| | Mü'min
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 578
Teşekkür etti: 542
Teşekkür aldı: 576 konuda 2.865 kere
|
Sabah namazının vakti, Tan yerinin ağarması demek olan ikin*ci fecrin doğmasından başlayarak güneşin doğmasına kadar devam eder.) Zira Cibril (Aleyhisselâm) 'in Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e imamlık ettiğine ilişkin hadise gö*re Cibril (Aleyhisselâm) sabah namazım birinci günde tan yerinin ağarmasıyla, ikinci günde de ortalık tamamen ağarıp güneş doğmak üzereyken kıldırmış ve sonra : -Bu iki vaktin arası, senin ve senin ümmetin için sabah namazının vaktidir.- ([1]) demiştir.
Yalancı fecir denilen ve uzunlamasına yükseldikten sonra tek*rar kayıp olup yerine zifiri bir karanlık basan beyazlığa itibar olun*maz. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-safâtü ve's-selâm) ; -Ne Bilâl'ın ezanı ve ne de uzunlamasına yükselen beyazlık si*zi aldatmasın. Fecir ancak, ufuk üzerinde genişliyen beyazlıktır.-([2]) buyurmuştur. (öğle namazının vakti de, güneşin tepeden sağa doğru kayma-sıyla başlar.) Zira yukarıda geçen Cibril (Aleyhisselâm)'ın imamlığına ilişkin hadise göre Cibril (Aleyhisselâm) öğle namazını birinci günde güneşin sağa doğru kaymasıyla birlikte kıl-dırmıştir. (Öğle namazı vaktinin sonu da -İmam Ebû Hanife'ye göre- herhangi bir şeyin gölgesi, güneş tepede iken olan gölgesi dışında iki katı kadar olduğu zamandır. Diğer iki İmam ise : «Bir katı kadar olunca öğle namazının vakti bitmiş olur demişlerdir.) İmam Ebû Hanife' den de bu yolda bir rivayet vardır. İki İmamın dayanağı, Cibril (Aleyhisselâm)'in ikindi na*mazını birinci günde kendilerinin dediği vakitte kıldırmış olmasıdır.İmam Ebû Hanife de; «öğle namazını hava serinleştiği vakte bırakın. Zira sıcağın şiddeti. Cehennemin savurduğu yakıcı nefesindendir( [3]) hadisidir. Çünkü Arabistan'da sıcağın şiddeti, her şeyin gölgesi bir katı ka*dar oluncaya dek sürer. Bundan ise öğle namazı vaktinin, her şeyin gölgesi bir katı kadar olduğu zaman bitmediği anlaşılır. (İkindi namazının vakti de, öğle namazı vaktinin -iki kavle gö*re- bitmesiyle başlar ve güneş batmcaya dek devam eder.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) ; «Kim ki ikindi namazından bir rekâta güneş batmadan yeti*şirse ikindi namazına yetişmiş olur» ([4]) buyurmuştur.
[1] Nesal (Mevakit) 10 24, Muvatta' (Vükut) 3. İmam Ahmed'in Müsned'i 3/113, 121
[2] Müslim (Oruç) 41, Nesal (Oruç) 30, İmam Ahmed'in Müsnedl 5, 7, 9, 13, 18, 43
[3] Buhsrt (Mevakit) 9, 10, (Bed"ÜIhalk> 10, Ebû Dâvud (Namaz) 4, Tiimisd (Namaz) 5, tbn-1 Mftce (Namaz) 4, Daiiml (Namaz) 14, Muvatta' (Vükut) 27, 29, frn»m Abmed'İn Müsned'i 5/155, İ62. 176
[4] Nesal (Mevakit) 11, imam Ahmed'İn Müsned'i 2/254
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
27.03.2008, 23:01
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 21.09.2007 Nerden: Almanya
Mesajlar: 183
Teşekkür etti: 870
Teşekkür aldı: 163 konuda 603 kere
| tesekkürler kardesim.
Ha söyle insaallah arkadasin yarasina merhem olur biiznillah...
Allah razi olsun...
Tabii baska bilgisi olan var ise, paylasirsa sevinirim... | 
28.03.2008, 00:29
| | | ................. (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.455
Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.811 konuda 41.851 kere
| "Resim bulunan eve melekler girmez mi?" diye soranlara ne demeliyiz?
Geçenlerde Mustafa Karataş, "tazim durumunda-konumunda olmazsa caizdir" dedi tv de..
Eve koyduğu resimleri hiç kimse "tazim edeceğim" vs. diye koymaz..
