Bayrak
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 91 (11 Kayıtlı ve 80 Misafir) bulunmaktadır.

Online  --sena--, hafsa, haqperest, HAvF & ReCa, kebirulcady06, muhakematçı, nurulhak, yaralıyurek mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Fıkıh » Fıkıh Köşesi- Her türlü sorularınız için..


Cevapla
 
Seçenekler
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.229


1 Albümü var
 
Teşekkür etti: 10.873
Teşekkür aldı: 4.485 konuda 21.327 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
devr-i alem´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
S.A Bildiğiniz gibi teravih den sonra salat-ı vitri cemaatle eda ediyoruz...bazı hanımlar hemen akabinde namaza duruyolar..nafile veya kaza niyetine..olur mu?
vitr namazı gecenin son namazı esasında... bu hususta bilgi vereceklerden biz de merakla istifade edeceğiz inşaAllah.
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 28.09.2007, 10:02 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #41
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür edenler
.........
 
iklimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.176


 
Yarışma Puanı: 800
Teşekkür etti: 3.562
Teşekkür aldı: 1.580 konuda 5.095 kere
Mehmet Nuri Yılmaz (1943 - .... ) document.title="Mehmet Nuri Yılmaz (1943 - .... ) - Kim Kimdir? - FORSNET";
3 Ocak 1992 ve 19 Mart 2003 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığı yapan Mehmet Nuri Yılmaz, 1943 yılında Erzurum’da doğdu. Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberledi ve devrin büyük alimlerinden Erzurum eski Müftüsü merhum Sakıp Danışman’dan dini ilimler tahsil etti. Sarf, Nahv (Arapça Gramer), Maan, Bedi (Arap Edebiyatı), Mantık, Fıkıh, Fıkıh Usulü, Tefsir, Tefsir Usulü, Hadis, Hadis usulü, Feraiz, Kelam ve Farsça okuyarak icazetname aldı. İlk, orta ve lise tahsilini Erzurum’da bitirdi. Ardından da Yüksek öğrenimini Erzurum İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Tefsir sahasında master yaptı.

Kadının sesi hakkındaki sorumun nedeni Eski Diyanet Başkanı Mehmet Nuri Yılmazdı aslında...Bende kadın sesinin nağmeli olduğu zaman haram olduğunu öğrenmiştim...Ancak ESRA CEYHANIN programına konuk olan Mehmet Beyi izlerken biran şaşırdım..Çünkü normalde ilahi söyleyen bir bayan vardı konuk olarak...Esra hanımda Mehmet beye şöyle bir soru yöneltti.(seyircilerden birinin sorması üzerine)
"kadın şarkı söyleyebilir mi?"
cevap ilginçti...duyduklarıma inanamadım...Telefonla programa bağlanmayı bile düşündüm..Mehmet beyin cevabı:
"evet sakınca yoktur" oldu..

Yukarda kendisi hakkında kısa bir bilgi aktardım...Böyle eğitim almış biri neden böyle birşeyi bir Tv kanalında halka empoze etti...?anlayamadım...
__________________
Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır
Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır
Takdir sahibi halimizi biliyor
Bizim tedbirimizin üstünde
Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
eski 28.09.2007, 11:25 iklimya isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #42
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.229


1 Albümü var
 
Teşekkür etti: 10.873
Teşekkür aldı: 4.485 konuda 21.327 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
iklimya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"kadın şarkı söyleyebilir mi?"

Mehmet beyin cevabı:

"evet sakınca yoktur" oldu..


Böyle eğitim almış biri neden böyle birşeyi bir Tv kanalında halka empoze etti...?anlayamadım...
aslında iki darbe yapmasalardı, bu halkta din min birşey kalmayacaktı belki. Allah'ın takdiri işte... kendi sırtlarını kamçılıyorlar.

alaka kuramadım derseniz. 24'ten başlayarak 50'lere kadar ki dini unutturma gayretlerinin ardından 60'ta yapılan darbe sonrası islam nüvelerine yöneliş ve 80 darbesi ile inandığını bilenlerin çoğalması ve 28 şubat ile siyasette ben de varım diyebilecek cesaret ve yeterlilik...

mevzuya dönersek

bu ve benzeri adamlar çoktur; ama çok bellidir. halkın şuururunu bozamazlar, zira halk şuur bozucu kelimeleri merakla dinler; ama sallar geçer...

asıl tehlike, yavaş yavaş yapılandı; ama onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar...
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 28.09.2007, 12:29 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #43
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.226


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 24.620
Teşekkür aldı: 10.638 konuda 35.972 kere
devr-i alem´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
S.A Bildiğiniz gibi teravih den sonra salat-ı vitri cemaatle eda ediyoruz...bazı hanımlar hemen akabinde namaza duruyolar..nafile veya kaza niyetine..olur mu?
Olur, Efendimiz aleyhisselam kılmış..Ama evlerinde kılsalar daha iyi olur.

