16 Şevval 1429
16 Ekim 2008, Perşembe
16 Şevval 1429
16 Ekim 2008, Perşembe
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 15 (4 Kayıtlı ve 11 Misafir) bulunmaktadır.

Online   BERİRE, HamS, Payitaht



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Fıkıh Köşesi- Her türlü sorularınız için..


 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239




Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 140 konuda 373 kere
kucult  büyük
molla´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bu soruya bakmak lazım.

başka bir mühim soru daha.

iki süt kardeş biribirinden habersiz evlense çoçukları olsa ve de sonradan süt kardeşler olduklarını öğrenseler fetva nasıldır.?

detaylı bakabilen varmı acaba.?
__________________
İbni Abidin

eski 17.04.2008, 12:00 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #301
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.731




Teşekkür etti: 5.393
Teşekkür aldı: 1.666 konuda 7.401 kere
kucult  büyük
Sual: Hanefi mezhebindeki bir kimse, evlenip çocukları olduktan sonra, hanımının kendisinin süt kardeşi olduğu meydana çıksa ne yapılması gerekir?

CEVAP
Bir erkeğin, hanımı ile süt kardeş oldukları, ama 1-2 kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi’ye göre nikahları bozulur. Bunu kurtarmak için diğer mezheplerde bir çare aranır. Mesela Şafii veya Hanbeli taklit edilir. Çünkü Şafii’de ve Hanbeli’de ayrı ayrı beş kere doya doya emmedikçe süt kardeşi olmaz.
(Artık olan olmuş, evlenmişler, çocukları olmuş, yuvayı yıkmak uygun olmaz) diyerek evliliğe devam edilemez. Böyle hallerde, yalnız o hususta başka bir mezhebi taklit edilerek yuvanın yıkılması önlenir. Hanefi’de iki yaşından küçük bir çocuk, bir kadını bir defa emse, o kadının bütün çocukları ile süt kardeş olur. Şafii’de ise ayrı ayrı 5 kere doya doya emmesi gerekir. 2-3 defa emerek süt kardeş olan böyle karı-koca, Şafii mezhebini taklit ederek evliliklerini devam ettirebilirler. Şafii’yi taklit etmeden evliliklerini devam ettirmeleri mümkün olmaz.

(Şafii’ye göre süt kardeş olmaz) diyerek, bir Hanefi, süt kardeşiyle evlenemez. Ancak, evlendikten sonra süt kardeş oldukları meydana çıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması için Şafii mezhebi taklit edilir. Böyle bir zaruret olmadan süt kardeşle evlenmek caiz olmaz, nikah bâtıl olur.

[Hanefi ve Maliki’de bir defa, bir yudum emmekle süt kardeş olur. Şafii’de ve Hanbeli’de ise ayrı ayrı 5 kere doya doya emmesi gerekir. Şafii’de, iki yaşından yukarı iken emen, süt kardeş olmaz. İmam-ı a’zama göre, 30 aydan, Maliki’ye göre 26 aydan sonra emen süt çocuğu olmaz. Hanbeli’de, bir kavilde her yaşta süt emen, süt kardeş olur.]
eski 17.04.2008, 17:34 Dagistan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #302
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
mutasyon
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
böyle durumlar çok mu?

eski 17.04.2008, 17:40  
Alıntı ile Cevapla   #303
isimli üye'ye teşekkür edenler
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.731




Teşekkür etti: 5.393
Teşekkür aldı: 1.666 konuda 7.401 kere
kucult  büyük
İmran´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
dağıstan kardeş özelden bilgi vermişti bu hususda ama umumun faydalanması için bu konunun ve taşıdığı öneme binaen forumda da bilgi sunulursa sevinirim..

Sual: Yayınlarınızdan bir kitapta, hürmet-i musahereyi okudum. Bunun mahiyeti nedir?

CEVAP
Hürmet-i musahere, herhangi bir kadına, unutarak ve yanılarak da olsa şehvetle dokunmakla hasıl olan durumdur.

