Bayrak
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 47 (5 Kayıtlı ve 42 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DuaLar, gul555, HAvF & ReCa, siyahsancaktar, txtxfrm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Bayanlar Ile Tokaşlaşmak Caiz Mi.?


Cevapla
 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
Bayanlar Ile Tokaşlaşmak Caiz Mi.?

* ülkemizde fıkıh otoritesi ilan edien bir zatın soruya veridği cevab.

dikkatlice okuyalım.

--

Soru:

3- Bayanlarla tokalaşmama noktasında Türkiye'de hassasiyet gösteriyorum. Zaten sakallı olduğum için Türkiye'deki insanlar durumu anlıyor, problem çıkmıyor. Ama orada bu durumu anlatmada özellikle ilk iş başvurularını yaparken problem yaşayabilirim. Bir müslüman bayanla tokalaşmakla bir hristiyan bayanla tokalaşmanın hükmü aynı mıdır?

Cevap:

3- Bayan, eşiniz olmadıkça, müslüman olmasa da onunla ilişkileriniz sınırlı olacaktır; müslüman olmayan bir bayanla da mesela öpüşemezsiniz. Bayanlarla el sıkışma meselesine gelince, günümüzde özellikle şehirlerde ve özel durumlarda kadınlarla erkekler de el sıkışıyorlar, bu âdet haline gelmiş durumda, müslüman bir erkek henüz kendini anlatamadığı bir ortamda elini geri çekerse bundan -İslam'ın da istemediği- bir dizi problem çıkabiliyor. Bir müslüman erkek, yukarıdaki şekilde gerekli hale gelmedikçe -müslüman olsun, gayr-i müslim olsun- bayanlarla el sıkışmaz. Ama bayanın elini sıkmadığında daha önemli bir zarar sözkonusu olduğunda, beze dokunuyormuş gibi -böyle bir duygu içinde- kadının elini sıkabilir


(238) Bankada çalışmak, zaruret, namazların cemi, bayanla tokalaşmak, Cuma namazı.

--

devam edelim inşallah..
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 12:34 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
molla isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
aynı başka suale verdiği cevab.

not: bu cevabları fıkhi olarak irdeleyeceğiz inşallah.birde otorite efendinin verdiği kaynaklarada değineceğiz



Soru:

Kıymetli hocam

Ben... Tefsir Bölümü Mezunuyum. Şu anda... sorumlusu olarak çalışıyorum. Bunun haricinde bir işle daha uğraşıyorum. Tüm bu ortamlarda yaşadığım veya yaşadığımız sorunlar genel sorunlar; bayanlarla karşılaştığımızda bize uzatılan ele karşılık verip vermeme durumu. Bayanlarla el sıkışsak bir türlü, karşılık vermesek bir türlü. Bu tür ortamlara girdiğimde bayanlarla el sıkışmıyorum. Fakat karşımdaki insan ise bunun bir medeniyet gereği olduğunu, bunda herhangi bir art niyet olamayacağını vs. savunup hemen olumsuz bir tavır takınabiliyorlar. İnsanlara (bayanlara) bilahare sonra uygun bir izahla anlatıldığında ekseriyeti saygı gösteriyor.
İnsanların, tanımadıkları insanlar hakkındaki intibaları ilk 7 saniyede oluyor. Eğer karşı tarafa olumsuz bir izlenim vermişlerse o izlenim kolay kolay silinmiyor. Olumlu bir izlenim olmuşsa da aynı olay oluyor.
Böyle bir ortama girdiğim zaman eğer önceden haber verme imkanım olursa bir şekilde orada bulunan bayanlara haber verip sonrada kendilerinden özür dileyip neden böyle yaptığımı anlatıyorum. Eğer böyle bir şansım olmamışsa boncuk boncuk terliyorum. Tabi ki karşımdaki bayan arkadaş da elinin hava kalmasından dolayı bana (içinden) lanet okuyup yerin dibine giriyor.
Önümde iki seçenek var diye düşünüyorum: 1- Aynı tavırlarımı sürdürüp bayanların (içlerinden veya arkamdan yüzüme karşı) lanet okumalarını devam ettireceğim. 2- Ya da bu ortamdan tamamen uzaklaşıp kendi kabuğumda yaşayacağım. Ama hayat devam ediyor. Ve bizler insanlarla yaşamak zorundayız. Etrafımızdaki insanlara "Ben buyum, ister kabul edin ister kabul etmeyin" dediğimiz zaman yaşadığımız, sahip olduğumuz inançlarımız ve hayat tarzımızı insanlara kabullendirmekte neredeyse hiç mümkün olmuyor.
Allah Rasulü (S.A.V.) Efendimiz, "Ahir zamanda imanın avuç içinde ateşten bir parça olacağını, bıraksak imanımız gidecek, bırakmasak ellerimizin yanacağını" buyuruyor.
Sayın Hocam
Aklımda şöyle bir fikir var: Yaşadığımız hayatın bir parçasıyız. Biz bu toplumun her köşesinde yer almalıyız. Eğer biz olmazsak birileri o boşlukları dolduracaktır. Dolduruyorlar da. Ben yaşadığım ortamda en aktif bir şekilde olmaya devam edeceğim. Karşımdaki insanları rencide etmeden kaçmaya çalışacağım(çünkü bu insanların çoğu bunun dini bir emir olduğunu bilmiyorlar). Eğer kaçamazsam bayanların elini tutacağım. Uygun bir fırsatta da kendilerine durumu izah edip bir daha karşılaştığımızda ise kendilerinin bir daha ellerini uzatmamalarını, kendilerinin de toplum içinde rencide olmamalarını arzu ettiğimi bildireceğim.
Allah Rasulü (S.A.V.) kadınlarla musafaha yapılmasını haram kılmıştır. Ben bir bayanın elini tutmak zorunda kalırsam harama gireceğim. Günahkâr olacağım. Kaçarsam bu günaha girmeyeceğim.
Değerli Hocam
Sizden benim hoşuma gidecek bir cevap verip "Fetvam aldım, istediğimi yapmakta artık hür bir insanım" deyip vebali sizin sırtınıza atmak gibi bir gaye ve hevesim yok. Bu olayı sizinle paylaşmak ve bana yapacağınız tavsiyelere tüm samimiyet ve ihlasımla uymak olacaktır.
Allah'a emanet olun.
Esselamü Aleyküm.