"Allah Rasûlü vitirden sonra oturarak iki rekat namaz kılardı" Bazı rivayetler bunu "bağdaş kurarak" diye de verir (Müslim)
__________________
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 29.09.2007, 02:02 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #44
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.226


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 24.620
Teşekkür aldı: 10.638 konuda 35.972 kere
iklimya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir sorum daha var...İslamiyete uygun evlilik nasıl yapılır?...kaç kere görüşülür?...hangi koşullarda konuşulur?...ne kadar konuşulur? vs vs....
Bu nette her yerde var İklimya, eminim sen de okumuş-biliyorsundur, özellikle sormak istediğin bir konu var mı?

Bak mesela aşağıda ilk basamaklardan bahsedilmiş, yanlarında 3. bir şahıs -küçük çocuk değil- olduğu sürece istedikleri kadar konuşabilirler;


Evlenecek eşlerin birbirini görmesi:

Bu görme iki türlü olabilir.


a) Erkek adına, bir yakınının kızı görmesi.

Burada, aracı kadın, dönüşte dünür gönderilmesi düşünülen kızın niteliklerini damat adayına anlatır. Bu caizdir.

Delil, Enes b. Malik (ö. 91/717)'in naklettiği şu hadistir:

"Hz. Peygamber Ümmü Süleym (r. anha)'yı, bir kadına görücü olarak göndermiş ve onun bacaklarına bakmasını ayrıca ağız kokusunun olup olmadığını anlamaya çalışmasını bildirmiştir."

(Ahmed b. Hanbel, III, 231; eş-Şevkanî, Neylü'l-Evtar, VI, 110. Bu hadis için bazı eleştiriler yapılmıştır. İbn Hanbel hadise «münker» derken, yaygın olan «mürsel» oluşudur.)

Kadın da, kendisine talip olacak erkeğe bakması için birisini gönderebileceği gibi, bizzat erkeği kendisinin görme hakkı da vardır.

b) Erkeğin bir aracı koymaksızın, evlenmek istediği kızı bizzat görmesi.

Onun, yüz ve beden güzelliğini anlaması için yüz, eller ve boya bakması yeterlidir. Yüz güzelliğe, eller de bedenin zarafetine delalet eder.

Cabir b. Abdillah (r.a)'ın naklettiği bir hadiste şöyle buyurular:

"Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman, onun evlenmesini teşvik edecek niteliklerine bakabilirse baksın."

Cabir şöyle diyor:

"Bir cariye ile evlenmek istiyordum. Gizlice onu gözetledim ve evlenmemi teşvik eden bazı özelliklerini gördüm. Sonra da onunla evlendim."

(Ebu Davud, Nikah, 18; Tirmizî, Nikah, 5; A.b. Hanbel, III, 334, 360, II 286, 299, V, 324. Hadisin ravileri sika (güvenilir) olup, Hakim, hadisin sahih olduğunu ortaya koymuştur.)

Mugîre b. Şu'be (r.a) bir kadınla evlenmek istiyordu. Hz. Peygamber ona;

"Git ve onu gör. Çünkü görmek, birbirine ısınmanız için daha iyidir"

(Müslim, Nikah, 74,75; Tirmizî, Nikah, 5; İbn Mace, Nikah, 9; Darimî, Nikah, 5; A.b. Hanbel, IV,245,246.) buyurdu.

Ebu Humeyd (r.a.)'in naklettiği bir hadiste, evlenme niyetiyle kadına bakılabileceği ve kadının durumu bilmemesinin de sonucu değiştirmeyeceği belirtilmiştir.

(bk. Ebu Davud, Nikah, 18; eş-Şevkanî, a.g.e., VI, 110.)

