| | Üye
Üyelik tarihi: 06.01.2007
Mesajlar: 33
Teşekkür etti: 162
Teşekkür aldı: 31 konuda 68 kere
| Camilerde safların sınırı varmıdır? Yani ön saflardan dışarı çıkarken, arka sıralarda namaz kılanların bir kaç saf önünden geçilebilirmi?
__________________ Dostumsun, Yemen'desin, kucağımdasın. Dostum değilsin, kucağımdasın, Yemen'desin.
| 
11.01.2008, 12:26
| |
jenerator isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 13.01.2007
Mesajlar: 185
Teşekkür etti: 63
Teşekkür aldı: 158 konuda 572 kere
| BİSMİHİ TEALA
Namaz kılanın secde yerinden bir kimsenin geçmesi ile namaz bozulmaz. Ancak geçen kimse günahkâr olur.
Namaz kılanın önünden geçmenin günah olduğu yer, büyük câmilerde ve açık arazilerde namaz kılanın, ayaklarından itibaren secde ettiği yere kadar olan kısımdır.
Küçük camilerde namaz kılanla onun önünden geçen arasında, direk, insan gibi bir engel bulunmazsa, namaz kılanın önünden nereden geçilirse mekruh olur.
Esasen namaz kılan kimsenin, önünden geçilme ihtimali varsa, bir sütre edinmesi sünnettir. | 
11.01.2008, 14:44
| |
karaşahin isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 13.01.2007
Mesajlar: 185
Teşekkür etti: 63
Teşekkür aldı: 158 konuda 572 kere
|
BİSMİHİ TEALA
(Ve tamamlayıcı olması için ilaveten) NAMAZDA KALP HUZURU İÇİN: SÜTRE Müminler için yönlerin belirleyicisi hükmünde olan Kâbe, kendisine yönelindiğinde kalbi de bir yön üzere sabit kılar. Kâbe'yle aradaki mesafeleri kaldırmak bakımından kullanılan sütre, kalbi Kâbe'nin huzuruna taşır ve belki Kâbe'yi kalbe odaklar.
Herkes oradaydı. Çocuklar, yaşlılar, erkekler, kadınlar, genç kızlar, herkes... Bir bayram günüydü. En güzel elbiseler giyilmiş, yüzler ak-pak. O mübarek Rasul de geldi nihayet. Herkesin buraya toplanmasını isteyen de oydu zaten. Kalabalık dalgalandı, selamını aldılar, tevazu ve vakarla yürüdü, en öne geçti. Sonra mübarek yüzünü kalabalığa döndü. Bir kargı getirilmesini buyurdu. Getirdiler. İşaret buyurduğu üzere mızrak en öne, kıble tarafına dikildi. Sonra Efendimiz s.a.v. mızrağın hemen önüne namaza durdu. Herkes saf tutarak O'na uydu. (Buharî)
Allah Rasulü s.a.v. Efendimiz sefere çıktığında da böyle yapıyordu. Namazını arazide kılarken, kıble yönüne ön tarafına bir kargı diktiriyordu. (Buharî, Müslim)
O'nun böyle yaparak namaz kılması, elbette Sahabe-i Kiram'ın dikkatini çekiyordu. Saflarda bulunanların önünde böyle bir şey yoktu. Demek ki imamın önüne böyle bir nesnenin konulması cemaat için de yeterli oluyordu.
Bir gün Efendimiz s.a.v.'e namaz kılanın “sütre”si soruldu. Yani öne konulan bu nesne. Buyurdu ki: “Eğerin arkalığı kadar bir şeydir.” (Müslim)
Bir defasında da: “Biriniz önüne eğerin arkalığı kadar bir nesne koyduğu zaman artık namazını kılsın; onun ilerisinden geçene aldırmasın.” buyurdu. (Müslim)
Ve: “Biriniz bir sütreye doğru namaz kıldığında ona yakın dursun ki şeytan namazını kesmesin...” Böylece sütreye yakın namaz kılınmasını, sütre koymanın şeytanın vesvesesine engel olduğunu işaret buyurmuş oluyordu. (Ebu Davud, Ahmed b. Hanbel )
Bu hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere, sütre eğerin arkalığı kadar bir şey, yaklaşık kırk beş santim… (Ebu Davud)
Bu amaçla kullanılan nesneye verilen “sütre” kelimesine gelince; Arapça'da örtme anlamına gelen “ setr ” kökünden türemiş bir kelime. Örtme işinin kendisiyle yapıldığı her nesne için isim olarak kullanılır ( Lisanu'l - Arab ).