Cevap:
Aziz kardeşim,
Allah seni güzel niyetin ve takvâ erdeminle daim eylesin!
"Allah Rasulü (s.a.) kadınlarla musafaha yapılmasını haram kılmıştır. Ben bir bayanın elini tutmak zorunda kalırsam harama gireceğim" diyorsun. Peygamberimizin bunu haram kıldığına dair hadis yoktur. "Erkek, kendisiyle evlenmesi caiz olan bir kadınla tokalaşırsa, ahirette avucunun içine kızgın demir/cıva eriyiği konarak cezalandırılacağı"nı ifade eden söz hadis değildir, uydurmadır. Peygamberimizin, kadınlarla -bey'at yaparken- el ele tutmadığı şeklinde bir bilgimiz var. Bu, haram kıldığını göstermez; O'nun her "terk"i; yani bir şeyi yapmaması nehiy (yasaklama) mânasna gelmez. Yasak ve haram olduğuna dair başka delillere ihtiyaç vardır. Peygamberimizin ve sahabenin yaşlı kadınlarla musafaha (tokalaşma) yaptıkları biliniyor (Kâsânî, Bedâyi', Beyrut, 1997, C.V, s.495 vd.). Fıkıhçılar "kadınla erkeğin musafahası" konusunu "kıyas" ile hükme bağlamışlar ve şöyle demişlerdir: "Kadınların el ve yüzleri avret değildir, bunlara şehvetsiz bakılabilir. Ama dokunmak şehvet celbi bakımından daha etkilidir, bu bakımdan avret yerine bakmaya ve dokunmaya benzer; bu sebeple dokunma caiz olmaz." (Kâsânî, s.489). Bu gerekçeye göre, âdeten (yaygınlaştığı ve alışıldığı için) şehvetin sözkonusu olmadığı durumlarda ele dokunmak (musafaha) caiz olmaldır. Nitekim Ahmed Şerbâsî gibi bazı önemli alimler bu kanâati (gerekli durumlarda ve şehvet sözkonusu olmadığında musâfahanın caiz olduğunu) ifade etmişlerdir (Yes'elûneke fi'd-dîni ve'l-hayât, Beyrut, 1980, C. V, s. 86). Âdet, ihtiyaç ve bu mânada zaruretin de "bakma ve dokunmanın caiz olması" konusundaki etkisini, yine Fıkıhçıların, cariyelerin bulunduğu ve alınıp satıldığı zamanlara ait olan şu ictihadlarında görüyoruz: "Bir kimse, sahibi olmadığı cariyeye baktığında veya dokunduğunda cinsel tahrikten çekinirse (böyle bir ihtimal varsa) bakması ve dokunması caiz değildir. Ancak bu cariyeyi satın almak istiyor da bu sebeple bakıyor veya dokunuyorsa caiz olur; çünkü işine yarayıp yaramayacağını ancak böyle anlar ve buna ihtiyac vardır; bu bakma, gerektiğinde hâkimin, şahidin, evlenmek isteyenin bakmasına benzer; yani ihtiyaç bulunduğu için bu durumlarda da -şehvet ihtimali bulunmasına rağmen- bakma caiz olur..." (Kâsânî, 491).
Bu nakil ve yorumlardan sonra size şunu söyleyebilirim:
Siz elbette göreve devam edeceksiniz ve anlattığınız durumlarda, mesela karşı tarafın imanına, din duyusuna zarar vermemek için musafaha da yapacaksınız. Gerekmediği yerlerde ve imkan bulup da anlattıktan sonra bunu yapmazsınız. Anlatırken de "şehvet duyma" gerekçesinden söz etmemek gerekir; çünkü bu söylem, müslüman erkeklerin şehvet düşkünü, hatta seks manyağı olduklar ithamına yol açıyor. Esasen Kur'an'da veya Sünnet kaynağında açıklanmış böyle bir gerekçenin bulunmadığını, bunu fıkıhçıların kendi ictihadlarına (yorumlarına) dayanarak söylediklerini yukarda zikrettik. Böyle bir âdetin (genç kadınla erkek arasında tokalaşmanın) bulunmadığı yer ve zamanlarda genç kadın ve erkeklerin birbirlerinin ellerini tutmalarının cinsel duyguyu harekete geçirme ihtimali elbette daha fazladır ve fıkıhçılar bu yönden haklı olabilirler. Bugün ise hem âdet yaygınlaşmıştır, tabîîleştiği için şehvetle ilişkisi zayıflamıştır, hem de sorunuzda ifade ettiğiniz şekilde bazen gerekli hale (ihtiyaç/zaruret haline) gelmektedir. Bu sebeple -açıklanan çerçeve ve mânadaki zaruret dışında bunu yapmak istemeyenlerin- uygun zamanda ve uygun bir üslup içinde, "Bizim geleneğimizde yok, Peygamberimiz yapmamış, kadim fukahâ, ortada bir ihtiyaç ve zaruret bulunmadıkça caiz görmemiş, biz de yapmıyoruz" demeleri yeterlidir.
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 12:36 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
molla isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
fıkhi delilere geçmeden önce zamanınız büyüklerinden seyda muhammed konyevi k.s ın aynı suale verdiği cevabı aktaralım elhamdulillah.


Kadınla tokalaşmak câiz midir?



Hanefi ve Şafii mezhebine göre, Mahrem olmayan kadına dokunmak veya tokalaşmak haramdır. Nitekim Hz. Peygamber (a.s.v)’e bey’at eden kadınlar; “Ey ALLAH’ın Resûlü! Bey’at ederken elimizi tutmadınız” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.v) şöyle buyurdu;


“Kadınların elini tutup tokalaşmam.” (Nesâi, İbn-i Mace)



Hz. Aişe (r.a); “VALLAHi ALLAH Resulünün eli asla bir kadının eline değmedi. O, kadınlarla sözle bey’atlaştı.” demiştir. (Buhari, Müslim, Tirmizi)

Bunun yanında, Hz. Peygamber (a.s.v)’in kadınlarla elinde bez varken bey’atlaştığı haberleri de vardır. Bu da O’nun kadınlarla tokalaşmadığını gösterir.



Şehvet duyulmayacak derece de yaşlı kadınlara gelince, Hanefi fıkhının meşhur kitaplarından olan el-Hidaye, onlarla musafahalaşmakta mahzur olmadığını söyler ve delil olarak Hz. Ebu Bekir (r.a)’in, süt annesinin bulunduğu kabilelere gittiğinde kocakarılarla musafahalaştığı ve Abdullah b. Zübeyr’in hasta bakıcı olarak bir kocakarı tuttuğu, ona ayağını ovdurup başını kaşıttığı haberlerini zikreder. Fakat Zeylaî bu rivayetin garip olduğunu söylemiştir.


Netice olarak; Hanefi mezhebinde fitneden emin olunan ihtiyar kadınlarla musafaha yapılabilirse de, sahih rivayetlerde anlatılan Hz. Peygamber (a.s.v)’in yaptığını yapmak ve namahrem olmaları halinde onlarla da musafahalaşmamak en emin yoldur.

kaynak seyda muhammed konyevi k.s
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 12:39 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
molla isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
«İştah çekmeyen ihtiyar kadına gelince ilh...»

sözü üzerine; «böyle bir kadının elinin tutulmasının haram olmaması için, kişinin de aynı şekilde iştah çekmeyecek halde olması gerekir» denilmektedir. Kuhistânî bunu El-Kirmânî'den rivayet etmiştir.

Zahire sahibi dedi ki: «Eğer kadın acuze ve iştah çekmeyecek yaş-taysa onun elini sıkmakta veya ellemekte herhangi bir beis yoktur.

Erkek nefsinden ve kadından emin olduğu tarzda bir ihtiyarsa onun da hükmü budur. O zaman kadının elini musafaha etmesinde beis yoktur.

Eğer nef*sinden ve kadından emin değilse bundan sakınmalıdır. Sonra İmam Muhammed; Kadın acuze ise kadının ellenmesini erkek için mubah gör*müştür. Erkek benzeri cima etmez halde olma şartını nazarı itibara alma*mıştır.

Dokunan kadın olduğu zaman da bu meselede de bu şartı ileri . sürmemiştir. Eğer ikisi de yaşlı ve benzerleri cinsi ilişkide bulunmayan halde iseler onların müsafahalarından herhangi bir beis yoktur. Fetva anında buna dikkat edilsin.»

ibni abidin bakma ve dokunma babı.

şimdi fıkıh otoritesi ilan edilen mezkur şahsın fetvasına dönelim.
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 12:44 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
Tecrübeli Üye
 
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411


 
 
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
Eğer hadisler sahih kaynaktan ise bu konuyu daha fazla neden irdeleyelim ki.

caiz olmadığı açık zaten.

yok zaten bende onu söylemeye çalışıyoruz zaten derseniz.
Ohalde konu başlıklarınızı soru değil de açıklama şeklinde yazarsanız daha doğru olmaz mı ?

Bayanlarla tokalaşmak caiz değildir .

gibi olabilir mesela konu başlığınız.
Hele sonrasında kendiniz öreneklerle açıklayacaksanız neden böyle bir soru şekliyle konuyu açıyorsunuz. Elinizde sağlam deliller varken ???

Tıpkı yalan Allah' ın ruhsat verdiği hal dışında her türlüsü Haram bir söz dür gibi verebilirdiniz.

hem böylece herkesçe bilinen yada bilinmesi gereken konuları alevlendirmeden güzelce olabilir.
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
eski 30.10.2006, 12:59 Bakara-216 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
ATTAR´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bayanlarla el sıkışma meselesine gelince, günümüzde özellikle şehirlerde ve özel durumlarda kadınlarla erkekler de el sıkışıyorlar, bu âdet haline gelmiş durumda, müslüman bir erkek henüz kendini anlatamadığı bir ortamda elini geri çekerse bundan -İslam'ın da istemediği- bir dizi problem çıkabiliyor. ..

mezkur şahış diyor ki adet haline gelmiş bu iş.insanların haram olan bir şeyi işlemesi onun haramlılığını düşürmez.

sormak lazım zinadamı adet dir.onada mı gün gelecek fetva vereceksiniz acaba.Allah'u alem..

hem adet olan bu değildir .peki nedir .fetava-i hindiyyeden nakil edelim.


Kadının, Erkeğe Bakması;


Yine biz: Bir kadının, yabancı bir erkeğe bakması, bir erkeğin diğer erkeğe bakması gibidir." deriz. Her yerine bakabilir; ancak, gö*beği ile diz kapağının altının arası müstesnadır.

Şayet kadın, kat'iyetle biliyorsa ki, bizim bakılır" dediğimiz yerle*re bakınca, kalbine bir bozukluk (= şehevi duygu) gelmeyecektir; işte o zaman bakar.

Fakat bakınca, kalbinin bozulacağım bilirse, o zaman, en güzeli, bakmayıp, gözlerini kapatmaktır.

Bu, İmâm Mnhammed (R.A.)'in Asi kiîab'ında buyurmuş olduğudur.

îstihsânda ise: Yabancı erkeğe bakan kadın; yabancı kadına bakan da erkek ise, bütün gücüyle bakmamaya çalışmalıdır." buyurulmuştur.

Bu da bu tip bakışların hürmetine (= Haram oluşuna) delildir.