Diğer yandan Hz. Ömer, devlet başkanlığı sırasında Hz. Ali'den kızı Ümmü Gülsüm'ü istemişti. Hz. Ali kızının küçük olduğunu hatırlatarak;

"Onu sana göndereyim, eğer razı olursan eşin olsun" dedi.

Hz. Ali kızını Ömer (r.a)'e gönderdi. Hz. Ömer kızı (Ümmü Gülsüm'ü) gördü ve onunla konuştu.

(bk. Ebu Davud, Nikah, 18; eş-Şevkani, a.g.e., VI, 110)

Bu durum ashab-ı kiram'ın evlilik konusunda birbirine ne kadar samimi davrandıklarını göstermektedir. Diğer yandan Ümmü Gülsüm'ün, babası Hz. Ali'nin sözüyle Hz. Ömer'in nikahlısı sayıldığı, bu yüzden de Hz. Ömer'in ona bu şekilde bakmasının caiz olduğu söylenmiştir.

c) Bakmanın ölçüsü ve sınırı:

Çoğunluk müctehitlere göre, erkek evlenmek istediği kadının yalnız yüz ve ellerine bakabilir. Çünkü yüz ve ellerin görülmesi kadının güzelliğini ve bedeninin arzu edilene uygun olup olmadığını anlamak için yeterlidir. Ebu Hanîfe ayakları da görülebilecek yerler kapsamında saymıştır.

Hanbelîlere göre, evlenilmek istenen kadının günlük işleri yaparken açık kalabilen yerlerine bakmak caizdir.

Bunlar altı tane uzuv olup şunlardır:

Yüz, boyun, baş, el, ayak ve bacaktan (topuk diz kapağı arası) ibarettir.

Çünkü bir kadının fizik yönünün bilinmesi için belirtilen bu yerlerin görülmesine ihtiyaç vardır.

Delil; yukarıda zikrettiğimiz Cabir ve Mugîre'nin naklettiği hadislerdeki "ona bak veya ona baksın" ifadelerinin genel anlamı ile Hz. Ömer'in ve Cabir'in bu konudaki uygulamalarıdır.

Diğer yandan el-Evzaî "bedenin etli kısımlarına bakar" derken Davud ez-Zahirî (ö. 270/883) "ona bak." hadisinin açık anlamını dikkate alarak

"vücudunun tamamına bakmak caizdir" demiştir.

(ez-Zuhaylî, el-Fıkhu'l-İslamîye Edilletüh, Dimaşk 1305/1985, VII, 23)

Şafiîlere göre, bakmanın, kızın ve ailesinin haberi olmaksızın yapılması gerekir.

Aksi durumda, kız tercih edilmezse ailesi incinmiş olur. Delil; kızın izni olsun veya olmasın, bakmanın caiz olduğunu bildiren hadislerin açık anlamıdır.

Malikîlere göre ise, erkeğin bakışından kızın ve ailesinin haberli olması gerekir. Çünkü kızın, kendisine bakıldığından haberli olmaması mekruhtur. (ez-Zühayli, a.g.e., VII, 24)

Sonuç olarak, bir erkek evlenmek istediği kıza, istemeden önce İslami ölçüler içinde bakabilir.

Aynı şekilde kız da erkeğe bakabilir.

Yanlarında üçüncü bir kişi bulunmak veya herkese açık bir yerde olmak şartıyla evlilik tasarlayan müstakbel eşlerin karşılıklı konuşmaları da mümkün ve caizdir.

Ancak kimsenin olmadığı yerlerde başbaşa kalmayı haya ve iffet bakımından riskli gören İslam bu konuda bazı önlemler almıştır.

2) Nişanlılık süresinde:
Yukarıda da belirttiğimiz gibi nişan bir akit değil, bir evlilik sözü vermekten (va'd) ibarettir. Bu yüzden evlilikle ilgili yükümlülük ve sorumluluklar nişanla ortaya çıkmaz. Nişanlı erkekle kadın birbirine yabancı sayılır ve yanlarında mahrem birisi bulunmadıkça nişanlı kızla kimsenin olmadığı bir yerde başbaşa kalmak caiz olmaz.

Delil hadistir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse kendisine helal olmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. Aksi durumda üçüncüleri şeytan olur. Ancak yanlarında bir mahremlerinin bulunması durumu müstesnadır."