Bir kadının herhangi bir yerine şehvetle dokunmak, unutarak ve yanılarak bile olsa, (Hürmet-i musahere)ye sebep olur. Yani o kadının neseb ile ve süt ile olan anası ve kızları ile, torunları ile o erkeğin evlenmesi, kızın da, oğlanın oğlu ve torunları ile ve babası ile evlenmesi ebedi haram olur.
Mesela, bir erkek, kayınvalidesinin elini öperken şehvetlense, hürmet-i musahere vaki olur. Hanımı kendisine ebedi haram olur. Bir gelin de kayınpederinin elini öperken veya başka şekilde dokununca şehvet hasıl olursa yine hürmet-i musahere hasıl olur. Yani bu kadına kocası ebedi haram olur. Bir baba ile kızı veya torunu yahut bir anne ile oğlu veya torunu arasında hürmet-i musahere olursa, karı-koca birbirine ebedi haram olur. (Bezzâziyye)

Şafii mezhebinde hürmet-i musahere yoktur. Evli hanefiler arasında hürmet-i musahere olursa, sadece nikah ve talakta Şafii mezhebine göre nikahlarını tazelemeleri gerekir.
Böyle bir ihtiyaç halinde başka bir mezhebi taklit caiz ve gerekir. (Hadika)
eski 17.04.2008, 17:40 Dagistan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #304
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
tÜrkÜ
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
kadınların namazda el baglayış şekline muhalif, erkeklerin bagladıkları gibi baglamaları üzerine bilgi sahibi olanlar beni aydınlatabilir mi?

ben mesela bu şekil baglamakla yalnış mı yapıyor oluyorum
eski 17.04.2008, 17:43  
Alıntı ile Cevapla   #305
isimli üye'ye teşekkür edenler
tÜrkÜ
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
Kadın-Erkek namaz kılma şekli/farklılıgına göre 2 görüş

tırnagın varsa kendi başını kendin kaşı geregince..



Kadının namazı ile erkeğin namazı, harici hükümler bakımından farklıdır. Bu hükümlerden bazıları: cemaat, ezan, ikame, setru’l avret ve saf bunlardan bazılarıdır.
Bu hükümler de iki namaz arasında bazı farklılıklar olduğu doğrudur. Fakat namazın şekli konusunda alimler arasında iki görüş bulunmaktadır:

Birinci görüş: Bu görüş dört mezhep imamlarının görüşüdür, o da: “kadının namazının erkeğin namazından farklı olması müstehaptır. “ görüşü.

Kur'an ve Sünnette kadınların tesettürüne özel bir önem atfettiği hepimizin malumudur. Namazda kadınların bazı hareketlerinin erkeklerden (kısmî olarak) farklılık göstermesinin temel sebebi de budur. Zira namaz dışında mütesettir (tesettürlü, örtülü) olması hassasiyetle istenen kadının, Rabbinin huzurunda bu noktaya daha fazla dikkat göstermesi tabiidir.
Bu sebeple İbn Hibbân, kadının evinin en gizli mekânında kıldığı namazın diğerlerine göre daha sevaplı olduğunu ifade eden hadisi [Ebû Dâvûd, "Salât", 53; İbn Huzeyme, III, 94-6] naklettiği babın başlığını aynen şöyle koymuştur: "Kadının Namazı Ne Kadar Gizli/Örtülü Olursa, Ecrinin de O Kadar Büyük Olacağının Beyanı." [ İbn Hibbân, el-İhsân, V, 595]
Ve yine bu sebeple İbn Abbâs (r.a)'a kadının namazının nasıl olması gerektiği sorulduğunda, "Derli toplu ve gizli" cevabını vermiştir.[ İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, I, 302]
Bilindiği gibi namazın rükünlerinde (namaz esnasında mutlaka yerine getirilmesi gereken hususlarda) kadın ile erkek arasında temelde herhangi bir farklılık yoktur. İftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû.. vd. hususların farziyeti erkek için de kadın için de geçerlidir. Farklılık sadece kısmî olarak şeklî bazı noktalarda öne çıkmaktadır.
İftitah tekbiri alırken ellerin nereye kadar kaldırılacağı, kıyamda ellerin bağlanış tarzı ve yeri, rükû ve secde ediş tarzı, teşehhütte oturuş biçimi… böyledir.
Kadınların namaz kılarken erkeklerden farklı olarak hangi noktalara riayet edecekleri, Efendimiz (s.a.v) tarafından tafsilatlı olarak açıklanmış değildir. Bu hususta, Sahabe'den ve sonraki nesillerden gelen uygulama ve fetvalar bulunmaktadır. Belli başlılarını zikredecek olursak:

İftitah tekbiri: Kadınların, namaza başlarken ellerini kulak hizasına kadar değil, sadece omuz veya göğüs hizasına kadar kaldıracağı konusunda Sahabe'den Vâil b. Hucr (r.a) kanalıyla nakledilmiş merfu (Efendimiz (s.a.v)'e dayanan) bir rivayet mevcut ise de [et-Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr, XXII, 19-20] senedindeki Ümm Yahya bt. Abdilcebbâr isimli kadın hakkında el-Heysemî herhangi bir bilgi bulamadığını söylemiştir. [Heysemî, Mecma'u'z-Zevâid, II, 272; IX, 624] Dolayısıyla bu rivayet zayıftır. Ancak Sahabe'den Ümmü'd-Derdâ (r.anha) ve Tabiun'dan da Atâ, ez-Zührî, Hammâd… gibi isimlerden bu rivayetin delaletini destekleyen uygulama ve fetvalar nakledilmiştir.[ Buhârî, Kurratu'l-Ayneyn, 22; İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 270; el-Aynî, Binâye, II, 197] Zayıf hadisin bu uygulama ve fetvalarla kuvvet bulacağını ve kadınların iftitah tekbirindeki uygulamasının naklî bir temeli bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kıyam: Kadınların, kıyamda dururken ellerini göğüslerinin üstünde bağlayacağı konusunda herhangi bir rivayet bulunmamaktadır. Kaynaklar kadınların erkeklerden farklı olarak ellerini göğüsleri üzerinde bağlayacağını belirtirken yalnızca bunun "tesettüre daha uygun" olacağını söylemekle yetinmektedirler.

Rükû: Bu konuda da Efendimiz (s.a.v)'den nakledilmiş sahih bir rivayet mevcut değildir. Kadınların rükûda kollarını yana açmaksızın –erkeklere göre daha toplu bir şekilde– rükû edeceğini belirten ulema, bunu da "tesettüre uygunluk" ilkesine dayandırmıştır.

Secde: Kadınların secdede nasıl hareket edeceği konusunda Efendimiz (s.a.v)'den nakledilmiş iki rivayet vardır. el-Beyhakî bunların her ikisinin de zayıf olduğunu söylemiştir.
Bu rivayetlerden birinde Efendimiz (s.a.v)'in, kadın namaz kılarken (oturuşta) uyluklarını birbiri üzerine koyması ve secde ettiği zaman karnını uyluğu üzerine koymasını söylediği nakledilmiştir. el-Beyhakî bu rivayeti, senedindeki Ebû Mutî' el-Hakem b. Abdillah el-Belhî sebebiyle taz'if etmiş (zayıf olduğunu söylemiş) tir.
Bu zat, İmam-ı Azam'ın Beş Eseri adıyla dilimize çevrilmiş olan risalelerden el-Fıkhu'l-Ebsat'ın ravisidir. Hadis tenkitçileri, onun hakkında oldukça ağır cerh ifadeleri kullanmıştır.ez-Zehebî onun hakkında şöyle der: "İbnu'l-Mübârek onu, dindarlığı ve ilmi mevkii sebebiyle ta'zim ve tebcil ederdi. (…) Re'y konusunda basiret sahibi, şanı büyük bir allame idi."
Cerh-ta'dil alimlerinin Ebû Mutî' el-Belhî hakkındaki ağır sözlerinde (ki birçoğunun onun hakkında "Cehmî idi", "Mürcii idi" gibi ifadeler kullandığı dikkat çekiyor) itikadî meşrep farklılığının etkisini görmemek mümkün değil… Değil mi ki İmam Ebû Hanîfe ve Hanefî mezhebinin diğer büyük imamları dahi benzeri bir saikle taz'if edilmiştir?

Sonuç olarak söz konusu rivayetin Ebû Mutî' el-Belhî hakkındaki yanlı cerh ifadeleri sebebiyle zayıf sayıldığını söylemek mümkün ise, hadisin bu konuda ihticaca elverişli olduğunu söylemek de mümkündür… el-Beyhakî'nin taz'if ettiği diğer rivayet ise, zayıfı olduğu konusunda Cerh-Ta'dil otoritelerinin ittifak ettiği Atâ b. Aclân isimli ravi kanalıyla gelmiştir. Bu ravinin durumu sebebiyle o rivayetin zikrinden sarf-ı nazar edeceğim…
Kadının secde ediş tarzı hakkında ayrıca aşağıdaki nakilleri görüyoruz:
Hz. Ali (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kadın secde ettiği zaman yere kapansın ve uyluklarını toplasın (vücuduna bitiştirsin)."
İmam Ebû Hanîfe'nin hocasının hocası İbrahim en-Neha'î de (Tabiun'dandır) aynı tarzda hüküm vermiş, "Kadın secde ettiği zaman uyluklarını toplasın ve karnını uylukları üzerine koysun" demiştir. Kendisinden bu konuda yapılan bir diğer nakil de şöyledir: "Kadın secde ettiği zaman karnını uyluklarına yapıştırsın; kalçasını yukarı kaldırmasın ve erkeğin kollarını açıp yayıldığı gibi yayılmasın." Yine Tabiun'dan Mücâhid'in de, erkeğin, secde ederken karnını kadınların yaptığı gibi uylukları üzerine koymasını mekruh gördüğü nakledilmiştir.
Bu konuda Tabiun'dan ve daha sonraki kuşakların imamlarından, bunlara benzer hayli kaviller nakledilmiş ise de bu kadarı maksadı ifadede yeterlidir.
Beyhakî şöyle der: "Kadının namaz ahkâmında erkekten ayrıldığı yerler, kadının tesettüre riayeti ilkesine racidir. Kadın, her durumda kendisi için tesettüre en uygun şeyi yapmakla memur ve mükelleftir…"

Kadın ile erkeğin namazının farklı olması gerekir diyenlerin delillerini zikrettikten sonra , Kadın ile erkeğin namazında fark yoktur diyenlerin bu delillere cevaplarını hemen altına yazacağız:

1- Beyhaki’nin çıkarttığı, Haris’den, O’da Ali’den rivayet ettiğine göre: “Eğer kadın secde ederse, baldırlarını birleştirsin” [Beyhaki / 222/2]

Karşı cevab : Bilindiği gibi Haris el-A’var‘ın hadisleri oldukça zayıftır. Zayıflığı hakkında bilgi almak isteyenler: [El-Kenz: rakam: 165 / 8 / 22400]


2- Yine Beyhaki’nin çıkarttığı bir hadisde: “Ebu Sa’id el-Hudri’den: Nebi (s.a.v) buyurdu ki: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı, en başta olanıdır. Kadınların saflarının en hayırlısı, son da olanıdır. Nebi (s.a.v) erkeklere secdedeyken kollarını ayırmayı, kadınlara ise birleştirmeyi emrederdi. Teşehhütte erkeklere sağ ayaklarını dikmeyi ve solu yaymalarını, kadınlara ise bağdaş emrederdi.” [Beyhaki / 222/2]

Karşı cevab : Bu hadis zayıftır. Beyhaki bunun hakkında; zayıftır, bu hadise ihtiyaç duyulmaz demiştir. Zayıf olmasının sebeplerinden bir tanesi hadisde Ata bin Ac’lan’ın bulunmasıdır. Ata hadislerde zayıftır, O’nun dışında bu hadiste başka zayıf ravilerde vardır. Zaten bağdaş kurmayı Nebi (s.a.v) kadınlardan hiç kimseye söylememiştir.


3- Beyhaki’nin çıkarttığı diğer bir hadiste: “Abdullah bin Ömer dedi ki: Rasulullah (s.a.v) buyuruyor ki: “Kadın namazda oturduğunda, bir baldırını diğer baldırının üzerine dayar, secde ettiğinde ise kendisini en iyi şekilde örtecek kadar karnı ile baldırını yapıştırır. Muhakkak ki Allah o kadına bakar ve derki: Ey melekler siz şahitsiniz ki ben O’nu bağışladım” [Beyhaki / 222/2]

Karşı cevab : Beyhaki’nin de zikrettiği gibi hadis zayıftır, ona ihtiyaç duyulmaz. Hadiste Ebu Muti’i bulunmaktadır, bilindiği gibi o kezzap (çok yalancı) dır. Alimlerin geneli onun hadislerine tabi olmazlar ve bu hadiste mevzu (uydurma) bir hadistir.


4- Beyhaki’nin çıkarttığı başka bir hadiste: “Yezd bin Ebi Habib den: Nebi (s.a.v) Namaz kılan iki kadının yanına yaklaştı ve onlara dedi ki: “eğer secde ettiğiniz de etinizin bir kısmını yere birleştirin, muhakkak ki kadın burada, erkekle aynı değildir.” [Beyhaki / 223/2]

Karşı cevab : Bu hadis kesik oluşu yüzünden zayıftır. Çünkü Salim bin Ğaylan vardır, ki onun hadisleri tıpkı Mizan ve Cevher’ul Naki de olduğu gibi terkedilmiştir.

5- Taberani’nin Vail bin Hucer’den çıkarttığı hadiste: “Nebi (s.a.v) buyurdu ki: “Ey Vail! Eğer namaz kılacak olursan, ellerini kulaklarının hizasına getir, kadınlar ise omuzlarının hizalarına getirirler.” [Silsiletu’d Daife: C11]

Karşı cevab : Bu hadiste zayıftır, çünkü hadiste: Ümmü Yahya bintu AbdulCebbar vardır. O kadın ise, Heysemi’nin [Mucmee: 103 / 2] de belirttiği meçhuledir.


6- Halid el-Leclac dedi ki: “Kadınlar namazda oturduklarında bağdaş kurmakla emrolunmuşlardır. Kadına bir şey olmasından korkulduğu için erkekler gibi kalçalarının üzerlerine oturmamaktadırlar.” [İbni Ebi Şeybe: 270/1]

Karşı cevab : Bu bir hadis değil, bilakis bir alimin sözüdür. O halde bizim için hüccet sayılmaz. Ki rivayetin içinde Muhammed bin İshak vardır. O da bu rivayeti bir anane olarak rivayet etmiştir, çünkü kadının bağdaş kuracağını kimse söylememiştir.


7- Nafi den gelen rivayette: “Safiye (r.a) bağdaş kurarak namaz kılıyordu.”

Karşı cevab : Bu rivayette de zayıflığı üzerinde muhaddisler tarafından ittifak edilmiş Muhammed bin Ac’lan bulunuyor, ayrıca kadının hasta olma ihtimali de bulunmakta.


8- Aynı raviden gelen bir rivayette: “İbn Ömer (r.a) in hanımları bağdaş kurarak namaz kılarlardı, ibn Ömer (r.a) onlara bu şekilde emrederdi” (Musnef: 27,229 /1 ve el-Muğni: 606/1)’

Karşı cevab : Musnef: 27,229 /1 ve el-Muğni: 606/1’de de belirtildiği gibi rivayetin isnadı zayıftır.

Bu görüşü savunanların illetleri; “bu şekilde bir namaz kadını setrediyor. Hicab ve tesettür görevi yapıyor”, bundan ötürü kadının bu şekilde namaz kılmasına “müstehaptır” demişlerdir.



İkinci görüş: Bu görüş ; Buhari, ibn Hazm ve Selefin bir çoğu da bu görüş üzerindedir. O da: “Kadın ile erkeğin namazlarında şeklen bir farklılık olmaması” şimdi onunla ilgili delilleri zikredeceğiz.

1- Nebi (s.a.v) emretti: “Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, sizde öylece kılın!” [Üzerinde ittifak edilmiş hadis] erkekler ve kadınlar için genel bir şekilde emretmiştir. Bu hadis kadınları ve erkekleri kapsamaktadır, tabi eğer kadın ile erkeğin namazlarında ayrımlar yapan hadisler varsa bu müstesnadır. Lakin Nebi (s.a.v) den erkeğin namazı ile kadının namazını ayıran sahih rivayetler gelmemiştir.

2- Muhakkak ki Nebi (s.a.v) ; ümmetini hareketlerde hayvanlara benzemekten nehyetmiştir. Hadisde geldiği gibi : ” Aslan’ın yayılışına, köpeklerin oturuşuna, kargaların gagalayışına, eşeklerin başlarını indirerek yürüyüşüne, develerin çöküşüne benzemekten ümmetini nehyetti.” [Camiu’t Tirmizi: 65/2 (Sahih) , Sunen en-Nesai: 207/2 (Sahih), Mişkatu’l Mesabih C1 (üzerinde ittifak edilmiş hadis), Sahihi İbn Huzeyme] ve bu nehy kadınlar ve erkekler için geneldir, bir erkeğin namazda hayvanlara benzemesi caiz değildir, aynı şekilde bir kadının namazda hayvanlara benzemesi caiz değildi çünkü mü’min bir kadın vakarlıdır, o halde namazının şeklide hayvanların hareketlerinden farklı olmalıdır.

3- Eğer kadının namazı ile erkeğin namazı farklı olsaydı, Nebi (s.a.v) ümmetine genel bir şekilde haber verirdi, tıpkı en ince meselelerde bizlere her şeyi detayıyla öğrettiği gibi. Çünkü namaz önemli bir ibadettir, günde 5 kere eda edilir, bu önemine rağmen namazların farklı bulunacağına dair sahih bir rivayet bulunmamaktadır. İşte bu kaide genel olup bir çok meselede bize yarar sağlamaktadır.

4- Sahihi Buhari’de sabittir ki: [Sahihi Buhari: 242 / 2] : “Fakihe (Fıkıh Alimesi) olan Ümmü Derda (r.a) namazında otururken erkeğin oturduğu gibi otururdu.” Aynı rivayeti İbni Ebi Şeybe çıkartmıştır. [İbni Ebi Şeybe: 270 /1 ] bilindiği gibi Ümmü Derda büyük sahabiyelerdendir. Buhari’de kadın ve erkeğin namazlarında bir fark olmadığını işaret etmiştir, aynı şekilde Fethu’l Bari de olduğu gibi.

5- İbrahim Nahi’i dedi ki:“Kadın namazda, erkeğin oturduğu gibi oturur.”[İbni Ebi Şeybe Sahih bir senetle çıkartmıştır:270/1]

6- Katada (r.h) dedi ki: “Kadın namazda kolayına geldiği gibi oturur

7- Ata (r.h) dedi ki: “Kadın dilediği gibi namaz kılar

İbn Hazm (r.h) diyor ki: Doğru olan rüku; rüku ettiğinde başını dikmemesi, ve belini meylettirmemesi, orta yolu tutmasıdır. Secde de ise belini köprü gibi kılması, ve kollarını da sonuna kadar açmasıdır. Kadın ve erkek tüm bunlarda aynıdır, aralarında bir farklılık bulunmaz.” [Muhalla: 37/3]
İbn Hazm’ın sözünden anlaşılana göre, Setru’l Avret sebebi ile kadının erkekten farklı bir şekilde namaz kılması doğru değildir.

Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, sizde öylece kılın” hadisi geneldir. Bu görüş aynı şekilde İbrahim el-Nahi’i nin de görüşüdür.” [Sıfatu’s Salat: Sayfa: 145]

Kadının secdede iken toplanmalıdır, muhakkak ki kadın orada erkek ile aynı değildir” hadisi mürsel hadistir. Hiçbir şekilde delil olarak kabul edilemez. Ayrıca Ebu Davud Mürsel Hadisler kitabında bu hadisi zikretmiştir. [El-Merasiyl: 87 / 117]
eski 18.04.2008, 11:05  
Alıntı ile Cevapla   #306
isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239




Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 140 konuda 373 kere
kucult  büyük
Ausrufezeichen

Dagistan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sual: Hanefi mezhebindeki bir kimse, evlenip çocukları olduktan sonra, hanımının kendisinin süt kardeşi olduğu meydana çıksa ne yapılması gerekir?

CEVAP
Bir erkeğin, hanımı ile süt kardeş oldukları, ama 1-2 kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi’ye göre nikahları bozulur. Bunu kurtarmak için diğer mezheplerde bir çare aranır. Mesela Şafii veya Hanbeli taklit edilir. Çünkü Şafii’de ve Hanbeli’de ayrı ayrı beş kere doya doya emmedikçe süt kardeşi olmaz.
(Artık olan olmuş, evlenmişler, çocukları olmuş, yuvayı yıkmak uygun olmaz) diyerek evliliğe devam edilemez. Böyle hallerde, yalnız o hususta başka bir mezhebi taklit edilerek yuvanın yıkılması önlenir. Hanefi’de iki yaşından küçük bir çocuk, bir kadını bir defa emse, o kadının bütün çocukları ile süt kardeş olur. Şafii’de ise ayrı ayrı 5 kere doya doya emmesi gerekir. 2-3 defa emerek süt kardeş olan böyle karı-koca, Şafii mezhebini taklit ederek evliliklerini devam ettirebilirler. Şafii’yi taklit etmeden evliliklerini devam ettirmeleri mümkün olmaz.

(Şafii’ye göre süt kardeş olmaz) diyerek, bir Hanefi, süt kardeşiyle evlenemez. Ancak, evlendikten sonra süt kardeş oldukları meydana çıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması için Şafii mezhebi taklit edilir. Böyle bir zaruret olmadan süt kardeşle evlenmek caiz olmaz, nikah bâtıl olur.

[Hanefi ve Maliki’de bir defa, bir yudum emmekle süt kardeş olur. Şafii’de ve Hanbeli’de ise ayrı ayrı 5 kere doya doya emmesi gerekir. Şafii’de, iki yaşından yukarı iken emen, süt kardeş olmaz. İmam-ı a’zama göre, 30 aydan, Maliki’ye göre 26 aydan sonra emen süt çocuğu olmaz. Hanbeli’de, bir kavilde her yaşta süt emen, süt kardeş olur.]

Allah razı olsun kardeşim.bunu kendi sitemde yayınlayacağım inşallah musade var ise birde nerden alındı acaba bu.?kaynak belirtmek lazım
__________________
İbni Abidin


Konu molla tarafından (19.04.2008 Saat 08:47 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 08:43 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #307
molla isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Şeref Üyesi
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239




Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 140 konuda 373 kere
kucult  büyük
mutasyon kardeşime.

evet malesef çok.geçen sene bana biri geldi işyerime.hatda bu kişiler gazteye bile çıkmışlar.bildikleri halde süt kardeş olduklarını ( ama fıkhı hükmünü bilmeden) evlendirmişler.çoçuklarda sakat doğmuş.adam vefat etmiş.kadında ne kadar para altın vesaire varsa alıp kaçmış.çoçularda hastalığa yakalanmış.dede bakıyordu çoçuklara yardım topluyor idi.
__________________
İbni Abidin

eski 19.04.2008, 08:46 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #308
molla isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.731




Teşekkür etti: 5.393
Teşekkür aldı: 1.666 konuda 7.401 kere
kucult  büyük
molla´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun kardeşim.bunu kendi sitemde yayınlayacağım inşallah musade var ise birde nerden alındı acaba bu.?kaynak belirtmek lazım
Yayınlayabilirsiniz Efendim. Kaynak dinimizislam'dır. Site sahibleri aslına sadık kalınmak kaydıyla her yerde yayımlanabileceğine müsaade etmişlerdir.
eski 19.04.2008, 10:51 Dagistan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #309
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
GüzellikGöreninGözündedir
 
Ummu Seleme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 3.624




Teşekkür etti: 8.168
Teşekkür aldı: 2.542 konuda 7.565 kere
kucult  büyük
İnsanların 'affettim' demesi doğrumudur?

“İnsanlar arasında sıkça ‘Affettim’ kelimesi çok kullanılıyor. Affetmek Allah’a (c.c) mahsus değil mi? Bizler bunun yerine ‘Hakkımı helâl ederim’ dememiz gerekmez mi? Affetme yetkisine sahip miyiz?”



Affetmek Allah’ın hem sıfatı, hem de bizlere emri. Zaten İslâmiyet, Allah’ın isim ve sıfatlarından doğan güzel ahlâkı yaşamamızı ön görüyor. Dînimizin her emri ve her yasağı, Allah’ın bir veya birden fazla ismine dayanıyor. ,,


Allah Afüv’dür. Affeder, affetmeyi sever ve kullarına affetmeyi emreder. Yani “af” gibi bir güzel ahlâkı kullarında da görmek ister. Nitekim Kur’ân, bir âyetinde, “Affetsin. Aldırış etmesin. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?”1; bir diğer âyetinde de, “Onlar (Allah’tan hakkıyla korkanlar), bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever”2 buyurarak affı önemli bir ahlâkî kural olarak emrediyor.

İster “Affettim” diyelim, ister “Hakkımı helâl ettim” diyelim; bu aftır. Yani bu ifade, bizim, o kişi ve o mesele ile ilgili olarak mahşere dönük hakkımızdan vazgeçtiğimizi, artık o meseleden dolayı o kişinin yakasına yapışmayacağımızı bildirir. Bizim affımızdan sonra dilerse Cenâb-ı Allah da o kişiyi affeder. Fakat bizimle ilgili bir haktan dolayı, biz onu affetmeden Cenâb-ı Hak affetmiyor. Nihayet, bizim hakkımızı mahşerde ondan alıp bize teslim ediyor. Onu affettiğimiz takdirde de bize sevap lütfediyor.


Dipnotlar:
1- Nur Sûresi: 22
2- Âl-i İmran Sûresi: 134
__________________
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada Mecnun Değilsen,Ne Leyla`yı Çağır,Ne Çölü İncit..


Asla üç sey olma. Ümitsiz olma.Sükürsüz olma. Sabirsiz olma.
eski 20.04.2008, 09:24 Ummu Seleme isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #310
Ummu Seleme isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:17 .