Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 14 (0 Kayıtlı ve 14 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
Sual: Dinimizde boşanmak hakkında geniş bilgi verir misiniz?
CEVAP
1- Boşamak için kullanılan kelimeleri erkeğin hanımına karşı söylemesi ile talak yani boşama hasıl olur. Boşamak için kullanılan sözler iki çeşittir: Açık sözler ve Kinayeli sözler.
"Sen benden boş ol", "Ben seni boşadım" gibi sözler açık sözdür. Bu sözleri, şaka olarak veya şaşırarak da söylediği anda, manasını bilmese bile, boşamış olur.
"Seni bıraktım, seni terk ettim" kelimeleri açık söz kabul edilir. Bir veya iki defa böyle açık sözle boşamaya, yani geri dönüşü mümkün olan boşamaya talak-ı rici denir. Ama yine de üç haktan biri gitmiş olur. Bu sözlerden herhangi biri bir defa söylendiğinde, pişman olunmuşsa, eski nikaha dönmek niyetiyle hanımının elini tutar veya öperse, tekrar nikah yapmadan iki bağ ile evliliğe devam eder.
2- Evlilikte üç bağ vardır. Yani, boşama sözleri üç defa tekrarlanırsa, "Seni boşadım, boşadım, boşadım" derse, veya "Seni üç defa boşadım" derse üç bağı birden koparmış, geri dönüşü olmayacak şekilde boşamış olur. Böyle üç kere boşayınca talak-ı rici, talak-ı baine dönmüş olur.
3- "Babanın evine git!", "Defol git!", "Cehenneme git!", "Senin kocan değilim artık" gibi, başka manalarda da kullanılan sözler kinayeli, kapalı sözlerdir. Bu sözler, boşamak niyeti ile söyleyince boşamış olur. Buna bain talak, yani iddet müddeti içinde geri dönüşü olmayan kesin boşama denir.
Bu şekilde boşamada, iddet müddeti geçip yeniden nikah yapılmadıkça bir araya gelinemez.
4- Kayınpederine "Ben senin kızını istemem, kime ister ise varsın" demek ve hanımı gezmek için izin istediğinde, "Ben seni ip ile bağlamadım git", "İstediğin yere gidersin. Bana hanım olmazsın" veya "Artık ben seni istemem”, "Seni boşamak istiyorum" gibi şeyler söylese, boşamak niyet etmedikçe, boşamış olmaz.
5- "Şart olsun", "Dilediğini yap!" sözleri, boşamak manasına kullanılan yerlerde, hanımına böyle söyleyince, niyet etmese bile, bir bain talak olur.
6- Hanımına, anam, kızım, kardeşim demekle boşama olmaz. Fakat (Şimdiden sonra anam, kızım veya kardeşim ol) derse boşama olur. Bu bir talak-ı bain olur.
7- Kinayeli sözle boşamada, bain talak iddetinde, hanımının odasına giremez. Kadın süslenemez, koku sürünemez, yabancı kadın gibi talak veren kocasından uzak durur. İddet sonunda yeniden nikah lazımdır.
8- Boşamada, sayı bildirilmezse bir boşama olur. Üç veya fazla sayı söylerse, üç talak ile boşamış olur. "Bedenimdeki kıllar adedince" veya "Denizdeki balıklar adedince" yahut "Gökteki yıldızlar kadar" veya "Üçten dokuza" deyince, yine üç boşama olur.
9- Hanımını boşayan erkeğin akıllı ve uyanık olması gerekir. Sarhoşun, hastanın ve tehdit edilenin sözü ile veya mektubu ile, e-maili ile, faksı ile boşama geçerli olur. Bunlar kadının eline vardığı anda, boş olur. Yani kadın bu boşamayı öğrenince, haberdar olunca boşama gerçekleşmiş olur.
10- Delinin, bunağın, baygının, uyuyanın ve hastalıkla ve kızarak dalgın olanın söylemesi ile boşama olmaz. Kızarak dalgın olmak, söylediğini bilmemek demektir. Bu da iki türlü olur:
a) Manasını bilmeden, kast ve arzu etmeden söyleyince, boşama olmaz. Bu kinaye sözler içindir. Yoksa açık kelime ile yani seni boşadım dese, kast ve arzusu olmasa bile yine talak vaki olur.
b) Manasını bilerek ve isteyerek söyleyip, sonra söylediğini bilmemek, hatırlamamaktır. Bu sözünü iki şahit işitip, sonra söylerlerse, boşama olur. Yani seni boşadım der, fakat sonra bunu hiç hatırlamaz, sen böyle demiştin denilince hayır ben hiç hatırlamıyorum, böyle bir şey söylemedim derse, eğer iki şahit, evet biz duyduk bu hanımını boşadı derse, o zaman boşama vuku bulur. Demezlerse, adam inkâr ettiği için boşama vaki olmaz.
11- Hiç ilişki olmamış veya bir odada veya tenha bir yerde hiç beraber kalınmamış ise, bir kere boşayınca, kadın iddet beklemeden aynı gün bile, başkası ile evlenebilir.
12- Kocasına veya başkalarına dili ile, hareketleri ile sıkıntı veren, herhangi bir farzı yapmayan, mesela farz namazları kılmayan, fuhuş şüphe olunan kadını boşamak şart değildir müstehaptır, boşamak iyi olur.
13- Farzı yapmayan mesela namazın farz olduğuna inandığı halde kılmayan kadını boşamamak günah değildir. Kocasının ona güzellikle namaz kıldırmaya çalışması gerekir, çalışmazsa günaha girer.
Evlilik vazifesini yapamayan, mesela büyü yapılmış, ilişkiden aciz olan erkeğin hanımı ayrılmak isterse, bunu boşaması vacip olur.
14- Hanımına başka başka üç zamanda birer kere boşarsa veya bir defa, "Üç kere boşadım" derse, geri dönüşü olmayacak şekilde nikah bozulmuş olur.
Bu kadını tekrar alabilmek için, hulle lazım olur. Hulle demek, kadın başka erkekle nikahlanıp, düğün olup, ilişki olup, o erkek de boşayıp ve bundan sonra, tekrar iddet zamanı geçmek demektir. Ancak bundan sonra, birinci kocası yeni bir nikah ile tekrar alabilir.
Bu ise, bir erkek için zillettir, aşağılıktır. ALLAH (Celle celaluhu), erkeklere boşamak hakkını verdi ise de, bu hakkı gelişi güzel kullanmamaları ve kadınlar, erkeklerin elinde oyuncak olmamaları için, erkeklere bu hulle zilletini yüklemiştir. Hulle korkusundan müslüman bir erkek, boşama lafını ağzına bile alamaz. Aile arasında boşanmak lafı, şakası olamaz.
15- Korkutmak için şaka için de olsa boşama sözlerini hiç kullanmamalıdır. Hatta ayrılmaya karar verilse bile yine bu kelimeleri kullanmamalıdır. Daha sonra ayrılmaktan vazgeçilebilir. Yakınları ile dostları ile istişare edip ayrılmaya kesin karar verildikten sonra bir talak vermelidir. Hiçbir zaman üç talak birden vermemelidir. Zaten üç talak birden vermek günahtır. Hayat şartları insanı birçok şeye katlanmayı gerektirebilir. Olmaz denilen şey olabilir. Bir talakla boşama yapılırsa kapı tamamen kapatılmamış olur. Boşamamak bir risk getirmez; ancak boşamak hele üç talak vermek çok büyük risktir. Telafisi mümkün olmayabilir.
