Bayrak
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 56 (6 Kayıtlı ve 50 Misafir) bulunmaktadır.

Online  aşkınsonhecesi, DuaLar, gul555, HAvF & ReCa, siyahsancaktar, txtxfrm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Fıkıh Köşesi- Her türlü sorularınız için..


Cevapla
 
Seçenekler
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 1.394


2 Albümü var
Yarışma Puanı: 990
Teşekkür etti: 4.187
Teşekkür aldı: 1.315 konuda 4.551 kere
kadınların kaş aldırmalarıyla ilgili kesin bir hüküm var mı?
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 20.04.2008, 15:02 Almula isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #321
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.329


 
Yarışma Puanı: 900
Teşekkür etti: 4.488
Teşekkür aldı: 1.277 konuda 5.646 kere
Blog-Yazıları: 1
Almula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kadınların kaş aldırmalarıyla ilgili kesin bir hüküm var mı?
Kadınların, kaşlarını almaları, inceltmeleri caiz değildir. Alın, yanak, çene ve bıyık bölgesindeki kılları almaları ve iki kaş arasındaki fazla kılları almaları ise, caizdir. Bacaklarındaki ve vücudunun diğer bölgelerindeki kılları ihtiyaçsız, ağda, epilasyon veya başka bir yol ile almaları, tenzihen mekruhtur.
eski 20.04.2008, 15:05 Dagistan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #322
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
adıdeğmez....
 
hafsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16.08.2007
Mesajlar: 1.667


 
 
Teşekkür etti: 10.930
Teşekkür aldı: 1.564 konuda 5.557 kere
Kaş ve tüy yolma, dövme yaptırma, dişleri seyreltip inceltme


... şeytan dedi ki: '... onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler.” (Nisâ, 4/118-119)

Abdullah b. Mes’ud’dan (radiyallâhu anh) rivayet olunan ve yazımızın başlığında geçen üç meseleyi de içine alan hadis-i şerif şeyledir:

Leane’l-lâhü’l-vâşimâti ve’l-müstevşimâti, ve’n-nâmisaati ve’l-mütenemmisaati, ve’l-mütefellicâti li’l-hüsni’l-mğayyirâti halka’l-lâhi.


Meali: Güzelleşmek (estetik) için dövme yapan ve yaptıran kadınlara, kaşlarından (yüzünden tüy) yolan ve yolduranlara, dişlerini seyreltip inceltenlere, böylece Allah’ın yarattığı şekli değiştirenlere Allah lânet etmiştir. (1)

Rasûlullah Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu sözü, Benî Esed kabilesinden Ümmü Yâkup (asıl ismini tesbit edemedik) lakaplı bir kadının kulağına gelmiş. Ümmü Yâkup (radiyallâhu anhâ) Kur’an-ı Kerimi okumayı biliyordu. Hemen hadisi rivayet eden Hazret-i Abdullah’a (radiyallâhu anh) gelerek şöyle dedi:

- Ne o senden kulağıma gelen söz! Sen, güzellik için Allah’ın hılkatini değiştirip dövme yapanlara-yaptıranlara, kaşından-yüzünden kıl yolan-yolduranlara, dişlerini törpületenlere lânet etmişsin.
Hazret-i Abdullah da,
- Rasûlüllah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) lânet ettiklerine ben neden lânet etmiyecekmişim! Hem bu Allah’ın Kitabı’nda vardır, cevabını verdi.
Kadın,
- Yemin olsun, ben Mushaf’ın iki kapağı arasındakileri (Kur’an’ın tamamını) okudum; ama bunu bulamadım, (böyle bir şeye rastlamadım) dedi.
Hazret-i Abdullah’a (radiyallâhu anh),
- Hakikaten onu okudunsa, mutlaka bulmuşsundur. Allah azze ve celle, “Rasûl size ne getirdiyse-verdiyse onu alın, sizi neden nehyetti-yasakladı ise ondan da hemen sakının-vazgeçin”(2) buyurmuştur, karşılığını verdi.
Kadın,
- Gerçekten şimdi ben, senin hanımının üzerinde bundan bir şey görüyorum, dedi.
Hazret-i Abdullah’a (radiyallâhu anh),
- Git de bak, cevabını verdi. Bu konuşmanın hemen ardından kadın, Hazret-i Abdullah’a (radiyallâhu anh)’ın hanımının yanına girdi; fakat, (ileri sürdüğü hususlardan-vasıflardan) bir şey göremedi. Ve (tekrar) Hazret-i Abdullah’a (radiyallâhu anh)’ın yanına gelerek,