(Buhari, Nikah, 111,112; Müslim, Hacc, 424; Tırmizî, Rada; 16, Fiten, 7;A. b. Hanbel, l, 222.)

Evlilikten önce birlikte gezip dolaşmak ve yanında anne, baba, kardeş, amca veya hala gibi bir mahrem olmaksızın erkekle başbaşa kalmak caiz değildir.

Diğer yandan bu gibi birlikteliklerden bir yarar da sağlanmaz. Çünkü nişanlılar bu dönemde gerçek yüzlerini ortaya koymazlar. Kendilerini olduklarından başka türlü göstermeye çalışabilirler. Erkek duygularına yenilerek aceleci olabilir ve bundan da en büyük zararı kadın görür. Nişanın bozulması ya da bir gebelik durumunun ortaya çıkması özellikle kadını sarsan bir sonuç olur. Bu durumda kadının şerefi ve saygınlığı lekelenmiş bulunur
__________________
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 29.09.2007, 02:24 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #45
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.226


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 24.620
Teşekkür aldı: 10.638 konuda 35.972 kere
iklimya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
selamün aleyküm


Kadının sesi konusunda ayrıntılı bilgi almak istiyorum...Yardımcı olursanız sevinirim.

SELAM VE DUA İLE...
İslâmiyet kişiyi fitne ve fesada sürükleyen görüntü, davranış ve hallere karşı koruyucu tedbirler alır. Çünkü İslâmda insanın safiyet ve vakarının muhfazası ve bozulmaması esastır. Bu tedbir ve koruma hem erkek için, hem de kadın için eşit seviyede düşünülür.

Diğer yandan insana verilmiş olan özellik, kabiliyet ve farklılıklar bir başkasının vebal altına girmesine sebep olmamalı, yanlış duygulara kapılmasına meydan vermemeli, nefsini azdırmamalıdır.

Yaratıcı tarafından kadına ihsan edilen sesi de bu çerçeve içinde düşünmek gerekir. Esas itibariyle başta insan olmak üzere hiçbir varlığın sesi mutlak olarak haram ve günah sınıfına sokulmaz. Çünkü yaratılışında bir haramlık mevcut değildir. Bunun içindir ki, hiçbir âyet ve hadis kadının sesini haram kılıcı bir hüküm bildirmez.

Başta Hanefi ve Şâfiî imamları olmak üzere mezhep sahibi müçtehid imamlarımızın kanaatleri de bu merkezdedir. Hattâ bütün fıkıh kitaplarında şu hükmü görüyoruz: Cumhura göre kadının sesi avret değildir. Yani bütün müçtehidlere göre kadının sesi haram değildir.

Şâfiî mezhebi âlimleri ve diğer müçtehidler şöyle derler: “Kadının sesi avret değildir. Çünkü kadın alış veriş yapar, mahkemede şahitlikte bulunur. Bunun için sesini yükselterek konuşmak zorunda kalır.1

Kadının sesinin avret olmadığının gerekçesi İslâmın ilk uygulamalı devri olan Saadet Asrıdır. Yani Peygamber Efendimizin (a.s.m.) ve sahabilerin uygulayış biçimidir. Bu uygulanış biçimi üç şekilde görülüyor:

Birincisi: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sahabi hanımlarla konuşması, onların sorularına cevap vermesi, şikâyetlerini dinlemesi, ihtiyaç ve taleplerini karşılamasıdır.

Bir örnek olması bakımından şu hadis-i şerifi nakledelim:

Amr bin Şuayb rivayet ediyor:

Bir kadın yanında kızı ile birlikte Resulullaha (a.s.m.) geldi. Kızın kolunda iki altın bilezik vardı. Resulullah (a.s.m.) kadına sordu: “Bu bileziklerin zekâtını veriyor musun?”

Kadın, “Hayır, vermiyorum” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) tekrar sordu:

“Peki, kıyamette bu iki bilezik yerine Allah’ın sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?”

Kadın iki bileziği hemen çıkarıp Resulullaha (a.s.m.) uzattı ve “Bunlar artık Allah ve Resulüne aittir” dedi.2

İkincisi: Sahabiler gerek Peygamberimizin hanımlarına, gerekse diğer hanım sahabilere hadis ve benzeri durumlarda soru sorarlar, konuşurlar ve bazı konularda bilgi alırlardı.