16- İddet, boşanmadan sonra, kadının yeniden evlenmesi haram olan zamandır. İlk temizlik başından, üçüncü hayzın sonuna kadar olan zamandır. Hayz görmüyorsa, talak için üç ay, ölüm için dört ay on gündür.
17- Hanıma karşı iyi huylu, güler yüzlü olmalı. Onun yanlış hareketlerine, akla uymayan sözlerine ve işlerine sabretmelidir. Onunla tatlı konuşmalı. Onun seviyesine ve aklına uymalıdır. Onunla şakalaşmalı, oynamalıdır. Yemede, giyinmede, gücü yettiği kadar eli açık olmalıdır.
Dinimizde, kadınların bilmesi farz olan şeyleri, elbette öğretmelidir.
Hanımının giyinmesinde, evden dışarı çıkmasında, çok sıkı davranmamalı ve başı boş da bırakmamalıdır. Kendini ve hanımını şüpheye, iftiraya düşürecek hallerden sakınmaya çok önem vermelidir. Hanımını, yabancı erkeklerin bulunduğu yerlere göndermemeli, yabancıları görmesine mani olmalıdır.
Ev işleri ile vakit geçirmesi, onun zevki olmalı. Ona sert davranmamalı. Şaka olarak da, kızgın olunca da, hiçbir zaman boşamak lafını ağza almamalı, bir defa daha evlenmek lafı etmemelidir.
Sual: Nikahı bozan şeyler nelerdir?
CEVAP
Boşadım demek, boşamak niyetiyle kinaye sözler söylemek, mesela hanımına çık git demek. Bir de küfre düşürücü söz söylemek.
Sual: Hanıma çık git (defol git) dedi isek nikah bozulur mu?
CEVAP
Def ol git demekle nikah bozulmaz. Eğer niyeti boşamak ise, yani artık senden ayrıldım, boş ol anlamında ise, o zaman bir talak-ı bain olur. İddet müddeti geçtikten sonra nikah etmek gerekir.
Sual: İnsan hanımı ile tartışma esnasında ben seni bıraktım derse nikah bozulur mu yoksa boşadım demediği müddetçe nikah bozulmaz mı?
CEVAP
Bıraktım = boşadım demektir. Bir talakla boşamış olur.
Sual: İnsan elfaz-ı küfür söyleyince imanı ve nikahı gidiyor mu?
CEVAP
Evet imanı da nikahı da gidiyor.
Boşamak ayrı, küfre düşmek ayrı. Bu talak sayılmıyor. Yani bağın biri kopmuyor. Bin kere küfre düşse bin kere nikah tazelemek gerekir, fakat bu talak sayılmaz.
Sual: Boşamada iddet süresi ne kadardır?
CEVAP
Hanefi’de ilk temizlik başından, üçüncü hayzın sonuna kadar olan zamandır.
Sual: Bir talak-ı bain olunca, bir boşama olduğunda, iddet müddeti boyunca bu karı koca ayrı mı olurlar? Aynı evde kalabilirler mi? Konuşmaları, görüşmeleri, uygun olur mu?
CEVAP
Aynen yabancı gibi olur. Adam fasıksa aynı evde beraber kalmamalıdır. Salih ise haramdan korkacağı için aynı evde kalabilir. Ancak yabancı gibi durur. Zaruretsiz konuşamazlar. Oturup beraberce yemek bile yemeleri caiz olmaz.
Sual: Üçten dokuza şart etmek nedir? Dinimizce sakıncası nedir? Böyle şart edenin ne yapması gerekir?
CEVAP
Üçten dokuza demek galattır, abartmalıdır. Hepsi üçtür fazlası fazladır. Üç talakla hanım boşanınca bir daha o erkekle evlenemez.
Sual: Erkek talak verse, hanım duymadığı müddetçe, boş olur mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: Biri, hanımını herkesin yanında boşasa, hanımı bunu 20 yıl sonra duysa, 20 yıl sonra mı boş olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Kinayeli sözle hanımını boşayan, sonra bunu kasten inkâr etse, yine boşamış olur mu?
CEVAP
Evet boşamış olur.
Sual: Talak-ı rici ile boşayan, boşadığını hatırlatmak niyetiyle, birkaç defa (Artık işin bitmiştir) dese, talak-ı selase olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Hanıma (Senden ayrılmak istiyorum) demekle talak olur mu?
CEVAP
İstiyorum demekle talak olmaz.
Sual: İki talak-ı bainden sonra bir talak-ı rici verilse, üç talak olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Kayınpedere boşamak niyetiyle (Kızını götür) dedim. Hanım duymazsa talak vaki olur mu?
CEVAP
Olmaz.
Sual: Hanıma (İzmir’e varınca seni boşayacağım) dedim. Böyle söylemekle talak vaki oldu mu?
CEVAP
Hayır. İstikbal manasındaki sözle, talak vaki olmaz. (şart'a bağlı talak olur,şart yerine gelince talak vaki olur)
Sual: Hanıma (Annen bize gelirse, şart olsun seni boşarım) dedim. Annesi bize geldi. Talak-ı rici mi oldu?
CEVAP
Evet.
Sual: Oğluma, (Evime girersen, hanımım boş olsun) dedim. Kavga esnasında istemeyerek girmiş. Talak-ı rici oldu mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Talakta kullanıldığını bilmeyenin şart sözü ile talak olur mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: Hamile kadının da boşanması sahih midir?
CEVAP
Evet sahihtir.
Sual: Hanımdan ayrılmak günah mıdır?
CEVAP
Hanımdan ayrılmak günah değildir, helaldir. Ancak ALLAH (Celle celaluhu), helal da olsa, talakı sevmez. Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
(ALLAH'ın (Celle celaluhu) hiç sevmediği helal şey, talaktır.) [Hakim]
Sual:.............. yazı şöyle: Bir kimse, hanımına “Seni boşadım” dese, sonra, şakadan boşamaktan vazgeçtiğini bildirse, boşamaktan vazgeçmiş olur. Hadis-i şerifte, (Üç şeyin şakası da, ciddisi gibi sahihtir. Nikah, boşamak, boşamaktan vazgeçmek) buyuruldu.
Boşamaktan vazgeçince, yine üç talak baki mi, yoksa birisi gitmiş olur mu?
CEVAP
Şakadan boşayınca da bir talak vermiş oluyor, iki talak kalıyor. Rici talakta erkek, iddet zamanı içinde, söz ile veya fiilen, eski nikaha dönebilir. Yani hanımı istemese de, nikah yapmadan evliliğe devam eder. Tekrar almak için, Hanefi ve Maliki’de şahide lüzum olmadan, (Önceki nikaha döndüm) demesi yetişir. Yahut, önceki nikaha dönmek niyeti ile öpmesi veya şehvetle elinden tutması da yetişir. Nikah tazelenmiş olur. Şafii ve Hanbeli’de ise, iki şahit yanında, (Önceki nikaha döndüm) demesi lazımdır. Fakat, velinin bulunması ve izin vermesi gerekmez.
Sual: Beyime büyü yapılmış, evlilik vazifesini yapamıyor, ayrılmak istiyorum. Beyimin beni boşamaması günah değil mi?
CEVAP
Evlilik vazifesini yapmaktan aciz olan erkeğin hanımı ayrılmak isterse, kocasının bunu boşaması vacip olur. Yani boşamaması günahtır.
Sual: Uzun zaman ayrı kalmakla nikah bozulmuş olur mu?
CEVAP
Uzun zaman ayrılmakla nikah bozulmuş olmaz. Boşanmadıkça boşanılmış olmaz.
Sual: Deliren kimsenin nikahları devam eder mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Düğünde oynamak nikahı giderir mi?
CEVAP
Halk arasında bu çok yaygın, düğünde karı koca oynarsa nikah gider diyorlar. Bu bazı din cahillerinin uydurmasıdır. Çırılçıplak soyunsalar da nikaha zarar vermez.
Haram ayrı, günah ayrı, nikah ayrıdır. Orada haram işlenir ve bu harama önem verilmezse, (Herkes yapıyor biz de yapsak ne çıkar) diyerek günaha önem vermezse o zaman küfre düşer, küfre düşenin nikahı da gider. Açık gezenin durumu da böyle. Açık gezmenin günah olduğunu bilir, ama (Mecburen açık geziyoruz) derse küfür olmaz. (Açık gezmek günah değil, bu kadar günahın ne önemi var) gibi diyerek, günah küçümsenirse küfür olur. İçki içmek de böyledir.
Sual: Boş ol demekle kadın boş mu olur? Boşamak öyle kolay mı? Erkeğin bunu söylemeye üç kere hakkı varmış, üçüncüsünde o kadınla bir daha evlenemezmiş. Bunlar Kur'anda var mı?
CEVAP
Dinde delil sadece Kur'an değildir. Öyle olsaydı, ALLAH (Celle celaluhu) Kur'anı gönderirdi, alın bununla amel edin derdi, Peygamber göndermezdi. ALLAH (Celle celaluhu), Peygamber efendimize (Sallallahu aleyhi ve sellem), (Kur’anı insanlara açıkla) buyuruyor. Her şey Kur’an-ı kerimde açıkça yazmaz. Onun için hadis-i şerifler ve âlimlerin açıklaması da delil olur.
Konu ile ilgili üç âyet-i kerime meali:
(Boşanmış kadınlar, üç ay iddet müddeti beklerler.) [Bekara 228)
(Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutulur, veya iyilikle bırakılır.) [Bekara 229]
(Eğer erkek kadını, üçüncü defa boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onunla evlenmesi kendisine helal olmaz. Eğer bu kişi de o kadını boşarsa, [her iki taraf da] ALLAH’ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar ALLAH’ın koyduğu sınırlarıdır.) [Bekara 230]
(Bu söylenenler ALLAH’ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim ALLAH’ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir, yani kâfirlerdir.) [Bekara 229]
Sual: Bir ateist ile talak üzerine konuşuyorduk. “Bir söz ile talak olur mu?” dedi. Ne cevap vermeliyiz?
CEVAP
Bu hüküm, Müslümanlar içindir, ateistler için değildir demeniz yetişir. Din öyle diyorsa öyledir.
Müslüman için durum şöyledir:
Bir söz ile [boşadım demekle] insanın hanımı yabancı olduğu gibi, bir söz [nikah] ile de elin kızı, bizim hanımımız olur.
Bir söz ile [kelime-i şehadet ile] müslüman olur. Bir söz ile [Mesela ALLAH (Celle celaluhu) yok demekle] insan kâfir olur.
Kanunlar bir Evet ile çıkar, bir Hayır ile reddedilir.
Bütün hayatımız bir evet ve hayır ile cereyan eder. Günlük işlerde bunu ateist de bilir ve yapar, ancak söz konusu din olunca, ateistliğini gösterir. Unutmamalı ki, ALLAH (Celle celaluhu), Cenneti boşuna yaratmadığı gibi, Cehennemi de boşuna yaratmadı.
Tehditle talak
Sual: Hanımına zulmeden, döven, dine uymasını yasaklayan, kocalık vazifesini yapmayan, eve barka girmeyip nafakasını bile vermeyen, buna rağmen onu boşamayan sadist bir erkeğe, kadının yakınları, (Karını boşa yoksa seni öldürürüz) diye tehdit etseler, o da korkup hanımını boşasa, bu boşama dinen sahih olur mu?
CEVAP
Evet sahih olur. O kadın iddet bittikten sonra başkası ile evlenebilir. Evlendikten sonra da artık o kadını geri alamaz. Din kitaplarındaki ifade şöyledir:
Tehdit edilen kimsenin sözü, mektubu, telefonu, mesajı ile talak yani boşama Hanefi mezhebinde sahih olur. Diğer üç mezhepte sahih olmaz. Tehdit bittikten sonra, tehdit edilerek karısını boşayan kimsenin, kadın başkası ile evlenmemişse ve eski kocası ile de evlenmek istiyorsa, boşadığı kadını tekrar alması sahih olur.
Talak-ı bain ve talak-ı rici
Sual: Talak-ı bain ile talak-ı rici arasındaki fark nedir?
CEVAP
Talak, boşamak demektir. Talak-ı bain kesin boşama demektir. Talak-ı rici, açık boşamadır. Mesela seni boşadım denirse, talak-ı rici olur. Ama istediği zaman, eski nikahına dönebilir. İddet bitene kadar dönmezse, talak-ı rici, talak-ı bain halini alır. Üç talak hakkından birini kaybetmiş olur.
Talak-ı bainde ise, kinayeli sözlerle kadın boşanır. Mesela boşamak niyetiyle, (babanın evine git) demesi gibi. İddet bitmeden artık o kadınla evlenilemez. Boşama niyeti olmadan söylerse talak olmaz.
Talak-ı ricinin, talak-ı bainden farklı yönleri şunlardır:
1- Nikahı yenilemek gerekmez. Eski nikaha döndüm diyerek hanımının elini tutması yeter. Bainde ise, iddet bitmeden nikah yapılamaz. İddet bitince de, kadın razı olursa ancak nikah yapılabilir.
2- Mehri çoğaltmaya gerek kalmaz. Bainde ise, yeni nikah olacağı için arzu ettiği mehri isteyebilir.
3- Şahitsiz evlenebilir. Bainde ise, iddet bitince iki şahit şarttır. Çünkü bu yeni bir evliliktir.
4- Kadın razı olmasa da erkek ben eski nikahıma döndüm demesi yeterlidir. Bainde ise, kadın razı olmadan evlenilemez.
5- İddet müddeti içinde, karı kocadan biri ölürse, biri diğerine mirasçı olur. Bainde mirasçı olamaz.
6- İddet müddeti içinde erkek ölürse, kadının iddeti, ölüm iddeti olur, yani dört ay on gün bekler. Bainde ise, normal iddeti bitince, başkası ile evlenebilir.
7- Kadın, riciden sonra süslenebilir. Ama bainde, iddet müddeti içinde süslenemez.
8- Kadın, kocası ile aynı evde kalabilir. Bainde ise kalamaz. Ancak ayrı odada kalabilir. Yani ona yabancı durumdadır.
9- Talak-ı rici, nikahı kökten söküp atmaz, ona bir gevşeklik meydana getirir. Rici, yaralamaya, bain ise öldürmeye benzer.
10- Îlâ, Zıhar geçerli olur, kazf ederse li’an gerekir.
Îlâ: Hanımına, dört ay veya daha çok zaman veya zaman söylemeyerek, (Sana yaklaşmayacağım) diye yemin etmektir. Dört ay içinde yaklaşmazsa, bir talak-ı bain olur. Dört ay içinde, yemini bozarsa, hanımı boş olmaz. Yemin kefareti verir.
Zıhar: Erkeğin, hanımını veya yüz, baş, ferç gibi bir organını, mahreminin bakması haram olan yerine benzetmesidir. (Senin başın anamın sırtı gibidir) demek gibi. Kefaretsiz hanımına sarılması, öpmesi, beraber yatması haram olur. Zıhar kefareti, oruç kefareti gibidir.
Li’ân: Hanımına, zaniyesin veya bu çocuk benden değildir dese, karısı hakimden li’an isterse, hakim, li’an yapılmasını emreder. Li’an yapmak için, önce erkek, (Sözüm doğrudur) diye yemin eder. Dört kere tekrar eder. Beşincisinde, (Yalan söylüyorsam, ALLAH’ın (Celle celaluhu) laneti benim üzerime olsun) der. Sonra kadın, dört defa (ALLAH (Celle celaluhu) şahit olsun ki, bu adam bana zaniye demekle, yalan söyledi) diye yemin eder. Beşincisinde, (Doğru söyledi ise, ALLAH’ın (Celle celaluhu) gazabı benim üzerime olsun) der. Sonra hakim, bunları bir talak-ı bain ile ayırır.
Kazf: Namuslu bir kadına zina etti diye iftira etmektir.
Sarhoşun sözlerinin hükmü
Sual: Sarhoşun nikahı, talak-ı ve küfrü geçerli midir?
CEVAP
Delinin, çocuğun, bunağın, baygının, uyuyanın ve hastalıkla ve kızarak dalgın olanın söylemesi ile talak olmaz. Kızarak dalgın olmak, söylediğini bilmemek demektir. Bu da iki türlü olur: Manasını bilmeden, kast ve arzu etmeden söyleyince, talak vaki olmaz. Manasını bilerek ve isteyerek söyleyip, sonra söylediğini bilmemek, hatırlamamaktır. Bu sözünü iki şahit işitip, sonra söylerlerse, talak vaki olur.
Bayılanın, delirenin, ilaçla veya içki içerek sarhoş olanın abdesti bozulur.
Talak veren erkeğin uyanık olması lazımdır. Sarhoşun sözü ile veya mektubu ile talak vaki olur. Şafii mezhebinde, sarhoşun sözü ile, talak vaki olmaz. (Mecmuai Zühdiyye)
Sarhoş iken, bilmeyerek küfre sebep olan bir şey söyleyenin imanı gitmez. Mürted olmaz. Ancak sarhoş iken, zevcesini boşaması, alış verişi sahih olur. (Emali kasidesi)
Sarhoş iken, ne söylediğini bilerek kıldığı namazları sahih olur, borçtan kurtulur ancak namaz kılmakla hasıl olacak büyük sevaba kavuşamaz.
Boşanmadan evlenilmez
Sual: Bir olay yüzünden hapse düştüm. Karım, uzun yıllar hapiste kalacağımı sanarak, hemen gidip başka biri ile evleniyor. Bu olaydan hiç haberim olmadı. Çok geçmeden hapisten çıktım. Karım, yeni kocasından ayrılıp tekrar benimle evlendi. Ama boşanınca iddet bekleme diye bir şey varmış, biz iddet beklemedik. Günah oldu mu?
CEVAP
O sizin zaten nikahlı eşiniz idi. Siz onu boşamamıştınız. Onun başkası ile evlenmesi caiz değil idi. Tekrar sizinle beraber olması için iddet beklemesi gerekmez, hatta nikah da gerekmez. Ama her zaman nikah tazelemek iyi olur. Siz boşamadan hanımınız başkası ile asla evlenemez. Başkası da eşini boşamadan sizinle evlenemez.
Bismihi Subhanehu
Hamd alemlerin Rabbine, Salat Kutlu Nebi'si Pak-ı Muhammed (s.a.v) efendimize ve sair Enbiyaya, selam ahli'l beyt ve ashabına olsun..
Bilgi ve paylaşımlar için ALLAH razı olsun...
Bizim iktibasımız hukuku yönüne yöneliktir.
Fıkıh'ta, boşanma konusu müfarakat başlığı altında müteala edilmiştir. İki kişinin birbirinden ayrılması manasına gelmektedir.
Evliliğin sona ermesi, evlilik akidindeki sekamet ve eksiklikten husulen gelen, bazen de eşlerin birliğini devam ettirememeleri sebebiyle husule gelmektedir. Sekamet ve eksiklikten dolayı ortaya çıkan maraz feshedilmek olarak müteala edilmekte, ikinci durum ise talak olarak tasnif edilmiştir.
Fesih ; Evlilik akdi (nikah bir akiddir) yapılırken var olan veya daha sonra meydana gelen bir eksiklik veya bir engel sebebiyle evlilik birliğinin bozulmasını ifade eder.
Mesela; şahitsiz evlenme akit anındaki bozukluktur. Eşlerden birisinin irtidat etmesi de akitten sonra husule gelen dinen beraber yaşamayı imkansız kılan sekamete bir örnektir.
Fesih te, Talak gibi evliliği sona erdirse de, hukuki yönden farklı sonuçlar doğrur... Bu konuları vaktimiz ve bilgimiz yettiğince ele almaya çalışacağız..
Bir diğer konu ise, İslam'da boşama hakkının sadece kocaya tevdi edildiği yönündeki, halk arasında meşhur olmuş kavillerdir. Lakin, burada atlanılan hususlar mevcuttur. Şöyle ki; bazı hallerde erkeğin hanımını boşaması haram kabul edilmiştir. Boşama yetkisi, kadına, üçüncü bir şahsa veya mahkemeye verilebilmektedir.
Hukukta (Fıkıhta) Boşanma, Kur'an ve Hz. Peygamber (s.a.v)'in belirlediği şekilde olup olmamasına göre iki başlıkta tasnif edilmiştir: Sünni ve bid'i boşanma..
Devam edecek inşaallah...
Muvaffakiyet ALLAH'tan dır..
Selam ve dua ile..
__________________
Olayları ve düşünceleri kritik etmek için cins kafa ister, fakat taklit etmek için fazla zeki olmaya gerek yok
Bir diğer konu ise, İslam'da boşama hakkının sadece kocaya tevdi edildiği yönündeki, halk arasında meşhur olmuş kavillerdir. Lakin, burada atlanılan hususlar mevcuttur. Şöyle ki; bazı hallerde erkeğin hanımını boşaması haram kabul edilmiştir. Boşama yetkisi, kadına, üçüncü bir şahsa veya mahkemeye verilebilmektedir. ..