Hoca'ya göre tazim yoksa, melekler girer mi demek yani? | 
28.03.2008, 00:56
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 30.11.2007
Mesajlar: 381
Teşekkür etti: 1.738
Teşekkür aldı: 360 konuda 1.486 kere
| Esselamu aleykum
Kardesler benimde birsorum olacak sizlere biraz once bir mecliste ecnebi memleketinde domuz etinin doner kebap ve sair sekillerde hazirlanip ehli kuffara satilmasinin veya lokanta açip onlara hizmet ederek buyoldan para kazanmanin caiz olup olmadigi tartisildi caizmidir deyilmidir bilen varmi?
__________________
EY GONUL;
ALLAH'LA BERABER OL.
ALLAH'LA BERABER
OLAMAZSAN,
O'NUNLA BERABER
OLANLARLA OL.
| 
02.04.2008, 22:05
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.582
Teşekkür etti: 6.092
Teşekkür aldı: 3.269 konuda 11.442 kere
|
Dün gece İslam Fıkhında Deliller adlı konuyu okuyordum.
Sırasıyla Kur'an-ı Kerim, Sünnet, İcma, Kıyas, İstihsan, İstislah, Örf ve Âdet, İstishab, Sahabe sözü, İslam öncesi şeriatlar ve Sedd-i Zerai konularına değiniyordu..
Bunların içinden İslam öncesi şeriatler konusunda kafama takılan bir konu oldu.
Şu şekilde bir cümle geçiyor bu konuda: "Önceki dinlerin hükümleri hakkında Kur'an ve Sünnet'te red veya onay yönünde bir açıklama mevcut değilse, Hanefiler dahil bir grup İslam âlimi bu tür hükümlerin de müslümanlar hakkında da bağlayıcı delil olacağı görüşündedir."
Şimdi kafama takılan kısmı şurası...
Önceki şeriatler hakkında Kur'an'da belirtilen özellikleri doğrudur ve o şeriatlerin bozulmamış halindeki hükümlerini yansıtır. Lakin burada kastedilen Kur'an ve Sünnet'te red ve onay açısından bir açıklama bulunmayan konularda biz o şeriatlerin sahih halini değil şuan ki tahrif edilmiş şeklindeki ilahi kitaplarını baz alma durumunda kalmış olacağız. Çünkü o şeriatlerin sahih hallerini öğrendiğimiz kaynak Kur'an ve Sünnet'tir. Onlarda açıklama olmayan konularda o şeriatlerin şuan ki amel ettikleri kitaplarını baz alma durumunda oluruz.
Bu konu hakkında aydınlatıcı bir bilgi edinebilirmiyiz? | 
08.04.2008, 14:51
| | | ................. (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.455
Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.811 konuda 41.851 kere
| Buraya ehil olan birisi baksın lütfen 3 soru bekliyor | 
08.04.2008, 23:02
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Mukallid
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.481
Teşekkür etti: 4.613
Teşekkür aldı: 1.406 konuda 6.194 kere
| Ehil dedin elimizi kolumuzu bağladın abla
Nerden bulacaz fakih | 
08.04.2008, 23:07
| | | Hademe
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.463
Teşekkür etti: 10.822
Teşekkür aldı: 4.717 konuda 23.425 kere
|
monaroza´isimli üyeden Alıntı "Resim bulunan eve melekler girmez mi?" diye soranlara ne demeliyiz?
Geçenlerde Mustafa Karataş, "tazim durumunda-konumunda olmazsa caizdir" dedi tv de..
Eve koyduğu resimleri hiç kimse "tazim edeceğim" vs. diye koymaz..
Hoca'ya göre tazim yoksa, melekler girer mi demek yani? Kurtubî diyor ki: "Ulemanın ittifakıyla, canlıların şekillerini yapmak haramdır; ister bir kuş resmi olsun ve ister salihlerin heykeli olsun."
Habeşistan'ın bu adeti neredeyse şekil değiştirerek, asrımızda bir moda haline gelmektedir. Bir mezarlık içerisine girelim: Kabir üzerinde süslü, kıymetli mermerler. Birçoklarında mezar sahibinin fotoğrafı. Bir de: ruhuna Fatiha...
Ehli tarîkat olanların meclislerine girelim: Cebinden çıkarır bir fotoğraf... ve rabıta... Bunlar hepsi cahiliyye adetleri.. Hele heykellere saygı duruş...
İmam Aynî diyor ki: «Canlının resmini yapmak haramdır ve büyük günahlardandır. İster ayak altında ezilsin ve ister elbiselere nakşedilsin veya duvarlara asılsın; şiddetli haramdır; sanatı da haramdır. Çünkü şekillendirmede, Allah Teala'nın yaratmış olduğu nesneye benzetmeye kalkışma vardır.