Namaz için kullanılan sütre ise, namaz kılan kimsenin önüne koyduğu veya diktiği nesneye denilir. Bir sütuna veya duvara doğru namaz kılındığında, o sütun veya duvar sütre edinilmiş olur. Hatta ön safta oturan bir kimseyi bile arka safta namaza duran kimse sütre edinebilir. Namaz kılarken bir sütre edinilirse, artık sütrenin ilerisinden insanların geçmesinde herhangi bir sakınca olmaz.
Namazın önünden geçme konusu önemli. Zira Efendimiz s.a.v.'in şöyle bir uyarısı var:
“Herhangi biriniz namaz kılmakta olan bir kardeşinizin önünden geçeceğine, yüz yıl orada durması daha hayırlıdır.” (Tirmizî, İbn Hibbân)
Sahabe-i Kiram, Efendimiz'in sünnetine uyarak namazlarında sütre edinmeye özen gösterirlerdi. Bütün İslâm alimleri namaz kılarken sütre edinmenin sünnet olduğunda ittifak etmişlerdir. Şekli ve miktarı konusunda farklı içtihatlar olmakla birlikte, en az kırk beş santim boyunda bir çubuk veya benzeri herhangi bir cismin yeterli olacağı hususunda ihtilaf yok. Bazı alimlerimiz , önüne koyabilecek bir şey bulamayan kimsenin uzunlamasına veya hilal şeklinde enlemesine bir çizgi çizmesinin bile sütre olarak yeterli olacağını ifade buyuruyorlar.
Bütün bu kavillere kaynaklık eden hadis-i şeriflerden biri şudur:
Meşhur sahabilerden Ebu Hureyre r.a. rivayet ediyor: Rasulullah Efendimiz buyurdu ki: “Biriniz namaz kılacağında yüzünün tam karşısına bir şey koysun. Bulamazsa bir sopa diksin. Sopa da yoksa bir çizgi çizsin. Bundan sonra önünden geçenler ona zarar vermez.” (Ebu Davud, Ahmed b. Hanbel)
Anlaşılıyor ki namaz esnasında ön taraftan geçenler namaz kılana zarar verebiliyor. Bu şöyle olabilir: Şeytanın en büyük gücü vesvese vermesi ve kalp huzurunu bozmasıdır. Namazda ön taraftan geçilmesi de kalp huzurunu bozabilir, vesveseye sebep olabilir. Böylece şeytan devreye girebilir. Bir cismi sütre edindiğimizde, aslında manen bütün bu kapıları kapatmış, şeytanın giriş yollarını engellemiş oluyoruz. Allah'ın huzurunda O'ndan gayrisinin gönlümüzü meşgul etmesinin önüne geçmiş oluyoruz.
Sütre, “örten şey” demek olduğuna göre, önümüze koyduğumuz bir sopa veya sandalye acaba neyi örtüyor? Elbette görünen bir şeyi örtmüyor ama mutlaka bir şeyleri örtüyor. “Yaptıklarımız niyetlere göre değer kazandığı” için, zahiren ön tarafa bir nesne koyma şeklinde gerçekleşen sütre edinme, manevi olarak Allah'tan gayrısının , mâsivanın üstünü örtüyor.
Cenab-ı Mevlâ'dan, huzurunda olduğumuzu bize hissettirmesi ve buna engel olabilecek ne varsa hepsine bir sütre ihsan etmesi niyazıyla...
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- FIKIHTA SÜTRE Yüce Allah'ın huzuruna durmuş olan insan, alemdeki en büyük işi yapıyor. Herkesin saygı duyması, itina göstermesi gereken bir hali yaşıyor. Onun önünden geçmek, huzurunda olunana yani Allah'a hürmetsizlik olabileceği gibi, huzurun kıymetini bilmemek ve huzurda bulunanın gönül dünyasına zarar vermek demektir.
Bunun için, dört mezhebin alimleri konuyla ilgili hadisleri değerlendirerek namaz kılmakta olan kimse ile sütresi arasından bir başkasının geçmesini haram kabul etmişlerdir. Aynı şekilde, sütre edinmemiş olanın secde ettiği yerle kendisi arasından geçmeyi de haram görmüşlerdir. Bununla birlikte, bu geçiş namaz kılanın namazını bozmaz.
Arazide ve büyük camilerde sütre edinmeden namaz kılmak mekruh görülmüştür. Böyle geniş yerlerde secde yerinin ilerisinden geçmek caizdir. Ancak ev ve küçük mescitler gibi -tercih edilen görüşe göre- yaklaşık olarak yirmi sekiz metrekareden küçük yerlerde namaza duran kişi sütre edinmemişse, onunla önündeki duvar arasından geçmek Hanefî mezhebine göre haramdır.