BİSMİHİ TEALA
İslâm hukukunda boşama, prensip olarak kocanın tek yanlı iradesiyle ve mahkeme kararına gerek olmaksızın meydana gelir. Koca, bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşanabilir, ya da karısına boşama yetkisi (tefviz) verebilir. Ancak bazı boşanma sebepleri ortaya çıkınca, kadının da mahkemeye başvurarak evliliğe son verdirmesi mümkündür. Evliliğin bu şekilde sona erdirilmesine "tefrik" denir. Bu boşanma sebeplerini dört maddede toplayabiliriz.
1- Hastalık ve kusur,
2- Nafakayı kesmek,
3- Kayıplık,
4- Şiddetli geçimsizlik ve pek fena muâmeleler.
1- Hastalık ve kusur: Evlilik akdi sırasında mevcut olan veya daha sonra meydana gelen bazı hastalık ve kusurlar nedeniyle karının boşama davası açma hakkı vardır. Kocanın mahkemeye başvurmadan evliliğe son verme imkânı her zaman bulunduğu için, bu durumda onun dava açma hakkı söz konusu olmaz. Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a göre, kadına boşanma için hâkime başvurma imkânı veren kusurlar beş tanedir. Kocanın iktidarsız (innin) olması, husyelerinin çıkarılmış bulunması, cinsiyet uzvunun kesik olması, onun büyü, sihir vb. etkilere bağlı olması, erkeğin cinsiyetinin erkek mi, kadın mu olduğunun belirli olmaması.
Ancak, bu kusur ve hastalıklar bilinerek evlenilmişse, artık bunlara
dayanarak boşama talebinde bulunamayacağı konusunda görüş birliği vardır.
2- Nafakayı kesmek: Bir erkek, hanımının maişetini sağlamakla yükümlüdür. Koca, bunu kendiliğinden sağlarsa mesele kalmaz. Aksi halde kadının başvurusu üzerine hâkim nafakaya hükmeder. Ancak koca fakir olur ve hâkimin hükmettiği nafakayı ödeyecek malı bulunmazsa durum ne olur? Acaba kadın buna dayanarak boşanma davası açabilir mi? Bu konuda iki
görüş vardır.
a- Ebû Hanîfe'ye göre, bu sebebe dayanarak hâkimin boşamaya karar vermesi caiz değildir. Kadının sabretmesi, gerekirse kocasının izni ile çalışması ve kocasının nafakayı borçlanması gerekir. Kadın borçlanma yoluyla da nafakayı temin edemezse, kocası ölseydi ona kim nafaka verecek idiyse, ondan alır. Bunlar sonradan kocaya rücu ederler. Delil şu ayettir. "Eğer borçlu darlık içinde ise, o halde ona genişlik vaktine kadar mühlet vermek vardır" (Bakara / 280).
b- İmam Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'e göre, kadın bu sebeple boşanma davası açabilir. Delili şu ayettir: "Siz kadınları cayılabilir (ric'ı) talâkla boşadığınız zaman, iddetlerini bitirmeye yakın, onları ya iyilikle tutun veya iyilikle boşayın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın” (Bakara / 231). Bu ayet, nafakası temin edilmeyen kadının zorla nikâh altında tutulamayacağını ifade etmektedir (eş-Şirazî, el-Mühezzeb, I, 174, 175).
1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi bu konuyu Ebû Hanife'nin görüşüne uygun olarak düzenlemiştir.
3- Kayıplık: Bulunduğu yer ve hayatta olup olmadığı bilinmeyen kimseye "mefkûd" denir. Hayatta olduğu halde evine gelmeyen kimseye de "gaib" denir.
Ebû Hanîfe ve Şâfi'ye göre mefkûdun ölümüne hükmetmek için, karısı ve malı için akranlarının hayatı kadar bir süre beklemek gerekir. Böyle bir karar evliliğini de sona erdirir. Gâiblik hâlinde ise, boşanma davası açma hakkı bulunmaz.
İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'e göre hâkim, kocanın yeri bilinmez ve üzerinden bir yıl da geçmiş bulunursa, kadının isteği üzerine evliliğe son verir. Yeri bilinen gâib kocaya ise ihtar eder ve eve dönmesi için makul bir süre tanır. Bu süre geçtiği halde dönmezse evliliğe son verir.
4- Şiddetli geçimsizlik ve kötü muamele:Koca, eşine karşı iyi davranmaz ve zulme varan muâmelelerde bulunursa, karı hâkime başvurarak boşanma dâvası açabilir mi? Prensip olarak karı, kocanın zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurabilir. Hâkim zulmünü önler ve ona karısına iyi muâmele etmesi için nasiatte bulunur. Geçimsizlik her iki eşten olabilir. Mağdur olan eş, hakem yoluna başvurabilir.
Ayrıca islam hukukunda karşılıklı rıza ile boşama (yani muhalea) vardır.
Karşılıklı Rıza İle Boşanma (Muhalea-Hul’ ve Mübara’e)
İslam Hukuku’na göre, mevcut evlilik birliğinden memnun olmaması halinde erkek, boşama yetkisine dayanarak bu birlikteliğe son verebilmektedir. Koca, karısının rızasına uygun olarak onu boşayabileceği gibi, rızası olmadan da boşayabilmektedir. Fakat kadın boşamak istediği zaman durum aynı değildir. Kadın, şayet boşanma hakkını önceden almışsa ve boşanmak için de yeterli bir durum yoksa, mahkeme kanalıyla da boşayamaz. Böyle bir durumda ya kocasını boşamaya ikna edecek ya da sabredecektir.
Gerekli bir durum yokken, kocasından boşanma talebinde bulunan kadınlar hadislerde kınanmıştır. Bir hadiste: ‘’Önemli bir neden olmaksızın kocasından ayrılmak isteyen kadına cennet kokusu haram olur’’ buyrulurken, diğer bir hadiste de: ‘’Hiçbir mazeret olmaksızın kocasından boşanmak isteyen kadınlar münafıktır’’buyrulmuştur.
Fakat bazı durumlar kadının boşanma talebini meşru kılabilir. Bu durumlar erkekten kaynaklanıyor olabileceği gibi, kadından da kaynaklanıyor olabilir. Erkekten kaynaklanan bir durum olunca, kadının mahkeme yoluyla boşanma hakkı doğar. Ancak mahkeme tarafından boşanmaya yeterli bir durum yoksa kadın mahkemeye de müracaat edemez. Böyle bir durumda kadın, istemediği bir evlilik birliğine devam etmek zorunda kalmadan kocasına vereceği bir bedel karşılığında boşanabilir. Bu durum İslam’dan önce Arap toplumunda sık karşılaşılan bir durumdur. Böyle bir durumda kadının haklarını en yakın akrabaları bile savunamazdı. Çünkü kadın, kocasının malı sayılırdı. Erkek, karısına karşılık babasına vermiş olduğu maldan dolayı kadın üzerinde, kadının babasından daha yetkili sayılırdı
İslam’ın kadınlara tanıdığı temel haklardan biri de kocasına bir bedel vererek boşanma hakkıdır. İslam Hukuk literatüründe mühale’a veya hul’ denilen bu yöntem, boşanmak isteyen kadınların en fazla başvurdukları yöntemlerden biri olmuştur
a) Tanımı:
Hul’ veya mühale’a, sözlükte çıkarma ve giderme anlamına gelir. Örfte ise evliliği ortadan kaldırmak demektir. Boşanma mehrin tamamı karşılığında olursa hul’, bir kısmı karşılığında olursa sulh, daha fazla mal karşılığında olursa fidye, kocası üzerindeki haklarının tamamını düşürmesi karşılığında olursa mübara’e adını alır. Muhale’a ile meydana gelen boşanmanın, kocasının tek taraflı boşanmasından farklılık arzettiği noktalar şunlardır:
1. Koca muhale’a anlaşmasına kadını zorlayamadığı için kadının rızası olmadan muhale’a meydana gelmez.
2. Muhale’a teklifi hem kadından hem de kocadan gelebilir.
3. Böyle bir teklif kadından gelirse, prensip olarak kadının kocaya bir bedel vermesi gerekir.
Buna göre, muhale’anın muteber olabilmesi için, hul’ veya hul’ anlamına gelecek sözcüklerle yapılması, bedelin zikredilmesi ve kadının bu bedeli vermeyi kabul etmesi gerekir.
Muhale’a, huysuz ve geçimsiz (naşiz) bir kocadan, kadının kurtulabilmesi için İslam’ın getirdiği bir çıkış yoludur. Yoksa amaç, boşanma yetkisi verilen kocanın, bu yetkiyi kullanarak kadından ekonomik kazanç sağlamasına fırsat vermek değildir. Zira erkeklerin eşlerini de mühale’aya zorlamaları da haram kılınmıştır. Aynı şekilde karısını suçlu göstererek mahkeme kararıyla boşanıp, kadına verdiği mehri geri almak, veya vereceği mehri vermemek için, erkeğin hanımına iftiralarda bulunması da yasaklanmıştır. Konuyla ilgili ayet şöyledir:
‘’Eğer bir eşi bırakıp yerine başka bir eş almak isterseniz,onlarda birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi onlardan hiçbir şeyi geri almayın. Siz iftira ederek ya apaçık günah işleyerek onu geri alır mısınız?’’
b) Muhale’anın Meşruiyeti:
Muhalea’yı meşru kılan ayet şöyledir: ‘’ Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şey almanız size helâl olmaz. Ancak erkek ve kadın ALLAH'ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna. (Ey müminler!) Siz de karı ile kocanın, ALLAH'ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden kuşkuya düşerseniz, kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de sakınca yoktur. Bu söylenenler ALLAH'ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim ALLAH'ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir.’’
Ayetten çok açık bir şekilde anlaşılacağı üzere muhale’a, huzursuz ve ıslahı mümkün olmayacak kadar sarsılmış bir evliliğin devamında, ALLAH’ın (Celle celaluhu) belirlediği sınırları ihlal etmekten korkan kadının, mevcut aile birliğinin sona erdirilmesi için erkeğin ekonomik zararına ortak olmasıdır. Çünkü boşanma ile kadın, eski kocasından sonraya bırakılmış olan (müeccel) mehrini, hemen almaya hak kazanmış olmaktadır. Ayrıca kadının iddet dönemindeki nafakası da kocaya aittir. Böyle bir durumda kadının, eski kocasının lehine, alacaklarından vazgeçmesi, boşanmayı kolaylaştırmak ve ALLAH’ın (Celle celaluhu) emirlerini ihlal etmeme konusunda birbirlerine yardım etmek anlamına gelmektedir.
Çünkü huzursuz bir evde, karı kocanın birbirlerinin haklarını gerektiği gibi gözetebilmeleri oldukça zordur.Kadının sevmediği kocasından ayrılmak istemesini de, ALLAH’ın (Celle celaluhu) sınırlarını korumak çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. Çirkinlik veya fiziki bir eksiklikten dolayı olabileceği gibi, kişilik ve kültür farklılıklarından dolayı da kadının kocasını sevmemesi mümkündür. Bu durumda kadının boşanma talebinde bulunmasında bir sakınca yoktur. Çünkü kocasını sevemeyen bir kadının, kocasına karşı itaatkar olması, ruhi ve cinsel açıdan tatmin olması mümkün olamayacağından, bu ihtiyaçlarının tatminini dışarıda araması ve hatta gayri meşru ilişkilere girmesi mümkündür.
Böyle bir durumda kadının, gerçekten sevebileceği bir kişiyle evlenmek için, eski kocasının boşanmadan doğan masraflarına ortak olması veya tamamen üstlenmesi, ayetin belirlediği sınırlar içinde olup yukarıda zikrettiğimiz hadislerde kınanan kadınlardan olmaya sebep değildir.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde bu örnekleri mevcuttur: ‘’Habibe bint Sehl, Sabit b. Kays’ın nikahı altında idi. Sabit kısa boylu, çirkin bir adamdı. Habibe, ''ya Rasulallah! Vallahi eğer ALLAH (Celle celaluhu) korkusu olmasaydı, kocam Sabit yanıma girdiğinde onun yüzüne tükürürdüm, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kadına Sabit’in vaktiyle mehir olarak sana verdiği bostanı kendisine geri verir misin? diye sorunca, kadın, evet veririm, dedi. Bunun üzerine kadın bostanı Sabit’e geri verdi. Ondan sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) sabit ile Habibe’yi birbirinden ayırdı.’’
Ekonomik külfetinden dolayı koca, huzursuzluğa rağmen karısını boşamak istemeyecektir. Böyle bir durumda ALLAH’ın (Celle celaluhu) sınırlarını aşmama hususunda kadından kendine yardımcı olmasını ve bazı haklarından vazgeçerek ekonomik açıdan destek vermesini isteyebilir. Böyle bir talep caiz olmakla birlikte Hanefilere göre muhale’a olmayıp, mübara’e sayılmıştır. Şafiler ise teklifin kocadan gelmesi ile kadından gelmesi arsında fark görmeyip ikisini de muhale’a olarak kabul etmişlerdirc)
Muhale’anin Sıhhat Şartları:
1. Erkeğe ait şartlar: Hul’ yapabilmek için kocanın boşama hakkına sahip olması gereklidir.İslam Hukukçularının çoğuna göre erkeğin hul’ yapabilmesi için akıl ve buluğ çağına ermiş olması gerekir. Bunun yanında hem zekaya, hem de iradeye yönelik ehliyet arızalarından salim olması aranır.Çocuk, akıl hastası, bunak, yaşlılık veya hastalıktan dolayı akli dengesi bozuk kişilerin hul’u sahih değildir. Mükellef olmayan çocuk veya akıl hastasının velisi eğer fayda görürse, onlar adına hul’ yapabilir
2. Kadına ait şartlar: Aralarında sahih bir nikah olmayan kadının, kocasıyla hul’ yapması sahih değildir. Çünkü böyle birini boşaması mümkün değildir.aralarında sahih nikah olan eşlerin zifafa girmiş olmaları ile girmemiş olmalarının hul’e etkisi aynıdır. Kocanın ric’i talakla boşadığı hanımıyla, iddet dönemi bitmeden hul’ yapması mümkündür.