Bu şeklin, elbisede, yaygıda, çarşafta, dirhem ve denanirde, parada yahud duvarda olması arasında fark yoktur.
Bunların gölgesi olsun veya olmasın, asılması ve sanatı haramdır.
Ulemadan bir cemaat, İmam Malik, İmam Ebu Hanîfe, İmam Sevrî ve daha başka ulemanın mezhebi de budur.
Kadı İyaz, kız çocukların oyuncaklarını bundan istisna etmiştir. İmam Malik dedi ki: Bu da mekruhtur."
Yukarda belirttiğimiz gibi, gölgesi olmayan, ayak altındaki, yaygıdaki resimleri istisna eden ulema da olmuştur. Asılmasına cevaz verenlerin mezhebi merduddur.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Gerçekte şu suretleri yapan kimseler, kıyamet gününde şiddetli azaba giriftar olurlar; ve onlara şöyle denilir: Hadi, yaratmış olduğunuz şu suretleri diriltin."
Bu emr, emr-i ta'cîzîdir; ve işin şiddetini beyandır,
İmam Nevevî: "Ulemamızın ittifakıyla, gölgesi olan ve olmayan sureti yapmak haramdır." demektedir.
"Sadece gölgesi olan resim yapmak haramdır." diyen ulemanın mezhebi, Müslim ve Buharî'nin bu hadisleriyle reddolunmaktadır.
Nitekim ikisinin de tahric ettikleri bir rivayette Rasul-ü Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "İçinde timsal ve suretler bulunan bir eve melekler girmezler."
İmam Aynî diyor ki: «İçinde suret bulunan evlere girmeyen melekler, vahiy melekleri ve mü'minlere istiğfar eden rahmet melekleridir. Zira hafaza melekler, heladan ve cima' anından başka hiçbir yer ve vakitte insandan ayrılmazlar. Bazı ehli ilim, elbise ve yaygılarda, cazibeli olmayan suretlerin tahrîmî mekruh olduğunu söylemişlerdir.»
Nitekim Hazreti Ayşe radıyallahu anh şöyle buyurur:
«Üzerinde suretler bulunan küçük bir yastık satın almıştım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kapı dışına durdu. Ben yüzünden hoşnutsuzluğunu anladım.
Derhal dedim ki: "Ya Rasûlallah, Allah ve O'nun Rasulü'ne tevbe ediyorum. Ben ne suç işledim?" Bunun üzerine bana yöneldi ve şöyle dedi:
"Bu yastık ne oluyor?" Ben: "Onu Senin için satın aldım; üzerine oturur ve yaslanırsın.dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Şübhesiz, bu suretlerin sahibleri şid¬detle azablanacaklar ve kendilerine: 'Yarattıklarınıza can verin.' denilecektir.. içinde suret bulunan eve, melekler girmez." buyurdu.
Ben de onu alarak iki yastık yaptım; evde onlardan faydalanıyordu."
Binaenaleyh bu kısım ulema, yaygı ve elbisedeki suretleri istisna ettiler.
Delilleri, Hazreti Ayşe'nin yastığı iki yastık yapmasından sonra, Peygamberin sükut etmesidir. İstisna etmeyen ulemanın delili ise, Hazreti Ayşe'nin o yastığı iki yastık yapmakla üzerindeki sureti tahrib etmiş olmasıdır, ki bu essahtır.
Suretin parçalanmasından dolayı, Peygamber sükut etmiştir.
Suretlerin haram olmasının illeti üçtür:
a. Şirke vesile olabilmesi.
b. Allah Teala'nın mahlukuna benzeyişi.
c. Dimağ ve zihni değiştirmesi. Bu illetten biri kendisinde mevcud olan suret haram olur.
Heykellerde bu illetlerin hepsi mevcud olduğu için, ittifaken haramdır; kız çocuklarının oyuncakları müstesna. İhtilafa mahal olan, heykel olmayan suretlerdir:
a. Elle yapılan canlının tam sureti, essah mezheblere göre haramdır. Bundan, azaları birbirinden ayrılmış ve kendisine hayat düşünülmez hale getirilmiş suretler müstesnadır. Binaenaleyh, bir el, bir göz resmi haram değildir.
b. Battaniyelerde, sergilerde, el işlemesiyle yapılan resimlerdir. Bunda ihtilaf vardır. Ayak altında ise mekruh, aşılırsa haramdır. Nevevî diyor ki: Sahabe ile tabiîn'in cumhuru, buna kaildir. Şayet bu tip resimler yani canlının boy resmi, duvara aşılırsa veya giyilen elbise veya başa giyilen kasket gibi bir şeyin üzerinde olursa, haramdır.
