Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 16 (1 Kayıtlı ve 15 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
Bir soru, bilenen bir soru, fakat cevabı (fetvası) 7. yy.dan sonra, öncesine nazaran çok farklı..
Özürlü.. Bir kişinin bir yeri kanasa ve bu kanama öğle namazı vaktinde başlasa son vakte( yani 10 dk. kalana kadar bekleyecek) kadar beklese ve durmazsa namazını bu şekilde kılar, bu kişinin bu kanaması ikindi vaktinin yarısında kesilirse ne olur ? bu kesilme sebebiyle öğle namazıyla ilgili bir sorun olur mu ?
Bu kişi hangi hallerde özürlü hükmüne girer ?
Bu noktadaki cevapları ilmihal veyahut muteber addettiğimiz kaynaklardan iktibas eder ve mehaz belirtirseniz sevinirim?
__________________
Olayları ve düşünceleri kritik etmek için cins kafa ister, fakat taklit etmek için fazla zeki olmaya gerek yok
Üstadım hafızam beni yanıltmıyorsa fetavay-i haniye,Fetevay-i hindiyye,Feteva-i bezzaziye ve İbn-i Abidin de bu konu geçmektedir.Eğer bulamazsanız eklerim inşaALLAH.
Ömer Nasuhi Bilmen'in İlmihal kitabına bakabilirsiniz. Şuan kitap elimde değil lakin hafızamda kalan şu; özür hali , içinde bulunulan namaz vaktini geçirmeyecek sürede bitmiş olursa namazın normal abdest alınıp kılınabileceği yönünde. Kılınan öğle namazında bir sorun yoktur inşaallah, ikindi vakti içinde ise, vakit bitmediğinden normal bir abdest alıp namazı eda eder.Hatırladığımda yanılma payı olabilir, siz yine de kitaba müracaat edin.
__________________ "Çıkmaz oldu artık seda
Garip kaldı miskin geda...
İşte geldi vakt-i veda,
Elveda dostlar elveda…"
aslında burada dile getirmek istediğimiz, şuanda üzerinde çalışılan bir mevzudur. İnşaallah yakın vakitte, eğer şuanda düşündüğümüz gibi ise 7.yy'dan sonra veyahut 6.yy.dan sonra bir kopukluk meydana gelmiş durumdadır. Lakin bu kesin bir kanı değildir, araştırma aşamasındadır. inşaallah yakın vakitte bu araştırmanın sonucundan, kaynak tahlilleriyle buraya iktibas geçmeye çalışacağız..
Selam ve dua ile...
__________________
Olayları ve düşünceleri kritik etmek için cins kafa ister, fakat taklit etmek için fazla zeki olmaya gerek yok
Sigara haramdir diyenler, tahrimen mekruhtur diyenler ya da mübahtir diyenler...
Konu ihtilafli oldugu kadar tartismalara sebebiyet verecek kadar da hassas bir konu....
Ancak bütün bunlar bir yana sigaranin hükmü meselesinde ifrat ve tefritten uzak ilmi bir acilima ihtiyac var.
Bu mevzuu ile ilgili Ebubekir Sifil hocamiza bir mail göndermistim, cevabini aynen aktariyorum, umarim faideli olur. Fi emanillah...
Ve aleykum selam ve rahmetullah.
Aziz kaddesim;
1. Herseyden once sunu genel gecer bir kaide olarak aklimizdan
cikarmamak
durumundayiz: Eger bir konuda ulema arasinda ihtilaf vaki olmus ise, o
konuda "dogrusu kesinlikle sudur, digerleri yanlistir" demekten
kacinmak ve
diger gorusu benimseyenleri herhangi bir sekilde itham etmemek gerekir.
Sigara konusundaki hukum de boyledir. Yani ulema arasinda ihtilafli
olan bu
meselede taraflardan birinin digerini herhangi bir sekilde suclamasi,
itham
etmesi dogru degildir.
2. Birseyin kesin bir sekilde haram oldugunu soyleyebilmek icin
haramligini
bildiren bir ser'î delil gerekir. Bu delil ya Kur'an, Sunnet ve Ýcma,
yahut
Kur'an ve Sunnet'te yer alan bir hukme yapilan kýyas'dir.
3. Sigaranin haramligi hukmunun Kur'an, Sunnet ve Ýcma'da mevcut
olmadigi
aciktir.