Bütün bölümlerde sahih olan şudur:

Bu iki taraftan, birisi şehvet ehli genç ve her iki taraf da nefsânî şehevâtından emin ise, yine de ba*kılmasına izin olmayan yere el dokunduramazlar.

Bir cariyeye gelince, onun bir erkeğin göbeği ile diz kapağının ara*sı hariç, erkeğin açık olan yerlerine bakabilir.

Her iki taraf da nefsî şehvetlerinden emin olursa, el dokundurabilir.

Görülmüyormu ki, insanlar arasında cereyan eden âdet bîr cariye*nin elinden, bir başkası tutsa, buna cariydin efendisi gücenmiyor.

îşte bu, cariyeye dokunmanın cevazına delildir.

Muhiyt'te de böyledir

..
yani anlaşılan o ki adet olan bir cariyenin elinden bir başkasının tutması.

şimdi sormak lazım otorite efendiye.

siz müslüman hür kadınları cariyemi sandınız.?
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 13:27 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
Avret Yerlerine Bakma ve Dokunma:


362 -Avref yerlerine bakmak haramdır. Ancak zaruret hâlinde; doktorun, sünnetçinin, kadınları sünnet eden kadın sünnetçinin ve ebe*nin bakması bu hükmün dışındadır.

Avret bahsi namaz bölümünde an*latılmıştır.

363 - Bir erkek diğer erkeğin avret yerlerinden başka bütün bede*nine bakabilir.

364 - Bir kadın, erkeklerin birbirlerinin bakabildikleri yerlerine kadar, diğer kadının ve erkeğin yerlerine bakabilir.

365 - Bir erkek, karısının ve kendisine helâl olan cariyesinin bütün vücuduna bakabilir.

366 - Bir erkek, kendisine mahrem olan kadınların ve başkalarına
ait cariyelerin yüzlerine,başlarına, göğüslerine, dizlere kadar bacakla*rına, omuzlara kadar kollarına ve saçlarına bakabilir.

Şehvetten emin olduğu zaman bakmasında bir mahzur olmıyan yerlere, dokunmasında da bir mahzur olmaz.

367 - Hür ve nâmahrem kadınların şehvete gelmekden korkulma*dığında ancak yüz ve el içlerine bakılır.

Şehvete gelmek korkusu varsa onlara da bakmak caiz olmaz.

Ancak hâkimlerin ve şahitlerin bakması caizdir.

Bir erkeğin, şehvetinden emin olsa bile nâmahrem kadınların ellerini tutması ve yüzlerine dokunması caiz olmaz.

Köle, hanımefendisi = (mevlâsi) olan kadına göre yabancı bir erkek gibidir.

368 - Hadım veya tenasül uzvu kesik olan bir erkek (kadınlara bakmak hususunda) sağlam erkek gibidir.

369 - Bir erkeğin diğer bir erkeğin ağzından veya diğer bir yerin*den öpmesi yahut boynuna sarılması mekruhtur

Musafaha = (toka*laşma) yapmakda, âlimin ve âdil bir devlet başkanının elini öpmekde bir mahzur yoktur

kaynak : el ihtiyar.
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 13:31 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
Bakara-216´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer hadisler sahih kaynaktan ise bu konuyu daha fazla neden irdeleyelim ki.

.
Allah razı olsun kardeşim.

amma inşallah bir ara zayıf hadislerde (şartlarını taşıdığı takdirde .ki o şartlarıda irdeleriz.) dinde delildir konusu açacağım.zira öyle sahih hadisler var ki dinde delil olarak alınmamışdır ki buda hadis fıkhıhına girmekdedir.

bu konuyu inşallah şeyh abdulfettah ebu gudde rahimehullahın talebesi şeyh muhammed avvame hazretlerinden nakile edeceğim inşallah.aklımda kalsın inşallah.

vesselam.
__________________
İbni Abidin


Konu molla tarafından (30.10.2006 Saat 14:03 ) değiştirilmiştir..
eski 30.10.2006, 13:53 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #8
''yolcu''
 
emir_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.01.2007
Mesajlar: 550


 
 
Teşekkür etti: 119
Teşekkür aldı: 194 konuda 360 kere
kadınlarla tokalaşma

Yüce Rabbimiz, Kur’ânımızın İsra Sûresi’nin 32. âyetinde şöyle buyurmaktadır:
“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, apaçık bir çirkinliktir ve kötü bir yoldur.”
Bu âyet, zinayı yasaklamanın yanı sıra, zinaya yaklaştırıcı eylemleri de yasaklamaktadır.
Sevgili Peygamberimizin ilgili sözlerinden hareketle zinaya yaklaştırıcı eylemleri çıplaklık, aralarında mahremiyet bağı bulunmayan kadınla erkeğin gözlerden ırak beraberliği, iradeli ve arzulu bakış ve bedenî temas olarak özetleyebiliriz.
Bedenî temasın bir şekli de tokalaşmadır. İslâm literatüründe müsâfaha olarak isimlendirilen tokalaşmanın yükümlülük yönünden Mubah, Sünnet ve Haram türleri vardır.
Kur’ân-ı Kerîm’de tokalaşma, mübâya’a masdarından fiil ve emir kipleriyle, fakat çağrışımı yapılan soyut tokalaşma manasında değil, siyasî otoriteye bağlılık anlamında kullanılmaktadır. (1) Bu sebeple açıklamalarımızı sözlü ve fiilî Sünnet merkezli olarak yapacağız.
A– Müslüman erkeklerin ve kadınların karşılaştıklarında erkek erkeğe ve kadın kadına tokalaşmaları yükümlülük bakımından Sünnet’tir. Bir diğer anlatımla, Hz. Peygamber’in uygulamasını izlemektir. Bu konuda İslâm bilginlerinin görüş birliği vardır. Çünkü Peygamberimiz bizzat kendileri tokalaşmışlar, tokalaşmaya yönlendirici buyruklarında da şöyle buyurmuşlardır:
“Allah, karşılaştıklarında müsafaha eden (tokalaşan) iki Müslümanı birbirlerinden ayrılmadan mutlaka bağışlar.” (2)
Şanlı Peygamberimiz, tokalaşmanın bağışlatıcılığı yanı sıra taraflar arasında oluşan kin gibi yıkıcı duyguları eriteceğine de işaret etmişlerdir.
B– Mahremiyet (evlenme yasaklığı) ve nikâh bağı ile ilişkili bulunan kadın-erkek arasında tokalaşma da meşrû ve Sünnet nitelikli uygulamadır.
C– Aralarında mahremiyet ve nikâh bağı bulunmayan genç erkeklerle yaşlı kadınlar ve genç kadınlarla yaşlı erkekler arasında tokalaşma ise, ahlâkî sakıncalardan berî olacağı için mubahdır/caizdir; yapılması sakıncasız işlemdir. Aynı şekilde aktif cinsel duyguları sönmüş yaşlılar arasındaki tokalaşmalar da mubahtır. Mubahlığından ötürüdür ki; bu tür uygulamalar, Hz. Ebû Bekir ve Abdullah b. Zübeyr gibi sahâbilerin hayatında da görülmektedir. (3)
D– Birbirleriyle evlenebilir konumda olan, bir diğer anlatımla aralarında mahremiyet ve nikâh bağı bulunmayan kadınla erkek arasındaki tokalaşma ise, amacına göre farklı hükümleri içermektedir.
1– Anılan kadınlarla erkekler arasındaki cinsel arzulu tokalaşma -Doğrusunu Allah bilir, Kur’ân ve Sünnet’le irtibatlandırılabilir- haramdır. Çünkü Peygamberimiz, cinsel arzulu tokalaşmaları, cinsel organ zinasına yaklaştırıcı elin zinası olarak niteler. Bu tür nitelemenin yasağı da kapsayacağı açıktır. -Salât ve Selâm üzerine olsun- O, ilgili hadislerinde söyle buyurur:
“Şüphesiz Allah, Âdemoğlunu zinaya eğilimli olarak yaratmıştır. Hiç şüphesiz bu eğilim onu kuşatacaktır. Gözlerin zinası bakış, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası sözdür. Eller zina eder, ellerin zinası yapışıp tutmaktır. Ayaklar da zina eder, onların zinası yürümektir. Ağız da zina eder, onun zinası da öpmektir. Nefis umar ve ister, cinsel organ ise zina arzusunu gerçekleştirir veya sonuçsuz bırakır.” (4)
Elin zinası olarak vasıflandırılan tutuşun/tokalaşmanın İslâm bilginlerinin anlayışları çizgisinde tarafımızdan cinsel amaçlı ve nitelikli tutuş/tokalaşma olarak değerlendirilmesi, ilgili hadislerde, örneğin bakmanın ve dinlemenin cinsel nitelikli olan ve olmayan şeklinde ayrılmasından açıkça anlaşılmaktadır.
Zira gözün zinası olarak açıkladığı bakışın Peygamberimiz tarafından bütün bakışları değil, iradeli ve amaçlı bakışları içerdiğinin duyurulması bunun kanıtıdır. (5) Kur’ân-ı Kerîm’de mümin erkeklere ve kadınlara verilen gözlerin bakışlarının bir kısmından korunulması ile ilgili ilâhî emirler de aynı ayırımı yapmaktadır. (6)
Kulakların zinasının dinlemek olduğunu duyuran güzellikler örneği Peygamberimizin, düğünler ve bayramlar gibi özel günlerde huzûrunda icra edilen şarkıların/tarihî olayları anıcı ezgilerin dinlenilmesine onay vermesi de dinlemeyi halâl ve haram kısımlarına ayırdığını göstermektedir. (7) Kaldı ki; Peygamberimizin elin zinasının tutmak olduğunu bildiren hadislerinde kullandığı el-Betş kelimesi de tabii tutuşu değil yapışıcı, kavrayıcı tutuşu ifade etmektedir.(8)
“Mahremiyet ve evlilik bağı olmaksızın bir kadının eli içine dokunan kişinin Kıyamet Günü’nde eline ateşten kor konulur” anlamındaki kendisiyle istidlâl edilemez “ğarib” hadisin, “terhib” için kullanımı kabul edilse bile, yapılan açıklamalar ışığında, ancak cinsel amaçlı tutuşla ilgili uyarı olarak değerlendirilebileceği açıktır. (*)
2– Aralarında mahremiyet ve nikâh bağı bulunmayan erkekle kadının cinsel haz amacı gütmeyen tokalaşmaları ise iki şekilde değerlendirilmektedir.
a) İslâm bilginlerinin bir bölümü, cinsel haz gayesi gütmeyen tokalaşmaların cinsel telezzüz amaçlı tokalaşmalar gibi haram olduğu görüşündedirler.
Onlar bu görüşlerinde Sevgili Peygamberimizin Kur’ânî emir gereği kadınlarla biatlaşırken erkeklerle tokalaştığı gibi kadınlarla tokalaşmayıp sözlü olarak biatlaştığını açıklayan hadisten delil getirmektedirler.
Şanlı Peygamberimiz Hz. Muhammed’le biatlaşan Ümeyme bint-i Rukeyke isimli kadın şöyle anlatıyor:
Bir kadın topluluğu ile birlikte biatlaşmak üzere Hz. Peygambere geldim... Elinizi uzatınız da size biat edelim, dedik. Şöyle buyurdular:
- Ben kadınlarla tek tek tokalaşarak biatlaşmıyorum. Yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim; bir kadına söylediğim söz de yüz kadına söylediğim söz gibidir. (9)
Yukarıda sunulan ve kendisiyle istidlal edilen hadis yanı sıra saygıdeğer eşleri Hz. Âişe (r.anha) annemizin, O’nun biatlaşma sırasında hiçbir kadınla tokalaşmadığını açıklayan sözleri de, haramlılık delili olarak algılanamaz. Zira emredici veya yasaklayıcı bağımsız buyrukları ile pekiştirmedikçe Peygamberimizin uygulamaları bağlayıcı hükümler oluşturmaz, yalnızca geçici tercihlerini yansıtır. Nitekim Peygamberimizin bizzat yapmadıkları bazı işlerin yapılmasını onayladıkları bilinmektedir. Örneğin O, “Benim eğlence ile, eğlencenin benimle ne ilişkisi olabilir?” (10) buyurdukları halde, düğünlerde ve bayram günlerinde huzûrunda şarkılar söylenilmesini onaylamıştır. Kendisine ikram edilen keleri yememiş, ama yenilmesini tasvip buyurmuştur. (11)
Kaldı ki; kadınlarla biatlaşması için Peygamberimize verilen Kur’ânî emir, mubâya’a mastarından emir kipidir ki, sözlü biatlaşmayı değil, tokalaşma şeklindeki biatlaşmayı çağrıştırmaktadır. Böyle olmakla beraber Peygamberimiz, sözlü biatlaşma dahil farklı uygulamalarda bulunmuş, tokalaşmanın tek yöntem olmadığını, yöntemlerin çeşitlendirilebileceğini belirtmiştir. Biatlaşma Peygamberimizden sonra daha da çeşitlenerek, sözlüden yazılıya doğru gelişim göstermiştir. (12)
b) İslâm bilginlerinin bir bölümü de, aralarında mahremiyet ve evlilik bağı bulunmayan karşı cinsler arasındaki cinsel haz amacı gütmeyen tokalaşmaların temelde halâl olduğu görüşündedirler. Bir önceki maddede özetlenen açıklamalar ışığında bizim katıldığımız görüş de budur.
Cinsel haz amacı gütmese de, asırlardır İslâm dünyasında sürdürülen ve kutsal kültürümüzün alâmet-i fârikası olmuş kadın-erkek tokalaşmasını dışlayan uygulama onun haramlığına değil, bu konuda sedd-i zerâi’ yönteminin uygulanması gereğine inanılmasından kaynaklanmış olsa gerektir ki, bu anlayış doğrudur.
Bilinmesi gerektiği gibi, temelde mubah/halâl olduğu halde harama sebebiyet verebilecek işlerden kaçınılması Kur’ânî usûldür. (13) Bu usûle İslâm Hukuku’nda vesîlelerin önlenmesi anlamına Sedd-i Zerâi’ denilmektedir.
Cinsel amaç gütmese de, tokalaşma her an cinsel nitelikli fitneye düşürebileceği için Sedd-i Zerâi’in işletilmesi gerekir. Zira harama yaklaştırıcı davranışlar ve işlerden kaçınılması ve şüphelilerden sakınılması, Peygamberimizin de öğüdüdür. (14)
İslâm’ın, Müslümanların yalnızca kültürel, ekonomik ve siyasal iktidarları dönemlerinde değil, temel hak ve özgürlüklerinin çiğnenip kısıtlanacağı dönemlerde ve de Müslümanlarla İslâm dışı toplulukların iç içe yaşayacağı toplumlarda da yaşanacağı düşünülürse, Kur’ân’a ve Peygamberimize aidiyeti ve anlamı üzerinde ittifak edilmiş Kur’ân bağlantılı Sünnet deliline dayanmadıkça herhangi bir sözü, davranışı ve işi haramlıkla vasıflandırmak, İslâm’a bağlılık adına İslâm’la çatışmaktır.
Üzülerek ifade etmek isteriz ki; bu gibi halâli haramlaştırma veya farklı görüşleri bilmeksizin ve önemsemeksizin herhangi bir ictihadı İslâm’la özleştirmek gibi hatalar çokça yapılmaktadır. Oysa ki, Kur’ân bu nevi hataları ağır bir dille haram kılmaktadır. (15)
Sonuç olarak deriz ki; tokalaşma Sünnet’tir. Aralarında mahremiyet ve nikâh bağı bulunmayan kadınla erkeğin cinsel haz amaçlı tokalaşması haramdır –Doğrusunu Allah bilir-, abdesti de bozabilir. Çünkü onların her biri, birbirlerine ulaşamayacak kadar yüce, dokunamayacak kadar kutsaldır. Ancak cinsel amaçlı da olsa tokalaşma müfessir sahâbi İbn-i Abbas’a göre, büyük günahlar ve açık çirkinliklerden kaçınıldıkça bağışlanacak “Lemem” benzeri küçük günahlardandır. (16) Kur’ân ve Sünnet’in bu anlayışı doğruladığı da bir gerçektir. (17)
Cinsel amaç gütmeyen tokalaşma ise; temelde halâldir, abdesti de bozmaz (18), fakat harama yol açabileceği için mücbir bir sebep olmadıkça sakınılmalıdır. Özellikle kadınlarımız ileri derecede kaçınıcı bir duyarlılık göstermelidir. Ancak nefislerine güven duyan veya yaşadıkları seküler toplumda, takdir haklarını kullanarak içinde bulundukları durumu, tokalaşmayı gerektirici; koruyucu veya manevi yarar sağlayıcı bir neden olarak değerlendiren mümin kadınlar ve erkekler ise İslâm adına asla yerilmemelidir.
Hiç şüphesiz huzûrunda sorgulanarak niyetlerimize ve amellerimize göre yargılanacağımız otorite yalnızca Allah’tır.
eski 02.02.2007, 10:45 emir_ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #9
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.173


1 Albümü var
 
Teşekkür etti: 10.845
Teşekkür aldı: 4.408 konuda 20.672 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
soru: kadınla erkeğin tokalaştığında gıybetten büyük bir günah mı işlemiş olurlar, daha mı az şiddetli bir günah mı?
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 19.10.2007, 13:25 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #10
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür edenler
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:20 .