- Bir şey görmedim, dedi.
Hazret-i Abdullah’a (radiyallâhu anh),
- Bana bak, bu olsaydı biz onunla bir arada olamazdık, karşılığını verdi. (3)

Dilerseniz şimdi de hadis-i şerifte geçen tabirlerin tahliline gelelim.

“Vâşimât”, vâşime’nin cem’idir (çoğulu). Vâşime, elinin üstüne, bileğine veya dudağına veşim yaptıran kadındır. Türkçemizde buna dövme diyoruz. Basit manada, iğne ve benzeri aletle cilt delinerek altına sürme ya da benzeri bir şey doldurulur. Böylece vücuttaki o bölge, kalıcı bir renk alır. Toplum içinde gördüğümüz, basında-medyada sıkça karşılaştığımız üzere bazıları kollarına, omuzlarına, sırtlarına, vücutlarının muhtelif yerlerine değişik şekiller, farklı hayvan resimleri bile nakşettirmektedirler. Halbuki dinimizce dövme, kadına da erkeğe de, yapana da yaptırana da haramdır.

“Nâmisaat”, yüzden kıl yolan kadınlar demektir. “Mütenemmisaat” ise, yüzünün kılını yolduran kadınlar manasınadır. Âlimlerin açıklamalarına göre, kadınların yüzünde sakal ve bıyık biterse onları yolmak haram değil, bilakis müstehaptır. Fakat kaş, kirpik ve yüzün etrafından kıl yolmak ise haramdır.

“Tefellüc”, güzelleşmek maksadıyla ön dişleri törpüleyerek aralarını açmak anlamınadır. Bu maksatla dişlerini törpületenlerle bu işi yapanlar (törpüleyenler), ortak haram işlemiş olurlar. Ancak bu ameliye, dişi tedavi yahut bir kusuru giderme maksadıyla yapılırsa günahı yoktur.

Ümmü Yâkup namındaki kadının, hilkat (yaratılıştaki şekli) değiştirenlere Kur’an-ı Kerim’de lânet edildiğini görmedim demesi, Kur’an’da bunlara, doğrudan doğruya lânet bulunmadığındandır. Fakat Allah Teala Rasûlu’nun getirdiği her şeyi almak, yasakladığı her şeyi de bırakmak gerektiğini net bir şekilde açıklamıştır. Hadis-i şerifte söz konusu edilen fiilleri de Rasûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) yasaklamış, yapanlara-yaptıranlara lânet okumuştur. Onun emir ve yasaklarına uymak Allah’ın emri olduğuna göre, Onun lânetledikleri de Allah nazarında mel’ûn olur. İşte bu durumu tesbit, talim ve telkin için Abdullah b. Mes’ûd (radiyallâhu anh), kadına âyetle cevap vermiştir.

Ayrıca Allah’ın yarattığı şekli değiştirenler zaten zalimlerdir. Zalimlere ise Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de açıkça lânet etmiş ve “Bilin ki, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerinedir!” (4) “Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular” (5) buyurmuştur. Kadın Hazret-i Abdullah (radiyâllahu anh)’tan bu susturucu cevabı alınca, bu sefer onun hanımının (Zeynep binti Abdullah’ın radiyallâhu anhâ) da bu işleri yaptığını zannederek, ‘Senin hanımın da halen bu işleri yapıyor’ demişse de, Hazret-i Abdullah hanımının öyle bir şey yapmadığından emin olduğu için kadına, ‘Git bak’ demiş, neticede kadının zannettiği şeylerden hiç birinin yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Hazret-i Abdullah (radiyâllahu anh)’ın, 'Bu olsaydı biz onunla bir arada olmazdık' sözünün manası, ‘Böyle bir şey olsa, bir an bile kapısında tutmayıp boşayacağını’ anlatmaktır.
***

Hasılı; güzelleşmek için fıtratı bozacak şekilde yapılan bu fiiller, dinimizce yasaklanmıştır. Bir başka ifadeyle; bunların haram olması, sırf güzelleşmek için yapılmış olmalarındandır. Esas itibariyle bir sağlık probleminden kurtulmak gibi bir şey söz konusu değildir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Allah o şeytana lânet etti. Ve o da, ‘Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de, hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler’ dedi. Kim Allah''ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan onlara va’d eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara va’di, aldatmadan başka bir şey değildir.”(6) Bu ayetlerden de anlıyoruz ki; tedavi maksatlı bir ihtiyaç yokken böyle bir şeyi yapmak, hem şeytanın maskarası olmaktır, hem de Allah’ın beğenerek yarattığı biçimi (fıtratı-hılkati) bozmaktır. Ayrıca İslâm’ın şiddetle yasakladığı isyan ve israf manasını da taşır. Malumdur ki bunların hepsi de haram olan şeylerdir.
***

İmam Nevevi (rahimehullah) demiştir ki; sakalı, bıyığı, alt dudakaltı tüyleri biten kadınların, bu tüyleri yolması lânetten müstesnadır, o çerçeveye girmez, hatta onun bunları yolması müstehaptır. (7) İbn Hacer (rahimehullah) ise, bunun kocasının iznine bağlı olduğunu ilave eder. Kaşı dışında tüy yolma-kazıma, tırnak törpüleme, kızıllama (ruj gibi) şeyler kocanın izni ile olursa caizdir; çünkü bunlar zinettirler. Kocasına karşı süslenmek anlamınadır. Taberi (rahimehullah) şöyle bir rivayet nakleder: Güzelleşmeyi (makyajı) seven genç bir kadın Hazret-i Aişe validemize (radiyallâhu anhâ) geldi ve, ‘kadın kocası için alnındaki tüyleri yolabilir mi?’ diye sordu. O da, ‘Seni rahatsız eden şeyleri giderebildiğin kadar gider’ dedi.(8) Çünkü yapılan bu işlem, Allah’ın normal olarak yarattığı ve görmek istediği fıtratı, yaratılış biçimini değiştirmek değildir. Çeşitli rahatsızlıklardan dolayı bozulan kadınlık fıtratını düzeltmek manasını taşımaktadır. Kadın böylece, eğer istiyorsa kocasının süslenme arzusunu da yerine getirmiş olur. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere bu da müstehaptır. Ayaklardaki anormal kılları yolmak için de aynı şey söylenebilir. Ancak bütün bunları kadın, başkalarına güzel görünmek maksadıyla değil, sadece kocası için yapacak; aksi takdirde haram olur.
***

Son olarak şunu da belirtelim ki, fıtrata uygunluk için yapılan tüm ameliyatlar-tedaviler elbette ki caizdir, hatta islâm’ın emridir. Nitekim bir muharebede, sahabeden, burnu kesilen Afrece’ye (radiyallâhu anh), Rasûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), altından bir burun taktırmasını söylemiştir.(9) Nakşibendi yolu Müceddidin kolu silsilesinin 33. halkasını teşkil eden Süleyman Hilmi Tunahan (kuddise sirruh)da, “Sıhhate itina, akdem-i feraizdendir” yani kişinin sağlığına dikkat etmesi, farzların en önde gelenlerindendir, buyurmuşlardır.


DİPNOTLAR
(1) Buhari, Sahih, Tefsir 4, Libas 82, 83, 84, 85-87; İbn Mace, Sünen, Nikâh 52; Dârimi, Sünen, İsti’zân 19; Ebû Davud, Sünen, Teraccul 5; Nesâi, Zinet 24-26; Müsned, 1, 415-434; Tirmizi, Sünen, Edeb 33;
(2) Haşr suresi, 59/7
(3) Müslim, Sahih, Libas 33, Hadis No: 120, Sahîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, Ahmed Davudoğlu, Sönmez Neşriyat, İstanbul, 1978, 9, 510-511.
(4) Hud, 11/18.
(5) Hud, 11/60.
(6) Nisa, 4/118-120.
(7) Münavi, Feyzu’l-Kadir, 5, 373.
(8) İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 10, 378.
(9) Tirmizi, Sünen, Libâs 31; Nesî, Sünen, Zinet 41.


alıntı
eski 20.04.2008, 15:33 hafsa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #323
hafsa isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
GüzellikGöreninGözündedir
 
Ummu Seleme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.983


2 Albümü var
Yarışma Puanı: 1330
Teşekkür etti: 6.145
Teşekkür aldı: 1.875 konuda 5.300 kere
Blog-Yazıları: 4
Ummu Seleme - AİM üzeri Mesaj gönder
“Levh-i Mahfûz hakkında bilgi verir misiniz?”