c. Aynada akseden suretlerdir. Bunlarda, tahrik olmadığı müddetçe kerahat dahi yoktur.
d. Zamanımızdaki fotoğraflar ve televizyonlarda cisimlenen suretlerdir. Bunlara mutlak cevaz verenler olmuştur. Dediler ki: "Bunlar, canlının mevcud suretlerini hapsetmekten ve zeval bulmasını engellemekten ibaret gölgelerdir; timsal ve tasvirlere girmez." Fakat bunu mutlak söylemek doğru değildir. Bunlar tahrik etmiyorsa, zihni bozmuyorsa zararsızdır; bakması haram olmaz. Muasır ulemanın fetvaları budur. Fotoğraflara tazimin şirk ve asılmalarının haram olduğunu unutmayalım.
Müslümanlara tavsiyeye gelince; benim nefsim herkesten daha fazla tavsiyeye muhtaçtır. Fakat şöyle denilebilir: Ahlak, itikad ve salim fikri bozacak neşriyata bakmayın; okumayın. Bilgileri en sağlam kaynaklardan ve Ehli Sünnet velCemaatten senedle ilimleri alan zevattan öğrenin İnançlı Gençliğin Şuuru Dilara Yayınları Üstaz İsmail Çetin | 
09.04.2008, 00:13
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | Hademe
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.463
Teşekkür etti: 10.822
Teşekkür aldı: 4.717 konuda 23.425 kere
|
mesutizm´isimli üyeden Alıntı Dün gece İslam Fıkhında Deliller adlı konuyu okuyordum.
Sırasıyla Kur'an-ı Kerim, Sünnet, İcma, Kıyas, İstihsan, İstislah, Örf ve Âdet, İstishab, Sahabe sözü, İslam öncesi şeriatlar ve Sedd-i Zerai konularına değiniyordu..
Bunların içinden İslam öncesi şeriatler konusunda kafama takılan bir konu oldu.
Şu şekilde bir cümle geçiyor bu konuda: "Önceki dinlerin hükümleri hakkında Kur'an ve Sünnet'te red veya onay yönünde bir açıklama mevcut değilse, Hanefiler dahil bir grup İslam âlimi bu tür hükümlerin de müslümanlar hakkında da bağlayıcı delil olacağı görüşündedir."
Şimdi kafama takılan kısmı şurası...
Önceki şeriatler hakkında Kur'an'da belirtilen özellikleri doğrudur ve o şeriatlerin bozulmamış halindeki hükümlerini yansıtır. Lakin burada kastedilen Kur'an ve Sünnet'te red ve onay açısından bir açıklama bulunmayan konularda biz o şeriatlerin sahih halini değil şuan ki tahrif edilmiş şeklindeki ilahi kitaplarını baz alma durumunda kalmış olacağız. Çünkü o şeriatlerin sahih hallerini öğrendiğimiz kaynak Kur'an ve Sünnet'tir. Onlarda açıklama olmayan konularda o şeriatlerin şuan ki amel ettikleri kitaplarını baz alma durumunda oluruz.
Bu konu hakkında aydınlatıcı bir bilgi edinebilirmiyiz? Rasulu Muhterem aleyhisselama gelen şeriat, evvelki şeriatların hepsini neshetmiştir. onda neşve bulmamış hiçbir şeriata uymak ile mükellef değiliz. bu sözün delili hazreti ömer radıyallahu anh'ın bu konudaki tavrıdır ki, onun: 'ben incil ve tevratı yakarım! zira hak olan tarafı ile Kur'an'da varlar. Kur'an'da görmediğim hiçbir şeye itibar etmem' deyişidir. | 
09.04.2008, 00:18
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Hademe
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.463
Teşekkür etti: 10.822
Teşekkür aldı: 4.717 konuda 23.425 kere
| koylu´isimli üyeden Alıntı Esselamu aleykum
Kardesler benimde birsorum olacak sizlere biraz once bir mecliste ecnebi memleketinde domuz etinin doner kebap ve sair sekillerde hazirlanip ehli kuffara satilmasinin veya lokanta açip onlara hizmet ederek buyoldan para kazanmanin caiz olup olmadigi tartisildi caizmidir deyilmidir bilen varmi? ölçüler eserinde bu mevzuda bazı nakiller var, okuma imkanınız var sanırım bakınız, bendenizin topluca anladığım: domuz şarab v.s malum müslümana mülk olamaz, satışı da yasaktır. dar ul harb ile ilgili başka hükümler varsa araştırmadım, bilmiyorum. | 
09.04.2008, 00:26
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:47 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |