|
Şehirlerin üç kısım olması ve bunlarda yeni kiliselerin yapılması:
Şehirlerin üç kısım olması ve bunlarda yeni kiliselerin yapılması:
T E N B İ H : Fetih'te zikredilmiştir .ki; şehirler üç kısımdır;
1 - Küfe, Basra, Bağdat ve Vâsıt gibi müslümanlar tarafından kurulmuş olan şehirlerdir. Bunlarda kilise, havra gibi tapınakların yapılması ittifakla caiz değildir.
2 - Müslümanlar tarafından harp yoluyla alınan şehirlerdir. Bunlarda da yeni kilise ve havra gibi tapınakların yapılması ittifakla caiz değildir.
3 - Müslümanlar tarafından sulh yoluyla alınan şehirlerdir ki bakılır: Eğer yurtları ve arazîleri kendi ahalisine bırakılmak şartıyla sulh yapılmış ise bu şehirlerde kilise ve havra gibi tapınakların yapılması caizdir. Eğer yurtları ve arazileri kendi ahalisine bırakılmamak şartıyla sulh yapılmış ise bu şehirlerde kilise ve havra gibi tapınakların yapılması caiz değildir. Ancak sulh yapılırken yeni kilise ve havra gibi tapınakların yapılmasını şart koşarlarsa, bu takdirde bunların yapılması caiz olur.
Ben derim ki: Yurtları ve toprakları kendilerine bırakılmak şartıyla sulh yapıldıktan sonra bu şehirler müslümanların olsa, onları yeni kilise ve havra yapmaktan men ederler. Daha sonra bu şehirlerde çok az müslüman kalsa, onların yeni kilise ve havra yapmaları caiz olur. Müslümanlar tekrar o şehirlere geri dönseler, bu arada onların yeni yapmış oldukları havra ve kiliseleri yıkmazlar. Nitekim Es-Siyerü'l-Kebîr şerhinde de böyle zikredilmiştir.
Müslümanlar bîr dar-ı harbi harb yoluyla alıp ahalisini zımmî yaptıkları takdirde onları yeni kilise yapmaktan menetmezler. Çünkü zimmîlerî yeni kilise yapmaktan menetme, içinde cuma namazlarının kılındığı ve hadlerin tatbik edildiği müslüman şehirlerine mahsustur. Şehirleri müslüman şehri olunca, zimmîler yeni kilise yapmaktan men olunurlar.
Eski kiliseleri de kendilerine bırakılmaz. Nitekim harp yoluyla alınan yerler mücahidler arasında taksim edildiği takdirde, kiliseler zimmîlere bırakılmaz.
Ancak kiliseler yıkılmayıp zimmîlere mesken olarak verilir. Çünkü bunlar onların mülküdür. Ama onlara üstün gelmeden önce onlarla sulh yapılırsa, eski kiliseleri kendilerine bırakılır. Şehirleri müslüman şehri olduktan sonra bu şehirlerde yeni kilise yapmalarına müsaade edilmez.
T E T İ M M E : Bir beldenin sulh veya harp yoluyla alınmış olduğunda müslümanlar i!e zimmîler ihtilâf etseler bakılır: Eğer o yerin sulh veya harp yoluyla alınmış olduğuna dâir eser bulunursa onunla amel edilir. Eğer eser bulunmazsa o yer zimmîlere bırakılır.
Zimmîlerin bir şehirde kilisesi bulunup zimmiler "yurdumuz ve arazimiz bizlere bırakılmak üzere sulh olduk" diye iddia etseler, müslümanlar "hayır sizin yeriniz harp yoluyla alınmıştır" deyip zimmîleri kilisede âyin yapmaktan men etmek isteseler, aradan uzun zaman geçtiği için o yerin sulh veya harp yoluyla alınmış olduğu bilinmese hükümdar fukahâ ve tarihçilere sorar.
Eğer sulh veya harp yoluyla alınmış olduğuna dâir bir eser bulunursa, onunla amel edilir. Eser bulunmaz veya eserler değişik olursa bu hususta zimmîlerin sözü kabul edilip o yerin sulh yoluyla alınmış olduğuna hükmedilir. Çünkü o yer onların elinde bulunmaktadır ve onlar asılı iddia etmektedirler.
Bu bahsin tamamı Es-Siyerü'l-Kebîr şerhindedîr.
ibni abidin öşür cizye haraç babı (izah kısmı.)
|