4. O halde sigaranin haram oldugunu soyleyen ulema ya kiyas delilinden
hareket ediyor ya da ser'î kaidelerden hareketle bu sonuca variyor.
5. Sigaranin vucuda ve keseye verdigi zarar, bu konuda ileri surulen
kiyasin
da ser'î kaidelerin de mihverini olusturuyor. Ancak eger bu mihver
uzerinde
hareket edersek, vucuda zararli olan baska seylerin de (mesela cay ve
kahvedeki "kafein"in, yahut icerdikleri kolesterol yapici maddeler
sebebiyle
bitkisel ve hayvansal yaglarin, hatta kirmizi et, seker, tuz, unlu
gidalarin... (ornekleri cogaltmak mumkun) da haram oldugunu soylemek
durumundayiz.
6. Eger bu orneklerde yer alan maddelerin
herkese degil, sadece bazi kimselere zarar verdigi soylenerek itiraz
edilecekse, biz de ayni seyin sigaranin zarari icin de soz konusu
oldugunu
soyleriz. Omur boyu sigara ictigi halde en kucuk bir zararini gormeyen
insan
sayisi az midir? Bir kimse yiyeceklerine dikkat ederek ve spor yaparak
bedenini zinde tutmak suretiyle sigaranin zararlarindan pekala
korunabilir;
boyle yapanlar icin sigaranin haram oldugunu soylemek mumkun mudur?
7. Sigaranin cevreye zarar verdigi soylenerek haram oldugunun ileri
surulmesine gelince, bu mantikla hareket etmek dogruysa, cevreye zarar
veren
herseyin haram olduguna hukmetmek gerekir. Mesela cep telefonu kullanan
kisinin cevresine yaydigi radyoaktif dalgalar, hem cevreye hem de
bizzat
kendisine zarar verdigi halde kimse cep telefonu kullanmanin haram
oldugunu
soylemiyor. Yahut bilgisayar veya televizyon ekraninin yaydigi zararli
isinlar da boyledir. (Ornekler coðaltilabilir)
8. Sonuc olarak sunu soylemek durumundayiz: Sigara (tipki ayni
durumdaki
baska seyler gibi) herkes icin degil, belli durumdaki sahislar icin
harama
yakin mekruh olabilir. Maddi durumu iyi olmadigi halde coluk-cocugunun
rizkini sigaraya verenler, sagligi iyice bozuldugu ve sigara da bu
durumu
olumsuz etkiledigi halde sigara icmeye devam edenler, evde,
coluk-cocugun
yaninda, onlari "pasif icici" olarak etkileyecek sekilde sigara icenler
ve
benzeri durumda olanlar icin bunu rahatlikla soyleyebiliriz. Ama bu
mahzurlarin soz konusu olmadigi kimseler icin boyle bir hukum vermek
acelecilik olur diye dusunuyorum.
selam ve muhabbetler, Allah'a emanet olun.
Duanizi esirgemeyin. (EBUBEKIR SIFIL)
Düşük çocuğu Allah’ın kulu saymamak gibi bir lüksümüz olabilir mi? Hayır! Düşük çocuk Allah’ın kulu olmakla beraber, yarın Cennete girmek için anne ve babanın şefaatçisi de olacağı müjdelenmiştir. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki:
“Şüphesiz ben, Cennet kapısında durup girmemekte ayak direten bir düşükçocuğa varıncaya kadar, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim. Bu çocuğa ‘Cennete gir!’ denilecek. O da: ‘Ya Rabbi! Annem babam da girsin’ diyecek. Bunun üzerine, ‘Anne ve babanı da alarak Cennete gir!’ denilecektir.”1
Düşükçocuğaisimvermek konusunda Peygamber Efendimizin (asm) gerekçeli emri de vardır. Buyuruyor ki:
* “Düşük çocuklarınıza isim veriniz. Çünkü onlar ahirette sizin için yüksek dereceler hazırlamak üzere öncülerinizdir.”2
* “Düşük doğan çocuklarınıza isim veriniz. Tâ ki Allah bununla terazinizin sevap kefesini ağırlaştırır. Aksi halde, o Kıyamet Günü gelerek şöyle der: ‘Ya Rabbi! Bunlar bana isim vermeyerek benden elde edecekleri mükâfatı kaçırdılar.’”3
Anlaşılıyor ki, düşükçocuğaisimvermek sünnettir. Eğer verilmeden defnolunmuşsa, gıyabında verilebilir. Onun bir isimle anılması ona isimvermek için yeterlidir.