Cenâb-ı Allah, kâinatın bir çekirdeği olarak, önce, kendi nûrundan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın nûrunu yarattı. Bu nûr, Allah’ın takdiri ile dilediği gibi geziyordu.1


O zaman ne levh-i mahfuz, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne insan ve ne de cin; hiçbir şey yoktu!2


Sonra suyu yarattı. Sonra arş-ı âlâ’yı yarattı. Arş-ı Âlâ, su üzerinde idi.3 Sonra, Arş içinde Kürsî’yi yarattı.


Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Ebû Zerr-i Gıfârî’ye (ra) şöyle buyurmuştur:


“Yâ Ebâ Zer! Yedi kat gök ile yedi kat yerin Kürsî yanında büyüklükleri, ancak bir çölün ortasına atılmış bir kapı veya bir yüzük halkası gibidir. Arş-ı Âlâ’nın da Kürsî’ye göre büyüklüğü, o çölün o halkaya nazaran büyüklüğü derecesindedir.”4


Arş-ı Âlâ’nın su üzerinde bulunuşu ne demektir? Demek, gerek içmek, gerekse arınmak sûretiyle hayat damarlarımızın bu derece su ile bağlı bulunuşu boşuna değil. Su, içindeki rahmeti okuyup takdir edebilirsek, bizi Rahman ve Rahîm isimlerinin arşına ve Arş-ı Âlâ nezdindeki yüksek makama çıkarabilecek bir kudrete ve hasiyete sahip.


Arş-ı Âlâ, Üstad Saîd Nursî Hazretlerine göre, Zâhir, Bâtın, Evvel ve Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır. Bâtın ismi îtibariyle bakıldığında Arş melekût, kâinât da mülk olur. Yani, Bâtın ismi varlıkların daha çok melekûtünü ve iç yüzünü kuşatmış olduğundan, kâinâtın ve olayların mukadderâtını elinde tutan Arş-ı A’lâ ekseriyetle Bâtın isminin tasarruf alanı hükmündedir. Bu isme göre kâinât mülktür, yani dış yüzeydir, yani hükümlerin, emirlerin ve kânunların uygulandığı mahaldir.5
Levh-i Mahfûz ise, Hafîz, Alîm, Kadîr, Mürîd, Mukaddir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın ve Allah’ın kendi ilminde var olan sair isimlerinin emir ve talimatlarının kaleme alındığı, kâinâttaki her nesnenin mukadderâtının plânlanıp yazıldığı muazzam kürsüye ait büyük kader defteridir.



Kâinât ve zerrelerden kürelere kâinâtta var olan tüm varlıklarla ilgili emir ve hükümlerin, mukadderât ve plânların, proje ve tâlimatların yazıldığı, dikte edildiği, korunduğu, muhafaza edildiği ve zamanı gelince icrâya dökülmek üzere saklandığı alan levh-i mahfûzdur.


Cenâb-ı Hak buyurur ki: “Ölüleri diriltecek olan ve onların iyi ve kötü işleriyle arkalarında bıraktıkları eserleri zâyi etmeyip kaydeden Biz’iz! Biz her şeyi İmam-ı Mübîn’de (Levh-i Mahfûzda) tek tek yazdık.”6
Kur’ân levh-i mahfuzda yazılmış, korunmuş ve yer yüzüne levh-i mahfuzdan indirilmiştir.7


Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:


“Hz. Âdem ile Musa aleyhimesselam Rab’leri katında birbirlerine karşı delil getirerek mücâdele ettiler. Neticede Âdem, Mûsâ’yı delil ile susturdu.


Hz. Musa, Hz. Âdem’e (as) dedi ki:

“Ey Âdem! Sen bizim babamızsın! İşlediğin günahla insanları Cennetten çıkardın ve onları bedbahtlığa attın, mahrûmiyete ve zarara düşürdün!”


Hz. Âdem de Hz. Musa’ya:

“Sen, Allah’ın peygamberlik vermek suretiyle seçtiği ve hususî kelâmına mazhar kıldığı Mûsâ’sın! Benim yaratılmamdan kaç yıl önce Allah’ın Tevrât’ı yazdığını buldun?”


Hazret-i Mûsâ (as):
“Kırk yıl önce!” dedi.
Hazret-i Âdem (as) :
“Peki Tevrat’ın içinde, ‘Ve Âdem Rabb’ine âsî oldu da şaşıp kaldı!’ (Bu âyet Kur’ân’da da vardır: Tâhâ Sûresi: 121) âyetini buldun mu?” diye sordu.
Hazret-i Mûsâ (as):

“Evet, buldum!” dedi.

Hazret-i Âdem (as):

“Öyle ise, Allah’ın, işleyeceğimi beni yaratmasından kırk yıl önce üzerime yazmış olduğu bir işi işlememden dolayı beni azarlayıp, ayıplamaya mı kalkıyorsun?” dedi.


Resulullah (asm) devamla dedi ki:

“Hz. Âdem böylece Mûsâ’yı delil ile iknâ etti ve susturdu.”8
Rebîa İbnu Gülsüm (ra) bildirir ki: Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurdu: “Nutfe rahimde istikrar bulduktan sonra görevli melek onu avucuna alarak: ‘Ey Rabbim! Kız mı, oğlan mı?’ diye sorar...”


Meleğe: “Ümmü’l-Kitab’a (Levh-i Mahfuz) git, zîra sen onda bu nutfenin (hayat) kıssasını bulacaksın” denilir.


O da gider ve aradıklarını bulur. Ve çocuğun erkek mi kız mı, şakî mi said mi, rızkı az mı, çok mu, helâl mi, haram mı, eceli uzun mu, kısa mı, tam mı, eksik mi, yaratılışı tam mı, düşük mü, iyi ahlâklı mı, kötü ahlâklı mı, mekânı nerede, sakat mı, sağlıklı mı olduğunu yazar.”9
Ebu Bekr İbnu’l-Arabî bu hadisten şu inceliği çıkarmıştır:

“Bunları meleğin yazmasındaki hikmet, bunların Allah’ın irâdesine göre değiştirilmeye kabiliyetli olmasıdır. Eğer bunları Allah yazmış olsaydı değişmezdi.”


Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin de ifâde ettiği gibi, bizim duâmız ve yönelişimiz çerçevesinde Cenab-ı Hak dilediği gibi bu yazıyı değiştirebilmekte, musîbeti def edebilmekte, bizim mutluluğumuz lehine çevirebilmektedir.10



Şu halde, hâfıza kuvvetimizin işâret ettiği levh-i mahfuz11, tüm varlıkların tüm hareketlerinin asıllarının ve hakîkatlerinin yer aldığı büyük kader defteri hükmündedir ki, kâinâtta akıp giden olayların hepsi bu hükümlerin ve yazıların uygulama alanına dökülüşü demektir.


12 Üstad Bedîüzzaman’ın diğer bir ifâdesiyle, âlemde her mevcut, Levh-i Mahfuzda yazılmış yazının cisimleşmiş bir lafız olarak görüntüsünden ibârettir.13


Dipnotlar:
(1) Bedîüzzaman, Mesnevî-i Nuriye,Yeni Asya Neş. S.99;
(2) Kastalanî, Mevahibü’l-Ledünniye, C.1 S.7;
(3) Hûd Sûresi: 7;
(4) Tecrid-i Sarih Tercemesi, 9/7;
(5) Mesnevî-i Nûriye, s. 91;
(6) Yâsîn Sûresi: 12;
(7) Bürûc Sûresi: 22;
(8) Buhârî, Kader 11, Enbiya 31, Tefsir, Taha 1, 3, Tevhid 37; Müslim, Kader 13, (2652); Muvatta, Kader 1, (2, 898); Ebu Davud, Sünnet 17, (4701); Tirmizî, Kader 2, (2135);
(9) İ. Cânân, K. Sitte: 14/12;
(10) Mesnevî-i Nûriye, s. 175;
(11) Sözler, s. 149, 433;
(12) Sözler, s. 505; Mektûbât, s. 40, 41;
(13) Şuâlar, s. 150.
__________________
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada Mecnun Değilsen,Ne Leyla`yı Çağır,Ne Çölü İncit..


جزاك الله خيرا

Konu Ummu Seleme tarafından (20.04.2008 Saat 21:37 ) değiştirilmiştir..
eski 20.04.2008, 21:33 Ummu Seleme isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #324
Ummu Seleme isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 1.394


2 Albümü var
Yarışma Puanı: 990
Teşekkür etti: 4.187
Teşekkür aldı: 1.315 konuda 4.551 kere
neden 2 kadının şahitliğine karşı bir erkeğin şahitliği yeterli oluyor? (yorumsuz sorayım yoksa uzatacağım konuyu...)
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 20.04.2008, 23:01 Almula isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #325
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Mukallid
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.329


 
Yarışma Puanı: 900
Teşekkür etti: 4.488
Teşekkür aldı: 1.277 konuda 5.646 kere
Blog-Yazıları: 1
Almula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
neden 2 kadının şahitliğine karşı bir erkeğin şahitliği yeterli oluyor? (yorumsuz sorayım yoksa uzatacağım konuyu...)

Öyle emredildiği için

Bir büyüğüme böyle nedenli bir soru sormuştum, cevapta benim verdiğim gibi olmuştu...

Neden? Çünkü Allahu Teala öyle emretti.
eski 20.04.2008, 23:03 Dagistan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #326
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.479


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.458
Teşekkür aldı: 9.917 konuda 32.457 kere
Almula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
neden 2 kadının şahitliğine karşı bir erkeğin şahitliği yeterli oluyor? (yorumsuz sorayım yoksa uzatacağım konuyu...)
Kadınlar duygusallıkta aşırı oldukları ve de bu hisleriyle adaletten meyledebilecekleri için

Mesela hüküm verilecek kişi oğlu ya da kızı yaşındaki bir çocuksa vs. vs...bu konuda örnekler arttırılabilir kadın rikkate gelir ve hissi kararlar alabilir

Ayrıca şunu da bilmek lazım; kadınları ilgilendiren mahrem konularda bilgili ve tecrübeli olan kadınların tek şahitlikleri geçerlidir
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 20.04.2008, 23:27 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #327
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 1.394


2 Albümü var
Yarışma Puanı: 990
Teşekkür etti: 4.187
Teşekkür aldı: 1.315 konuda 4.551 kere
bayanların kendi aralarında baktıkları kahve falının hükmü nedir? (sırf sohpet ve eğlence amaçlı )
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 24.04.2008, 12:49 Almula isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #328
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.479


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.458
Teşekkür aldı: 9.917 konuda 32.457 kere
Haramdır ablam, gaybden haber vermektir velev eğlence, iyi niyet vs.vs amaçlı olsun..

"Kullu muneccimun kezzab velev sadaqu" "Bütüm gaybtan haber verenler yalancıdır, isabet etseler bile" buyurmuş Efendimiz aleyhisselam..

"Falcıya, müneccime gidenin, 40 gün namazı kabul olmaz" şeklinde de bir hadis vardı..Kaynağıyla bilen varsa yazsın inşaAllah..
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 24.04.2008, 13:05 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #329
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 13.479


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 22.458
Teşekkür aldı: 9.917 konuda 32.457 kere
İşte böyle böyle bu dini, eskitmek istiyorlar tabiri caizse Din eskir mi? Eskimez haşa, eskiyen yüreklerdir..

Diyorlar; "Aman bir şey olmaz, aslında inanmıyoruz, ama işte vakit geçsin, karşıya umut aşılayalım" vs.vs

Ama siz hiç gördünüz mü kahve falına bakan birini dinleyeni?

Yüzündeki o beklentiyi, o açlığı..

SunhabnAllah!

Rabbim cümlemiiz muhafaza eylesin..
__________________

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.."


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 24.04.2008, 13:10 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #330
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:07 .