Ayrıca kadının da akıllı ve ergen olması, ölümle sonuçlanan bir hastalığa yakalanmamış ve sefih olmasından dolayı malı hacr (ipotek) altına alınmamış olması gerekir
3. Hul’a konu olacak şeye ait şartlar: Kadının kocasına vereceği hul’ bedelinin ila da para olması gerekmez. Mehir olabilecek her şey hul’a konu olabilir. Hanefilere göre ekonomik değer ifade eden (mütekavvim) her mal sahihtir. Bunun dışında kalan haklar ve menfaatler ise hul’un bedeli olmaz. Çünkü onlara göre, bunlar mal değildir.
Şafilere göre koca meçhul veya haram bir şey karşılığında hul’u kabul ederse, hanımı mehr-i misil karşılığında ondan bain talak ile ayrılmış olur. Hanefilere göre ise, ric’i talak sayılır.
Muhale’a bedeli, mehre denk, ondan az veya çok olabileceği gibi, çocukların belli bir yaşa kadar bakılıp terbiye edilmesi şartıyla da olabilir.
d) Muhale’ada Hakimin Rolü:
Muhale’a boşanmanın gerçekleşmesi için hakimin müdahalesi ve kararına gerek olup olmadığı hususunda farklı iki yaklaşım vardır. İlkine göre hul’ ile boşanmanın gerçekleşebilmesi için hakimin müdahalesine ve kararına gerek yoktur. Bu görüş İslam hukukçularının çoğunluğuna aittir.Hul’ ile boşanmaya cevaz veren ‘’Şayet karı-kocanın, ALLAH’ın koymuş olduğu sınırlara uymayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının boşanmak için kocasına verdiği fidyeden (veya mehir hakkından vazgeçmesinden) dolayı, her ikisi için de bir günah yoktur….’’ ayeti ile hul’ ile ilgili diğer ayetler mutlak olup, hiçbirinde hakimin müdahalesinden bahsedilmemektedir. Aksine ayette, ‘’….kadının boşanmak için fidye vermesinde her ikisi için de bir günah yoktur…’’ buyrularak hul’un eşler arasında karşılıklı rıza ile olacağına işaret edilmiştir
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’ın huzurunda cereyan eden bir olay da evliliğin kadın için artık çekilmez hale geldiğinde, muhale’a yöntemiyle sona erdirilebileceğine ışık tutmaktadır. ‘’Sahabenin birisi eşiyle kavga etmiş ve hanımının kolunu incitmişti. Kadının kardeşi durumu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’a bildirince Efendimiz, eşini döven sahabiyi çağırtmış ve ‘Ondan neyin varsa al ve kendisini serbest bırak’ diyerek bedelli boşanmayı sağlamıştı.
Diğer yandan muhale’a satış akdi gibi bedelli (ivazlı) bir akiddir. Nasıl ki, satış akdi için hakimin kararına gerek yoksa, hul’ ile boşanma için de gerek yoktur. Ayrıca hul, iki tarafın karşılıklı rıza ile anlaşarak bir akdi ortadan kaldırmaları demek olan ‘’ikale’’ akdine benzemektedir. İkale için, hakimin kararına gerek olmadığında ise ittifak vardır.
Hul’ ile boşanma hakim kararıyla olsun olmasın caizdir. Çünkü hul’ diğer akitlerde olduğu gibi karşılıklı rızaya dayanır. Diğer yandan hul’, bedel karşılığında olan talak gibidir. nasıl ki kocanın hakim kararına gerek olmaksızın boşanma hakkı varsa, hul’ ile boşanma için de hakimin kararına gerek yoktur. Kadının da bedeli üstlenme ehliyeti ve yetkisi vardır. Bu sebeple hul’ ile boşanmada hakimin kararını şart koşmanın bir anlamı yoktur.
Hasanü’l Basri, Said b. Cübeyr ve İbn Sirin’in başını çektiği diğer bir grup ise, hul’un mahkeme kararıyla olabileceğini savunmuşlardır. Çünkü ‘’…ALLAH’ın yasalarını ikisi koruyamayacak diye korkarsanız…’’ mealindeki ayette hitap mahkeme heyeti veya hakimlere yapıldığından bunların kararları olmaksızın muhale’a yoluyla boşanma gerçekleşemez.
Muhale’a yapabilmek için kadının mahkemeye başvurmasına gerek yoktur. Çünkü kocanın talak hakkına sahip olması gibi, kadının da bu hakka sahip olduğu yukarıda belirttiğimiz naslarda sabittir. Bundan dolayı bu noktada mahkemenin hükmüne gerek yoktur. Muhale’a yapma hususunda eşler her hususta anlaşmışlarsa mahkemenin hükmüne yine gerek duyulmaz. Fakat kadının veya kocanın aleyhine olacak şekilde bir şartın ileri sürülmesinden dolayı eşlerden birinin muhale’aya yanaşmaması halinde mahkemeye başvurmak daha hakkaniyete uygun olacaktır.
Bu yaklaşım, önceki iki görüşün ortasını bulan bir görüş olup zamanımıza en uygun olanı da budur. Bu görüşe göre hul’ hakkı, kadına tanınmış bir hak olduğundan, erkek talak hakkını kullanırken normal durumlarda, mahkemeye müracaatı gerekmediği gibi, burada da durum aynıdır. Ancak kadının bu hakkını kullanmasına erkeğin itiraz etmesi durumunda, kadın bu hakkını kullanmak için mahkemeden yardım talep edebilecektir.
Ana hatlarıyla anlatmaya çalıştığımız muhale’a, eşlerin karşılıklı anlaşması halinde bir problem oluşturmamaktadır. Fakat kadının muhale’a ile boşanmak istemesine rağmen, kocanın boşanmamakta ısrar etmesi halinde durum ne olacaktır?
Hanefi ve Şafiilere göre, kocada bulunan bazı cinsel kusur ve hastalıklardan başka, kadının boşanma talebiyle mahkemeye başvurma hakkı yoktur.
Bu kusur ve hastalıkların dışında, kadını huzursuz eden veya aile birliğini sarsan diğer şeyler, kadının mahkeme kararıyla boşanmasına yeterli değildir. Evliliğin sadece bir cinsel birliktelik olarak algılanmasından dolayı, kadının sadece cinsel yönden tatmin edilememesi halinde evlilik birliğine son vermek gerekli görülmüştür.
Kadına mahkeme yoluyla boşanma imkanı çok sınırlı tutulduğu için, muhale’a daha bir önem kazanmış ve tarihte kadının isteği üzerine meydana gelen boşanmaların büyük bir kısmı, bu yolla gerçekleşmiştir. Kadın için, huzursuz ve şiddetli bir geçimsizliğin olduğu bir evlilikten kurtulmanın tek yolu olan muhale’a koca tarafından reddedilirse durum ne olacaktır? Kocanın buna yetkisi var mıdır? böyle bir durumda mahkeme ne kadar müdahale hakkına sahiptir?
Hanefi ve Şafiilere göre kadının geçimsizlikten dolayı mahkemeye başvurma hakkı yoktur. Ancak Maliki mezhebinin görüşüne göre kadına geçimsizlikten dolayı mahkemeye başvurma hakkı verilmiştir. Maliki mezhebinin yaklaşımı ise şu şekildedir:
Kadın, boşanma talebiyle mahkemeye başvurunca,mahkeme boşanma gerekçesinin, çözülebilir bir problemden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tesbit etmek için, Nisa suresi 35. ayetinde mealen zikredilen, ‘’Karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden biri hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin…’’ hükmü gereğince eşlerden her birinin ailesinden birer hakem tayin eder. Hakim tarafından tespit edilen hakemler, geçinemeyen eşlerin aralarını ıslah etmekle görevlendirilmiş olmakla birlikte, karı-kocaya bedel mukabilinde veya bedelsiz olarak ayırmaya da yetkilidirler.
Hakemlerin yapacakları ilk şey, eşleri barıştırmaya çalışmaktır. Hakemler eşlerin arasını ıslah teşebbüsünde muvaffak olur ve eşlerin ayrılmamalarına karar verilirse, eşleri vekaletine ihtiyaç hissedilmeksizin sözleri geçerli olur ve itiraz kabul edilmez. Fakat hakemler ıslah edemezler ve geçimsizliğin kaynağının kadın olduğu kanaatine varılırsa, aralarında muhale’aya hükmederler. Şayet geçimsizliğin erkekten kaynaklandığına hükmederlerse, boşanmaya (tefrik) hükmederler. Geçimsizliğin kaynağının eşlerden her ikisi olduğu kanaatine varılırsa, mehrin bir kısmı mukabilinde aralarını ayırırlar.
Hakemler eşlerin birbirlerinden ayrılmalarına hükmederlerse, hakim konumunda olduklarından, karalarını uygulamaya koymak için vekalet veya izne ihtiyaç yoktur. Sonuç olarak diyebiliriz ki: muhale’a eşlerin anlaşarak boşanmaya karar vermeleri olup, hiçbir tarafın haksızlığa uğramaması gereken bir boşanma şeklidir.
Kadının asli hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği bir evlilik birliğine kocanın ısrarla devam etmek istemesi, ayetlerde yasaklanmıştır. ‘’…Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikah altında tutmayın. Kim bunu yaparsa, muhakkak kendine kötülük etmiş olur…'‘'
’İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikahınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın.’’Şayet kocanın, yeni bir evliliğe gücü yetiyorsa, eski karısından hiç bir şey almadan onu boşaması daha iyi olur. Fakat, ekonomik durumu kötü ise, hanımından mali yardım almasında bir sakınca yoktur.
Şayet koca, boşanmayı gerekli kılacak kadar huzursuzluk çıkarıyorsa, hanımından gelen muhale’a teklifini reddetme hakkı yoktur. Böyle bir durumda mahkeme, kocayı muhale’a teklifini kabul etmeye zorlayabilir. Şayet koca bunu kabul etmemekte direnirse ve aşırı geçimsizlik kadının asli haklarını ihlal noktasına gelmişse, mahkeme kocayı hanımından ayırabilir (kazai boşanma)
f) Muhalea’nın Sonuçları:
Muhale’a ile meydana gelen boşanma, bir bain talak olup eşler yeniden evlenmek isterlerse yeniden nikah yapmaları gerekir. Bu görüş İslam hukukçularının çoğunluğuna ait olup, az bir kesime göre ise, bu talak değil fesihtir.
Bu boşanmanın talak olduğunu savunanlara göre kadın, boşaması şartıyla kocasına bir bedel ödediği için bunun bain talak olması gerekir. Yani sözün kadına geçtiği ve kadının rızası olmaksızın erkeğin tekrar eski hanımına dönemediği bir ayrılık meydana gelmiştir. Muhale’a bir talak olup, erkeğin üç boşama hakkından biri eksilmiş olur. Bain talakla biten bir evlilik, kadın isterse yeniden kurulabilir. Böyle bir durumda yeni bir nikah ve yeni mehir gereklidir.
Sonuç olarak koca şayet hanımından gelen boşanma teklifini kabul edip te, karısını boşarsa, bu, açık olarak talaktır. Fakat koca mahkemenin kararı doğrultusunda muhale’aya yanaşmazsa o zaman, mahkeme kararıyla boşanmış olursa ki, bu talak olarak kabul edilmez ve erkeğin talak haklarında azalma olmaz. Ancak her türlü nizayı ve anlaşmazlıkları önleyeceği için, hul’ talebinin mahkemeye yapılması ve kararı bu mercinin vermesi halinde bir boşanmanın gerçekleşmesi ve üç boşama hakkından birinin kullanılmış ve tarafların anlaşmaları ve tekrar evliliğe karar vermeleri durumunda, yeni bir nikah akdi ile evlenmelerinin mümkün olmasının isabetli bir görüş olduğunu ifade edebiliriz.
Ebu Davud, Talak, 3; İbnMace, Talak, 1.
Tirmizi, Talak, 10; Müsned, c.II, s.414.
hAYREDDİN Karaman, c.I, s. 311.
Topaloğlu, Bekir, İslam’da Kadın, 7. Baskı, Yağmur Yayınları, İstanbul, 1977, s.18.
Serahsi, c.V, s.171.
Bilmen, c.II, s.178; Zuhayli,a.g.e., c.IX, s.379.
Cin, s.71.
Döndüren, Hamdi, ‘’Hul’ md.’’ Ş.İ.A., Şamil Yayınevi, İstanbul, 1991, c.III, s.17-18.
Kasani, Alauddin Ebu Bekir b. Mesud, Bedayiu’s-Sanayi fi Tertibi’ş-Şerayi Beyrut, c.III, s.150;
Makdisi, Şemsüddin Abdurrahman b. Muhammed İbn Kudame, eş-Şerhu’l-Kebir, (el-Muğni ile birlikte) Daru’l-Kitabi’l-Arabi,Beyrut, 1983, c.VIII, s.176-182; İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, c.II,s.84-85.
İbn Rüşt, a.g.e., c.II, s.85, Meydani, a.g.e., c.II, s.188; Şirbini, Muhammed b. Ahmed el-Hatib, Muğni’l-Muhtac ila Ma’rifeti Meani’l-Minhac, Darul-Fikr, ts.c.III, s.268; Şevkani, a.g.e., c.VII, s.36-37; Muhammed b. İsmail Sa’nani, Sübülü’s-Selam Şerhu Buluğı’l-Meram, Mektebetü’l-Asriyye, Beyrut, 2000, c.III, s.295.
bir sorum olacaktı
naişanlıyken imam nikahı kıyılmış bir çift aynı odada yalnız kalmış ama zifaf olmamış ise boşanması nasıl olur telefonda şahitsiz 3 kere seni boşadım demek yeterlimidir
bir sorum olacaktı
naişanlıyken imam nikahı kıyılmış bir çift aynı odada yalnız kalmış ama zifaf olmamış ise boşanması nasıl olur telefonda şahitsiz 3 kere seni boşadım demek yeterlimidir
BİSMİHİ TEALA
Sevgili kardeşim;
Sorunun net bir biçimde cevablanabilmesi için, soruyarı cevablamanı rica edicem.
1) Aynı oda'da kalma esnasında yanınıza giren çıkan oldumu?
1. aynı odada iken giren olmamıştır
2.boşanma ise telefonda şahitsiz 3 kere söylenmiştir
3.sayı lafzını anlamadım 3 kere söylemesi istenmiştir kişiden ve 3 kere tekrarlamıştır
ilginize teşekkür ederim