Bayrak
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 80 (14 Kayıtlı ve 66 Misafir) bulunmaktadır.

Online  --sena--, Almula, ebu mus'ab, Gülzar-ı İrfan, hafsa, haqperest, hasret-yolcusu, HAvF & ReCa, kebirulcady06, muhakematçı, mutasyon, nurulhak, yaralıyurek


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Peygamberler ve meleklerin haricinde birisine selavât getirmek


Cevapla
 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239


 
 
Teşekkür etti: 40
Teşekkür aldı: 136 konuda 336 kere
Peygamberler ve meleklerin haricinde birisine selavât getirmek

M E T İ N

Peygamberler ve meleklerin haricinde birisine selavât getirmek, ancak tebeiyyet yoluyla caizdir.

Hz. Peygamber için rahmet dilemek (Rahımehûllah) demek caiz midir? Bu konuda iki görüş vardır. Zeylai.

Ben derim ki: Zâhire'de bunun mekrûh olduğu zikredilir. Sûyûti ise başlı müstakil olarak değilde, başkasına tabi olarak caiz olacağına fetvâ vermiştir. Aralarında uyuşma olsun. Tevfik oncak ALLAH'tandır.

İ Z A H


Peygamberler ve meleklerin haricinde birisine salavât getirmek..» Çünkü selavâttaki ta'zim diğer duaların hiçbirinde yoktur. O, rahmette fazlalık ve ALLAH'a yakınlıktır. Bu do, kendisinden hata ve günâh sadır olanlara, ancak tabliyyet yoluyla tâyıktır. Tâbliyyet yoluyla şöyle denilir: «ALLAHümme salli alâ muhammedin ve âlihi ve sahbihi ve sellim» (Burada Peygamberin âli ve ashâbına, Hz. Peygambere tebean selavât getirilmektedir.) Çünkü bunda Hz. Peygamber (s.a.v.)'i tazim vardır. Zeylaî.

Peygamberlerden başkasına selavât getirmek tahrimen mi tenzihen mi mekrûhdur? Yoksa evlâ olana muhalif midir? konusunda ihtilaf edilmiştir.

Nevevî Ezkâr da ikinci görüşü sahih görmektedir. Biri'nin Eşbâh Şerhinin mukaddimesinde ise «Peygamberlerden başkasına selavât getiren günahkâr olur ve mekrûhtur. Sahih olan budur». denilmektedir.

Müstasfa'da : «ALLAH Ebû Evfâ ailesine salât etsin» hâdisi hakkında şöyle denilmektedir: «Salavât Hz. Peygamberin hakkıdır. Onun başkası için selavât getirmesi caizdir. Başkası ise yapamaz.»

Peygamberlerden başkasına selâm (selâm filana olsun demek) hakkında ise:

Lekkâni Cevheratu't-Tevhîd Şerhi'nde İmam Cuveynî'den şöyle nakletmiştir: Selâm, salât manasınadır. Ğalb hakkında kullanılamaz. Peygamberlerden başkaları hakkında, Peygamberler anılmadan «selâm» kullanılamaz. Meselâ : «Ali aleyhisselâm» denilemez. Bu konuda ölülerle diriler arasında fark yoktur. Ancak hazır olan kişiye : «Esselâmü aleyküm» veya «(Selâmün aleyke» yada «selâmün aleyküm» denilebilir. Bunda icmâ vardır.

Ben derim ki: Hazır olanın; «esselâmü aleyna ve alâ ibadillahissalihîn» demesi câizdir. Zâhire göre; Peygamberlerden başkasına gıyâben selâmın men ediliş gerekçesi, Nevevi'nin, selavâtın menindeki gerekçede söyledikleridir. O da; bunun bidat ehlinin şiarı oluşudur. Ayrıca selâm selefin dilinde Peygamberlere mahsustur. Nitekim bizim dilimizde de »azze ve celle» ALLAH Tealâya mahsustur. Hz. Peygamber (s.a.v.) aziz ve celle ise de «Muhammed azze ve celle» denilmez.

Lekkânî şöyle der: Kadı iyaz derki: «Muhakkak ulemanın görüşü, Malik ve Süfyânın söyledikleri ve benim de meylettiğim, fakihlerin ve kelâmcıların çoğunun tercihi şu: Nasılki takdis ve tenzih sadece ALLAH Teâlâya yapılıyorsa, salât ve selâmın da Peygamberlere mahsus olması gerekir. Onlardan başkaları hakkında gufran (bağışlama) ve rıza söylenebilir. Nitekim ALLAH (c.c.) «ALLAH onlardan razı oldu, onlarda ALLAH'tan razı oldular», «Ey Rabbimiz bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla» buyurmuştur. Ayrıca Peygamberler'den başkaları için salât ve selâm getirmek, ilk asırda bilinmeyen bir şeydir. Bunu, Rafızîler bazı imamlar hakkında Ihdas etmişlerdir. Bidat ehline benzemek yasaktır, onlara muhalefet icabeder.»

Ben derim ki: Bid'at ehline muhalefet bize göre de mukarrardır. Fakat mutlak değildir.

Bu, kötü konularda ve onlara benzeme kasdının bulunması halinde söz konusudur. Nitekim şârih bunu Namazı bozan şeyler bahsinde beyan etmişti.

«Bu konuda (peygambere rahmet dilemek) iki görüş vardır.» Bazı âlimler Caîz değildir, çünkü onda (peygambere rahmet dilemek) selavâtta olduğu gibi ta'zim manası yoktur. Onun için Peygamberlerîn ve meleklerin haricindekilere bununla dûa etmek caizdir. Peygamberimiz (s.a.v.) kat'i olarak rahmete nail olmuştur. Dolayısıyle onun için rahmet dilemek, hasılı tahsil sayılır. Biz, salavât ile, bundan müstağni olduk. Bu yüzden rahmet dilemeye ihtiyaç yoktur» derler.

Bazı âlimler ise bunun cevâzına kalidirler. Çünkü Peygamber (s.a.v.) ALLAH'ın rahmetinin bol olmasına en çok iştirak duyan kuldur. Rahmetin manası salatın manası ile aynıdır. Doloyısıyle bunu men edecek bir şey yoktur. Zeylai.

Ben derim ki; Sahih olan; Zeylaî'nin Kitâbü's-SaIât'ta dediği gibi bunun caiz oluşudur. Bahr'da şöyle denilmektedir: «Meşayıh'tan birisi «Muhammed'e rahmet et» denilmez demiştir. Meşâyıh'ın çoğu ise, eskiden beri söylenegeldiği için bunun denilebileceği görüşündedir. Serahsî bunda, beis yoktur. Çünkü bu konuda Ebû Hüreyre ve İbn, Abbas tarikından eser varid olmuştur. Ayrıca bir kişinin kadri ne kadar yüce olursa olsun ALLAH'ın rahmetinden müstağni kalamaz demiştir.

«Sûyûti ise, başlı başına değil de, başkasına tabi olarak caiz olduğuna fetvâ vermiştir.»

Yâni, tek başına değil de salât ve selâma bitişik olarak söylemenin cevâzına fetvâ vermiştir. Kişi «ALLAHümme salli alâ muhammedin verhâm Muhammeden - (AIIahım! Muhammede salât et, Muhammed'e rahmet et) diyebilir. Ama salâtı hiç anmadan, «ALLAHümmerham Muhammeden» diyemaz.

«Aralarında uyuşma olsun.» Yâni, câiz olduğu görüşü tebeıyyet üzere, caiz olmayışı görüşüde müstakil olarak söylenmesine hamledilir. Bahr'deki şu ifadeler ise buna muhaliftir: «Şeyhu'l-İslâm İbn. Hacer'in dediği gibi salât ve selâma bitişik olarak söylenmesi halindedir. Bunun için, müstakil olarak rahimehullah demenin caiz olmayışında ittifak etmişlerdir.»

Tahtâvî! »Buna göre; ALLAH onu bağışlasın. ALLAH ona müsamaha etsin demekde caiz olmaz. Çünkü bunda, Rasulüllah'da kusur oluşu vehmi vardır» der.

Ben derim ki:

Her ne kadar Kur'an da var ise de Peygamber için ALLAH onu affetsin demek caiz değildir.

Çünkü ALLAH kullarına dilediği gibi hitabedebilir. Nitekim liderler maiyyetindekilere, onların kendilerine kitapları doğru olmayan şekilde hitabedebilirler.
eski 30.08.2006, 17:02 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Peygamberler Tarihi.. Ummu Seleme İslam Tarihi 29 18.02.2007 14:57



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:23 .