Safın arasındaki bir boşluğu doldurmak için namaz kılanın önünden geçmek ise caiz görülmüştür.
Bir de namazın önünden geçti diye çocukları azarlamak doğru değildir. Namaza muhabbet ve saygı duymaları bakımından şefkatle, sevgiyle böyle yapmamalarını anlatmak güzeldir.
(SEMERKANT DERGİSİ) | 
11.01.2008, 14:58
| |
karaşahin isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.874
Teşekkür etti: 4.196
Teşekkür aldı: 1.737 konuda 7.383 kere
| | 
11.01.2008, 15:50
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007 Nerden: Almanya
Mesajlar: 183
Teşekkür etti: 870
Teşekkür aldı: 164 konuda 636 kere
| esselamunaleykum, tirnak yemeninin hükmünü sormussun diyarbekrim kardesim, yerini suan aktaramayacagim ama üztazin eserlerinden birinde gördüm. Hükmü maalesef tahrimen mekruh, neden maaledsef diye soracak olursan bu zelilde müptela. Dua edelim insaallah birbirimize de kurtulalim su illetden...
Garib yolcuyu görürsen selamlar... | 
11.01.2008, 16:14
| |
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.874
Teşekkür etti: 4.196
Teşekkür aldı: 1.737 konuda 7.383 kere
| we aleykumusselam
evet,bende mekruh diye hatırlıyorum ama tahrimimi tenzihimi onda tereddüt etmiştim, sağolasın | 
11.01.2008, 16:27
| |
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.874
Teşekkür etti: 4.196
Teşekkür aldı: 1.737 konuda 7.383 kere
| Doğum günü kutlamanın hükmü nedir?
Biliyorum cevaz verenler var ama muteber eserlerde bu konuya dair fikirler nelerdir?sadece doğum günü değil evlilik yıldönümü vesair gayri müslim adetlerini taklit etmenin hükmü nedir? | 
24.01.2008, 02:25
| |
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | ................. (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.418
Teşekkür etti: 27.060
Teşekkür aldı: 12.025 konuda 43.526 kere
| İbadette onları taklid yok bildiğim kadarıyla, ama diğer hususlarda sakınca yok helal dairede olursa..
Yine de en bilenlerimiz yazacaklardır bu hususta | 
24.01.2008, 03:33
| |
Ayşe Reşad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 30.11.2007
Mesajlar: 400
Teşekkür etti: 1.937
Teşekkür aldı: 380 konuda 1.615 kere
| Essalamu Aletkum. Kardesler bilindigi uzere memleketimizde'de yaygin bir halde olan meyyitin 52. gecesi diye mevlut duzenleniyor bu adet burada'da (Hollanda) uygulanmaktadir. Yaptigim arastirmalara gore Dinimizde boyle bir sey yok. Halboyle olunca boylebir davate gitmenin bir sakincasi olurmu? hukmunu bilen kardeslerden rica ederim.
Konu koylu tarafından (26.01.2008 Saat 12:48 ) değiştirilmiştir..
| 
26.01.2008, 12:41
| |
koylu isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Mukallid
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.731
Teşekkür etti: 5.393
Teşekkür aldı: 1.666 konuda 7.401 kere
| Sual: Doğum günü tertip etmekte, evlilik yıldönümü kutlayıp hediye vermekte mahzur var mıdır? CEVAP
Doğum gününe önem vermeyi Hıristiyanlar, Müslümanlardan öğrenip, almışlardır. Yaş günü kutlamak ibadet değil âdettir. Bu âdet Hıristiyanlardan gelmiş olsa bile, ibadet olmadığı için Müslümanların, doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günler tertip etmesinde mahzur yoktur. Fakat gayrı müslimlerin ibadet olarak yaptıkları şeyleri, mesela bayramlarını kutlamak caiz olmaz.
Evlilik yıldönümü gibi günah olmayan âdetleri taklit etmek caiz olur. Ancak faydası olmayan âdetleri almak, Batıyı körü körüne taklit etmek, onlara özenmek uygun sayılmaz.
Fenni buluşları gayrı müslimlerden almak ise, dinimizin emridir. Çünkü (İlim Çin’de de olsa alın), (Hikmet, fen ve sanat, müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın) hadis-i şerifleri, gayrı müslimlere uymayı değil, ilmi, fenni onlarda bile olsa, arayıp bulmayı ve onlardan üstün olmaya çalışmayı bildirmektedir. www.dinimizislam.com | 
26.01.2008, 12:44
| |
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:13 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |