeşitli hesaplardan dolayı, beraberliklerini sürdürüyorlar." (Hz.Ömer r.a.)
Bu iki insan birbirleri için güzel bir nzıktır. Yani salih bir erkek, saliha bir kadın için, saliha bir kadın da salih bir erkek için n-zıknr. Hem de rızıkların en hayırlısı.
Böyle bereketli ve hayırlı karı kocadan İslam ailesi ihya edilir. İslam dünyasının hasret kaldığı müslüman aile yuvası, İslam cemaatının çekirdeğidir. Sadece erkeklerden müteşekkil bir İslam cemaati kurma çabası, boş bir çabadan öteye geçmez. Müslüman bir aile binası kurmak isteyenler, müslüman bir cemiyet ihya etmek isteyenler, öncelikle müslüman hanımlar yetiştirmelidirler.
Bunun ilk adımı ise erkek ile kadının birbirlerine birer nimet ve nzık olarak bakmalarından geçer.
Şimdi ise asr-ı saadete başımızı çevirelim ve günümüz dünyasını aydınlatan bir olayı hep birlikte anlamaya çalışalım:
Ensardan olan Ümmü Âmir, Peygamberimiz'in yanına gelir. Efendimizin etrafında ashap halka olmuştur. Ümmü Âmir şöyle der
- Anam babam sana feda olsun Ey Allah'ın Rasülü. Ben kadınların temsilcisiyim. Beni, sana onlar elçi olarak gönderdiler.
Allah (c.c.) seni erkek ve kadınların tamamına Peygamber olarak gönderdi. Sana ve Rabbine inandık. Biz kadınlar, evlerinizin temeli, şehvetlerinizi tatmin eden ve çocuklarınızı taşıyan kimseler olarak evlere kapandık kaldık. Buna rağmen siz, cuma, cemaat, hastalan ziyaret, cenazelere katılma ve hac yaptıktan sonra tekrar hac yapma konularında bizden daha faziletlisiniz. Bunlardan ayn Allah yolunda cihad da var.
Siz erkekler hac veya umre ya da cihada çıktığınız zaman mallarınızı korur, elbiselerinizi diker ve çocuklarınızı terbiye ederiz.
Bu ecir ve hayır işlerinde size ortak mıyız?
Peygamberimiz (s.a.v.) Ümmü Âmir'i dikkatlice dinledikten sonra ashabına döner ve: "Dini konusunda bundan daha güzel meselesini ortaya koyan bir kadın gördünüz mü? diye sorar. Onlar da görmediklerini ifade ederler.
Bu sefer Efendimiz kadına döner ve şöyle buyurur (Mealen):
"Ey kadın! Dinle ve seni elçi olarak gönderen kadınlara bildir.
- Kadmın kocasıyla iyi geçinmesi, onun rızasını kazanması ve onun muvafakatına uyması halinde, kocanın yaptıklarına denk sevap alır."
Ümmü Âmir bu cevabı duyduğu zaman sevincinden "La ilahe illallah" cümlesini tekrarlayarak geri döner.
İslâm; Erkeğin (Kocanın) kadınında hakkını beyan ettiği gibi, kadının da erkekte pek çok haklarının olduğunu beyan etmiştir. Yani her ikisinin karşılıklı hakka sahip olmaları, her ikisinin Müsâvî hak sahibi olduklarını beyandır. Ancak bu haklara sâhibiyet erkeğin riyaset ve idaresi altında olmasıyladır.Ve bu riyaset sahibi erkeğin zulüm ve istibdat yollarına. sapmaması da şarttır.
Karı ile kocanın karşılıklı hak sahipleri olduklarını beyan eden İlahi hüküm :
"Erkeklerin meşru surette kadınlar üzerindeki (hakları) gibi kadınların da onlar üzerinde (hakları) vardır (Yalnız) erkekle(onlar (Kadınlar) üzerinde (daha üstün) bir dereceye mâlikdirler." (Bakara Suresi, 22)
Hz. Peygamberimiz (S. A. V.) Efendimiz, bir hadis,i Şerifinde mealen şöyle buyuruyor :
"Kulak verin! Muhakkak kadınlarınız üzerinde sizin hakkınız var ve sizin üzerinizde de kadınlarınızın hakkı vardır.
- Kadınlarınızın üzerindeki hakkınız, sizin hoşlandığınız kimselere, evinize izin vermemeleridir.
- Duyun, Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, yemeleri ve giymelerinde güzel yedirip ve güzel giydirmenizdir.