Üçüncüsü: Yine Sahabe döneminde kadınlar, halifelere şikâyetlerini dile getirirler veya dinî meselelerde diğer sahabilere bilmediklerini sorup öğrenirlerdi.

Bu mesele için de bir örnek verelim:

Kadının biri Hazret-i Ömer’e gelerek, “Yâ Emîrelmü’minîn! Kocam geceleri ibadet eder, gündüzleri de oruç tutar” şeklinde şikâyette bulundu.

Hazret-i Ömer, “Ne demek istiyorsun? Kocanı geceleri ibadet etmekten ve gündüzleri oruç tutmaktan alıkoymamı mı istiyorsun?”

Bunun üzerine kadın başka bir şey söylemeden çıkıp gitti ve biraz sonra bir daha gelip aynı şikâyetini dile getirdi. Hazret-i Ömer, kadına yine aynı cevabı verdi.

Bu durumu gören Kâ’b bin Sûr söze karıştı ve “Yâ Emîrelmü’minîn, kadının hakkı var. Cenab-ı Hak erkeğe dört kadınla evlenebileceğine müsaade ettiğine göre, dördüncü gün kadının hakkıdır” dedi.

Bunun üzerine Hazret-i Ömer kadının kocasını çağırtıp dört günde bir oruç tutmamasını ve her dört gecede bir kadının yanında yatmasını emretti.3

Ancak diğer bütün mübah meselelerin mahiyet değiştirip mahzurlu bir hal almasında olduğu gibi, kadının sesi meselesinde de aynı durum söz konusudur. Kadının sesi mübah, masum ve meşru olmasına karşılık hangi sebeplerden dolayı “avret” olur, nasıl olursa yasak sınıfına girer, yabancı erkeklerin dinlemesi haram olur?

Kadının sesi yaratılışı icabı dikkat çekicidir. Özellikle ses normalin dışında bir tonda çıkarsa birtakım mahzurları beraberinde getirmektedir ve dinî tabiriyle “fitneye” sebep olmaktadır. Demek ki, haram olan sesin kendisi değil de, kontrol dışı bir mahiyet taşımasıdır.

Ahzab Sûresinin 32. âyet-i kerimesi bu husustaki ölçüyü Peygamber hanımlarının şahsında şöyle veriyor:

“Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer halinize layık bir takva ile korunacaksanız, yabancılarla câzibeli bir şekilde konuşmayın ki, kalbinde fesat bulunan kimse bir ümide kapılmasın. Konuşurken ciddiyet ve ağırbaşlılıkla söz söyleyin.”

Müfessir Vehbi Efendi bu âyeti tefsir ederken, “Söylediğiniz söz fitneye sebep olmasın. Yani cazibeli ve ecânibi şüpheye düşürecek bir halde edalı ve naz ü istiğna ile söylemeyin” şeklinde izah getirmektedir. Elmalılı’nın ifadesiyle “Yayılarak, kırıtarak, sınık, yılışık” olduğunda “kalbi çürük kötülüğe meyilli kimseler” bir ümide kapılırlar. Bundan dolayı da günaha girilmiş olur.

Vehbe Zühaylî bunu normal konuşmalardan ziyade dinî muhtevada da olsa aynı gerekçe ile mahzurlu görür: “Kadının, Kur’ân şeklinde de olsa, coşkulu ve nağmeli olarak okumakta iken seslerini işitmek haramdır. Çünkü bunda fitneye sebep olma korkusu vardır.”4

İbni Âbidîn ise meseleye şu şekilde bir açıklık getirir:

“Tercih edilen görüşe göre kadının sesi avret değildir. Yalnız zekâsı kıt olanlar zannetmesinler ki, ‘biz kadının sesi avrettir demekle konuşmasını kasdetmiyoruz. İhtiyaç halinde ve benzeri durumlarda kadının yabancı erkeklerle konuşmasına cevaz veriyoruz. Yalnız kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve nağmeli bir şekilde okumalarını caiz görmüyoruz. Çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini tahrik etmek vardır. Kadının ezan okuması da bundan dolayı caiz olmamıştır.”5

Bizim de katıldığımız hükmü Faruk Beşer Hoca veciz bir şekilde şöyle dile getirir:

“Kadın her şeyiyle olduğu gibi sesiyle de çekici, büyüleyici ve tahrik edicidir ve aslında bu onun çirkin olduğunu değil, güzel olduğunu gösterir. Birer nimet demek olan çekici yönlerini, bu arada sesini fitneye sebep olmak ve tahrik etmek için kullanırsa, yani konuşmasını kırıla döküle ve kadınsı biçimde yaparsa, ya da nağmeli sözlerle normal konuşurken zaten tahrik edici olan sesini daha da etkileyici hale getirirse, sesi avret olduğundan değil de, fitneye sebep olacağından haram olur. Vakarlı ve karşısındakine ümit kestirici edayla konuşursa haram olmaz.6

Son olarak zamanımızın müfessirlerinden Muhammed Ali es-Sabûnî’nin yorumuna yer verelim:

“Açıkça görüldüğü gibi, eğer fitneden emin ise kadının sesi haram olmaz. Ancak, erkeklerin, kadınları fitne ve fesada götüren hallerden uzak tutmaları gerekir.”7

Sorudaki unsurlara gelince, şiir ve ilahide ses incelip kalınlaştığı, nağmeli olduğu ve câzip bir mahiyete büründüğü için yabancı erkeklerin duyacağı şekilde söylemek beraberinde mahzurları taşımaktadır.

Hanımların sesli olarak zikretmeleri de şayet yabancı erkekler duyacaksa, yine aynı kategoriye girmekte ve birtakım yanlış duyguların uyanmasına sebebiyet vereceğinden ezanda olduğu gibi müsaade edilmemektedir. Ancak kendi aralarında sesli olarak Kur’ân okumalarında ilâhi söylemelerinde ve zikretmelerinde haliyle mahzur olmaz.

1 Tefsîrü Âyâti’l-Ahkâm, 2: 167.
2 Tirmizî, Zekât: 12.
3 Hayâtü’s-Sahâbe, 3: 349.
4 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 1: 467.
5 Reddü’l-Muhtar, 1: 272.
6 Hanımlara özel ilmihal, 314.
7 Tefsîrü Âyâti’l-Ahkâm, 2: 167.

Mehmed Paksu
Aileye Özel Fetvalar
__________________
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 29.09.2007, 02:27 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #46
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
 
devr-i alem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.09.2007
Mesajlar: 798


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 990
Teşekkür etti: 2.796
Teşekkür aldı: 706 konuda 2.608 kere
monaroza´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Olur, Efendimiz aleyhisselam kılmış..Ama evlerinde kılsalar daha iyi olur.

"Allah Rasûlü vitirden sonra oturarak iki rekat namaz kılardı" Bazı rivayetler bunu "bağdaş kurarak" diye de verir (Müslim)
Allah cc razı olsun..gerçekten çok merak ediyordum...öğrenmiş oldum...
eski 29.09.2007, 09:50 devr-i alem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #47
devr-i alem isimli üye'ye teşekkür edenler
sadece üye.
 
anestu-nara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.08.2007
Mesajlar: 275


 
Yarışma Puanı: 1260
Teşekkür etti: 541
Teşekkür aldı: 224 konuda 824 kere
Blog-Yazıları: 3
bir soru:

...
__________________
"Çıkmaz oldu artık seda
Garip kaldı miskin geda...
İşte geldi vakt-i veda,
Elveda dostlar elveda…"

Konu anestu-nara tarafından (11.05.2008 Saat 16:14 ) değiştirilmiştir..
eski 02.10.2007, 10:36 anestu-nara isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #48
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.226


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 24.620
Teşekkür aldı: 10.638 konuda 35.972 kere
anestu-nara´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ramazanı şerif ayında bir hanım adetinin biteceğine hükmederek oruçlu gibi dursa ve öğlen ya da ikindi vakti temizlense...o gün oruçlu olmuş olur mu?(cevabını bulamadığım için burada soruyorum )...
O gün oruçlu olmaz.Tam temizlenip, gusülden sonra ancak oruca başlar.
__________________
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 02.10.2007, 14:09 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #49
ADMİN
(Konuyu Başlatan)
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.226


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490
Teşekkür etti: 24.620
Teşekkür aldı: 10.638 konuda 35.972 kere
Oruçla ilgili akla gelebilecek bazı sorulara verilen cevaplar;

http://66.102.9.104/search?q=cache:d...r&ct=clnk&cd=5
__________________
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 02.10.2007, 14:28 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #50
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:09 .